KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2021
- Esas no
- 2020/216
- Karar no
- 2021/713
- Dava
- Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)
- Dava tarihi
- 25/03/2020
Karar Metni
7.816 kelime·39 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iflas masasının teşkil edilmesi sebebiyle, ilgili icra dosyalarından iflas tarihi 30.05.2019 tarihi itibariyle alınan, ... 14.İcra Dairesi ... E. dosyasından 902.027,88 TL ve ... 9.İcra Dairesi ...E.
(Eski Esas ...E.) sayılı dosyasından 110.269,38TL olmak üzere toplamda 1.012.297,26TL alacağın olduğunu gösterir kapak hesaplarının iflas masasına kayıt dilekçe ve ödeme emirleriyle birlikte iflas masasına sunulmuş olduğunu, iflas masasına kayıt esnasında sunulan dilekçe, ekinde yer alan ödeme emirleri ve kapak hesapları ile icra takiplerine konu olan çek ve cari hesap, tüm icra dosyası ve müvekkili şirket ile müflis şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle alacak ve ferilerinin varlığı açıkça ispatlanmakta olduğunu,
mahkemece de yapılacak yargılama esnasında müvekkil şirketin toplamda 1.012.297,26 TL asıl alacak ve iflas açılma tarihine kadar işlemiş faiz alacağının varlığı tespit edileceğini, ... 3. İflas Müdürlüğü’nün ...iflas sayılı dosyasından tanzim edilen 257 sıra numaralı karar ile reddedilen toplamda 1.012.297,26 TL asıl alacak ve iflas açılma tarihine kadar işlemiş faiz alacağının tespiti ile iflas masasına kaydını talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı Müflis ...Ticaret A.Ş. ile davacı ...Tic. A.Ş. arasında yıllardır süregelen ticari iş ilişkisi mevcut olduğunu, bu ticari ilişki dolayısıyla taraflar arasında birçok çek , senet ve nakit para alışverişi gerçekleşmiş olduğunu, davacının iş bu davasında ... 14. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında takibe giriştiği 93.000 EURO bedelindeki çek alacağının ve ... 9. İcra Dairesi ...E.
Sayılı dosyasında takibe giriştiği 12.817,50 EURO bedelli cari hesap alacağının iflas masasına kaydını talep etmiş olduğunu, davacı tarafın .... 14. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasında hem de ... 9. İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosyasında giriştiği takiplerde gönderilen ödeme emirlerinde bulunan 'tahsilde tekerrür etmemek kayıt ve şartıyla açılmıştır.' ibaresinde davacı taraf alacaklarına ilişkin birden çok takibe girişmiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki süresinde davacı tarafın kaydını talep ettiği alacakların ödenip ödenmediği, kısmi ödeme yapılıp yapılmadığı veya girişilen icra takipleri sonucunda alacakların tahsil edilip edilmediği hususlarının ancak tarafların ticari defterleri incelenerek tespit edilebileceğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık derdest olduğu anlaşılan ... 14.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı takip dosyasına konu olan alacak talebi ile ilgili taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarında kayıt olup olmadığı, özellikle 93.000,00-Avro bedelli çekin taraf şirketlerin 2015,2016,2017,2018,2019 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, ne şekilde yer aldığı, 93.000,00-Avro miktarındaki çek ile celbedilen Ba-Bs formlarındaki kayıt içeriklerinin uyumlu olup olmadığı, ne şekilde uyumlu olduğu, buna göre iflas tarihi itibari ile adı geçen icra dosyalarına istinaden davacının kayıt ve kabulü gereken miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davanın kayıt kabul davası olduğu, iflas idare memurlarının atandığı, adi tasfiyenin halihazırda mevcut olduğu, sıra cetveli ilânının 12/03/2020 tarihinde yapılmış olduğu, bu itibarla davanın süresi içinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki dava İİK. m.235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede ise somut olayda olduğu gibi iflas dairesidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması amacıyla mahkememiz tarafından atanan SMMM bilirkişinin sunmuş olduğu 27/04/2021 tarihli raporunda, davacının 2015 yılında müflis şirket adına tanzim ettiği tüm faturaların müflis şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, dolayısıyla davacının müflis şirket adına tanzim ettiği tüm faturalar yönünden, tarafların ticari defter kayıtları birbirini doğruladığını, ayrıca, davacının tanzim ettiği tüm faturaların müflis şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olması,
bu faturaların/fatura içeriklerinin/fatura içeriği hizmetlerin davacı tarafından verildiğinin müflis şirket tarafından kabul edildiğini, bu kapsamda, öncelikle davacının müflis şirket adına tanzim ettiği faturalar incelendiğinde;
bu faturaların tamamının TL para birimi ile düzenlenmiş olduğunu, ancak yabancı para birimi (Euro) karşılığı tutarlarının ve döviz kurlarının da faturalar üzerinde ayrıca belirtilmiş olduğunu, taraflarında ticari defterlerinde birbirlerini yabancı para (EURO) ile tanımladıkları alt hesaplarında takip ettiklerini, müflis şirketin ticari defterlerinde davacı şirket "320/SATICILAR" ana hesabı altında "320-02-100-101/YURTİÇİ OTEL SATICILARI (EURO)" alt hesabında; davacı şirketin ticari defterlerinde müflis şirket "120/ALICILAR" ana hesabı altında "...TİC.
A.Ş (EURO)" alt hesabında ve "120-01-05-Ö003/...TİCARET A.Ş. (EURO)" alt hesabında takip edildiğini, bu haliyle de taraflar arasındaki ticari ilişkide borç/alacak/ödeme ilişkisinin yabancı para birimi ile sürdürüldüğünü, taraflar arasında bu konuda anlaşma sağlandığını, cari hesap ekstreleri incelendiğinde; kambiyo takibine ...
14.İcra Dairesi ...E. dosyası dayanak çekin, taraf defterlerine kaydedilmesi ile çek karşılığı tutarın tarafların cari hesaptan kaynaklı borç/alacak tutarından düşülmüş olduğu ve sonrasında taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, davacının müflis şirket adına tanzim ettiği tüm faturaların cari hesaba (çek bedeli düşülmüş olan cari hesaba) kaydedilmeye devam edildiğini, netice itibariyle de davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının kambiyo alacağından ayrı olduğunu, tablo:1'in 191.sırasında işbu çekin verilmesinden önce yani 13/10/2015 tarihi itibariyle,
müflis şirketin defterinde toplam 127.066,78 EURO müflis şirketin borcunun; davacının defterinde de toplam 57.558,06 EURO davacının alacağının kayıtlı olduğu; işbu çek kaydı ile taraflar arasındaki cari hesap borç/alacak bakiyesinden işbu çek tutarının mahsup edilmiş olduğu.
192 ve devamı sıralarında da devam eden ticari ilişki kapsamında tanzim edilmiş olan faturaların kaydedilmeye devam edilmesi neticesinde davacının cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağının (12.755,21 Euro) oluştuğunu, alacağın asliye ticaret mahkemesi'nin 2016/312 E. 2018/42 K. sayılı ilamı ile hüküm altına alındığını, tablolarda da görüldüğü gibi, davacının 14/10/2015 T.nde müflis şirketten alıp da ticari defterlerine kaydederek müflis şirketin kendisine olan cari hesap borcunu azaltmış olan çek alacağının işbu çekin karşılıksız çıkması ile Mahkeme kararıyla da kesinleşen cari hesap alacağından ayrı olduğunu,
(yani işbu çek tutarının mahsup edilmesi neticesinde 12.755,21 Euro tutarında cari hesap alacağı mevcuttur) ...'nın gönderdiği 23/06/2020 T.li yazıda takip dayanağı "25/12/2015 günlü ... seri nolu 93.000,00 EUR tutarlı çek" ile ilgili olarak "30/12/2015 tarihi itibariyle karşılıksız işlemi gördüğünü, çek ile ilgili düzeltme hakkı kullanılmadığının belirtildiği, davacı şirketin 2015/04-05-09-11 dönemleri;
müflis şirketin de 2015/01-02-03-04-05-0607 dönemleri BA-BS formları dosyada mevcut olduğunu, dolayısıyla her iki tarafın bildirimlerine ilişkin 2015/04 ve 05 ayları (aynı ay/dönem) itibariyle inceleme yapıldığında, 2015/04 döneminde taraflarca aynı tutarda beyanda bulunulduğunu, 2015/05 döneminde ise müflis şirketin BA bildiriminde beyan ettiği tutarın, aynı dönem için davacı şirketin BS bildiriminde beyan edilmediğini, konu ile ilgili olarak belirtmek gerekir ki, tarafların BA-BS bildirimleri birbirini doğrulamasa dahi,
burada davacının tanzim ettiği faturaların tamamının tarafların ticari defter kayıtlarında yer aldığı ve fatura kayıtları itibariyle tarafların defterlerinin birbirini doğruladığını, "cari hesap ilişkisi kapsamındaki alacağından" ve "kambiyo/çek alacağından" kaynaklandığı ve işbu alacaklar ile ilgili olarak da davacı şirket tarafından müflis şirket aleyhine 14/01/2016 tarihinde iki ayrı dosyadan icra takibi başlattığı tespit edildiğini, işbu raporun 8.sayfasının son paragrafında da belirtildiği üzere "yapılan inceleme neticesinde,
müflis şirketin davacıya olan borcunu azaltan/yani müflis şirket lehine olan birtakım kayıtların (müflis şirketin davacıya yaptığı bazı ödemeler ve virman kayıtları) müflis şirketin kendi defterlerinde yer almadığını, bu kayıtların yalnızca davacının ticari defterlerinde yer aldığı;
davacının müflis şirket adına kestiği/huzurdaki davada da sunduğu tüm faturaların ise her iki tarafın defterlerinde yer aldığını, bu haliyle de müflis şirketi borçlandırıcı kayıtların (davacının müflis şirket adına kestiği faturalar) yönünden tarafların defterlerinin birbirini teyit ettiğini, fakat müflis şirketi alacaklandıran/yani müflis şirketin borcunu azaltan/müflis şirket lehine olan kayıtlar yönünden ise davacının defterlerinde, müflis şirketin kendi defterlerinde yer alan kayıtlardan daha fazla kaydın yer aldığı;
bu haliyle de taraflar arasındaki borç/alacak tutarının tespiti bakımından davacının ticari defterlerinde yer alan tutara itibar edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Raporun taraflara tebliğ olunmasına müteakiben taraf beyanları incelendikten sonra yapılan duruşmada bu defa "davacı vekilinin 11/05/2021 tarihli itiraz dilekçesi çerçevesinde ve öncelikle dava dosyasında eksiklik olmaması açısından 2015,2016,2017,2018,2019 yılları itibari ile avro cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranlarının bir hafta içinde mahkememize bildirilmesi için ... A.Ş, ... Bankası T.A.O.,...
Bankası'na müzekkere yazılmasına; ara karar ile ilgili ayrıca ...
Bankası kayıtları uyap ortamında mevcut olmakla ilgili çıktının alınarak dosyaya konulmasına; davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik 10/05/2021 tarihli itiraz dilekçesi soyut nitelik taşımakla birlikte davacı vekilinin 11/05/2021 tarihli itiraz dilekçesindeki hususların dikkate alınması; bu noktada bankadan gelen cevabi yazıların dikkate alınması; bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken Yargıtay uygulaması çerçevesinde davalının temerrüde takip ile düştüğü dikkate alınarak temerrüt tarihi ile iflas tarihi dikkate alınarak faiz hesabının gerçekleştirilmesi;
yine Yargıtay uygulaması çerçevesinde iflas tarihi itibari ile toplam yabancı para alacağının hesaplanmasından sonra ve iflas tarihi itibari ile yabancı paranın efektif satış kur karşılığı olan TL miktarın tespit olunması; bilirkişinin hazırlamış olduğu kök rapor ayrıntılı, gerekçeli , denetime elverişli olmakla birlikte adı geçen icra dosyalarına istinaden iflas tarihi itibari ile hesaplanan takip masraflarında (vekalet ücreti gibi) hata olup olmadığının yeniden denetlenmesi.
Yargıtay uygulaması gereği kayıt kabul davalarında raporda da isabetli olarak belirtildiği üzere tahsil harcının hesaplamaya yine dahil edilmemesi; bu çerçevede bilirkişinin hazırlamış olduğu 27/04/2021 tarihli kök raporda değişikliğe gidilmesini gerektiren bir hesap ve inceleme hatası olup olmadığı noktalarında aynı bilirkişiden talebe uygun olarak ek rapor alınması" şeklinde ara karar düzenlenmiştir.
Bu çerçevede bilirkişi hazırlamış olduğu 01/10/2021 tarihli ek raporunda ise ...
9.İcra Müdürlüğü dosyası yönünden yapılan incelemede takip tarihinden itibaren faiz hesaplanması gerektiği, mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olmakla takip tarihinden itibaren faiz hesabı yapılmasında herhangi bir hata mevcut olmadığı, takipte kesinleşen miktar üzerinden vekalet ücretinin hesaplanmış olduğu, iflas tarihi itibariyle geçerli olan Avro kuru üzerinden hesaplama yapılmakla herhangi bir hatanın mevcut olmadığı, yine Antalya 14.İcra Müdürlüğü dosyası yönünden de iflas tarihindeki Avro kuru esas alınarak kesinleşen miktarın TL toplamı üzerinden icra vekalet ücretinin hesaplanmış olmakla bu noktada da bir hata bulunmadığı,
ara karar çerçevesinde dosyaya celbedilen faiz oranlarına göre yeniden hesaplamanın ise gerek ... 14.İcra Müdürlüğünün gerekse ...
9. İcra Müdürlüğü dosyaları yönünden ayrı ayrı yapıldığı, bu suretle iflas tarihi olan 30/05/2019 tarihi itibariyle işlemiş faizle ilgili hesaplamaların yeniden yapıldığı, vekalet ücreti hesaplamasının Yargıtay uygulamalarının benimsediği çerçevede gerçekleştirildiği, mahkemece celp edilen banka yazı cevapları doğrultusunda faiz hesaplarının yapıldığı, sonuç olarak ... 14.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyası kapsamında 825.424,37TL ve ...
9.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyası kapsamında ise 103.294,68TL tutarında alacağın varlığının iflas tarihi itibariyle hesaplandığı açıklanmıştır.
Davacının alacak talebine esas ... 14.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyası kambiyo senedine özgü takiplere mahsus olarak başlatıldığı, buna mukabil ... 9.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyası ilamsız takiplere mahsus takip yoluyla başlatılmış ise de bu dosya ile ilgili ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E.sayılı ilamı çerçevesinde itirazın iptali ve takibin devamına dair karar verildiği açık olmakla her iki icra dosyası yönünden farklı farklı değerlendirme yapılacaktır.
... 14.İcra Müdürlüğünün kambiyo senedine dayalı olarak takip yapılmış olmakla birlikte bu dosya yönünden taraflar arasındaki temel alt ilişkinin mutlaka dikkate alınması gerekir. Zira Yargıtayın yerleşik uygulamalarında kabul olunduğu üzere kayıt kabul davalarında davalı alacaklının kambiyo senedine bağlanmış olsa dahi, alacağının varlığını ve miktarını temel hukuki ilişkiye dayanarak ispatlamak durumunda olduğu, taraflar arasında süre gelen ticari ilişki olduğu iddiası karşısında taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak temel alt ilişkinin araştırılması gerektiği dikkate alınmıştır.
Mahkememizce atanan bilirkişi yapılan görevlendirme çerçevesinde, adı geçen icra dosyasına dayanak çekler ile ilgili gerek davacı gerek müflis davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını tek tek ayrıntılı şekilde incelemiştir.
Bu inceleme sonucunda davacının 2015 yılında müflis şirket adına düzenlemiş olduğu tüm faturaların müflis şirketin ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davacının düzenlemiş olduğu fatura içeriklerinin ve hizmetlerinin bu suretle müflis şirket tarafından kabul olunduğu, buna göre takibe esas olan çek miktarlarıyla uyumlu olmak üzere davacının alacak hakkının varlığının muhasebesel olarak anlaşıldığı, buna göre cari hesap ilişkisi kapsamında davacının 82.263,93 Avro tutarında alacaklı olduğu, yine kambiyo/çek çek kapsamında ise 93.000,00 Avro alacaklı olduğu,
borçlu şirketin defter ve kayıtlarında dahi davacının 175.263,93 Avro olarak alacaklı gözüktüğü anlaşılmaktadır.
HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari deferlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabibir.
Somut uyuşmazlık yönünden bakıldığında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da açıklandığı üzere "HMK. 220. maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki HMK. 220. (HUMK. 330, 331, 332 ) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Eş söyleyişle, belirtilen bu durumda ticari defterlerde HMK. 219. ve sonraki maddeleri anlamında "belge" niteliğindedir.
Ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK 220-222 maddesi değerlendirildiğinde ve aynı kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla kesin delil olduğu öngörülmüştür."
Somut olayda, davacı tarafın açıkça delil olarak dayanması ve mahkememizce de o yönde ara kararı verilip, gereğinin yerine getirilmesi sonucunda taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Müflis şirketin defteri kebir ve yevmiye defterlerinin yasal süresi içerisinde tasdik işlemlerinin yapıldığı, davacı defterlerinin ise usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından saptanmıştır. Bu durumda HMK.
220. maddesi uyarınca, davacı tarafın davalıya ait ticari deferlere ilişkin açıklamasının, yani icra takibinin dayanağını oluşturan kambiyo senedine konu miktarlar kadar davalıdan temel alt ilişki gereği dahi alacaklı olduğunun kabulü gerekir.
Esasen tacir olarak defter tutmak yükümlülüğünde olan müflis davalı şirketin ticari defterlerini sunması dikkate alındığında taraflar arasında temel alt ilişki bulunduğu anlaşılmakla bilirkişinin hesaplamış olduğu miktarlar çerçevesinde yapılan hesaplamaya itibar etmeye engel hal bulunmamaktadır.
Davacının diğer alacak talebine esas ... 9.İcra Müdürlüğü dosyası ile ilamsız takibe mahsus olarak başlatılmış ve konuyla ilgili itirazın iptali ve takibin devamı kararı verilmiştir. Gerek dosya kapsamı gerek bilirkişi raporu dikkate alındığında iflasın açılmasından önce müflis aleyhine açılan itirazın iptali davasında müflis şirket aleyhine karar verildiği, bu suretle müflis şirketin itirazın iptaline ve takibin devamına dair karar oluşturulduğu anlaşılmakla bu ilamın muvazaalı olarak iddia ve ispat edilemediğinden ise iflas idaresini bağladığı mahkememizce kabul edilmiştir. (Yargıtay 19.HD 07/05/1996 tarih 2506E./4346K.sayılı ilamı) Nitekim bilirkişi bu kapsamda mahkeme ilamı çerçevesinde gerekli hesaplamaları Yargıtay uygulaması çerçevesinde gerçekleştirmiştir.
Bu hesaplamalarda Yargıtay uygulamasına uygun şekilde iflas tarihi itibariyle tespit olunan ana paraya, ayrıca İİK m.195 uyarınca iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları eklenmiş, bu ekleme sonucunda ise adı geçen her iki icra dosyası yönünden iflas tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu miktar saptanmıştır.
Bilirkişi tarafından bu noktada iflas tarihi itibariyle icra dosyasına istinaden tespit edilen alacak miktarının TL karşılıkları dikkate alınarak iflas tarihi itibariyle icra vekalet ücreti dahi "takip masrafı" olarak bilirkişi tarafından dikkate alınmış, ayrıca bir tahsilat olmadığından ve tahsilat olacağı da anlaşılamadığından tahsil harcı ise usule uygun olarak ana paraya eklenmemiştir. Buna göre ... 14.İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı dosyasına istinaden 825.424,37 TL, ...
9.İcra Müdürlüğünün...E.sayılı dosyasına istinaden ise 100.168,01 TL tutarında olmak üzere davacının iflas tarihi itibariyle alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu rakamların içinde yasal yani tarifeye dayalı icra vekalet ücret miktarları da dahil edilmiş durumdadır.
Bilirkişinin saptamış olduğu bu rakamın tamamı dikkate alınarak davacının alacak kayıt ve kabulünün kısmen kabulü gerektiği noktasında mahkeme başkanının karşı oyuna karşılık mahkememiz heyetinin çoğunluğu bilirkişi tarafından hesaplanan icra vekalet ücretinin kayıt kabule esas olan miktara dahil olunmaması gerektiği yönünde kanaat oluşturmuştur. Mahkememizin çoğunluğunun görüşüne göre; kayıt kabul davalarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi uygulamaları gereği icra vekalet ücretinin ana paraya eklenmemesi gerektiği benimsenmiştir.
Mahkememiz çoğunluk görüşüne göre:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun Müflisin Borçlarının Muacceliyet Kesbetmesi başlıklı 195. maddesi "Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur. Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni faiz hesabıyla iskonto yapılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yargısal uygulamalara bakıldığında;
*YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 2016/2703 ESAS, 2016/5220 KARAR SAYILI İLAMINDA
"... İİK'nın 195. maddesi uyarınca, müflisin borçlarının iflas ile birlikte muaccel hale geleceği ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının asıl alacağa ekleneceği, bilirkişilerin işlemiş faiz hesabını doğru yaptığı, ancak yasal düzenlemenin aksine vekalet ücretini de asıl alacağa eklediğini, İİK'nın 195. maddesinde takip masrafları arasında VEKALET ÜCRETİ VE TAHSİL HARCINA YER VERİLMEDİĞİ, bu nedenle bilirkişilerin hesaba ekledikleri toplam 42.497.40 TL vekalet ücreti haricindeki 1.281.457,51 TL'nin sübuta erdiği gerekçesiyle, 1.281.457,51 TL alacağın Müflis ...Tic. Ltd. Şti'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı iflas idaresi vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA",
*İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİNİN 2019/3453 ESAS, 2020/144 KARAR SAYILI İLAMINDA:
"...Diğer yandan, davacının masaya yazdırılması gereken alacak kalemlerinin değerlendirilmesi gerekecektir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun yedinci babında iflasın hukuki neticeleri düzenlenmiştir. Yasanın 184. maddesi “ İflas Masası“, üst başlığı ise “Borçlunun Malları Hakkında İflasın Neticeleri “ dir.
193. maddesinde, “ Takibin durması ve düşmesi “ başlığı ile iflasın açılmasının, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle, teminat gösterilmesine İlişkin takipleri durduracağı, iflas kararının kesinleşmesi ile bu takiplerin düşeceği, iflasın tasfiyesi müddetince müflise karşı birinci fıkradaki takiplerden hiçbirinin yapılamayacağı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplere iflastan sonra da takip alacaklıları tarafından İflas masasına karşı devam edileceği, satış bedelinin 151’inci maddeye göre rehinli alacaklılara paylaştırılacağı,
artan kısmın İflas masasına intikal edeceğine yer verilmiştir.” Alacaklıların Hakları Üzerine İflasın Tesirleri “ üst başlığı ile 195. maddede, “ Müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi “ başlığı ile, borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılmasının müflisin borçlarını muaccel kılacağı, iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının anaya zammolunacağı ifade edilmiştir.
Somut olayın yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirilmesi halinde, davacının İflas kararından önce müflise karşı başlatmış olduğu İcra takibinin İflas kararının kesinleşmesi ile düştüğü anlaşılmaktadır. Yani takip hükümsüz kalmıştır.
Bu durumda fiilen yapılan TAKİP MASRAFLARI HARİCİNDE, VEKALET ÜCRETİ VE TAHSİL HARCINA KARAR VERİLEMEYECEKTİR. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2001/7124 Esas, 2002/483 Karar ve 24.01.2002 tarihli emsal ilamda, “İİK .nun 195. maddesinde takip masraflarınında masaya kaydının istenebileceği hükme bağlanmış olup, vekalet ücreti ve tahsil harcı haricindeki diğer takip masraflarının masaya kabul edilmemesi isabetli değildir “ şeklinde belirtilmiş, emsal, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/2703 Esas, 2016/5220 Karar ve 30.11.2016 tarihli ilamında ise, ilk derece mahkemesi tarafından, “...İİK ‘nın 195. maddesi uyarınca,
müflisin borçlarının İflas ile birlikte muaccel hale geleceği ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının asıl alacağa ekleneceği, bilirkişilerin işlemiş faiz hesabını doğru yaptığı ancak yasal düzenlemenin aksine vekalet ücretinin de asıl alacağa eklendiği İİK 195.
MADDESİNDE TAKİP MASRAFLARI ARASINDA VEKALET ÜCRETİ VE TAHSİL HARCINA YER VERİLMEDİĞİ bu nedenle bilirkişilerin hesaba ekledikleri ....TL vekalet ücreti haricindeki alacağın subuta erdiği gerekçesiyle...” bakiye kısmın müflisin İflas masasına kayıt kabulüne karar verildiği.“ şeklinde verilen karar özeti ilamda açıkça gösterilerek karar onanmıştır.
...toplam talep edilen, 266.696,55 TL den İcra takip dosyası için talep edilen 18.937,16 TL ‘ vekalet ücret alacağının mahsubu neticesinde 247.759,39 TL ) ve müflis şirketin İflas masasına kayıt kabulü gerekirken, yasa gereğince düştüğü kabul edilen İcra takip dosyası için hesaplanan vekalet ücreti alacağının da masaya kaydı yönünden karar tesisi isabetli olmamıştır..."
*İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİNİN 2019/2096 ESAS, 2020/1053 KARAR SAYILI İLAMINDA:
"...İİK'nun 195. maddesi uyarınca, müflisin borçları iflas ile birlikte muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları asıl alacağa eklenir. Bununla birlikte anılan maddede takip masrafları arasında, tahsil harcı ile İCRA VEKALET ÜCRETİNE YER VERİLMİŞ DEĞİLDİR. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 9.057,31 TL icra vekalet ücretinin de alacak olarak masaya kaydına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı alacağının İİK'nun 206/4. maddesi gereğince iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmediğinden 106.373,76 TL alacağın 1. sıraya kaydının mümkün olmadığı, İİK'nun 195. maddesinde icra vekalet ücretinin takip masrafları arasında sayılmadığı, 9.057,31 TL icra vekalet ücreti yönünden davanın reddi gerektiği..." şeklinde karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, İİK ' nun 195. maddesinde iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının ana paraya ekleneceği, vekalet ücreti alacağının takip masrafı kalemi olarak kabul edilmediği, dolayısıyla takip dosyasında kapak hesabında yer alan icra vekalet ücreti alacağının masaya kaydı gereken alacak kalemlerinden olmadığı, yukarıda değinilen ve yerleşik uygulama haline gelen içtihatlarda, vekalet ücreti alacağının takip masrafı olmadığı için masaya kaydı talep edilemeyecek alacaklardan olduğunun açıkça ifade edildiği,
bu nedenle mahkeme heyetinin çoğunluk görüşü ve Yargıtay uygulamasına göre icra vekalet ücretinin kayıt kabul davalarında masaya dahil edilmeyeceği yönündeki uygulama benimsenerek bu noktada bilirkişi kurulu raporunda belirtilen 925.592,98 TL'den alacak toplamından icra vekalet ücretleri dışlanarak (vekalet ücretleri = 41.106,18 TL + 9.503,53 TL=) 50.609,71 TL icra vekalet ücretinin mahsup olunması sonrası bakiye 874.983,27 TL tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kısmen kabulüne, 874.983,27-TL davacı alacağının ... 3. İflas Dairesinin ... iflas sayılı dosyasına istinaden açılan iflas masasına kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair karar verilmiştir.
... Başkan
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/216, K. 2021/713, 28 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama