KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/684
- Karar no
- 2024/404
- Dava
- ALACAK (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/09/2022
Karar Metni
1.892 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "..." adresinde yer alan ve tapuda "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 15095 Ada, 1 Parsel" sayıda kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt ve otogaz satış ve servis istasyonunun müvekkil şirket marka ve logosu altında bayi olarak işletilmesi için 21.05.2021 tarihli ve 5 yıl süreli "Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi" ve "Ticari Koşullar" imzalandığını, davalı tarafından gönderilen ...
25. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile sözleşmenin süresinden önce ve haksız şekilde sonlandırıldığını, bunun üzerine müvekkil tarafından gönderilen ...
26. Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı bayinin fesih nedenlerinin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu açıklanarak, ariyetlerin iadesinin talep edildiğini, davalının sözleşmenin 25. maddesinde öngörülen 50.000,00 TL'lik cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu, davalı tarafından ürün taleplerinin karşılanmadığı iddia edilmişse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, akaryakıt sektöründe fiyat dalgalanmalarının yaşandığı günlerde ürün tedarik edilen rafineriler tarafından dağıtıcılara yönelik olarak ürün alımları kısıtlanmakta, ürün alımlarına kota uygulanabildiğini,
sözleşmenin "İkmal" başlıklı 22. maddesinde de davalının fesih nedeni olarak öne sürdüğü durumlar yönünden davalının bilgisinin bulunduğu ve müvekkilin sorumlu tutulamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, davalı tarafın sözleşmeyi fesihte haksız ve kötüniyetli olduğunu, zira sözleşmeyi başka bir dağıtıcı ile anlaştığı için feshettiğinin ekte sunulan EPDK kaydından da açıkça anlaşıldığını, bu kayıttan da görüldüğü üzere davalının "Dağıtıcı Tadil Tarihi" fesih beyanından 2 gün sonrası olan 22.04.2022 tarihi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 5 yıl süreceği öngörülerek tesis edildiğini,
ticari ilişkiden beklenen kazancın elde edilemediğini ve zarara uğrandığını, davalının müvekkilin uğradığı kar mahrumiyetini ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmesi'nin "Feshin Sonuçları" başlıklı 16. maddesinin "b" bendinde sözleşmenin ihlali ve haksız fesih halinde müvekkilinin uğrayacağı kar kaybının tazmininin taahhüt edildiğini, arabuluculuk süreci neticesinde anlaşmaya varılamadığını belirterek,
Bayilik Sözleşmesinin süresinden önce ve haksız şekilde feshedilmiş olması nedeniyle sözleşmenin 25. maddesi uyarınca doğan 50.000,00 TL'lik cezai şart alacağının şimdilik 10.000,00 TL'sinin, HMK.nun 107. maddesi uyarınca alacaklarının değeri tam ve kesin olarak belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshinden kaynaklanan cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine yönelik alacak davasıdır.
Davalı davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak fesh edilip edilmediği, bu fesihten kaynaklı olarak davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında 21.05.2021 tarihli ve 5 yıl süreli "Standart Bayilik Sözleşmesi" ve "Ticari Koşullar protokolü" akdedilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir.
Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonrası alınan 06.12.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davacı yanın incelenen ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi olan 29/09/2022 itibariyle davacının davalı yana 88,38 TL bakiye borcunun bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davalı bayi ... firmasının, davacı dağıtım şirketinden çalıştığı süre boyunca 913 ton LPG alımı yaptığı, davalı firmanın son LPG alımının 20.04.2022 tarihinde 4,2 ton olarak yapıldığı, 20.04.2022 tarihinde davacı dağıtım şirketine göndermiş olduğu ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, fesih gerekçesi olarak.
"LPG Bayilik sözleşmesini ... oluşan değişiklikler nedeniyle ülkemizde yaşanan akaryakıt fiyatlarının dalgalandığı günlerde İBOS sistemi üzerinden yaptığımız akaryakıt alım taleplerimizin karşılıksız bırakılmış ve bu nedenle işletmemiz zarara uğramıştır..." şeklinde açıklandığı, davalı bayinin 20.04.2022 tarihinde farklı bir dağıtım şirketiyle bayilik sözleşmesi imzalayarak dağıtım şirketini değiştirecek şekilde 22.04.2022 itibariyle lisans tadili yaptırdığı, davacı ve dava dışı ...
A.Ş. tarafından davalı firmaya 28.04.2022 tarihinde feshin haksız olduğuna dair cevabi ihtarname gönderildiği dosya kapsamından ve bilirkişi heyetinin tespitlerinden anlaşılmıştır.
Davalı bayi .., akaryakıt satışı için lisansı olmayan davacı...'a akaryakıt ikmali yapamadığı gerekçesiyle fesih ihtarnamesi gönderdiği, buna karşılık davacı ...A.Ş. ise bu ihtarnameye ikmal yapılmadığı belirtilen akaryakıt ürünleri üzerinden ve akaryakıt bayilik sözleşmesine atıfta bulunarak cevap verdiği anlaşılmaktadır.
Bu husus bilirkişi heyetince de tespit edilerek, burada tarafların maddi hata yapıp yapmadığı, davalı firmanın akaryakıt ikmalinden kastının LPG olup olmadığını tespit etmek zor olmakla birlikte konuyu sözleşmelerin ve dava dilekçesinin konusu olan LPG ürünü üzerinden değerlendirileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Raporda da işaret edildiği gibi sözleşmelerin konusunun LPG ürünü olması, davacı firmanın faaliyet alanının ve lisansının sadece LPG'yi içermesi ve davacı firmanın dava dilekçesinde LPG otogaz sözleşmeleri üzerinden talpete bulunması, defter kayıtlarındaki faturaların LPG ürününe ilişkin oyması bir arada değerlendirildiğinde bu görüş mahkememizce de makul ve mantıklı bulunmuştur.
Bilirkişi heyeti, davalı bayinin sözleşmeyi feshettiği 20.04.2022 tarihinde ikmal sorunu yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa bu sorunun sözleşmeyi feshetmek için haklı bir neden sayılıp sayılmayacağı hususu sektörel uygulamalar ve sözleşme içerikleri açısından değerlendirme yapmıştır. Buna göre.
Davalı bayinin çalışmış olduğu 11 aylık sürede (334 gün) davacı dağıtın şirketinden 912,808 ton LPG alımı yaptığı, bayiye 365 adet fatura düzenlendiği, 291 gün davalı bayinin istasyonuna ikmal yapıldığı, bazı günler bayiye günde iki kez ikmal yapıldığı, bu günlerde bayiye iki adet fatura düzenlendiği, istasyona ikmal yapılan farklı gün sayısı 291 olup toplam alımlara orantı yapıldığında her ikmalde ortalama (912,808 /291-3,13 ton) 3,13 ton LPG ürününün bayi tankına aktarıldığı, davalı bayinin çalışmış olduğu 11 aylık sürede son tüketiciye yapmış olduğu günlük ortalama satış miktarının ise (912,808 / 334-2,73) 2,73 ton olduğu, sonuç olarak,
bayiye dağıtım şirketi tarafından yapılan günlük ikmal miktarının, bayinin satmış olduğu günlük satış miktarından fazla olduğu, bayinin çalışmış olduğu sürede almış olduğu ortalama günlük ikmal tutarının 3,13 ton olup bayinin sözleşmeyi feshetmiş olduğu gün bayiye yapılan toplam ikmal miktarının 4,2 ton olduğu, 11 aylık sürede 291 gün (365 adet) ikmal yapılmasının sektörel uygulamalara göre makul bir ikmal süreci olduğu, davalı bayinin ikmal alamadığını belirttiği özel bir gün olmayıp bu konudan son zamanlardaki akaryakıt fiyatları olarak belirtmesinden dolayı genel değerlendirme yapıldığı,
dağıtım şirketlerinin nakliyesini yaptığı LPG ürününün, yurt dışından ithal edilen ve ülkemizde stoklanan bir ürün olup bu ürünün bayilere nakliyesinde dönem dönem ithalat kaynaklı sorunlar yaşanabildiği, bu sorunların ... kaynaklı olduğundan bundan tüm dağıtım şirketleri ve bayilerin etkilendiği, dağıtıcının kendisinden kaynaklı sorunlarda ise sadece dağıtım şirketinin bayilerinin etkilendiği, davalı bayinin belirimiş olduğu genel ekonomik olumsuzluklar ve fiyat artışlarına bağlı ikmal problemlerinin tüm bayileri etkileyebilcek bir süreç olup tek başına sözleşmeyi feshetmek için sektörel açıdan geçerli bir sebep olmadığı,
ikmal kaynaklı bir problem nedeniyle sözleşmeyi feshetmek için bayinin yeterli ikmal alamadığını tespit ettirmesi gerektiği gibi bunun en azından birkaç defa yaşandığının kanıtlanması gerektiğini, LPG ürününün nakliyesinin dağıtım şirketi tarafından yapıldığı, dağıtım şirketinin;
her bayiye özel nakliye yerine belli bir güzergâh belirleyip bu güzergâh üzerindeki bayilere belirlenen periyotlarda ikmal yaptığı, bu güzergahın ve rut planının (hangi temsilcinin, hangi lokasyonda, hangi noktaları ziyaret etmesi gerektiğini ortaya koyan bir çalışma) bozulmasının dağıtım şirketi için ilave maliyet ve zaman kaybına yol açtığı, operasyonun kusursuz işlemesi için dağıtım şirketinin bayilerine belirlenen rut planında ikmal yapmaya çalıştığı, istasyonların stoksuz kalmaması ve satış kaybı yaşamaması nihai amaç olarak belirlendiği,
fiyat artışlarının yaşandığı dönemlerde bayilerin her zamankinden daha fazla stok yapmaya çalışarak avantaj sağlamaya çalıştıkları, genel olarak istasyonlarda 5 veya 10 tonluk tank (genelde 5 ton) bulunduğu, dağıtım şirketinin 10-20 ton arasında değişen tankerlerle 8-10 adet istasyona ikmal yapmakta olup istasyon başına 2-3 tonluk ikmallerle süreci tamamladığı, dava konusu olay da bu çerçevede değerlendirildiğinde yapılan ikmallerin gerek istasyon satışlarına gerekse sektörel ikmal miktarlarına göre makul olduğu,
ayrıca taraflar arasında akdedilen LPG bayilik sözleşmesinin 22. Maddesinde ...'ın ikmal miktarlarında kesinti yapabilceği, tamamen durdurabileceği ve bu durumları bayinin kabul ettiğinin açıkça belirtildiği, buradan hareketle davalı bayinin sözleşmeyi feshetmek için geçerli sebeplerinin bulunmadığı, sözleşmeyi haksız nedenle tek taraflı oalrak feshettiği, sözleşmenin erken feshine bağlı olarak cezai şart ve kar mahrumiyeti hesaplamasının yapılması gerektiği, bayilik sözleşmesinin 25. Maddesinde, bayinin sözleşmeyi ve eklerini kısmen veya tamamen ihlal etmesi durumunda 50.000TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,
erken fesihten kaynaklı kar mahrumiyeti yönünden ise; taraflar arasında 60 ay (5 yıl) olarak imzalanan sözleşmenin 11 ay sonra davalı tarafından haksız nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmede hedeflediği karlılığa ulaşamadan sözleşmenin sona erdiği, davacı firmanın aynı bölgede veya aynı ticari alanda yeni bir bayilik ilişkisi tesis etmediğinin EPDK ve sektör kaytılarından tespit edildiği,
davaya konu istasyona en yakın mesafede ve ayrı bir ticari alanda yer alan mevcut istasyonun (...) fesih tarihinden önce dağıtım şirketinin bayisi olduğunun EPDK kayıtlarından tespit edildiği (rapora durumu açıklayan ve belgeleyen harita görseli de eklenmiştir), sektörel rekabet, ariyet malzeme fiyatlarındaki artış, dağıtım şirketlerinin mevcut bayilerini kaybetmemek için agresif ticari koşullar sunması gibi etkenlerden dolayı sektörde yeni bayilik ilişkisi kurmanın her geçen gün azaldığı, bu durumun özellikle büyükşehirlerde daha zor bir süreç olduğu, sözleşme sürelerinin 5 yıllık olması,
yeni istasyon yapımıyla ilgili süreçlerin zorluğu ve yapım maliyetlerinin mevcut kazançlarla karşılanamayacak seviyeye ulaşmasının yeni bayilik tesisindeki süreyi ayrıca uzattığını, sektörel gerçekler göz önünde bulundurulduğunda yeni bayilik ilşkisi tesis etmenin bölgeden bölgeye değiştiğini, dava konusu bölgede bu sürenin 2 yıla yakın bir süre gerektirdiği, ancak mahkemenin takdirine bağlı olarak kar mahrumiyeti hesabının 6 aylık, 1 yıllık, 2 yıllık ve davacı talebindeki gibi kalan süreler için tutarlara göre hesaplama yapıldığı,
ayrıca taraflar arasındaki son ürün alım faturası, ticari koşullarla ilgili sözleşme ve fesih tarihinde karlılık oranları incelenerek ton başına net karlılık rakamına ulaşılmaya çalışıldığı, bu durumun raporun 20. sayfasında bir tablo ile açıklandığı, buna göre ...'ın ton başına karlılık rakamının 54,72.-TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin henüz birinci yılı dolmadığı için davacı ...'ın ürün edinme bedelinde bir artış yapılmamış son ürün alımındaki karlılık rakamlarına göre çalışma yapıldığı,
net kâr kaybının 6 aylık süre için 26.918,54.-TL, 1 yıllık süre için 53.837,09.-TL, 2 yıllık süre için 107.674,18.-TL, 4 yıl 1 ay için 223.124,82.-TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Yargılama devam ederken davacı vekili tarafından 24/05/2024 tarihinde feragat dilekçesi sunularak, davadan feragat ettiklerini, gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekilince de 24/05/2024 tarihinde dilekçe sunularak, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı beyan edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, incelenen vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu dikkate alınarak, basit yargılama usulüne tabi olan davada kesin hüküm oluşturan feragat nedeniyle aşağıdaki şekilde davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
KATİP
HAKİM
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/684, K. 2024/404, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama