KÜNYE
T.C. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
- Esas no
- 2019/389 Esas
- Karar no
- 2023/112
- Dava
- Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/11/2019
Karar Metni
2.075 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ulusal ve uluslararası alanda gemilere yedek parça tedariki ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davacının iştigal alanı çerçevesinde ... LTD.’nin donatanı olduğu ve ...
A.Ş.’nin işletmesinde ve filosunda bulunan ... numaralı ... isimli gemiye çeşitli ürün tedarikleri yapıldığını, fatura içeriklerini oluşturan tüm malzemelerin gemi kaptanı imzası ile teslim alındığını, faturaların her birinin davalı tarafından SGK’lı olarak istihdam edilen ... ve ... isimli personeller tarafından imzalanmak sureti ile tebellüğ edildiğini,
davalının borcunu ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydı ile davacı tarafından ... gemilerine verilen tedarik hizmetine ilişkin bakiye 12.161,27 USD karşılığı 69.781,36 TL’nin hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD olarak uyguladığı en yüksek ticari faiz oranı dikkate alınarak BK 99. madde gereği fiili ödeme günündeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin ... LTD. adına usulüne uygun başvuru bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağında davacı tarafından arabuluculuk sürecine başvurulur iken taraf olarak sadece ...
A.Ş. gösterildiği gibi arabuluculuk sürecinin davacı ile davalı arasında yürütülerek sonuçlandırıldığını, zorunlu arabuluculuk dava şartı olduğundan dava ikame edilmeden önce dava ile husumet tevcih edilecek bütün davalılara istinaden arabuluculuk sürecinin başlatılması gerektiğini, ikame edilen davada davalıya husumet yöneltilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, bu bağlamda husumet yokluğundan işbu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından öne sürülen iddianın tek başına borcun davalı adına doğduğunu ispat etmediğini,
davacı tarafından dava konusu irsaliyeli faturaların her birinin davalı çalışanları ... ve ... tarafından imzalandığı ve işbu nedenle malların teslim edildiği borcun doğduğu anlamına geldiğinin ileri sürüldüğünü, ... ve... tarafından dava konusu faturalara ilişkin davalı nam ve hesabına hareket edildiğine dair herhangi bir ibare ya da delil bulunmadığını, teslim edilen ürünlerin liste halinde bulunduğu teslim tutanaklarında ... isimli geminin mührü ve gemi ilgilisinin imzası yer aldığını, davacı tarafından iddia edilen ilişkinin davalı ile değil ... isimli geminin donatanı arasında kurulduğunu,
davacı tarafından iddia edilen ilişkinin kanıtlanamadığını belirterek usule uygun olarak arabuluculuğa başvurulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, davanın husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle usulden reddini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı tarafça ifa edildiği belirtilen yedek parça tedarik ilişkisinden doğan alacağın tahsili talepli alacak davası olup uyuşmazlığın konusunun; davacının faturalara konu alacağının bulunup bulunmadığı, davalının pasif husumet ehliyetine haiz olup olmadığı, alacak var ise miktarının tespiti ile arabuluculuk dava şartının usule uygun yerine getirilip getirilmediği hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Serbest Mali Müşavir ..., Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı ... tarafından tanzim edilen 14/07/2022 havale tarihli raporda özetle; uyuşmazlığa konu olan faturaların düzenlendiği tarihte geminin sicile kayıtlı malikinin ... LTD. olduğu, bu şirketin geminin sicile kayıtlı maliki olduğu, teslim tutanaklarında gemi kaşesi ve üzerinde imza bulunduğu bu hususun dava konusu hizmetlerin davacı tarafından davalının maliki olduğu ... isimli gemiye verildiğini ortaya konulduğu, ... LTD. şirketinin pasif husumetinin bulunduğu, ... A.Ş. bakımından ise istisnai olarak gündeme gelebilecek olan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin en önemli koşullarından biri olan iktisadi özdeşlik unsurunun ortaya konulmadığı belirtilmiştir.
Dava tarihi itibarı ile arabuluculuğa başvuru eldeki dava bakımından dava şartı olup, davalı vekili tarafından arabuluculuk sürecinin davalılardan yalnızca ... bakımından yürütüldüğü, diğer davalı ... LTD. Adına arabuluculuk başvurusu bulunmadığına yönelik itiraz bulunmakla, öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir. Davacı vekilince arabuluculuğa başvurunun ... Donatanı ... LTD'ye izafeten ve kendi adına asaleten ...
A.Ş hakkında yapıldığı beyanı ve davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen arabuluculuk başvuru forma mahkemece incelendiğinde, davacı vekilinin zorunlu arabuluculuk sürecini ... Donatanı ... LTD'ye izafeten ve kendi adına asaleten ... A.Ş hakkında başlattığı, ancak anlaşamama tutanağına sehven yalnızca karşı taraf olarak ... unvanının yazıldığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecinin davacı tarafından usule uygun olarak yürütüldüğü anlaşılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamında alacağa konu hizmetlerin ... isimli gemiye verildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki esas uyuşmazlık, davalılardan ... ile ... firmaları arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, davalılardan ... firmasının davaya konu alacak talepleri bakımından pasif husumet ehliyetini haiz olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Davacı vekili talebi doğrultusunda davalı ... LTD. firmasının yönetim ve ortaklık yapısı ile ilgili kayıtların celbi hususunda davalının mukim olduğu ... adli makamlarından istinabe talep edilmiş ancak, olumlu bir yanıt alınamamıştır. Davacı vekilinin, davalı ... firmasının pasif husumet ehliyetini haiz olduğuna dair dayanakları, davaıl ... internet sitesinde davaya konu ... isimli geminin şirket filosunda görünüyor olması, gemiyi ilişkin cari hesap hareketmerinin davalı ... e-posta adresinden gönderilmesi ve alacağa konu irsaliye faturalarının davalı ... çalışanı olan ... ile ... tarafından imza ile teslim alınması nedeni ile teknik ve ticari yönetimi elinde bulundurduğunu beyan ettiği davalı ... firmasının üçüncü kişilere karşı donatan sıfatı ile sorumlu sayılması gerektiği beyanlarıdır.
Davaya konu geminin equasis kayıtları incelendiğinde; dava dışı ...LTD.’nin 08/03/2019 tarihinden itibaren geminin sicile kayıtlı maliki olduğu, alacağa konu faturaların düzenlendiği 2018 tarihinde geminin sicile kayıtlı malikinin ise davalı "... ... LTD." yöneticisinin ise dava dışı "..." şirketi olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan ve dava konusu olan faturaların tamamının davalı ... LTD. adına düzenlendiği ve faturalarda ... firmasının Hırvatistan adresinin yalnızca temsilci ve gemi yöneticisi olarak gösterildiği ,teslim tutanaklarında ise gemi kaşesi ve üzerinde gemi kaptanı imzası bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflara ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacının davalı ... Ltd. şirketinden 26/11/2019 tarihi itibarıyla 12.161,27 USD karşılığı 69.781,36 TL. alacaklı olduğu; davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 2 adet 2.442.040 USD karşılığı tahsil edilen 2.400.040 USD ve dava dışı ...
Marine hesabına virman edilen 42.000 USD’nin mahsubu ile davalının davacıdan herhangi bir borç alacak bakiyesinin bulunmadığı; davalı tarafından ibraz edilen dava dışı ... Limited şirketinin muavin kayıtlarının tetkikinde ise. 2018 ve 2019 yılında davalı şirket adına tanzim edilen 2 adet toplam 81.890,34 Euro bedelindeki faturalar karşılığı tahsil edilen tutarların mahsubuyla davalı ... firmasının diğer davalı şirketten borç alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit olunmuştur.
Buna göre, uyuşmazlık tarihinde “... LTD.'nin sicile kayıtlı malik olduğu, gemi yöneticisinin ise ...şirketi olduğu ve Davacı’nın gemiye verilen hizmetler karşılığında faturayı geminin sicile kayıtlı malikine izafeten gemi yöneticisi adına düzenlendiği, teslim tutanaklarında gemi kaşesi ve üzerinde imza bulunduğu bu hususun dava konusu hizmetlerin Davacı tarafından Davalı’nın maliki olduğu “...” isimli gemiye verildiğini ortaya koyduğu, bu hali ile da davalılardan ... Ltd.
Şirketinin pasif husumet ehliyeti ile birlikte dava konusu bedel bakımından sorumlu bulunduğu kabul edilerek davanın bu davalı bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalılardan ... A.Ş.'nin pasif husumet ehliyeti bakımından, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda belirtildiği hali ile organik bağın varlığı ve tüzel kişilik perdesinin aralanması hususunun incelenmesi gerekmiştir. Zira davacı vekilinin beyanlarının aksine, dava konusu faturalar davalı ... adına düzenlenmediği gibi, davaya konu geminin kayıtlarında da davalı ... firmasının donatan yahut yönetici olduğuna dair kayıtlar bulunmamaktadır.
Ancak taraf vekillerince dosyaya sunulan e posta yazışmaları incelendiğinde, davaya konu alacağa ilişkin hizmetlerin dava konusu gemiye verilme aşamasında davalı ... firması üzerinden iletişim ve organizasyonun sağlandığı anlaşılmakla bu hali ile davalı ... firmasının üçüncü kişilere karşı donatan sıfatı ile sorumluluğu bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilirkişi raporunda açıklandığı hali ile; tüzel kişilik perdesinin aralanması hukuk düzeninin istisnalarındandır. Bunun için bir kısım hususların ortaya konulması gerekmektedir. Bunlardan en önemlisi iktisadi özdeşliktir. “...” isimli gemi deniz ticaretinde kullanılmakta ve karşılığında taşıma ücreti yani navlun tahsil edilmektedir.
... AŞ’nin anılan gemilerle yapılan taşımalarda kendi adına ve hesabına navlun tahsil etmesi, navlun tahsil ettiyse bunu acente sıfatıyla değil de kendi hesabına tahsil etmesi gibi hususlar “...” şirketi ile “...” A.Ş. arasında iktisadi özdeşliğin bulunduğunu ortaya koyabilecek unsurlardan birisidir. Aynı şekilde Şirketleri idare eden kişilerin aynı olması da önem taşıyan bir başka ölçüttür.
Ancak bu konuda yazılan istinabeye olumlu bir yanıt alınmadığı gibi davacı tarafından da buna ilişkin deliller dosyaya sunulmamıştır. Davacı tarafından düzenlenen alacağa konu faturaların hiçbir yerinde davalı ... A.Ş.’nin ticaret unvanına yer verilmemiştir. Faturaların üzerinde ... A.Ş. yetkililerinin imzasını bulunması, yapılan whatssapp yazışmalarında ödemenin ... Şirketlerinden biri tarafından yapılacağının belirtilmiş olması da tek başına ...
A.Ş.’nin TTK 1061/2 maddesi anlamında donatan sayılan kişi olduğu yönünde mahkemede kanaat uyandırmamıştır. Zira bizzat davacının düzenlediği faturalarda davalı ... unvanına yer vermemiş olması, esasen basiretli tacir olan davacının equasis kayıtları ve dava konusu geminin donatanı ile işleteni hakkında bilgi sahibi olduğunu otaya koymaktadır. Bu hali ile davalı ... firmasının 3. Kişi sayılabilecek davacı nezdinde donatan sayılması mahkemece kabul edilmemiştir.
Davacı tarafından ... A.Ş.’nin belirtilen web sitesi incelendiğinde bu
şirketin faaliyet alanlarından birinin de gemi acenteliği olduğu bilirkişilerce açıklanmıştır. TTK 102 maddesi gereği, Acenteler de gemi maliki adına hareket edebilir, yurtdışında yerleşik yabancı Şirket’in faturalarını tebliğ alabilir hatta TTK 105 maddesi gereği kendisine asil yabancı şirkete izafeten husumet de yöneltilebilir.
Dosya kapsamında yapılan mali incelemeler neticesinde, davalının davaya konu ... isimli gemi ile ilgili adına navlun tahsil ettiği, gemiyi işlemesinden kaynaklı adına alacak kaydı yaptığına dair tespit yapılmadığı gibi davalı ... ile diğer davalı ... firması arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasına gerektirir bir iktisadi özdeşlik bulunmadığı hususu da bilirkişilerce ortaya konulmuştur.
Bu nedenledir ki, yurt dışı istinabe yolu ile davalı ... firmasının ortaklık ve yönetim yapısına ilişkin kayıtların celbi hususunda mahkemece dava fazla araştırma yoluna gidilmemiştir. Zira yönetici yahut ortakları aynı olsa da, iki şirket arasında iktisadi bir bütünlük bulunmadığı halde, tüzel kişilik perdesinin aralanmasından veya şirketler arasındaki organik bağdan bahsetmek hukuken mümkün olmayacaktır.
Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(22)9-3109 Esas ve 2021/1075 Karar numaralı ilamında da; " Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir.
Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır.
Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir." şeklinde ifade edilmiştir.
Dosya kapsamında, davacı tarafından davalı ... firmasının dava konusu geminin maliki yahut işleteni olmadığı hususu, equasis kayıtları ile bizzat davacı tarafından düzenlenen alacağa konu faturalardan anlaşılmaktadır. Bunun dışında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirir somut veriler de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile ortaya konulamadığı gibi davacı vekili tarafından da buna dair mahkemede kanaat uyandırır somut deliller dosyaya sunulmamıştır.
Davalı ... firmasının faaliyet alanlarından birinin de gemi acenteliği olduğu yukarıda belirtilmiş olup, dosya kapsamında davalı ... tarafından yürütülen tüm faaliyetlerin acente sıfatı ile yürütüldüğü mahkemece kabul edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından 05/08/2022 tarihli bilirkişi raporuna yönelik beyan ve itiraz dilekçesinde, davalı ... firmasına ait ticari kayıtların davalı ... firması tarafından sunulduğundan bahisle her iki davalı arasında iktisadi bütünlük bulunduğunun ortaya konulduğu beyan edilmişse de, bu durum davalı ... firmasına ait ticari kayıtların sunulmasından ziyade, davalı ... Şirketi ticari kayıtlarında, diğer davalı ... şirketi arasındaki ticari ilişkiye dair muavin kayıtlarının sunulması olarak değerlendirilmelidir. Zira aynı şekilde davacıya ait ticari defter kayıtlarında da davalı ... firması ile olan ilişkiyi gösterir muavin kayıtları bulunmaktadır ve bilirkişilerce incelenmiştir. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöndeki itirazı mahkemece kabul görmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ve bilirkişi raporundaki tespitler de mahkemece esas alınarak , davalı ... firmasının dava konusu hizmetlerin verilmesine diğer davalı ... şirketinin acentesi olarak dahil olduğunun kabulü ile TTK 105 maddesi gereği bu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığına kanaat getirilmiş ve neticede aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/389, K. 2023/112, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama