KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/217 Esas
- Karar no
- 2025/674
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 23/03/2025
Karar Metni
1.232 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Dava
Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde özetle, 01/08/2022 tarihli emanet sözleşmesi kapsamında dava dilekçesinde miktarı yazılı Amerikan Doları ile has altının kuyumcu dükkanı bulunan davalı ...'e verdiğini, diğer davalının da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, bu birikimini ticareti dolayısıyla kar payı almak suretiyle yaptığını, amacının bu parayla cami yaptırmak olduğunu, ...'in daha sonra kuyumcu dükkanını devrettiğini, verdiği para ile altını istemesine rağmen iade etmediğini, bu nedenle ... hakkında icra takibi başlatıldığını ancak itiraz sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, kendisinin davacıdan para ve altın almadığını, kendisinden habersiz olarak ... ... ve ... isimli kişilerin bu şekilde sözleşmeler imzalayarak müvekkilini dolandırdığını, İstanbul CBS'nin 2024/... sor. Nolu dosyasıyla devam eden soruşturma bulunduğunu, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Çalışdur vekili cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ayrıca geçerli bir kefalet sözleşmesinin de bulunmadığını, eş rızasının alınmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen emanet sözlemesine istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir.
Uyuşmazlık noktaları; taraflar arasında emanet/ödünç sözleşmesi olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı, mahkememiz görevli ise yetkili olup olmadığı, sözleşmedeki imzaların davalılara ait olup olmadığı, davacı tarafından icra takibinin sadece ...'a karşı yapıldığı dikkate alınarak davacının davalılardan alacağı olup olmadığı, varsa miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
TTK'nun Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri başlıklı 4.maddesinde ;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." denilmiştir.
Davalılar tarafından mahkememizin görevli olmadığı yönünde itirazda bulunulmuş olup, görev kamu düzeninden olması nedeniyle, bu hususun resen mahkememizce incelenmesi gerekmektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nisbi ticari davalar olmak üzere gruplandırılabilir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Davacı tarafından yapıldığı iddia edilen sözleşme ödünç sözlemesidir, TTK'nun 4.maddesinde mutlak ticari davalar tek tek sayılmış olup, TTK'nun 4/f maddesinde ;" Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde......" denilerek 4/f.maddesinde belirlenen davanında mutlak ticari dava olduğu belirtilmiştir.
TTK'nun 4/f bendinde geçen ".....ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeler..." ibaresi ödünç para verme işlemine ilişkin yapılan hukuki düzenlemeler uyarınca verilen ödünç para verme işlemi ile ilgili olup, iş bu dosyadaki taraflar arasında verildiği iddia edilen ödünç işlemini kapsamamaktadır ,
nitekim Yargıtay 19 H.D.'nin 02/06/2015 tarih 2015/3985 esas 2015/8195 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dosyamız konusu ile benzer şekilde borç olarak emaneten davalı hesabına gönderildiği iddia edilen paranın dava konusu ödünç para verme işleminin TTK'nun 4.maddesinde sayılan mutlak ticari dava kapsamında olmadığından genel hükümlere göre yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılması gerekir denildiğinden, mahkememiz dosyasında dava konusu edilen ödünç sözleşmesinde TTK'nun 4.maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir.
Nisbi ticari dava açısından mahkememizin görevli olup olmadığı hususu irdelendiğinde ise ;
Davalıların kuyumcu olduğu , Kuyumcu Esnaf Ve Sanakarlar Odasına kayıtlı oldukları daha sonra davalılardan ... ...'un esnaf odasındaki kaydını sildirdiği, İTSM'den gelen yazı cevaplarına göre bu kişiler adına ticari işletme kaydı olmadığı tespit edilmiş olup, her ne kadar davalıların esnaf odasına kayıtlı olduğu bildirilmiş ise de TTK'nun 15.maddesi değerlendirildiğinde kuyumcuların beden ağırlıklı değil sermaye ağırlıklı iş yapmaları nedeniyle davalıların ticari işletmelerinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf açısından konu irdelendiğinde ise davacı adına kayıtlı ticari işletme olmadığı, davacının kuyumcu olmadığı, davacının ortak ve yöneticisi olduğu, ...
İnşaat Hayvancılık Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi bulunduğu, bu şirketin hayvancılık faaliyeti ile iştigal ettiği, davacının davalı tarafa verdiğini iddia ettiği para ve altının bu şirketten aldığı kar payı ile ve gayrimenkul kiralarını biriktirerek oluşturduğunun açıklandığı, amacının biriken paralar ile cami yaptırmak olduğu yönünde açıklama yapıldığı, ticaret şirketinde ortak olmanın kişiyi tacir konumuna getirmeyeceği, davacı tarafın tacir olmayıp dava konusu olayında ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, dolayısıyla davacıdan dolayı, dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı,
bu nedenle nisbi ticari dava olmadığı mahkememizin görevsiz olup , görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/217, K. 2025/674, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama