İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/107 K.2026/339

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2026/107Karar2026/339Tarih7 Mayıs 2026Okuma10 dk · 2.091 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
7 Mayıs 2026
Esas no
2026/107 Esas
Karar no
2026/339
Dava
İtirazın İptali
Dava tarihi
27/12/2018
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.091 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacaklısı olduğu ....

İcra Müdürlüğü'nün 2018/... no'lu dosyasında yapılan icra takibinin, davalı tarafından yapılan itiraz nedeniyle durdurulduğunu, davaya konu icra takibi borcun sebebinin, davalı ...' un TTK 358 maddesine muhalefet ederek şirket müdürü ortak olarak şirket sermayesinin çok çok üstünde şirkete borçlu olmasına karşın, davaya konu edilen icra takibine kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı ...' un, müvekkili şirketin ortağı ve şirketin kurulduğu tarihten 21.05.2018 tarihine kadar yaklaşık 6 yıldan fazla münferid imza yetkisiyle şirket müdürü olup,

bu görevi sırasında çeşitli yollar ile diğer ortağın bilgisi ve haberi olmadan, şirkete borçlandığını, öncelikle davalının şirkete olan borcu ile ilgili fazla alacakları talep haklarını saklı tuttuklarını belirtmek istediklerini, takibin yapıldığı tarihte, ortaklar cari hesabında 960.348,95-TL olan borun bu zamana kadar arttığını, 2018 yılının ilk aylarında, davacı ortakları arasında yapılan görüşmeler sonrasında şirket kayıtları incelendiğini ve davalının şirkete sermayenin çok üzerinde borçlu olduğunun görüldüğünü,

2015 yılına kadar şirket işleyişinin usulüne uygun olduğunun görüldüğünü ancak 2015 yılından sonra davalının sürekli kendi adına para çektiğinin ve müşterilerden kendi hesabına para aktardığının görüldüğünü, defalarca ortaklar cari hesabı, müşteri carileri üzerinde müzakereler yapıldığını, ancak sürekli davalının müvekkiline söylemediği farklı borçların ortaya çıkmış olduğunu, davalının kendine has yönetim şekliyle davacı şirketten sürekli kendi adına hesabına para aktarımı yaptığını, paranın bir kısmını şirkete iade etmiş olsa da alınan bazı paraların geri ödemelerinin yapılmadığını, iş bu paralarının davalıda olduğunun tespit edildiğini,

yine incelemeler ve görüşmeler sonrasında davalı şirket müşterilerinden, şirket alacağını kendi adına tahsil ettiğinin ve aldığı bu parayı şirkete aktarmamış olduğunun, davalının davacı şirket alacakları için müşterilerden kendi adına çekler aldığı gibi kendi hesabına para transferi yaptırdığının, müşterilerinin borçlu olduğu sanılırken, asıl davalının şirkete borçlu olduğunun görüldüğünü, davacı alacakları için müşterilerine icra takibi yapıldığını ve takip dosyasında, borçluların itiraz ederek ödemenin davalı ...'a yapıldığını ve herhangi bir borçları olmadığını beyan ettiklerini,

aynı şekilde müşteriler ile yapılan görüşmelerde müşterilerin davacı şirketten aldığı araçlara ilişkin bedellerin faturalardan farklı olduğunun, davalının müdür olduğu dönemde düşük fatura kesildiğinin ve fatura bedeli dışındaki paranın elden davalıya ödendiğinin öğrenildiğini, müşterilerin özellikle bu durumun düzeltilmesi ve kendilerini de korumak adına müvekkili ile sözleşmelerde bu hususun belirtilmesini istediklerini, davacı müşterilerinin iş bu sözleşmelerde, ödemelerin aralarındaki güven gereği ...'a yapıldığını kabul ettiklerini ve fatura eksiğinin tamamlanarak yapılan alışverişin hukuki olmasını talep ettiklerini,

müvekkilinin de bunun üzerine kendi de ayrıca zarar görmemek adına iş bu ödemelere ilişkin faturalar kesilerek davalının gayriresmi aldığı ödemelerin davalının cari hesabına eklendiğini, usulsüz para transferlerinin bazılarını davalı ...' un şirkete yatırdığını ancak bu ödemeleri de müşteri adına değil kendi adına yatırmak suretiyle kendi cari hesabından düşürüldüğünü, davalının böylelikle şirkete olan borcunu azaltmaya çalıştığını ayrıca davalının müdür olduğu dönemde farklı şirketlerden fatura aldığını, bu faturaların, çek ve/veya banka kanalıyla nakit olarak ödemelerinin yapıldığını,

ancak gerçekte davacı şirket ile 3. Kişi arasında gerçek bir ticaret olmadığını, sözkonusu paraların elden davalıya verildiğinin öğrenildiğini, davalının bu eylemlerinin davacı şirketin malvarlığında azalmaya sebep olduğunu ve davacının artık bu yükü kaldıramayarak bankalardan kredi çektiklerini ve davalının borcu ve kredilere ödenen faiz yükü ile iflas noktasına geldiğini, tüm bunlara rağmen müvekkilinin icra takibinden önce müvekkili davalıya ihtamame gönderdiğini ancak ihtamame içeriklerinden de görüleceği gibi, konunun bambaşka yerlere gittiğini ve müvekkili ile bir uzlaşma sağlanamadığını, davalının şirket ortağı olmasına,

şirketin tüm işleyişinin kendi elinde olmasına karşın şirkete borcu olduğunu bilmesine karşın, haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ederek icra takibinin durmasına, davacının mağduriyetine neden olduğunun açık ve net olduğunu belirterek açıklanan nedenler ile öncelikle alacak miktarı ve sebebi dikkate alınarak borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/...

E. sayılı takibin faiz ve tüm ferileri ile devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu borcun, takip dosyasında belirtilen işlemiş yasal faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı limited şirketin ... ve ... tarafından 13.02.2012 tarihinde kurulduğunu ve ticaret siciline tescilinin gerçekleştirilmiş olduğunu, ...' un işbu tarihten 21.05.2018 tarihine kadar, ortaklığın yanı sıra müdür olarak ilgili şirkette görev aldığını, 21.05.2018 tarihinden 21.05.2023 tarihine kadar ise diğer ortak ...'ın müdür olarak atanmış olduğunu, bu tarihe kadar da davacı şirket ortakları arasında bildikleri kadarıyla herhangi bir sorun yaşanmadığını, ...’ın müvekkiline 5 yılı aşkın süredir müdürlük yapıyor olduğunu,

5 yıl süre ile kendisinin de müdür olarak görev almak istediğini belirtmesi üzerine müvekkilinin uzun yıllardır ortağı ve arkadaşı olan ...’ın artniyetli olduğundan iyiniyetli olarak şüphelenmediğini ve bu teklifini kabul etmiş olduğunu, görüleceği üzere davacı şirketin iki ortaktan oluştuğunu ve davacının iddialarının gerçek olduğunu kabul etmemekle bir an için gerçek olduğu varsayımında dahi müvekkilinin müdürlük görevini bırakmak istemeyeceğini ...’ın müdürlük görevine getirilmesi yönünde alınan karara da iştirak etmeyeceğinin açık olduğunu, davacının iddialarının bu yönden dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

davacı şirket ortağı ...’ın müvekkili ... adına tüm bu gerçekdışı iddiaları ortaya atmasının ve haksız davayı ikame etmesinin esas nedeninin ise ...’un ...’ın usulsüz işlemlerini tespit etmesi (Bu konuda her türlü talep, dava ve şikâyet hakkımızı saklı tutarız.) ve şirket ortaklığından ayrılmak istemesi olduğunu, davacı şirket ortağı ...’ın diğer ortak müvekkili ...’a karşı bu sebeplerle duyduğu husumetine ve kendi usulsüz işlerini örtbas etmek istemesine dayanmış olduğunu,

davacı yanın 2018 yılının ilk aylarında davacı ortakları arasında yapılan görüşmeler sonrasında şirket kayıtlarının incelendiğini ve 2015 yılından sonra müvekkilinin kendi adına para çektiğinin ve müşterilerden kendi hesabına para aktardığının görüldüğünü iddia ederken her yılsonu yapılan hesap incelemeleri ve mutabakatlarını göz ardı ettiklerini, bu durumun ticari defterler ile Yönetim Kurulu defterinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını,

yine davacı yanın şirket ortaklarının defalarca ortaklar cari hesabı ve müşteri carileri üzerinde müzakereler yaptıklarını ve müvekkilinin sürekli söylemediği farklı borçlarının ortaya çıktığını iddia etmişse de; bu iddiaların dayanaksız ve gerçekdışı olduğunun yargılama esnasında ortaya çıkacağını, müvekkilinin adeta öngörülü davrandığını ve yıllar süren ortaklığı ve dostluğuna rağmen basiretli bir tacir olarak kendi hesabına müşteriler tarafından gönderilen tüm paraların, kendisine teslim edilen çeklerin ve kendisinin bu ödemeleri şirket hesabına geçtiğinin kayıtlarını tuttuğunu, dekont ve makbuzları dahi sakladığını,

tüm bu belgelerin mahkeme tarafından davacı yanın da bildirmiş olduğu müvekkiline ait banka hesaplarına ilişkin ilgili bankalara yazılan müzekkere cevapları ile de açıkça görüleceğini belirterek açıklanan nedenler ile davacının haksız ve mesnetsiz açmış olduğu davanın ve icra inkar tazminat taleplerinin reddine, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde ... Karar sayılı 16/12/2021 tarihli kararı ile "Davacının davasının KABULÜ ile .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 960.348,95 TL üzerinden DEVAMINA, Kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz uygulanmasına, asıl alacağın % 20'si olan 192.069,79 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verildiği, verilen kararın davalı vekilince İstinaf edildiği anlaşıldı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/445 Esas 2025/2006 Karar sayılı 18/12/2025 tarihli ilamında. "Davacı şirket tarafından dava dilekçesi ekinde davalı ortak ve yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış bir karar sunulmamıştır.

Mahkemece de dava dilekçesi ekinde anılan kararın bulunmaması üzerine tamamlanabilecek dava şartı niteliğindeki bu hususun giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 115/2 hükmü uyarınca süre verilmemiş, bilakis davacı şirketin %50'şer hisseli iki ortaklı bir şirket olması, davalının kendi aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde oy kullanmayacağı gözetilerek bu yönde bir genel kurul kararının zaten alınamayacağı şeklindeki hatalı gerekçeyle işin esasına girilmiştir.

Somut olaydaki gibi eşit hisselere sahip iki ortaklı limited şirketlerde, şirketin sorumluluk davası açabilmesi için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığına dair bir kural bulunmamaktadır.

Bu durumda mahkemece; davacı vekiline, davalı ortak yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış kararın sunulması için usulüne uygun kesin süre verilmesi, bu kararın sunulması hâlinde işin esasına girilmesi, sunulmaması hâlinde ise dava şartı olan bu husus hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin eksik incelemeye dayalı istinafa konu kararının Dairemizce resen gözetilen sebeplerle kaldırılmasına" gerekçesi ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine," dair karar verildiği, dosyanın mahkememizin 2026/107 Esas sayısına kaydedildiği anlaşıldı.

Mahkememizin 05/02/2026 tarihli tensip tutanağı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2025 tarih, 2022/445 Esas 2025/2006 Karar sayılı kararının taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekiline davalı ortak yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış kararını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, sunulmadığı taktirde mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtar edildiği, kaldırma kararının ve tensip tutanağının taraf vekillerine 11/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği görüldü.

Davacı vekili 25/02/2026 tarihli dilekçesi ile; davanın başında alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığını, ancak sonradan onay verilen bir karar alınabileceğini, tensip tutanağı ile verilen kesin sürenin, bu kararın alınması için geçerli bir süre olmadığını, %50 paylı bir ortaklık yapısında bir diğer ortağın müdürlüğü döneminde yapmış olduğu yolsuzluklar ve zimmete para geçirme durumunun söz konusu olduğunu, bu davayı şirketin açtığını, şirketi temsile yetkili şirket müdürü diğer ortak ...'ın şirket adına dava açma yetkisine sahip olduğunu, şirket ana sözleşmesinde şirket müdürünün yetkilerinde her hangi bir kısıtlama bulunmadığını,

dava açılmasına karar veren şirket müdürünün, genel kurul ile oybirliği ile seçildiğini, ayrıca genel kurul kararı almasına gerek bulunmadığını, ayrıca dava tarihinde davalı şirket müdürü olmadığını, sadece şirket ortağı olduğunu, şirket ortağı için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığını, ... BAM 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/1870, K. 2024/73, T.

17.1.2024 kararının da buna emsal olduğunu, bu konuda bilirkişi görüşü de alınarak davanın esastan değerlendirilmesi gerektiğini, davalının, .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dosyasında somut olay ile ilgili olarak yargılandığını, iş bu davanın alınması imkansız olan bir genel kurul kararına bağlanmasının davacı şirketin ve diğer ortağın çözümü imkansız bir zarara uğrattığını, aranan dava şartının HMK anlamında bir dava şartı olmadığından esastan önce gelmesinin mümkün olmadığını beyan ederek; öncelikle ara karardan dönülmesini, bilirkişi heyetinden rapor alınmasını ve davanın esasa girilerek incelenmesini ve ilk istem gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 11/03/2026 tarihli dilekçesi ile; davacının genel kurul kararına mahal olmadığı yönündeki taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının kendisine verilen kesin süre ihtaratına rağmen kesin süre içinde gerekçeli ve delile dayanan süre uzatım talep etmediği, yalnızca gerekçesiz bir şekilde bu sürenin geçersizliğini iddia ettiğini, kesin süre içerisinde genel kurul kararını sunmadığı gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/445 Esas 2025/2006 Karar sayılı kararı ve taraf vekillerinin İstinaf kaldırma kararından sonra alınan yazılı ve sözlü beyanları bilikte incelenip değerlendirilmiştir.

Mahkememizin 05/02/2026 tarihli tensip tutanağı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2025 tarih, 2022/445 Esas 2025/2006 Karar sayılı kararının taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekiline davalı ortak yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde genel kurulca alınmış kararını sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, sunulmadığı taktirde mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtar edildiği, kaldırma kararının ve tensip tutanağının taraf vekillerine 11/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.

Ancak davacı vekilince sunulan yazılı beyan dilekçesinde; davanın başında alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığını, ancak sonradan onay verilen bir karar alınabileceğini, tensip tutanağı ile verilen kesin sürenin, bu kararın alınması için geçerli bir süre olmadığını ifade ettiği görülmüş ise de; davacı vekilinin genel kurul kararı alınması için somut hazırlıklarının bulunduğu ya da ek süre talep edildiği gibi beyanlarının bulunmadığı dolayısıyla davacı tarafça genel kurul kararı alınmayacağı anlaşılmıştır.

Yine davacı vekilince, genel kurul kararı almasına gerek bulunmadığı, dava tarihinde davalının şirket müdürü olmadığı, sadece şirket ortağı olduğu, şirket ortağı için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığı, ... BAM 21. Hukuk Dairesi' nin, E. 2023/1870, K. 2024/73 sayılı kararının da buna emsal olduğu, ara karardan dönülmesi, bilirkişi heyetinden rapor alınması ve davanın esasa girilerek incelenmesi yönünde talep ve beyanlarının bulunduğu görülmüş ise de; kesin nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2022/445 Esas 2025/2006 Karar sayılı kararı karşısında davacı vekilinin taleplerinin reddine karar verilerek davanın dava şartı yokluğundan HMK 115/2 uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1-Davanın dava şartı yokluğundan HMK 115/2 uyarınca usulden reddine,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 11.598,62 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 10.866,62 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan 2.545,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2026

Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/107, K. 2026/339, 7 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Deliller Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/107
Karar No
2026/339
Tarih
7 Mayıs 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/108 K.2026/375
  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/108 K.2026/414
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2026/109 K.2026/614
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2026/110 K.2026/587
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/110 K.2026/334
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/110 K.2026/338

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.