KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Dosya no
- 2024/21
- Karar no
- 2025/460
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/01/2024
Karar Metni
1.827 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ..nin, ... merkezli bir firma olduğunu, davalı şirketten üretimde kullanacağı çeşitli çelik profillerinden oluşan endüstriyel malları almak için anlaşmaya vardığını, 09.12.2022 ve 04.01.2023 tarihinde davalıya 13.667,19.-EUR ve 6.576,72.-Euro olmak üzere toplamda 20.243,91 EUR ödeme yaptıklarını, anlaşmaya konu malların gönderilmediğini, paranın da iade edilmediğini, 16.02.2023 tarihli mail ile “Malların bu hafta içerisinde teslim edilmemesi durumunda, tarafımızca yapılmış olan 13.667,19 Euro ve 6.576,72 Euro şeklindeki ödemelerin 09.01.2023 tarihinde aşağıda belirtilen banka hesabına iadesi gerekmektedir” denildiğini,
davalı/borçlu firma yetkilisi tarafından gönderilen aynı tarihli mailde “Taleplerinizde haklısınız. Bu süreçte bazı aksilikler yaşadık. Kontrolünü sağlayacağım. Eğer süreç daha uzun sürerse, finans departmanımıza ücret iadesi için talimat vereceğim” denildiğini ancak ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için ...
12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehimize icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesinde.
16.02.2023 tarihli mail ile “Malların bu hafta içerisinde teslim edilmemesi durumunda, tarafımızca yapılmış olan 13.667,19 Euro ve 6.576,72 Euro şeklindeki ödemelerin 09.01.2023 tarihinde aşağıda belirtilen banka hesabına iadesi gerekmektedir” denildiğini, icra takibinde ise 18.04.2023 - 03.10.2023 arası (temerrüt başlangıcı ile takip tarihi arasındaki) işlemiş faiz talep edildiği, temerrüt tarihinin başlangıcına yönelik iddia ve talebin çelişkili olduğu düşünüldüğünden, bu hususun açıklanması için davacı vekiline ön inceleme duruşmasında HMK.nun 31.maddesi gereğince 2 hafta süre verilmesine,
iddialarına dayanak temerrüt tarihinin ve sebebinin açıklanmasının istenmesine karar verilmiş, davacı vekili 20.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde; davalıya 16.02.2023 tarihinde mail gönderildiğini maile aynı gün cevap verildiğini söylemiştir. Mail incelendiğinde ödemelerin yapılması için bir vade (19.01.2023) verilmediği anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; ticari mal satım ilişkisine dayalı olarak peşin ödenen bedelin, malın teslim edilmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ...
12. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile 03/10/2023 tarihinde, davalı aleyhine, Sipariş Emri, Ödeme Dekontları, Bildirim Yazısı 20.709,02 EUR belgelerine dayanarak, 20.243,91.-EUR asıl alacak, 465,11.-EUR işlemiş faiz (yıllık % 5,5), olmak üzere üzere toplam 20.907,02.-EUR (601.050,31.-TL) ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 11/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 11/10/2023 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı,
davacının da 10/01/2024 tarihinde 20.907,02.-EUR toplam alacak üzerinden 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davalının dava ve icra takibine konu anlaşma nedeniyle peşin ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise ödenen malların davacıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmemiş ise alacağının miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf yabancı ülkede kurulmuş bir tüzel kişilik olduğundan, HMK. madde 114 ve MÖHUK. madde 48 gereği davacının teminat dava şartından muaf olup olmadığı yönünden değerlendirme yapabilmek için; ... Cumhuriyeti ile Ülkemiz arasında yabancılık teminatından muafiyet konusunda ikili anlaşma bulunup bulunmadığı veya fiili mütekabiliyet olup olmadığı veya ülkelerin taraf olduğu uluslararası anlaşma bulunup bulunmadığı hususunda bilgi verilmesi verilmesi için Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, verilen ... tarih ve ... sayılı, ... Teminattan Muafiyet konulu cevabi yazılarından davacının teminattan muaf olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan 28.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Davacının yurt dışı şirket olması nedeniyle defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamamış, dosyaya sunulan ve Türkçe tercümesi yapılmış cari hesap ekstresi incelendiğinde ise davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 20.243,41 EUR tutarında alacaklı olduğu yönünde alacak bakiyesinin bulunduğu görülmüştür.
İbraz edilen Uluslararası Para Transferi belgeleri incelendiğinde davacı tarafça davalıya; 09.12.2022 tarihinde "08.12.2022 tarihli proforma fatura ödemesi" açıklaması ile 6.576,72 EUR, 09.01.2023 tarihinde "04.01.2023 tarihli faturanın ödemesi" açıklamalı 13.667,19 EUR olmak üzere toplamda 20.243,92 EUR transfer yapıldığı tespit edilmiştir.
Ödeme belgelerinde yer alan açıklamalarda belirtilen proforma faturanın davalı tarafça düzenlenerek kaşe imza edildiği dosyada bulunan proforma faturadan anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda da işaret edildiği gibi, davacı tarafça dosyaya sunulan e-mail yazışmaları incelendiğinde davacı tarafça davalıya ödeme yapıldığı ve davalının malları gönderime hazır olduğu ancak sonrasında gönderilmediği ve davacı tarafça yapılan ödemelerin davacıya iadesi konusunda tarafların sürekli yazıştığı, Türkçe tercümesi dosyaya sunulan ve davacı tarafça davalının avukatına 19.04.2024 tarihinde posta yolu ile gönderilen 18.04.2023 tarihli yazı incelendiğinde davacı tarafça davalıya yapılan ödemelerin eksiksiz bir şekilde 30.04.2023 tarihinde ödenmesinin ihtar edildiği, yazışmaların davalı adına... ile "..." adresinden yapıldığı,
e-postanın 02.05.2023 saat:18.14 de alıcısına teslim edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmış, davalının 30.04.2023 tarihi itibariyle temerrüt halinde olduğu bilirkişi tarafından kabul edilmiş ise de davacı tarafından belirlenen vade geçtikten sonra ihtarnamenin tebliğ edilmesi karşısında bu ihtar geçersizdir. Bu nedenle bilirkişinin görüşüne iştirak edilmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde.
16.02.2023 tarihli mail ile “Malların bu hafta içerisinde teslim edilmemesi durumunda, tarafımızca yapılmış olan 13.667,19 Euro ve 6.576,72 Euro şeklindeki ödemelerin 09.01.2023 tarihinde aşağıda belirtilen banka hesabına iadesi gerekmektedir” denildiğini, icra takibinde ise 18.04.2023 - 03.10.2023 arası (temerrüt başlangıcı ile takip tarihi arasındaki) işlemiş faiz talep edildiği, temerrüt tarihinin başlangıcına yönelik iddia ve talebin çelişkili olduğu düşünüldüğünden, bu hususun açıklanması için davacı vekiline ön inceleme duruşmasında HMK.nun 31.maddesi gereğince 2 hafta süre verilerek,
iddialarına dayanak temerrüt tarihinin ve sebebinin açıklanmasının istenmesine karar verilmiş, davacı vekili 20.06.2024 tarihli beyan dilekçesinde; davalıya 16.02.2023 tarihinde mail gönderildiğini maile aynı gün cevap verildiğini söylemiştir. Mail incelendiğinde ödemelerin yapılması için bir vade (19.01.2023) verilmediği anlaşılmıştır. Söz konusu mail şöyledir;
"9 Ocak tarihinde bizi materyallerin yüklemeye hazır olduğu konusunda bilgilendirdiniz, aynı gün zaman kaybetmemek için kalan meblağın transfer edilmesini istediniz. Bir buçuk ay sonra sözleşmenin tüm şartlarına riayet ettiğimiz ancak sizin bu şartları ihlal ettiğiniz gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bize ihracat beyanını göndermemeniz, ...'tan hiçbir kamyonun henüz çıkış yapmadığı ve tüm bu zaman boyunca bizimle dalga geçtiğiniz anlamına geliyor.
Materyallerimiz bu hafta içerisinde ulaşmazsa, 09.12.2022 tarihinde ödediğimiz 6.576,72 €'yu ve 09.01.2023 tarihinde ödediğimiz 13.667,19 €'yu aşağıdaki banka hesaplarımıza iade etmenizi istiyoruz." Görüldüğü gibi mailde ödeme için bir süre tanınmadığından derhal ödenmesi gerekmektedir. Davalı taraf maile aynı gün cevap verdiğine göre davalı taraf 16.02.2023 tarihinde temerrüt halindedir. Davacı ise icra takibinde temerrüt tarihi olarak 18.04.2023 tarihini kabul etmiştir.
Mahkememizce de taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihi 18.04.2023 olarak kabul edilmiştir. Zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Tacir Olmanın Hükümleri" başlıklı 18.maddesi gereğince her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü gereği yazışma temerrüt açısından geçerlidir.
Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
... merkezli bir firma olan davacı firma ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının üretimde kullanacağı çeşitli çelik profillerinden oluşan endüstriyel malları alımı hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, yukarıda açıklanan belgelerden de anlaşılacağı üzere 09.12.2022 ve 04.01.2023 tarihinde davalıya 13.667,19.-EUR ve 6.576,72.-Euro olmak üzere toplamda 20.243,91 EUR ödeme yapıldığı, yine yukarıda değinilen mail yazışmalarından da görüldüğü üzere anlaşmaya konu malların gönderilmediği gibi yapılan ödemenin de iade edilmediği,
davacı tarafından davalıya ödenen bedelin derhal iadesi için 16.02.2023 tarihinde mail gönderdiği ve aynı gün davalı tarafından "Talebinizde haklısınız. Bu süreçte bazı aksaklıklar oldu. Kontrol edeceğim.
Süreç daha uzun sürerse, iade için finans departmanına talimat vereceğim" denilerek cevap verildiği, ancak ödeme yapılmadığı, davalının bu miktar tutarında davacıya borçlu olduğu, davalının yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 18.04.2023 tarihi itibariyle temerrüt halinde olduğu,
takip tarihi itibariyle 18.04.2023 - 03.10.2023 arası işlemiş faiz tutarının 417,60.-EUR olduğu kabul edilmiş, bu hesabın mahkememizce de basit matematik hesabı olması ve çeşitli faiz hesaplama araçları ile de yapılabilmesi nedeniyle (..) 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek bu konuda ek rapor almaya gerek duyulmamıştır.
Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan ödemelere dayalı olduğundan, davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP
HAKİM
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/21, K. 2025/460, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama