KÜNYE
T.C. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Esas no
- 2025/871 Esas
- Karar no
- 2026/147
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 24/11/2025
Karar Metni
1.167 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirket nezdinde sigortalı olan... plakalı (eski plaka ...) olan aracın malikinin ...Anonim Şirketi olduğunu, davalı şirketin ise 03/04/2023 kaza tarihinde ilgili aracın işleteni/kiracısı olduğunu, 03/04/2023 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki aracın park halindeki ... plakalı araca ve o sırada orada geçmekte olan ... plakalı araca çarptığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü...'ın 1,75 promil alkollü olduğunu, meydana gelen kazada hasarlanan ... plakalı araç üzerinde ekspertiz yapıldığını ve toplam hasar bedelinin 135.000,00-TL olarak tespit edildiğini,
müvekkili sigorta şirketinin hasarın teminat kapsamında kaldığı kanaatine vardığını bu yüzden ... plakalı aracın hasarının giderilmesi için ...
Sigorta Anonim Şirketi’ne,120.000,00 TL hasar bedelini 25/05/2023 tarihinde, 6.500,00 TL'lik hasar bedelinin ise 28/07/2023 tarihinde olmak üzere toplam 126.500,00TL ödeme yaptığını, ödenen bedelden aracın işleteni/kiralayanı olarak davalının sorumlu olduğunu, ... plakalı araç için müvekkili şirket tarafından ödenen bedelin tahsili için İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini bu yüzden takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının%20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ... A.Ş.'YE açılması gerektiğini, kiralanan aracın karıştığı kazadan dolayı doğan sebeplerden müvekkilinin sorumlu olmadığını, kazanın üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle ortaya çıktığını, bu yüzden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, tazminat ödeyen sigorta şirketinin sigortalısına rücu imkanının bulunduğunu, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davanın ...'a ihbarının gerektiğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava; davacı tarafından ZMMS kapsamında sigortalanan aracın, karıştığı kaza nedeniyle zarar görene yapılan ödemenin KTK'nın 95/2 maddesi ve ZMMS Genel Şartları B.4 maddesi (sürücünün alkollü araç kullanması) gereğince aracın işleteni olduğu iddia edilen davalıdan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden; kaza tarihinde dava dışı ... Anonim Şirketi ile davacı arasında ZMMS poliçesinin tanzim edildiği davalıya da işleten sıfatı ile sorumluluk yüklendiği anlaşılmıştır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde. “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise.
“İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1. maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı).
Sigorta Genel Şartları'nda sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: ...c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar..." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” olduğundan huzurdaki davada ,davalının taraf sıfatı bulunmamaktadır.
Nitekim emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi 2025/1732 E., 2025/2345 K. Sayılı kararında " Davacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Bu nedenle dava dışı .... Ltd. Şti. uzun süreli kiracı olsa dahi poliçede sigorta ettiren olarak yer almadığından açılan davada pasif dava ehliyeti olamayacağından, davalının sigortalı olduğundan mahkemece, sigortalı olan davalı hakkında açılan davanın pasif husumeti bulunmadığından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi 2025/561 E., 2025/1028 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının huzurdaki davada sözleşmenin tarafı olmadığı ve araç uzun süreli kiralanmış olsa dahi huzurdaki davada davalının pasif husumeti bulunmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · (e-imzalıdır) Hakim · (e-imzalıdır)
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/871, K. 2026/147, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama