KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2026
- Esas no
- 2026/335 Esas
- Karar no
- 2026/261
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 14/04/2026
Karar Metni
763 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından, .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden takip borçlusu ...
Şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, anılan takip kapsamında davacı üçüncü kişi ...adına İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnameleri düzenlendiğini, nihayetinde 26/03/2026 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesi ile davacıya, önceki ihbarnamelere süresinde itiraz edilmediği gerekçesiyle zimmetinde sayıldığı ileri sürülen borcu ödeme ya da menfi tespit davası açma ihtarı yapıldığını, 89/3 ihbarnamesinde, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin 02.03.2026, ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin ise 16.03.2026 olduğu belirtildiğini, ancak müvekkilinin, bu süreçte ciddi sağlık sorunları ile uğraşmakta olduğunu,
tedavi, tetkik ve hastane süreci içinde bulunduğundan ihbarnamelerin tebliğ edildiği tarihlerde ciddi sağlık sorunları yaşadığını, bu nedenle haciz ihbarnamelerinin fiilen fark edilemediğini ve süresi içerisinde itiraz edilemediğini, müvekkilinin süresinde itiraz edememesi kusurundan değil, mücbir nitelikte sağlık durumundan kaynakladığını, müvekkilinin, dava dışı takip borçlusu olan ...Ltd.
Şti.'nin ortağı olduğunu, şirkete olan sermayesini tamamını ödemiş olup takip borçlusu şirkete karşı hiçbir borcu bulunmadığını, davacının, takip borçlusuna ait herhangi bir malı elinde bulundurması veya borç ilişkisi içinde olması söz konusu olmadığını, somut olayda davalı alacaklının, müvekkilinin takip borçlusu şirkete ne sebeple, hangi hukuki ilişki uyarınca, hangi tarihte ve hangi miktarda borçlu olduğunu ortaya koymuş olmadığını, haciz ihbarnamesi, çoğu zaman alacaklının beyanı üzerine çıkartılmakta ise de; üçüncü kişinin gerçekten borçlu olup olmadığı,
mahkemece somut deliller üzerinden incelenmek zorunda olduğunu, davacı yönünden takip borçlusu şirkete ait doğmuş, muaccel ve talep edilebilir bir borç mevcut olmadığını, davacının şirketle ilişkisi ortaklık ilişkisi çerçevesinde olduğunu, bu durumun, otomatik olarak kişisel borçluluğa dönüşemeyeceğini bildirip, davacının, .... İcra Dairesi'nin 2025/...
Esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespitine karar verilemsini, yargılama süresince davacı hakkında yürütülen icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, .... İcra Dairesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasına konu alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle İİK md. 89 uyarınca üçüncü kişi davacı tarafından açılan menfi tespit davasına ilişkindir.
Görev, HMK md. 114 uyarınca dava şartıdır ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK'da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır.
Yargıtay 20. HD'nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında "Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda "Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
Dava konusunun İİK md. 89'a dayandığı, taraflar arasında hukukî bir ilişkinin bulunmadığı gözetilerek yerleşik yüksek mahkeme içtihatları uyarınca davanın ticari dava olmadığı ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varıldığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/335, K. 2026/261, 15 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama