KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Esas no
- 2024/584 Esas
- Karar no
- 2025/914
Karar Metni
2.265 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:10/10/2024
KARAR TARİHİ:22/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket ile davacı banka arasında 10.05.2017 tarihinde 03.06.2017-03.06.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere maaş ödemeleri protokolü imzalandığını, protokol kapsamında davalı şirketin de dahil olduğu grup şirketlerine 850.000,00 TL promosyon ödemesi yapıldığını, protokolün 3.2. maddesi uyarınca bu ödemenin en az 1900 personele ait maaş ödemesinin banka aracılığıyla yapılması koşuluna bağlandığını, davalı şirketin ise protokol süresi boyunca taahhüt edilen personel sayısını sağlayamadığını, maaş ödemelerinin eksik yapıldığını ve protokolün fiilen durdurulduğunu,
bu nedenle davalı şirketin promosyon tutarını kıstelyevm usulüyle iade yükümlülüğünün doğduğunu, davacı banka tarafından yapılan hesaplamaya göre 168.345,91 TL tutarında promosyon alacağının oluştuğunu, davalının herhangi bir ödeme yapmaması üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/...
E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamadığını, bu sebeple işbu itirazın iptali davasının açıldığını, davalının protokol hükümlerine aykırı davranmak suretiyle taahhüdünü yerine getirmediğini ve kötü niyetli hareket ettiğini, bu kapsamda icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, sonuç olarak davacının itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davaya süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunmamışlardır. MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 10.05.2017 tarihinde, 03.06.2017-03.06.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Maaş Ödemeleri Protokolü imzalandığını, bu kapsamda maaş ödemelerinin müvekkili bankadan yapılması karşılığında davalının da aralarında bulunduğu grup şirketleri olan protokol taraflarına toplamda 850.000,00 TL promosyon ödemesi yapıldığını, söz konusu protokole göre minumum toplam 1900 personele ait maaş ödemesi yapması koşuluyla ödendiği hüküm altına alınmış olup, grup firmaların toplamda 1900'den daha az personele maaş ödemesi yapması durumunda ,
davalının müvekkili bankaya promosyon tutarını iade edeceğinin düzenlendiğini, taahhüt karşılığı davalıya 111.842,10 TL promosyon ödendiğini, davalı tarafından protokolün uygulanması protokolde belirtilen şartlarda gerçekleşmediğini, maaş ödemesi yapılan personel sayısının taahhüt edilenin altında gerçekleştiğini, devamında protokolün fiilen durdurulduğunu, davalı şirketin protokol gereğince promosyon bedelini iade etmesi gerektiğini, bu kapsamda kıstelyevm olarak hesaplanan 46.762,75 TL müvekkilinin alacak hakkı doğduğunu, alacağın tahsili için giriştikleri icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek,
açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı .... Ltd.
Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile müvekkili şirket arasında, işçilerin maaşlarının ilgili bankadan ödenmesine ilişkin bir maaş ödeme protokolü imzalandığını, söz konusu protokol, 10.05.2017 tarihinde düzenlenmiş olup, üç ayrı tüzel kişiliğe sahip olan ancak aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren şirketleri kapsadığını, benzer konuda İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/584 esas sayılı dosyasının davalısı da huzurdaki davaya konu protokolün taraflarından biri olan ...
Sağl.Hiz.Oto.Gıd.Nakl.San.ve Tic.A.Ş olduğunu, açılan davalar her ne kadar teknik olarak ayrı tüzel kişilikler aleyhine yürütülse de, söz konusu protokolün görüşülmesi, imzalanması ve uygulanması süreçleri ortak hareket edilen, yekpare bir ticari yapı üzerinden ilerlediğini, banka açısından da protokol, tek bir ticari ilişki üzerinde yürütülmüş, çalışan sayısına ilişkin hedefler de grup bazlı değerlendirildiğini, hal böyle iken aynı protokole dayalı olarak birbirini tamamlayan nitelikteki taleplerin farklı dosyalarda ayrı ayrı görülmesi,
hem maddi gerçeğe aykırı sonuçlar doğurabilecek hem de çelişkili hükümlere yol açma riski barındırdığını, kaldı ki davacı taraf, protokolde öngörülen belirli çalışan sayısına ulaşılmadığı gerekçesiyle sözleşme hükümlerine dayanarak tarafımıza dava açmışsa da; bu iddia olgusal ve hukuki gerçeklikten uzak olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki; ... SAĞLIK HİZ. OTOMASYON GIDA NAKL. SAN. VE TİC. A.Ş, ... SAĞLIK HİZMETLERİ OTOMASYON GIDA TEMİZLİK NAKLİYAT SANAYİ VE TİC. LTD.
ŞT. ve ... LTD.
ŞTİ., söz konusu protokolü birlikte grup olarak imzalamış olup; personel yönetimi, bordrolama süreçleri ve maaş ödeme politikaları birbirine entegre olduğunu, anlaşmada belirtilen çalışan sayısı hedefi tek tek her şirket için değil, toplam çalışan sayısı baz alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim, protokol görüşmelerinde bu husus davacı banka yetkilileri tarafından da açıkça kabul edildiğini, davacı banka, üç şirketin toplam çalışan sayısını dikkate almak yerine, her bir şirketin bağımsız olarak hedef sayıya ulaşamadığı gerekçesiyle sözleşme ihlali olduğunu iddia etmektedir.
Ancak bu yorum, sözleşmenin bütünlüğüne, taraf iradesine ve uygulamadaki fiili duruma aykırı olduğunu, kaldı ki, müvekkil şirketlerden bir ya da ikisi ilgili hedef sayının altında kalsa dahi, üç şirket toplamında taahhüt edilen çalışan sayısından daha fazla çalışanın maaşı banka üzerinden ödenmiştir.
Bu da sözleşmenin temel amacı olan “bankaya belirli sayıda yeni maaş müşterisi kazandırılması” hedefinin aşıldığını açıkça ortaya koyduğunu, hal böyleyken, müvekkil şirketlerin sözleşmeye aykırı davrandığı iddiası haksız ve kötü niyetli olup; davacının açtığı dava dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
.... İcra Dairesinin 2021/... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz Davalısı ... ... LİMİTED ŞİRKETİ (VKN: ...)'nin 2017 ve 2019 yılları arası personel sayısını gösterir, 2017 Ocak ve 2019 Aralık arası APHB bilgilerinin araştırılıp çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... Ltd. Şti. (VKN: ...)'nin 01/2017-12/2019 arası çalışan sayısını gösterir APHB kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 31/10/2025 tarihinde Bankacı bilirkişi ile Mali Müşavir bilirkişi vasıtasıyla rapor aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki maaş promosyon sözleşmesi uyarınca, çalışan sayısının azalması sebebiyle fazla ödenen promosyonun iadesine dair başlatılan icra takiplerinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir.
Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Asıl ve birleşen dava konusu icra dosyalarının incelenmesinde takiplerin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazların ve açılan işbu davaların süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın promosyon sözleşmesi uyarınca, çalışan sayısındaki azalma sebebiyle promosyon iadesi talebine dayanması gözetilerek, salt bankacılık faaliyetinden kaynaklanmadığı anlaşılmakla, finans ihtisas mahkemelerinin görevli olmadığı, davanın görülmesinde mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı Banka ile Davalılar ..., ... ve dava dışı ... Sağlık şirketleri arasında maaş promosyon sözleşmesi imzalanmıştır. Her üç şirket için ödenecek promosyon bedelleri ayrı ayrı gösterilmiş, ancak personel sayısı ayrı ayrı belirtilmemiş, her üç şirketin toplam personel sayısına göre düzenlenmiştir. Sözleşmenin 3.2. maddesine göre toplam 1900 personel için protokol düzenlenmiş ve personel sayısındaki azalmaya göre promosyonun iade edileceği kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda davalı şirketlerin personel sayısı SGK’dan sorulmuş, banka kayıtları ve maaş ödenen personel bilgileri dosyaya ibraz edilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile alanında uzman bilirkişilerin yaptığı tespitlere göre, 04/2018 tarihinden itibaren personel sayısının 1900’ün altına düştüğü görülmüştür. Bilirkişi raporunda yapılan hesapta üç şirketin toplam personel sayısının esas alındığı ve ödenen promosyon bedeline göre oranlama yapıldığı anlaşılmış, yapılan hesabın taraflar arasındaki sözleşme ile usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bu hesaba göre asıl dava yönünden Davalı ...’in iade etmesi gereken tutarın 175.957,08 TL, birleşen dava yönünden Davalı ...’nın iade etmesi gereken tutarın 46.762,75 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketler, toplam personel sayısının dikkate alınması gerektiği yönünde itirazda bulunmuş, ancak raporda her üç şirketin personel sayısı gözetildiği anlaşıldığından itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bununla beraber sözleşme kapsamında önemli olan husus personel sayısı değil, bankanın toplam kaç personele maaş ödemesi yaptığıdır. Zira toplam personel sayısı yeterli olsa da, bankanın maaş ödemesi yaptığı personel sayısı az ise sözleşme şartının sağlandığından bahsedilemez. Dolayısıyla raporda bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerin ve hesapların doğru olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmede her üç şirketin bulunması, bu şirketler arasında zorunlu dava arkadaşlığı doğurmayacağından, ... Sağlık’ın davaya dâhil edilmesi gerekmediği, ödenen promosyon bedellerine göre yapılan oranlamaya göre her şirketin sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı değerlendirilmesinin ve her şirkete tek başına husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, sözleşmedeki üç şirketin toplam çalışan sayısının 1900’ün altına düşmesi sebebiyle sözleşmenin 3.2. maddesi uyarınca davalıların iade yükümlülüğün doğduğu, bu kapsamda Davalı ...’in 175.957,08 TL ve Davalı ...’nın 46.762,75 TL iade etmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir.
İcra takiplerinde davacının daha az miktar talep ettiği görülmekle taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen miktarlar için hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davaları icra takiplerine bağlı davalardır. Takip talebi ve ödeme emrindeki şartlara göre dava yürütülür. Bu sebeple davacının, dava tarihine kadar faiz hesabı ile takip çıkış miktarından daha fazla bir miktar üzerinden dava değeri belirtmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır.
Bu durum, asıl alacağa takip tarihinden faiz işletileceği için mükerrer ödemeye sebep olacaktır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, iade edilmesi gereken bedeller yönünden dava kabul edilmiş, takip çıkış miktarından fazla olarak belirtilen dava değeri yönünden davanın hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmiş ve alacak sözleşmeye dayalı likit oluğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/584, K. 2025/914, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama