KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Esas no
- 2024/602 Esas
- Karar no
- 2025/792
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
1.920 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı arasında, davalı şirketin web sitesinin tasarımı işine ilişkin olarak 19.12.2022 tarihli Web Sitesi Tasarım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 6.1.1.maddesine proje bedeli 543.400-TL*KDV olarak belirlenmiş olup, sözleşme konusu işin 5 aşama olarak düzenlendiğini, sözleşmenin davalı tarafından bu aşamalardan herhangi biri sona ermeden önce herhangi bir sebeple feshedilmesi halinde fesih tarihinde içerisinde bulunan aşamaya ilişkin ücretin tamamının ödeneceğinin açıkça ifade edildiğini, sözleşmenin 7.6.maddesinde de sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 6.1.1. maddesinin uygulama alanı bulacağının düzenlendiğini,
sözleşme sonrasında ayrıca proje bedelinin revize edilmesine ilişkin olarak 31.05.2024 tarihli Ek Protokol imzalandığını, Ek Protokolün 4.2 maddesi ile proje bedelinin 720.000TL*KDV olarak revize edildiğini, bu bedelin “Sözleşmenin İmzalanması” ve “Projenin Tamamlanması” olmak üzere 2 aşamada ödeneceğinin ifade edildiğini, Ek Prokotol'ün 5.1 maddesinde de.
Ek Protokol'de hüküm bulunmayan hallerde taraflar arasında daha önce imzalanmış olan Sözleşme hükümlerinin geçerli olacağının belirtildiğini, sözleşme kapsamında ilk dört aşama tamamlanmış olup, son aşama olan “Proje teslimi (websitesinin live'a alınması)” aşamasına geçildiğini, Ek Protokol'e göre de son aşama olan “Projenin Tamamlanması” aşamasına geçildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile Sözleşme ve Ek Protokol'ün, Sözleşmenin 7.6 maddesi gereğince feshedildiğinin bildirildiğini,
sözleşme gereği 12.07.2024 tarihinde 360.000-TL*KDV bedelli bakiye sözleşme bedeli faturası ve yine Sözleşme'nin 13.3 maddesi gereğince damga vergisinin davalı yana ait olan »4'sine ilişkin 4.095,36-TL bedelli faturalar düzenlendiğini ve davalıya ihtarname ile tebliğ edildiğini, davalının ise ihtarname ile haksız şekilde faturalara itiraz ettiğini ve fatura bedellerini ödemediğini, davalının son aşamanın tamamlanmadığı yani web sitesinin canlıya alınmadığını beyan ederek ödeme yapmaktan kaçındığını, ancak sitenin canlıya alınmasının son aşamanın başlamasını değil, son aşamanın sona ererek projenin ve işin tamamlanmasını ifade ettiğini,
sitenin henüz canlıya alınmamış olmasının sebebinin de davalı şirketten beklenen içeriklerin ve onayların verilmemiş olması olduğunu, davalının feshinin hiçbir haklı ve geçerli sebebe dayanmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin 30.09.2024 tarihinde anlaşamama olarak sonuçlandığını, faturalara haksız şekilde itiraz edilmesi ve ödeme yapılmaması üzerine ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Hizmetlerin 19.12.2022 tarihli Website Tasarım ve Geliştirme Sözleşmesi ve 31.05.2024 tarihli Ek Protokol dahilindeki İş Programına uygun ifa edilmediğini, zaman planına uyulmadığını, teslim etmesi gereken hizmetlerin eksik veya hatalı olarak teslim edildiğini, 1 Temmuz 2024 tarihli mail içeriğinde ilgili aşamaların ve işlerin teslim tarihlerine uyulmadığının açıkça ortaya konulduğunu, 17 Haziran 2024 tarihi itibariyle canlıya geçiş şeklinde adlandırılan aşamaya geçilmediğini, davacının içerisinde olunan aşama olarak iddia ettiği son aşama öncesindeki aşamaların dahi tamamlanmadığını, test ve teslimat aşamasına dahi geçilemediğini,
6 Haziran 2024 tarihinde müvekkili şirket çalışan Arda Ulukut tarafından davacıya gönderilen e-posta incelendiğinde Ek Protokol'de tasarım aşaması olarak tanımlanan 1.aşamanın dahi tamamlanmadığının anlaşılacağını, davacının gönderdiği 6 Haziran 2024 tarihli mailden anlaşılacağı üzere 17 Haziran canlıya geçiş tarihi olmasına rağmen halen toplantılar organize edildiğini, 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle 2.aşama olarak tanımlanmış Development aşamasının dahi tamamlanmadığını, 17 Haziran 2024 tarihinden sonra site üzerinde herhangi bir güncelleme yapılmadığı sabit olup, eklenmiş olması gereken hizmet şartları,
gizlilik politikası ve kurallarının siteye eklenmediğini, davacının sayfaları bile hazır olmayan sitenin son aşama içerisinde olunduğunu ve hizmet tutarının tamamını hak ettiğini ileri sürdüğünü, fesih tarihi itibariyle son aşamaya gelinmemiş bir iş için proje bedelinin tamamını ödemekle yükümlü olmadığını, Ek Protokol'de açıkça belirtildiği. üzere 360.000 TL'lik tutar proje tamamlandıktan sonra faturalandırılacak olup, edimlerini zamanında tamamlamayan ve eksik yapan firmaya ödeme yapmaktan kaçınabileceği gibi Sözleşmeye uygun olarak fesih işlemini de gerçekleştirebileceğini,
davacının fesih ihtarnamesi ulaştıktan sonra yükümlülüklerini yerine getirmiş gibi gözükmek adına 12 Temmuz 2024 tarihli e-postayı gönderdiğini, davacının tüm taleplerinin reddine, icra takibinin iptaline, davacı aleyhine takip çıkış tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
... 35. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
Bilirkişi ..., bilirkişi... ile bilirkişi... tarafından hazırlanan 09/10/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, taraflar arasında akdedilen 19/12/2022 tarihli web sitesi tasarım sözleşmesi ve 31/05/2024 tarihli ek protokol uyarınca ödenmediği belirtilen ve fatura edilen proje bedeli ile damga vergisinin tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 35.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 35.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 22.08.2024 tarihinde, 432.000,00-TL hizmet faturası ve 4.095,36-TL damga vergisi yansıtma fatura alacağı toplamı olan 436.095,36-TL alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının iki adet fatura şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 28.08.2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 24.08.2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 03.01.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 222/1 fıkrası uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Aynı Kanun'un 222/3 fıkrası uyarınca, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Dosya kapsamında toplanan delillere göre dosyanın mali müşavir bilirkişi, bilgisayar mühendisi ve borçlar hukukçusu akademisyen bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği,
dilekçelerde sözü edilen taraflar arasında akdedilen 19/12/2022 tarihli web sitesi tasarım sözleşmesi ve 31/05/2024 tarihli ek protokol uyarınca davacı tarafın edimlerini gereği gibi ve süresinde ifa edip etmediği, davalının sözleşmeyi ve protokolü feshinde bu itibarla haklı olup olmadığı, davacının edimlerinin karşılığı olarak fatura edilen tasarım hizmet faturası ve damga vergisi bedellerine hak kazanıp kazanmadığı, 17/06/2024 tarihinde canlıya geçilip geçilmediği, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten faturaya dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu,
alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, tanzim edilen bilirkişi heyet raporu ile, davacının ticari defterlerinin lehine delil niteliğini haiz olduğu, davacının noter tasdikli ticari defter ve muavin dökümlerine göre 2023 döneminde kesilen faturaların tamamının tahsil edildiği ve bakiye kalmadığı, 2024 döneminde ise dava konusu edilen iki faturanın toplam 436.095,36-TL olarak bakiye alacak şeklinde kayıtlı olduğu,
davalının usulüne uygun açılış tasdikli defterlerinde 432.000,00-TL'lik hizmet faturasının kayıtlı olduğu, buna karşılık bu faturaya karşı gösterilen 26.06.2024 tarihli ödeme kaydını tevsik eden herhangi bir banka dekontu/vesaikin bulunmadığı, 4.095,36-TL damga vergisi yansıtma kaleminin davalı cari hesabında yer almadığı, damga vergisi yansıtmasına ilişkin taraf defterleri arasında çelişkinin mevcut olduğu, tasarım çıktılarının davalı şirketin güncel web sitesi ile örtüştüğü, ek protokolde “proje tamamlandıktan sonra faturalandırılır” denilen son ödeme için hakediş doğduğu,
sözleşmenin 13.3.maddesi uyarınca damga vergisinin yarı yarıya paylaşılmasının öngörüldüğü, davacı tarafından 8.190,72-TL damga vergisinin ödendiği ve bunun %50'si olan 4.095,36-TL'nin davalıya yansıtılmasının mümkün olacağı, takip tarihi itibarıyla bakiye alacağın toplamda 436.095,36-TL olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Taraf iddia ve savunmalarına, ticari defter ve belgelere, taraflar arasındaki sözleşme içeriğine ve tanzim edilen bilirkişi heyet raporuna göre, davacı tarafın ticari defterlerinin lehine delil niteliğini haiz olduğu, davacı tarafından dava ve icra takibi konusu edilen faturalardan hizmet bedeli faturasının davalı defterlerinde yer alması sebebiyle davacının defterlerini doğruladığı, bu durumda faturaya konu edimin ifa edildiğine dair bir karine oluşacağı, diğer fatura davalı defterlerinde kayıtlı değilse de taraflar arasındaki sözleşmenin 13.3.maddesi uyarınca yarı oranında davalının vergiden sorumluluğu bulunduğu,
öyleyse ödeme iddiasına ilişkin ispat vasıtası da sunulmadığından davacının takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 436.095,36-TL alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşıldığından takibin bu tutar üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas, ...Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olduğundan ve sözleşme ve faturaya dayanıp belirli olduğundan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/602, K. 2025/792, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama