KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/537 Esas
- Karar no
- 2025/284
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/08/2023
Karar Metni
2.696 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; keşideci müvekkili tarafından ... Ltd. Şti.nin lehtar olduğu ...bank ... şubesine ait ... seri numaralı 20.05.2023 keşide tarihli 420.991 TL bedelli çekin dava dışı lehtar... Ltd. Şti.ne gönderildiğini, çeklerin kargoda kaybolduğunu, ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas dosyası ile ... Ltd. Şti. tarafından çek iptali davası açıldığını, çek bedelinin lehtar ... Ltd.
Şti.ne ödendiğini, davalının ... seri numaralı 20.05.2023 keşide tarihli 420.991 TL bedelli çeki ... 5.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, dava dışı ...Ltd. Şti.nin ...
35. İcra Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası ile çekteki imzaya itiraz ettiğini, imzanın dava dışı lehtara ait olmadığının yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerektiğini, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkını müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağını,
çek üzerindeki ciroların birbirini takip etmiyor veya cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için çeki elinde bulunduran hamilin yetkili hamil sayılamayacağını, yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamayacağını, çekte lehdarın imzasının sahte olduğunu, dolayısıyla ciro silsilesinde kopukluk olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne,
öncelikle takdiren teminatsız olarak icra dosyasına yatacak paraların alacaklı davalı tarafından çekilmemesi ve dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... 5.İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyasında müvekkilinin davalıya karşı borçlu bulunmadığının tespitine, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde müvekkili aleyhine takip yapıldığından %20’den aşağı olmamak üzere müvekkil lehine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap : Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkili ve meşru hamili olduğu ... keşide tarihli ... Seri No.lu 420.991 TL bedelli çekten dolayı ... 5. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının dava dilekçesinde takibe konu çekin kendileri tarafından keşide edildiğini ve çek lehtarı ile arasındaki borç ilişkisini ikrar ettiğini, iyi niyetli üçüncü kişi olan müvekkilinin çekin zayiine ilişkin iddiaları bilmesine imkan olmadığını, davacının kargoya verilmesi mümkün olmayan dava konusu çeki kargoya verdiğini iddia ederek kendi kusurundan yararlanmaya çalıştığını ve borçlu olmadığının tespitini istediğini, davacının ciro zincirinin bozulduğunu ve çekin lehtarının imzasının sahte olduğu iddiasının davacı tarafın keşideci sıfatından kaynaklanan borcunu ortadan kaldırmadığını,
davacının müvekkili aleyhine açmış olduğu işbu davada diğer imzaların sahte olduğuna dair itirazlarını ileri süremeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 677. maddede yer alan hüküm gereği imzaların istiklali prensibinin geçerli olduğunu,
çek bedelinin dava dışı lehtara ödendiği iddiasının (bedelsizlik) şahsi defi niteliğinde olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi olan müvekkiline karşı sürülemeyeceğini, müvekkilinin bile bile davacının zararına hareket ettiğine dair hiçbir delil sunmadığını, bu nedenle şahsi bir defii olan bedelsizlik iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülebilmesi mümkün olmadığını, kambiyo hukuku ilkeleri gereği davacı keşidecinin çek bedelinden sorumlu olduğunu, çek hakkında iptal davası açılmış olmasının senedin icra takibine konu edilmesine engel olmadığını,
dava konusu çek üzerindeki ciro zinciri ve dilekçe ekinde sunulan müvekkili şirket ile çeki kendisine ciro eden şirket arasındaki ticari ilişkiyi gösterir fatura ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde ve müvekkili şirketin hamili olduğu çekin meşru hamilinin kendisi olduğunu ve müvekkili şirketin dava konusu çeki kötüniyetli olarak iktisap ettiğini iddia eden davacı tarafın iddialarını ispat edecek herhangi bir kesin delil sunamadığı göz önüne alındığında dava konusu çekin meşru hamilinin müvekkili şirket olduğu ve davacı tarafın çekten kaynaklanan borcunun mevcut olduğu açık bir şekilde ortada olduğunu,
davacı tarafından esasa ilişkin ileri sürülen iddiaların tamamen gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebi ile Mahkemenizce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve akabinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
... 5.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası, çek sureti, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dava dosyası, kargo alındısı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...s. soruşturma dosyası, ... 35. İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, fatura suretleri, çeke ilişkin tahsilat makbuzu celp edilmiş incelenmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
... 5. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyası celp edilip incelendiğinde; takip alacaklısının davalı ... A.Ş., takip borçlularının davacı ..., dava dışı ...Ltd. Şti.,...A.Ş., ... Ltd. Şti.., ... A.Ş. olduğu, takip alacaklısının borçlular hakkında toplam 466.336,92TL alacak için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde bulunduğu görülmüştür.
İcra takibine temel teşkil eden kambiyo senedi, ödeme emrinde yazılı olduğu üzere ... A.Ş. ... Şubesine ait, ... seri numaralı 31/05/2023 keşide tarihli 420.991,00 TL bedelli çektir. Takibe konu çekte; ...'ın keşideci, ...Ltd. Şti.nin lehtar / ilk ciranta, akabinde sırasıyla ciranta olarak... A.Ş.,...Ltd. Şti. Ve ... A.Ş.nin cirolarının bulunduğu, hamilin ise davalı .. A.Ş. olduğu görülmüştür. Lehtar ...Ltd. Şti. çekin kargoda kaybolması sebebiyle ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında zayi nedeniyle hasımsız olarak kıymetli evrakın iptali davası açtığı, mahkemece çek üzerine ödeme yasağı - ihtiyati tedbir konulduğu, bu suretle davalı hamil tarafından çekin kanuni ibraz süresi içinde 31/05/2023 tarihinde takas odası aracılığı ile ibraz edildiği, ancak ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasında görülen kıymetli evrakın iptali davasında verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle çek bedelinin davalı hamile ödenmediği anlaşılmıştır.
... 35. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile dava dışı lehtar ... Ltd. Şti. davalı ... A.Ş. aleyhine dava konusu çek sebebiyle çekte yer alan lehtar imzasının kendisine ait olmadığından bahisle imzaya itiraz davası açmış, işbu davada davalı tarafça verilen süre içinde bilirkişi delil avansı yatırılmadığından imza incelemesi yaptırılamamış ve davalı tarafından ispat külfetinin yerine getirilmediği mahkemece kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı lehtar ...Ltd. Şti.nin yetkilisi ... tarafından dava konusu çekin kargoda kaybolması ve çalınmasına ilişkin olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş, ancak ... Cumhuriyet Başsavcılığı .... soruşturma dosyasında 06/03/2023 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirlenmiştir.
Buraya kadar değinilen hususlar hakkında taraflar arasında çekişme yoktur.
Davacı, çekte yer alan lehtar / ilk ciranta (... Ltd. Şti.) imzasının lehtara ait olmadığını, lehtarın imzası sahte ve geçersiz olduğundan ciro zincirinin koptuğu, davalının yetkili hamil olmadığı,bu nedenle kopukluktan önceki ciranta ve keşideciye-kendisine başvuramayacağını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmaktadır.
Önemle vurgulamak gerekir ki, davacı çekte keşideci olup kendi imzasını inkar etmemektedir.
Bilakis, çekteki keşidecinin imzasının kendisine ait olduğunu, çekin kargo gönderimi ile dava dışı lehtara gönderildiğini, ancak kargoda çalınması sebebiyle lehtarın sahte imzası ile tedavüle sokulduğunu, çekte lehtarın imzasının lehtara ait olmadığını ileri sürmektedir.
Davalı, çekteki keşideci imzasının davacıya ait olması, imzaların istiklali prensibi ve TTK 677. maddesi uyarınca lehtarın imzasının sahteliğinin davacı keşideci tarafından ileri sürülemeyeceği, ayrıca TTK 790. maddesi uyarınca meşru ve yetkili hamil olduğunu savunmaktadır.
Uyuşmazlığın temeli, çekte dava dışı lehtara ait imzanın sahte yahut geçersiz olması halinde ciro zincirinde kopukluk meydana gelip gelmeyeceği, bu suretle davalının meşru ve yetkili hamil olup olmadığı, kendi imzasını inkar etmeyen davacı keşidecinin dava dışı lehtara ait imzanın geçersizliğini davalı hamile karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın TTK 677. maddesi uyarınca ''Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez''.
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin vs. imzası gibi) sahibini bağladığı,geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade etmektedir. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.
Ayrıca, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. (TTK 790/1.)
Anılan Yasal hükümler çerçevesinde dava konusu çek incelendiğinde ve somut olaya bakıldığında dava konusu çekin yasal unsurlarının mevcut olduğu, kambiyo vasfına haiz olduğu, esasen bu konuda herhangi bir çekişmenin de bulunmadığı, TTK 790. maddesi uyarınca çekteki ciro zincirinin düzgün olduğu, herhangi bir kopukluk bulunmadığı, şeklen düzgün ciro silsilesine göre davalının yetkili hamil olduğu anlaşılmıştır.
Davacının çekte keşideci olup kendi imzasını inkar etmediği, bilakis dava konusu çekin kendisi tarafından imzalanarak lehtara gönderildiğinin kabul ve ikrar edildiği, lehtarın imzasının sahte olmasının lehtar için sorumluluk doğurmayacağı, bununla birlikte sahte imzanın ciro zincirini de koparmadığı,
davacı keşidecinin lehtara ait imzanın sahteliğini davalı hamile karşı ileri süremeyeceği, esasen lehtarın imzasının geçersiz olmasının TTK 677.maddesinde düzenlenen imzaların istiklali prensibi uyarınca ciro zincirinde kopukluğa neden olmadığı ve geçerli imza sahibi olan keşidecinin kambiyo hukukundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı anlaşılmakla davacı keşidecinin geçerli imzası uyarınca çek bedelinden sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş / sonucuna varılmış, davacının menfi tespit isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz kabulünü ve vardığı sonucu ortaya koyan işbu gerekçenin dayanağını oluşturmak adına konuya dair yargı uygulamasından misallere de bakılmıştır. İSTANBUL BAM 16. HUKUK DAİRESİ ... E. ...K.
"...davaya konu çek üzerindeki imzanın davacı tarafından inkar edilmediği, ciro silsilesinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemenin yeterli olduğu, cirantalardan birinin imzasının sahte olmasının ciro zincirini etkilemeyeceği, ayrıca imzaların istiklali prensibi gereğince ciro silsilesinde şekli bir eksiklik bulunmadığı sürece çeki elinde bulunduran hamilin iyi niyetli olduğunun kabul edileceği, davalı hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin ispat edilemediği,
davalının çekin ilk cirosunun sahte olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği, davalının taraf olmadığı soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinin uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği Yargıtay ilamına konu uyuşmazlığın konusunun farklı olduğundan somut olaya uygulanamayacağı..."
ANTALYA BAM 12. HUKUK DAİRESİ... E.... K.
".. uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, kambiyo takibi yapabilmek için selahiyetli hamil olmak yeterli olup haklı hamil olmak şart olmadığından davacılar tarafından da keşideci konumundaki kendi imzalarına itirazları bulunmayıp senedi ciro eden lehtarın ciro imzasına itiraz hakkı olmadığından, yetkili hamil olan alacaklının keşideciler hakkında takip yapmasına da engel teşkil etmediğinin, keşideci borçluların lehtarın ciro imzasının geçersiz olduğunu belirterek ciro silsilesinde kopuk olduğu iddiasında bulunamayacaklarının anlaşılmasına göre itirazın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına.."
Yukarıda yer verilen işbu iki istinaf ilamı,... A.Ş.nin taraf olduğu ve dava dilekçesindeki vakıalarla aynı uyuşmazlığa ilişkin birebir emsal nitelikte kararlardır.
Ayrıca, konuya dair başkaca kararlar da incelenmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ...E. ... K.
"...somut olayda ispat yükünün davacı tarafta olup keşideci davacının, ara cirantalar ve hamilin dava konusu çeki, lehtar imzasının geçersiz olduğunu bilerek devraldıkları ve davacıyı zarara uğratmak maksadıyla hareket ettiklerini ispatlayamadığı,
imzaların istiklali prensibi uyarınca lehtar imzasının geçersiz olmasının sadece sahibi yönünden sonuç doğuracağı, davacının lehtar imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamayacağı, lehtara ödeme yapıldığının da iddia ve ispat edilmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde tazminata hükmedilmesi için verilen tedbirin uygulanması gerektiği, Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının uygulandığı gerekçesiyle davalılar ...Ltd. Şti., ... Şti. ve ...
A.Ş.'nin istinaf başvurularının kabulü ile kararın istinafa başvuran davalılar yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı ...Şirketi yönünden davanın kabulü ile davacı tarafın ... 5. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasındaki takibe konu çek sebebiyle dava Kıncıoğlu Kollektif Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine, 71.280,50 TL asıl alacağın %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davalı Kıncıoğlu Kollektif Şirketinden alınarak davacı tarafa verilmesine
.... Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, " İSTANBUL BAM 16. HUKUK DAİRESİ ... E. ... K.
"...Her ne kadar davacı vekili Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği, davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davalının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği iddiasıyla istinaf talebinde bulunulmuşsa da, TTK'nın 677. maddesinde düzenlenen kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince, çeklerin keşidecisi olan davacı kendi imzasından sorumludur.
Davacı, davaya konu çeklerdeki kendi imzalarını kabul etmiş olup, son hamil olan davalıya karşı ilk cirantanın imzasının sahteliğini ileri süremez. Zira davalı son hamil, çeki ciro ile devralırken çekteki ciroların düzgün olup olmadığını, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunup bulunmadığını incelemeye mecbursa da, önceki cirantaların imzalarının sıhhatini araştırmak zorunda değildir.
Davacı, son hamil olan davalının çekleri iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini ve kötüniyetli olduğunu da ispatlayamadığından, bu durumda davalının ve diğer cirantalarının ticari kayıtlarının incelenmesine gerek yoktur."
İSTANBUL BAM 44. HUKUK DAİRESİ... E. ... K.
"...TTK 677. maddesinde düzenlemeye göre senet kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. İmzaların bağımsızlığı olarak ifade edilen bu ilkeye göre, poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder.
Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Somut olayda, davacı şirketinin keşideci,diğer davacı Kısmet Lüks Hırdavat Şirketinin lehtar olarak yer aldığı çekte, davacılar çekin çalındığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş olup, keşideci borçlunun, cirantanın ve lehtarın imzasının sıhhatini tartışamayacağı, takip dayanağı çekte lehtar imzasının sahteliği bilirkişi raporu ile belirlenmiş olsa dahi, çek arkasında lehtara ait bir cironun varlığını görüp, bir sonraki ciranta kendisine yaptığı geçerli ciro ile de çeki eline geçirmiş olduğundan takip alacaklısı/davalının yetkili hamil olduğu,
çekin bedelsiz olduğuna ilişkin şahsi defiyi davacı keşidecinin kural olarak hamil davalıya karşı ileri sürülebilmesi için kötüniyetle iktisabının ispatı gerektiği, davacı bu yönde bir iddia bulunsa da, sunulan delillerin tek başına kötüniyeti ispata yeterli olmadığı, ispatının soyut kaldığı, Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu..." şeklindedir.
Belirtilen Yargıtay ve BAM kararları çerçevesinde, çekte dava dışı lehtara ait imzanın sahte yahut geçersiz olması halinde ciro zincirinde kopukluk meydana gelmeyeceği, davalının şeklen düzgün ciro silsilesine göre meşru ve yetkili hamil olduğu, kendi imzasını inkar etmeyen davacı keşidecinin dava dışı lehtara ait imzanın geçersizliğini davalı hamile karşı ileri süremeyeceği, hasılı geçerli imzası uyarınca çek bedelinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu aşamada belirtmek gerekir ki, davacı dava dilekçesinde çek bedelinin lehtara ödendiğini ifade etmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan dekont suretlerinden ve dava dışı lehtar ...Ltd.. Şti. yetkilisi ... tarafından dosyaya sunulan 26/11/2024 tarihli dilekçede dava konusu çek bedelinin keşideci tarafından tümüyle ödendiği kabul edilmiştir. Hukuki mahiyeti itibariyle bu vakıa, bedelsizlik defiidir. Diğer söyleyişle, bedelsiz hukuksal nedenine dayalı menfi tespit istemidir.
Önemle vurgulamak gerekir ki, bedelsizlik defi, şahsi bir defi olup kural olarak davalı hamile karşı ileri sürülemez. Ancak, davalı hamilin çekin iktisabında bilerek borçlunun zararına hareket ettiği ispatlandığı takdirde bedelsizlik şahsi defi hamile karşı ileri sürülebilecektir.
Bilindiği üzere, çekin bir kambiyo evrakı olduğu, kambiyo senetlerinde çek üzerindeki hakkın senette mündemiç olduğu, dolayısıyla hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, yetkili hamil dışında yapılacak ödemenin de geçersiz ve kötü ifa olduğu, böyle bir halde keşidecinin çek bedelini yetkili hamile bir kez daha ödemek zorunda kalacağı, keşideci tarafından lehtara yapılan ödemenin davalı hamile karşı ileri sürülemeyeceği, nitekim keşidecinin lehtara yaptığı ödemenin hukuki mahiyeti itibariyle (bedelsizlik) şahsi defi olduğu, o halde keşidecinin kural olarak şahsi defiyi hamile karşı ileri sürmesinin mümkün olmadığı,
ancak tek bir durumda - davalı hamilin bilerek borçlunun zararına hareket edildiğinin ispatlanması halinde- keşidecinin ödemeye ilişkin şahsi defiyi hamile karşı ileri sürebileceği, ancak somut olayda davalı hamilin bilerek borçlunun zararına hareket edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı, bu noktada dava dilekçesinde herhangi bir somut vakıaya dahi dayanılmadığı, bu hususta ispat yükü davacıda olup keşideci davacının, ara cirantalar ve hamilin dava konusu çeki lehtar imzasının geçersiz olduğunu bilerek devraldıkları ve davacıyı zarara uğratmak maksadıyla hareket ettiklerini ispatlayamadığı,
açıklanan nedenlerle davacı keşidecinin dava dışı lehtara yaptığı ödemenin davalı hamil bakımından şahsi defi hükmünde olması ve keşidecinin şahsi defisini hamile karşı ileri sürmesi _ve bu suretle borcunun sona ermesi - mümkün olmadığından bu yönden de menfi tespit isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yapılan açıklamalar karşısında, davacının davasının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce icra takibinden sonra açılan işbu menfi tespit davasında icra veznesine girecek paranın davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararının verildiği, ancak verilen tedbir kararının icra dosyası celp edilip incelendiğinde infaz ettirilmediği, tedbir kararı uygulanmadığı için alacaklının tedbir sebebiyle alacağına geç alması / kavuşması durumunun bulunmadığı, hasılı İİK 72/4. maddesi uyarınca davalının tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığı anlaşılmakla tazminat talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/537, K. 2025/284, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama