İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/118 K.2022/371

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2021/118Karar2022/371Tarih15 Haziran 2022Okuma11 dk · 2.197 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 17. Asliye Ticaretmahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)

Mercii
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar tarihi
15 Haziran 2022
Esas no
2021/118 Esas
Karar no
2022/371
Dava
Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
Dava tarihi
26/03/2021
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.197 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... ... ile davalı arasında 23/01/2020 tarihli ... numaralı navlun sözleşmesi çerçevesinde, dizel yakıt cinsi yükün Yunanistan'dan Ukrayna'ya ...

IMO numaralı "..." isimli gemi ile taşınması hususunda anlaştıklarını, sözleşme çerçevesinde 115.050,00 USD tutarındaki navlunun yükün tahliyesi başlamadan önce ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun şekilde ödeme yapıldığını, banka transfer işlemlerinde yaşanan aksaklı nedeni ile para davalı hesabına ulaşmadığını, müvekkilinin tahliyenin başlaması için parayı hesabında görmek isteyen davalıya 103.967,11 Euro tutarında ikinci bir ödeme daha yapmak durumunda kalındığını,

davalının da 04/02/2020 tarihli yazı ile anılan tutarın kendisine ulaştığında ilk ödenen 115.050,00 USD'nin müvekkili şirkete iadesini taahhüt ettiğini, ilk ödenen tutarın davalı hesaplarına ulaşmasına rağmen davalı tarafından iade edilmeyince alacağın taşıma yaptırılarak tahsilini sağlamak için bu kez davalı ile müvekkili arasında 18/02/2020 tarihli ... numaralı ikinci bir navlun sözleşmesi kurulduğunu, ilk sözleşme gereği ödenip iadesi gereken 115.050,00 USD'nin navlun ücreti olarak kabul edilmesi hususunda mutabık kalındığını,

davalı tarafın bu taşımayı da gerçekleştirmemesi üzerine tarafların 26.02.2020 tarihli fesih protokolü imzaladıklarını, buna göre davalı fazladan tahsil ettiği 115.050,00 USD'yi en geç 15/04/2020 günü müvekkiline ödemeyi gecikme halinde de günlük %0,5 oranında gecikme cezası ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının müvekkili tarafından yapılan tüm ihtarlara karşın sadece asıl alacağa ilişkin 08.05.2020 tarihinde 10.000 USD ve 27.05.2020 tarihinde 10.000 USD'lik olmak üzere iki ödeme gerçekleştirdiğini, tahakkuk eden gecikme cezası 163.884,50 USD ve asıl alacağın 95.050,00 USD tutarı müvekkiline ödemediğini,

müvekkili şirketin davalıya e-posta yolu ile çözümü için beş ayrı ihtar gönderilerek uyuşmazlığın dostane bir şekilde çözülmesi için çaba harcandığını, fakat hiçbir yanıt alınamadığını, devamında ....Noterliği'nden keşide edilen 18/06/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameye de davalı tarafça herhangi bir yanıt verilmediğini, bunun üzerine 26/01/2021 tarihinde dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu süreç anlaşmazlık ile sonuçlandığını, huzurdaki dava ikam etmek zorunluluğu hasıl olduğunu,

müvekkilinin 15/04/2020 tarihli vade tarihinden 18/03/2021 tarihine kadar gecikme cezası olan 163.884,50 USD ve müvekkil şirkete geri ödenmesi taahhüt edilen 95.050,00 USD olmak üzere 258.934,50 USD'nin faizi ve yargılama giderleri ile birlikte davalı'dan tahsili talep edildiğini,

beyan etmekle davanın kabulü ile müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflar arasındaki 26/02/2020 tarihli sözleşme uyarınca 95.050,00 USD asıl alacak ve 18.03.2021 tarihine kadar geçen sürede işleyen gecikme cezası için 163.884,50 USD olmak üzere toplam 258.934,50 USD'nin 3095 sayılı kanun'un 4/A maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Yabancı gerçek ve tüzel kişilere Türkiye'de dava açmak veya icra takibi yapmak için teminat yatırma zorunluluğu bulunduğu, HMK ve MÖHUK hükümlerinde düzenlenen teminat yükümlülüğünün bir dava şartı olduğunu ve davacı tarafın Estonya merkezli bir şirket olduğu için işbu nedenden dolayı MÖHUK m.48 kapsamında teminat gösterme zorunluluğunun bulunduğu, davalı müvekkil şirketin ticari kayıtlarında mükerrer bir ödeme kaydının bulunmadığı,

ticari defter ve kayıtlarının incelendiğinde davacının mükerrer ödemeye dayalı alacak talebinin hukuka uygun olmadığının açığa çıkacağını, davacının dava dilekçesinde 95,050,00-USD alacak dışında 26.02.2021 tarihli fesih protokolüne dayanak yaparak 115.050,00-USD anapara alacağına 15/04/2020 tarihinden 18/03/2021 tarihine kadar günlük 0,5 oranında gecikme cezasi altında talep edilen anaparadan fazla tutarda fahiş 163.884,50-USD alacak talebinde bulunmasının esasında temerrüt faizi veya anapara faizinden başka bir şey olmadığı,

para borçları açısından tarafların sözleşmede temerrüt faizi yerine vade farkı veya gecikme faizi kararlaştırmaları söz konusu faiz sınırlamalarının aşılmasına imkan sağladığı, bunun kanuna karşı hile niteliğinde olduğu, TTK m.8/1 de tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceği hükme bağlandığı, buna karşın TBK m.88/2 de anapara faiz oranının taraflarca kararlaştırıldığı hallerde yıllık faiz oranının, aynı maddenin 1. Fıkrasına uyarınca faiz oranının doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecek olan yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşmayacağı belirtildiği,

söz konusu sınırlamanın temerrüt faizine ilişkin olarak da öngörüldüğü, TBK m.120/2 hükmüne göre temerrüt faiz oranının taraflarca kararlaştırıldığı hallerde yıllık temerrüt faiz oranı, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca faiz oranının doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecek olan yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı ve TBK nın faize ilişkin öngördüğü sınırlamaların ticari işlerde de uygulanacak emredici hükümler olduğu ticari iş karinesi gereğince ticari iş sayılan sözleşmelerden doğan borçların tarafı çoğunlukla tüketicilerin olduğu ve yüksek anapara faizi ve temerrüt faizi oranları

karşısında korunmalarının gerektiği, borçlu tacirlerin de bu sınırlamadan yararlandırılması gerektiği, davacı şirketin iddia ettiği anabara alacağı 95.050,00-USD olup bu anapara alacağının neredeyse iki katı tutarında 163.884,50-USD gecikme cezası altında adı altında faiz talep etmesinde hukuka uygunluk olmadığını ve talep edilen faiz miktarının TMK m.2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu beyan ederek davanın reddine, temerrüt faizi talebinin reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

31.01.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle.

26.02.2020 tarihli Protokol çerçevesinde, davalı şirketin 115.050,00-USD'yi en geç 15.04.2020 iade etmeyi yükümlendiğinden bu miktarın davacıya ödenmesi gerektiğinin anlaşıldığını; davalı şirket tarafından iade edilmesi gereken 115.050,00-USD'den bakiye kalan 95.050,00-USD'nin iade edildiğini, benzer bir ifadeyle, davalı şirketin üstelendiği edimi ifa ettiğine dair herhangi bir delil sunulmadığından davacının bakiye kalan 95.050,00- USD'yi talep edebileceğini, 26.02.2020 tarihli Protokol'de bakiye miktar için,

15 Nisan 2020 tarihinden başlayarak gecikilen her takvim günü için muaccel tutarın 40,5'i oranında gecikme cezasının talep edileceğini ve bu şekilde “ifanın hiç veya gereği” gibi yapılmaması halinde gecikme cezasının ödeneceğinin kararlaştırıldığını; bu gecikme cezasının TBK in.

179/2 anlamında, “ifaya eklenen cezai şart” olduğu ve davacının tahakkuk eden gecikme cezasını talep edebileceğini, Davalı şirketin, davacının 163.884,50-USD'lik gecikme cezasının ekonomik mahvına sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu beyan etmesi karşısında, tacir olan davalı şirketin TTK m. 22 gereği, TTK m. 182/3 çerçevesinde cezai şartın indirilmesini talep edemeyeceğinin düzenlendiğini;

bununla birlikte öğreti ve Yargıtay tarafından kararlaştırılan cezai şartın, tacirin mahvına sebebiyet verecek derecede ağır olması halinde, cezai şartını tamamen veya kısmen geçersiz sayılabileceğinin kabul edildiği hususunda görüş ve kanaat bildirilmiştir.

24/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda da: protokoldeki %0.5 oranı üzerinden 95.050,00- USD alacak için istenebilecek cezai şart bedeli 160.159,25 USD olarak saptanmıştır. Dava; taraflar arasındaki navlun sözleşmesi ilişkisi kapsamında mükerrer ödenen navlun bedelinin iadesi ve gecikme cezasının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı taraf iddialarında, 23.01.2020 tarihli navlun sözleşmesi kapsamında para transfer işlerinde yaşanan aksaklık nedeniyle tahliyenin başlaması için davalı tarafa ikinci bir navlun ödemesi yapıldığını, bunun iade edilmemesi üzerine bu bedele karşılık olarak davalı ile başka bir navlun sözleşmesi yapıldığı,

taşımanın gerçekleşmemesi üzerine 26/02/2020 tarihli fesih porokokolü düzenlendiğini belirterek protokole göre, fazladan tahsil edilen 115.050,00 USD bedelden bakiye alacağı ve kararlaştırılan gecikme cezasını talep etmiş, davalı vekili ise mükerrer ödeme yapılmadığını, ticari defterlerde bu yönde bir kayıt bulunmadığını, davacı tarafın gecikme cezası adı altında talep ettiği bedelin temerrüt faizi niteliğinde olduğunu, bu bedelin talep edilmesinin TMK.2 maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı ve müvekkilinin ekonomik olarak mahvına neden olacak düzeyde olduğunu savunmuştur.

Taraflar arasında 23/01/2020 tarihli navlun sözleşmesinin kurulduğu ve taşımanın gerçekleştiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Taraflar arasında akdedilen 26/02/2020 tarihli fesih protokolü dosyaya sunulmuş olup, incelenmesinden; taraflarca ... numaralı 18/02/2020 tarihli tanker yolculuk çarteri sözleşmesinin sona erdirme konusunda anlaşmaya varıldığı, 23/01/2020 tarihli tanker yolculuk çarteri sözleşmesi kapsamında yapılan 115.050,00 Amerikan doları fazla ödemenin Nisan ayının ortasına kadar geri ödeneceği, 15 Nisan 2020 tarihinden itibaren gecikilen her takvim günü için muaccel tutarın %0,5 oranında gecikme cezasının ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu şekilde “ifanın hiç veya gereği” gibi yapılmaması halinde gecikme cezasının ödeneceğinin kararlaştırıldığı,

bu gecikme cezasının TBK'nın 179/2 anlamında, “ifaya eklenen cezai şart” niteliğinde olduğu görülmektedir. Davacı vekili, protokol kapsamında 08/05/2020 ve 27/05/2020 tarihlerinde ayrı ayrı 10.000,00'er USD ödeme yapıldığını ileri sürerek 95.050,00 USD bakiye bedel ile gecikme cezasının tahsilini talep etmektedir.

Davalı tarafın 23/01/2020 tarihli sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirdiğine dair delil sunmadığı, protokolün geçersizliğini ileri sürmediği ve aksini ispatlayamadığı gözetildiğinde, davacının iade edilmeyen navlun ödemesini protokol çerçevesinde davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmıştır.Davalı taraf mükerrer ödeme olmadığını savunmuş ise de dayanılan ticari defter kayıtlarını ibrazdan kaçınmıştır.

Davalı vekili ise kararlaştırılan gecikme cezasının temerrüt faizi niteliğinde olduğunu, faize faiz yürütülemeyeceğini savunmuş olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde “cezai şart ve temerrüt faizine ilişkin” hükümlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Borçlunun borcunu ihlal etmesi halinde, alacaklıya ödemeyi kabul ettiği ceza hususundaki anlaşmaya “ceza koşulu-cezai şart” ve ödenecek cezaya “sözleşme cezası” denilmektedir.

İfaya eklenen ceza koşulu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.

Temerrüt faizi ise borçlunun ana para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği olarak kendiliğinden temerrüdü takip eden günden itibaren başlayan ve temerrüt devam ettikçe varlığını sürdüren, hüküm altına alınabilmesi için alacaklının açık bir talebinin varlığı zorunlu olan bir karşılıktır. 6098 sayılı Kanunun 121. maddesinin son fıkrasında, temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği düzenlenmiştir.

Eldeki dosyada davacının cezai şart talebi ifaya bağlı ceza koşulu niteliğinde olup sözleşmede oransal olarak “gecikme cezası”olarak kararlaştırılan ve asıl alacaktan bağımsız bir alacak niteliği kazanan cezai şart alacağını ayrı ayrı talep etme hakkı bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacı tarafın bakiye 95.050,00 USD alacağı ve 15/04/2020 olan vade tarihinden, 18/03/2020 tarihine kadar olan dönem için protokol gereği günlük %5 oranı üzerinden gecikme cezasını talep edebileceği kabul edilmiştir.

Davalı vekili davaya konu gecikme cezasının müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacağını ileri sürmüştür.

Davalı tacir olduğundan kural olarak TTK 22. maddesi hükmü gereğince TBK'nın 182/son maddesi ile cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek ise de Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere, cezai şartın ekonomik yönden mahva neden olması TBK'nın 27. maddesi kapsamında, tacirler yönünden değerlendirilebilecek bir durum olup, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılmış olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul edilerek,

kısmen veya tamamen iptali gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporunda bu hususta görüş bildirilmeyerek takdiri Mahkememize bırakılmıştır. Davalı taraf bu yöndeki iddiasının ispatı bakımından ticari defterlerini sunmamıştır.

Bu durumda dosya kapsamı itibariyle değerlendirme yapılması gerekmekte olup, davalının donatan olarak deniz taşımacılığında faaliyette bulunan bir şirket olması, denizcilik piyasasındaki navlun gelirleri ve karlılık durumu gözetildiğinde, kararlaştırılan cezai şartın tacir olan davalının ekonomik mahvına neden olacak boyutta olmadığı değerlendirildiğinden, tenkisine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır.

Yapılan yargılama, toplanan deliller ile bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında imzalanan 26.02.2020 tarihli fesih protokolü ile, davalının fazladan tahsil ettiği 115.050,00 USD'yi en geç 15/04/2020 tarihinde davacıya ödemeyi taahhüt ettiği, ödemede gecikme halinde ise günlük %0,5 oranında gecikme cezası ödeneceğinin kabul edildiği, davalının bu kapsamda 08.05.2020 tarihinde 10.000 USD ve 27.05.2020 tarihinde 10.000 USD olmak üzere toplamda 20.000 USD ödeme yaptığı, geriye kalan 95.050,00 USD'nin ödenmediği, dolayısıyla davacının davalıdan tahsil edemediği bakiye 95.050,00 USD alacağının bulunduğu,

bu tutara protokolde kabul edilen vade tarihinden (15/04/2020) dava tarihine kadar, ayrıca 08.05.2020 tarihinde ödenen 10.000 USD ile 27.05.2020 tarihinde ödenen 10.000 USD bakımından da 15.04.2020 olan vade tarihinden ödeme tarihlerine kadar günlük %0,5 oranında gecikme cezası istenebileceği sonucuna varılmıştır.

Gecikme cezası alacağı 24/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda 160.159,25 USD olarak saptanmış ise de, söz konusu raporda 08.05.2020 tarihinde ödenen 10.000 USD ile 27.05.2020 tarihinde ödenen 10.000 USD için protokolde kabul edilen vade tarihinden, ödeme tarihlerine kadar işleyen gecikme cezası hesaba katılmamıştır.

Bu nedenle davacı vekilinin 31.05.2022 tarihli dilekçesinde yapmış olduğu itiraz yerinde görülerek, 15.04.2020 olan vade tarihinden sonra 08.05.2020s tarihinde yapılan 10.000 USD ile 27.05.2020 tarihinde yapılan10.000 USD'lik ödemeler içinde gecikme cezası istenebileceği kabul edilmiştir. Bu ödemeler bakımından ödeme tarihlerinden vade tarihine kadar işleyen cezai şart bedeli 13.230,75 + 10.505,00= 23.735,75 USD'dir.

95.050,00 USD asıl alacak bakımından istenebilecek 140.674,00 USD gecikme cezası ile birlikte toplam cezai şart alacağı 164.409,75 USD'ye tekabül etmektedir. Dava dilekçesindeki talep 163.884,50 USD olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereğince, 95.050,00 USD asıl alacakla birlikte ödenecek cezai şart alacağının 163.884,50 USD olduğu kabul edilmiştir.

Tacir olan davalı şirket TTK m. 22 gereği kural olarak cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek olsa da, Yargıtay uygulamalarına göre cezai şart miktarı davalının ekonomik mahvına neden olması halinde indirime gidilmesi mümkün hale gelmektedir.

Eldeki dosyada tespit edilen cezai şart miktarı davalının ekonomik mahvına yol açacak boyutta görülmediğinden TTK m. 182/3 çerçevesinde cezai şart miktarının tenkisine gidilemeyeceği kanaatine varılmakla, açıklanan tüm bu nedenlerle sonuç olarak. Davanın kabulü ile 258.934,50 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesi yönünde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-Davanın KABULÜ ile 258.934,50 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek yıllık dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE,

2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 140.920,59 TL karar harcından 35.242,98 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 105.677,61 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 100.958,22 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 35.310,78 TL ilk harç, 89,00 TL posta gideri ile 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 41.399,78 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına

6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/06/2022

Başkan ... · ✍e-imzalıdır. · Üye ... · ✍e-imzalıdır. · Üye ... · ✍e-imzalıdır. · Katip ... · ✍e-imzalıdır.

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/118, K. 2022/371, 15 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/118
Karar No
2022/371
Tarih
15 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/119 K.2022/570
  • Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/119 K.2022/543
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/119 K.2022/628
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/119 K.2022/462
  • Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/120 K.2022/519
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/122 K.2022/776

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.