İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/440 K.2025/307

Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2024/440Karar2025/307Tarih24 Nisan 2025Okuma11 dk · 2.180 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
24 Nisan 2025
Esas no
2024/440
Karar no
2025/307
Dava
Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)
Dava tarihi
25/06/2018
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.180 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, müflis ...A.Ş. den olan alacağı için, 67.191.735,00-TL alacak kaydı yaptırdığını, davalı müflis şirket iflas idaresinin, sıra cetveli tanzim ederek alacakları 67.182.759,00-TL sini yargılamaya muhtaç bularak ret ettiğini, bu miktarın 67.182.759,00- TL lik kısmının B- tipi hisse senetlerinden oluştuğunu, söz konusu sıra cetvelinin, iflas idaresinin uyması gereken kurallara uymadan ihdas edildiğini, davalı iflas idaresince gönderilen alacak kaydı ve kısmı reddine ilişkin yazıda, sıra cetvelinin iflas müdürlüğünün divanhanesine asıldığının iddia edildiğini,

söz konusu yazının 11.06.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, anılı tarihte divanhane de asılı bir sıra cetveli bulunamadığını, iflas idaresinin yaptığı iş bu tebliğ ve sıra cetvelinin hükümsüz kaldığını,müvekkil alacağının yargılamaya neden muhtaç olduğunun gerekçesini de belirtmeleri gerekirken bu hususta sıra cetvelinde bir açıklama bulunmadığını, İİK. nın amir hükümlerine aykırı düzenlenen iş bu sıra cetveline karşı yaptığı şikayetin kabulü ile alacakları sıra cetveline kaydına karar verilmesi ile yargılama masrafları ve avukatlık vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle;işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk edilen ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak edilen ihbar ve kıdem tazminatları, işverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, iflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk edilen ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları,

velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğan tüm alacakları, bu alacaklar iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunacağını, bir davanın veya takibin devam ettiği müddetin hesaba katılmadığını, özel kanunlardaki imtiyazlı alacakların hangi alacaklar olduğunun çeşitli kanunlarda düzenlendiğini, kanun koyucunun imtiyazlı alacaklıları kendi içerisinde sıraya koyduğunu, bu kapsamda iflası halinde kaydedilecek imtiyazlı alacakların sıralandığını,

vergi alacağı ve Sosyal Güvenlik Kurumu alacağı,Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun sigortalı mevduat sahiplerine yapılan ödemeye ilişkin alacağı,mevduat sahiplerinin mevduat alacağının imtiyazlı olduğunu,imtiyazlı olmayan diğer bütün alacakların mezkur hükümler dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde davacının hesabında toplam alacak tutarı 8.976,00-TL olarak kabul edilerek sıra cetveline yazılmasına karar verildiğini, dava İİK.

235.maddesi gereğince hak düşürücü süre içerisinden açılmamış ise davanın öncelikle usulden reddini, dava süre içerisinde açılmış ise izah edilen nedenlerle davanın esastan reddini, müvekkil Müflis Banka'nın harçtan muaf olduğunu, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.

Dava;iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkindir. Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince alacağın iflas masasına kayıt kabulü talebine ilişkin olup ...'nin atadığı iflas idare memurlarının dava konu alacağın cetvele kaydını red ettikleri tartışmasızdır. Yargıtay (Kapatılan) 23.HDnin uygulamaları ve bu uygulamayı benimseyen bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkeme uygulamaları dikkate alınarak yargı yolu caiz olmadığından dava usulden reddedilmiş, ancak akabinde gelişen Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre şekillenen uygulama nedeniyle dava dosyasına mahkememizce bakılmaya devam olunmuştur.

Uyuşmazlık, kayıt kabul talebine esas olan ve davacı vekilinin 26/09/2018 tarihli dilekçesinde açıklanan "B tipi hissenin" sermaye piyasalarındaki uygulamalar ve menkul kıymetlerin niteliğinin ne olduğu, taraflar arasında bu yönde bir ilişki olup olmadığı, SPK ve ilgili tebliğe dair uygulamalar dahi dikkate alındığında, davacının kayıt kabul talebine konu "B tipi hisseler" nedeniyle taraflar arasında sermaye piyasaları yönünden ne tip bir ilişki kurulduğu, davacının bu noktada pay sahibi sıfatının "B tipi hisseler" olup olmadığı,

davacının alacak talebine esas olduğu açıklanan "B tipi hissenin" menkul kıymet olarak amacı, kullanım nedeni de dikkate alındığında sermaye niteliğinde olup olmadığı, sermaye niteliği olduğu taktirde ne tür bir sermaye olduğu, bu kıymetin davacıya ortaklık sıfatı veren nitelik taşıyıp taşımadığı, buna göre davacının masaya kayıt gereken bir alacağının olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Taraflar arasındaki dava, İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.

İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".

Kayıt kabul aşamasında, iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.

Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede iflas dairesidir. Somut olayda olduğu üzere iflas masasının temsilcisi iflas idaresi olarak müflis ... Bankası A.Ş.iflas idaresidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.

Bu arada 18/06/2018 tarihi itibariyle ... Gazetesinde ilanların yapıldığı, davacının sıra cetvelinin tebliği için avans yatırmadığı, ancak davanın 25/06/2018 tarihi itibariyle açıldığı, bu nedenle davanın süresi içinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık hususlarının araştırılması için konularında ehil bilirkişi kurulu marifetiyle yapılan inceleme ve araştırma sonucunda hazırlanan 12/02/2025 tarihli rapor içeriğine göre "pay senetlerinin, anonim ortaklıklarca ihraç edilen ve anonim ortaklık sermaye payını temsil eden kıymetli evrak niteliğinde menkul kıymetler olduğu, bir anonim şirketin payına sahip olmak, şirkete ortak olmayı ifade ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirketlerde ‘ortak’, pay senedi sahiplerini ifade ettiği, ortaklık hakkı dışında hukuki niteliği itibarıyla pay sahipliği; kar payı, rüçhan hakkı, genel kurula katılma, oy kullanma, bilgi edinme, bedelsiz pay alma ve

tasfiyeden pay alma hakkı gibi haklar da tanıdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 480/3. maddesinde; ‘Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur.’

hükmüne yer verildiği, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmadığı, sermaye payı, ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından, ortaklığın iflası

halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamayıp ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri, anonim şirket ortağının, kanunda yazılı şartların bulunması halinde, iflas masası’na

yazdırabileceği alacaklar; kâr payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verildiği, sermaye pay miktarının doğmuş alacaklar olduğu, davacı .... tarafından 67.182.759 TL’lik alacak talebinin pay senedine dayanması, davalı Müflis ... Bankası A.Ş. tarafından ihraç edilmiş hisse senetlerinin, İİK 206’da tanımlanan alacak türlerine girmemesi ve TTK 480/3 kapsamında geri istenememesi nedenleriyle iflas masası kaydının mümkün olmadığı" şeklinde görüş bildirmişlerdir. Pay senedi ya da hisse senedi bilirkişi kurulu raporunda açıklandığı üzere SPK’nın Seri VII-128.1 sayılı Pay Tebliği’nde ortaklığın

sermayesini temsil eden ve sahibine ortaklık hakkı veren menkul kıymet olarak tanımı yapılmış belgedir. Bu itibarla ve doğal olarak pay senedinin veya hisse senedinin bir vadesi veya getirisi bulunmamaktadır. Doktrinde de kabul olunduğu üzere payın yani hisse senedinin getirisi esas olarak tasfiye sonucuna katılım ve

değer artış kazancından ibarettir. Esasen somut olaya konu senedin, gerek SPK ve gerekse ilgili tebliğler açısından nitelendirilmesi ayrıntılı olarak yapılmış olup somut olay açısından da davacının alacak talebinin pay senedine dayandığı açıktır.

Pay sahipleri, borçlanma aracı sahiplerine göre ödeme konusundaki sıralamada en sonda yer almaktadır. Ortaklığın iflas etmesi veya tasfiyeye gitmesi halinde, borçlanma aracı sahiplerine yapılan ödemelerle birlikte tüm borçların kapatılması sonrasında kalan artık olursa, bu artık pay sahipleri arasında payları oranında paylaştırılır. Ancak, pay sahiplerinin sorumluluğu ödedikleri pay bedeli ile sınırlı olduğundan, tasfiye veya iflas

sonrasında halen ödenmemiş borç bulunması durumunda, ortaklığı ödemede bulunma yükümlülükleri yoktur. Taraflar arasındaki ilişki; pay sahipliği nedeniyle oluşan ortaklık ilişkisidir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki mahkememizce atanan bilirkişilerin uyuşmazlık konusuyla ilgili özel uzmanlığının olması, özellikle mahkememizce atanan bilirkişi kurulunun uzmanlık alanları karşısında başkaca bir bilirkişiden rapor alınmasına gerek duyulmamıştır.

Kaldı ki dava dilekçesindeki nitelendirme ve dava dilekçesi içeriği dahi dikkate alındığında davacının hisse senedine dahi dayandığı açık olmakla bu konu taraflar arasında tartışmasızdır.

Mahkememizce yapılan yargısal değerlendirmelere göre 6102 sayılı TTK m.480/3 de yer alan "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır" hükmü somut olayda dikkate alınmalıdır. O halde somut olay yönünden nitelik itibariyle davacının kayıt ve kabulünü talep ettiği hisse senedine konu miktar esasen sermaye miktarı olduğundan dolayı davacı, sermaye niteliğindeki bu miktarı iflas masasına alacak olarak kaydettiremez.

Elbette ve yukarıda atıf yapılan raporda ve dayanak düzenlemelerde de vurgulandığı üzere davacı ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196'ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde ödeme yapılmasını talep ettiğinde bu talebi değerlendirilebilecektir. Buna göre davacının dava konusu yapmış olduğu hisse senedi kapsamında yapmış olduğu ödemeleri iflas masasına kaydettirebilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Böylelikle TTK m.480/f.3 hükmünün yukarıda yukarıda açıklanan SPK ve ilgili tebliğ hükümleriyle dahi tam uyumlu olduğu, gerek genel kanun ve özel kanun, gerek normlar hiyerarşisi bağlamında düzenlemelerin birbiriyle çelişmediği Mahkememizce tespit edilmiştir.

Nitekim Yargıtay kararında da her türlü alacağın iflas masasına kaydının mümkün olamayacağı, özellikle sermaye niteliğindeki alacakların iflas masasına kayıt ve kabulü mümkün olmayacağı kabul edilmektedir.

Adı geçen kararda "Mahkemece; iddia, savunma bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; kooperatif kayıt ve defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; üyeliğin devralındığı bildirilen ...'ın, kayıtlarda devredebileceği bir hissesinin belirlenemediği, davacının kooperatife üye olduğuna ilişkin hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı,

1163 sayılı Kanunun 98'inci maddesi ve TK'nun 480/3 maddesi gereğince ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196'ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ...

Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince, davacının, ortaklığını devraldığı dava dışı Yüksel Yılmaz'a herhangi bir bedel ödemiş ise bu bedeli bu şahıstan istemesi gerektiği, davacı tarafça kendisine konut tahsis edilmemesi nedeniyle tazminat, çıkma payı ya da konut karşılığı tazminat talep edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, hükmün gerekçesinin bir bölümünde somut olayda uygulama yeri bulunmayan anonim şirketler ile ilgili TTK hükümlerine değinilmesi doğru olmadığından HMK’nin 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca,

istinaf yoluna başvuranın sıfatı dikkate alınmak suretiyle hükmün gerekçesi kısmen düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmiştir." şeklinde gerekçe açıklanmış, Yargıtay ilgili kararı onamış, bu suretle her türlü alacağın masaya kaydedilemeyeceği ve özellikle sermaye niteliğindeki alacakların iflas masasına kayıt ve kabulünün mümkün olamayacağı vurgulanmıştır. (Yargıtay 23.HD 2018/1666E.

2020/4511K.sayılı kararı) Elbette raporlarda da işaret edilen aşamalardan sonra talep söz konusu olabilecek ve talep değerlendirilebilecektir.

Ayrıca taraflar arasında kurulan sözleşmesel ilişkinin, sözleşme tarihindeki tarafların müşterek maksatları dikkate alındığında farklı bir yorum yapılabilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Bu noktada taraf iradelerinin ve ilgili senedin başka bir amaca dönük olduğu yönünde herhangi bir finansal veya yargısal yorum yapmayı gerektiren bir hal bulunmadığı gibi aksine somutlaştırılmış bir vakıa ve delil durumu mevcut değildir.

Kaldı ki rapora yönelik olarak davacı vekili dahi itirazda bulunmamıştır.

Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararında belirtildiği üzere;

"Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753).

(...)

Fakat Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği ama bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre etmeye engel bir hal bulunmamaktadır.

İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir... Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir.

Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır.

(Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64) Oysaki davacının kayıt ve kabulünü talep etmiş olduğu husus ile ilgili iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.

Yapılan açıklamalar karşısında davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının sübut bulmayan davasının reddine,

2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3- Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından harcanan 200,00 TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı, vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde bakiye avansın iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/440, K. 2025/307, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/440
Karar No
2025/307
Tarih
24 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/440 K.2025/365
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/441 K.2025/319
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/441 K.2025/419
  • Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/441 K.2025/267
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/441 K.2025/255
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/441 K.2025/261

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.