KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Esas no
- 2024/519 Esas
- Karar no
- 2025/683
- Dava
- Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/09/2024
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin davalı şirketin kurucusu ve sahibi olduğu şirket olduğunu, markası müvekkili şahsın çocukları olan ... ve ... isimlerinin kısaltması olarak konulduğunu, şirket, müvekkili tarafından 30.04.2009 tarihinden 07.10.2022 tarihine kadar da müdür sıfatıyla yönetildiğini, ... şirketinin resmiyette hakim ortağı görünen ...'a sahibi olduğu hisseleri ...'ın hukukçu olması vesilesiyle tüm yasal işlemleri yerine getireceği ümit ederek güvene dayalı olarak bıraktığını,
ancak ...'ın bir yılı aşkın süredir her türlü haksız menfaat temini için çaba sarf ettiğini görmesi ve sahibi olduğu hisseleri geri vermemesi üzerine ihtarnameler keşide edildiğini, ancak ... tarafından haksız ve hukuka aykırı işlemler ile hisseler iade edilmediğini, müvekkili şahsın alacakları da kendisine iade edilmediğini, mahkemece yapılacak defter incelemesi ve tespit ile müvekkili şahsın alacakları tespit edilecek olup şimdilik işbu belirsiz alacak davası ile sonradan talep arttırım hakkımız saklı kalmak üzere 1.000.000 TL bedelin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartının bulunmaması nedeniyle usulden reddini, davanın, zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddini, davacının, şirketin kurucusu ve sahibi olduğu iddiası, gerçek dışı, afaki, kesin nitelikteki sicil kayıtlarına aykırı olduğunu, hukuken dinlenebilir nitelikte olmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, ...’in, kurucu ve hakim hissedarı ... olduğunu, kesin delil niteliğindeki ticaret sicil kayıtları karşısında davacının, afaki, gerçek dışı iddiasına itibar edilmemesini, dava dilekçesindeki iddia ve talepler yönünden, belirsiz alacak davasının yasal koşulları oluşmayıp, davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartının bulunmaması nedeniyle usulden reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacının davalı şirkete verdiğini iddia ettiği paranın iadesi istemiyle açtığı belirsiz alacak davasıdır.
Yargılama esnasında davacı tarafa dava değerine ilişkin olarak verilen süre uyarınca davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi akabinde işbu davanın konusunun davalı ... Otomotiv Turizm Otelcilik Dış Ticaret Ltd. Şti.’de münferiden temsil yetkisini haiz müdürlük yapmış olan davacı ...’ın, 30.09.2009 - 07.10.2022 tarihi arasında (yaklaşık 13 yıllık bir sürede) davalı şirkete vermiş olduğunu iddia ettiği borç paraların iadesi isteminden kaynaklandığı anlaşılmakla davaya dava dilekçesinde belirtilen 1.000.000,00 TL üzerinden davaya kısmi dava olarak devam olunmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, 12/05/2025 tarihinde UYAP sisteminde sunduğu beyan dilekçesinde huzurdaki davadan feragat ettiklerini, feragat yönünde karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili tarafından 14/10/2025 tarihli beyan dilekçesinde davacının feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır. Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
" şeklindeki düzenlemesi ile 6100 Sayılı HMK'nın Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312. Maddesinin "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." şeklindeki düzenlemeleri bir bütün olarak olarak değerlendirilmek suretiyle davacının davasından feragat etmiş olduğunu beyan etmiş olması sebebiyle işbu beyan ile bağlı kalınarak davanın reddine dair verilen karar ile birlikte yargılama giderleri davacının üzerine bırakılarak yapılan hesaplama uyarınca aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/519, K. 2025/683, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama