KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/281 Esas
- Karar no
- 2025/788
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/04/2025
Karar Metni
944 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü ... hakimiyetinde ve davalı şirketin mülkiyetinde olan ... Plakalı aracın müvekkili şirketin ... plakalı aracının arkasında seyir halindeyken müvekkili şirketin aracına arkasından çarptığını, ilgili kazada müvekkil şirkete ait aracın tamamen kusursuz olduğunu, kasko şirketi tarafından onarım yapıldığını, müvekkili şirkete ait aracın 2023 Model ...
Sport model araç olduğunu, davadan önce hiçbir hasarı olmayan sıfır araç olduğunu, kaza nedeniyle hasara uğradığını, toplamda 483.671,95 TL bedel karşılığı aracın onarım maliyeti oluştuğunu, onarım maliyetinin müvekkili şirketin sigortalı olduğu kasko firması tarafından karşılandığını, toplamda 22 gün süre boyunca aracın kullanılamadığını, bu sebeple mağduriyet yaşandığını belirterek şimdilik 200,00 TL değer kaybı tazminatını, 200,00 TL araç mahrumiyet zararı olmak üzere 400,00 TL'nin kaza tarihi olan 12/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, müvekkiline husumet ve sorumluluk yükletilmeyeceğini, ilgili aracın ... A.Ş. Tarafından uzun dönem kiralandığını, kaza tarihinde aracın iş bu firmanın kullanımında olduğunu, bu yüzden müvekkilinin zarardan sorumlu tutulamayacağını, aracı kullananın ve hakimiyetinde bulunduranın sorumluluğunun esas olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle hasar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın Finansal kiralama sözleşmeleri kapsamında ... A.ş. İsimli ... vergi numaralı Firmasına finansal kiralama ile kiralanmış olmakla kazanın meydana geldiği kaza tarihinde uzun süreli finansal kiralama sözleşmesi kapsamında işbu firmanın kullanımında olduğunu, davacı şirketin uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile aracı kiralayan olup işleten sıfatına sahip olmadığını, zararlardan sorumlu tutulamayacağından husumet yöneltilemeyeceğini, işleten sıfatının kiracıda olduğu beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı tarafından dosyaya sunulan 24308 sayılı 31/10/2023 tarihli sözleşmeye bakıldığında; davalı ile dava dışı ... ..A.Ş. Arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ekindeki özel şartlar isimli belgeye bakıldığında sözleşme süresinin 24 ay olarak göründüğü, davacının dava dilekçesinde yer alan davalıya ait ... plakalı aracın bilgileri sorgulandığında tespit edilen şasi numarasının da aralarında bulunduğu araçların davalı ile dava dışı firma arasında uzun süreli kiralamaya konu olduğunun anlaşıldığı ve kazanın da 12/11/2024 tarihinde sözleşme süresi içinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Bknz: Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2020/8228 Esas, 2021/190 Karar sayılı ilamı).
Somut olay bakımından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca inceleme yapıldığında dava dışı kişinin kullanımında olan, kazaya karışan ... plakalı aracın uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ile 24 ay süreyle dava dışı firmaya kiralanmış olduğu, kazanın da bu süre içerisinde meydana geldiği, işbu hali ile davalının işleten sıfatının bulunmadığı, davacı vekilinin mahkememiz son celsesindeki beyanında öncelikli talebinin huzurdaki davalıya karşı davanın devam ettirilmesi olduğunu beyan ettiği, bu hali ile davacının usulüne uygun bir taraf değişikliği talebinin de bulunmadığı ve davanın mevcut davalıya karşı devam ettirildiği görülmekle;
davalının uzun süreli araç kiralama sözleşmesi nedeniyle kaza tarihi itibari ile işleten sıfatının bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı her ne kadar kendini davada vekil ile temsil ettirmiş ve davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ise de resmi kayıtlarda kaza tarihi itibariyle aracın davalı adına kayıtlı olduğu, aracın tescil kaydında 3.kişilere kiralanmış olduğuna ilişkin olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı,
buna göre aracın davalı şirket tarafından uzun süreli olarak başkasına kiralanmış olduğunu davacının bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, her ne kadar davalı tarafça arabuluculuk gerçekleştiğinden davacının işleten sıfatını tespit edebilecek durumdu olduğu beyan edilmiş ise de davacının, davalı ve dava dışı taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği, süresi gibi hususlarda bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceği ve bu durumun kabul edilebilir bir yanılgı kapsamında olup davanın açılmasına davacının sebep olmadığı kanaatine varılmakla ( ...
Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2018/3794 E., 2020/1685 K. Sayılı kararı) davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş , hazine bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti ise hakkında red kararı verilen davacı üzerinde bırakılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/281, K. 2025/788, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama