İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/150 K.2025/398

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2025/150Karar2025/398Tarih28 Mayıs 2025Okuma10 dk · 1.980 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
28 Mayıs 2025
Esas no
2025/150 Esas
Karar no
2025/398
Dava
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Dava tarihi
02/03/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.980 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

09/07/2022 tarihinde davalı tarafından sigortalı ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki motorsiklete çarpması sonucu müvekkilinde ağır sakatlık meydana geldiğini, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, hesaplamada asgari ücretin esas alınmasına muvafakat ettiklerini, davacı asilin Ülkemizde geçici koruma statüsünde yaşayan kişilerden olduğunu, hasar başvurusu üzerine sigorta şirketinin herhangi bir ödemede bulunmadığını, Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını,

fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere davacının trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle sürekli sakatlık için 1.000 TL maddi tazminat bedelinin mevduattaki en yüksek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 09/03/2023 tarihinden itibaren işletilerek davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap: Davalı cevap dilekçesinde özetle; öncesinde sigorta tahkim başvurusu yapıldığını, tahkim itiraz hakem heyeti kararı ile sunulan raporun usulüne uygun olmadığından başvurunun reddine karar verildiğini, davacı tarafından bu sefer kanun yolu dolanılarak usulüne uygun rapor alınmak yerine aynı rapor ile dava açıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur durumunun tespiti gerektiğini, başvuranın ehliyetsiz olduğunu, motosiklet kullanmayı bilmediğini, mağdurun yüz bölgesinden de yaralandığı görülmekle kaskının takılı olmadığını, ehliyetsiz olduğunu tazminattan bu yönü ile müteafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,

eksikliklerin giderilmesinin ardından sigorta genel şartlarına uygun olarak rapor düzenlenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasın karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;

... Cumhuriyet Başsavcılığının ...s. soruşturma dosyası, Sigorta Tahkim Komisyon... sayılı dosyası, kaza tespit tutanağı, ... plakalı aracın ZMMS poliçesi ve hasar dosyası, sigortalı aracın trafik tescil kayıtları, sigorta şirketine yapılan hasar başvurusu evrakları, ifade tutanakları, ... il Göç Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı yazı cevapları celp edilmiş incelenmiştir.

Dava, trafik kazası kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davanın esasına geçilmeden önce, dava şartlarının incelenmesi zorunludur.

6100 sayılı HMK 114/1-ğ. maddesi "Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi" dava şartlarından biri olarak belirtilmiştir.

Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmadığı, ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesinin şart koşulabildiği, bu istisnai şartlardan birinin de teminat gösterme yükümlülüğü olduğu, 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1. maddesinde “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”.

Bu itibarla, MÖHUK'ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütünün esas alındığı, bu maddeye göre Hâkim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, davanın, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ. maddesi uyarınca reddine karar verilecektir.

Ancak, MÖHUK madde 48/2’de, “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmünün yer aldığı, bu bağlamda 5718 sayılı MÖHUK 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden bu hususunun resen gözetileceği (Bkz. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ ... E. ...K. sayılı ilamı) ve teminattan muafiyet hususunun araştırılması zorunludur.

Bu genel açıklamalardan sonra, davacı ...'un Türk Vatandaşı olmadığı, Suriye uyruklu olduğu, hasılı yabancı statüsünde olduğu tartışmasızdır.

Nitekim, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletname ve resmi noter işlemleri ile ... Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün celp edilen 24/03/2025 tarihli yazısı uyarınca kimlik bilgileri ve sosyal durum araştırma tutanaklarından davacının Suriye vatandaşı / yabancı olduğu sabittir.

O halde, davacının MÖHUK 48/1.maddesi uyarınca işbu davayı açarken, kural olarak teminat yatırması zorunludur. Bu husus 5718 s. MÖHUK 48/1. maddesinin atfı ve HMK 114/1-ğ.maddesi uyarınca dava şartıdır. Ancak, kural bu olmakla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere, MÖHUK 48/2. maddesi uyarınca teminattan muafiyet hususunun araştırılması, bu kapsamda Suriye ülkesi bakımından karşılıklılık esasının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Mahkememizce bu araştırma eksiksiz yapılmıştır.

Öncelikle Adalet Bakanlığına müzekkere yazılmış bilgi verilmesi istenilmiştir. Adalet Bakanlığı 03/12/2024 tarihli cevabi yazısında, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını, fiili karşılıklılık esası bakımından Suriye'de yaşanan olumsuz gelişmeler sebebiyle konsolosluk faaliyetlerinin askıya alındığını adli, hukuki ve idari yönlerden sorunların devam ettiği bildirilmiştir.

Tekrar vurgulamak gerekir ki, teminat aranmaması koşulu karşılıklılık esasına bağlıdır.

Suriye ülkesi bu konuda hükümler taşıyan 1954 tarihli Lahey sözleşmesine taraf değildir.

Ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasında ikili anlaşma imzalanmak üzere 09.04.2009 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması"nın yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan süreç ise akim kalmıştır (Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü'nun ... tarih ve ... sayılı,...Esas ve... Esas konulu yazıları).

Zira 244 sayılı Kanun'un 3. maddesi “Bir milletlerarası andlaşma, yukardaki fıkrada söz konusu yürürlük tarihinin tesbitine dair kararnamede belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun kuvvetini kazanır.” hükmünü içermektedir. Uygulamada onay süreci tamamlanmış bulunan uluslararası andlaşmaların, iç hukukumuz bakımından yürürlüğe giriş tarihinin tespiti için Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması gerekmektedir. Bu süreç henüz sonuçlanmamıştır.

Adalet Bakanlığı yazı cevaplarından da teyit edildiği üzere, Ülkemiz ile Suriye arasında bu hususta ikili anlaşma da bulunmamaktadır.

Suriye'de yaşanmakta olan olumsuz gelişmeler ve asayiş durumundaki zafiyet nedeniyle Türkiye Şam Büyükelçiliği ve Halep Başkonsolosluğumuzun faaliyetleri geçici olarak askıya alınmıştır. Bu çerçevede, vatandaşlarımıza ilişkin adli, hukuki ve idari yazışmalar ile Suriye makamları nezdinde takip edilmesi gereken adli/idari yardımlaşma hususlarındaki sorunlar, Suriye'de yaşanan iç çatışmalar ve güvenlik şartlarının olumsuzluğu nedeniyle halen devam ettiği yapılan yazışmalardan anlaşılmaktadır.

Hasılı, Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye arasında teminattan muafiyet hususunda hukuki / akdi veya fiili karşılıklılık esası bulunmadığından, davacının dava açarken teminat yatırması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Adalet Bakanlığının 03/12/2024 tarihli cevabı yazısında, davacının Geçici Koruma Statüsünde olduğu, ancak 6458 s. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 88.maddesi uyarınca "uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler" için tanınan muafiyetin geçici koruma statüsünde bulunanları kapsamadığı vurgulanmıştır. Diğer söyleyişle, geçici koruma statüsünde bulunan davacının 6458 s. Kanunun 88. maddesi uyarınca teminattan muaf olmadığı belirtilmiştir.

Davacının Suriye uyruklu ve yabancı olmakla birlikte, noter onaylı resmi vekaletname, kimlik bilgileri ve İçişleri Bakanlığı Mersin Valiliği Göç İdare Merkezi kayıtları uyarınca Suriye ülkesindeki olumsuz gelişmeler sebebiyle ülkemizde halen "geçici koruma statüsünde" bulunduğundan karşılıklılık esası yönünden geçici koruma statüsünün de hukuksal yönden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere göçmen, geçici koruma ile mültecilik farklı şeylerdir.

Mülteci: Uluslararası hukukta bu kavram, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve "ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu" için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişilerdir.

Sığınmacı, mülteci olarak uluslararası koruma arayan ancak statüleri henüz resmi olarak tanınmamış kişilere denir. Bu terim genellikle, mülteci statüsü almaya yönelik başvurularının hükümet ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından karara bağlanmasını bekleyen kişiler için kullanılır. Statüleri resmi olarak tanınmamış da olsa, sığınmacılar menşei ülkelerine zorla geri gönderilemezler ve haklarının korunması gerekir.

Göçmen ise, hem maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek hem de kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak için başka bir ülkeye veya bölgeye göç eden kişi ve aile fertleridir.

Türkiye'de ki Suriyelilerin hukuki durumna gelince: Türkiye’deki Suriyeliler “geçici koruma” statüsündedir. Geçici Koruma Daire Başkanlığı'nın 25/07/2022 tarihli cevabi yazısında da bu açıkça belirtilmektedir. Geçici koruma, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara sağlanan korumayı ifade etmektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yayınlanan Geçici Koruma Yönetmeliğine göre; Suriye’den Türkiye’ye gelen yaklaşık 2 milyon kayıtlı kişinin statüsü “Geçici Koruma”dır ve bireysel prosedür olan şartlı mülteci statüsü için başvuru yapamazlar. Bunlara mülteciler gibi vatandaş muamelesi yapılamaz. Vatandaşların yararlandığı haklardan yararlanamazlar. Öyleyse yabancılık statüsünde olduklarından, taraf oldukları hukuk davalarında teminat yatırmaları gerekmektedir.

Sonuç olarak, davacının MÖHUK 48/1. maddesi uyarınca dava açarken teminat yatırması zorunlu olup, HMK 114/1-ğ. maddesi uyarınca teminat yükümlüğünün yerine getirilmesi dava şartıdır.

Mahkememizce, Tensip zaptının (26) numaralı Ara Kararında; sebepleri, yasal nedenleri, hatta emsal Yüksek Mahkeme kararlarına dahi yer verilmek suretiyle ayrıntılı teminat kararı oluşturulmuştur. (Bakınız. Mahkememizin 18/03/2025 tarihli tensip zaptının (26) numaralı Ara Kararı)

Ancak, tensip zaptı elektronik tebligat vasıtasıyla davacı vekiline 23/03/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davacı veya davacı vekili tarafından ara kararın gereği yerine yerine getirilmemiş ve verilen kesin süre içinde teminat yatırılmamıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki, mahkememizce teminat miktarı oldukça düşük tutulmuştur. Şöyle ki, Adli Tıp Kurumundan cismani zarara ilişkin alınacak maluliyet raporu masrafları, kusur incelemesi için yapılacak bilirkişi ücreti masrafları, akabinde sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması için yapılacak aktüer bilirkişi ücreti masrafları, kazanın oluş şekli hakkında gerektiğinde yapılacak keşif marafları, bu kapsamda dinlenecek tanıklar için davetiye ve tanıklık ücreti masrafları, tüm bunlar için ve usul hükümleri kapsamında dosyada yapılacak tebligat masrafları, yargılama gideri, vekalet ücreti bakımından davanın aleyhe sonuçlanması halinde muhtemel maktu vekalet ücretinin tutarı vs... gözetildiğinde takdir edilen teminat miktarı düşük olduğu ortadadır.

Ülkemiz ile Suriye arasında karşılıklılık esası bulunmadığından davacının teminattan muaf değildir ve dava açarken teminat yatırmak zorundadır.

Mahkememizce verilen kesin süre içinde davacı / vekili tarafından teminat yatırılmamıştır.

Bu hususta, ayrıca 27/05/2025 tarihli Tutanak Belge oluşturulmuştur.

Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. (HMK 90). Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. (HMK 94)

Mahkememizce verilen kesin süre, HMK 90. ve HMK 94. maddelerine uygun olarak tesis edilmiş gerekçeleri açıklanmış, yasal nedenleri gösterilmiş, emsal içtihat ve uygulamalardan örnekler verilmiş, yatırılacak teminat tutarı tereddütsüz olarak açıkça belirtilmiş, özellikle süreye uyulmaması ve teminatın yatırılmaması halinde hukuki sonuçlarının ne olduğu yine açıkça ve tel tek tutanağa geçirilerek davacı vekiline meşruhatlı davetiye ile ihtar ve tebliğ edilmiştir.

Ne var ki, anılan Yasa hükümlerine uygun şekilde tesis edilen kesin süreye rağmen, 5178 s. MÖHUK 48/1. maddesinin atfı ve HMK 114-1-ğ. maddesi uyarınca davacı vekili tarafından dava şartı olan teminat yatırılmamıştır.

Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK 115).

Yapılan açıklamalar karşısında; davacının Suriye uyruklu olup yabancı statüsünde olduğu, 5718 s. MÖHUK 48/1. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinde / Mahkememizde dava açarken teminat yatırmak zorunda olduğu, MÖHUK 48/2. maddesi uyarınca Suriye ile Ülkemiz arasında hukuki ya da fiili karşılıklılık esası bulunmadığından davacının teminattan muaf olma durumunun bulunmadığı (emsal bkz. İSTANBUL BAM 9. HD.... E. ...

K.) ve 6100 s. HMK 114/1-ğ. maddesi uyarınca dava şartı olan teminatı yatırması gerektiği, bu hususta dava şartı noksanlığının tamamlanması için mahkememizce verilen kesin süre ile hukuksal imkana rağmen davacı tarafından teminatın yatırılmadığı anlaşılmakla, 6100 s. HMK 114/1-ğ. ve 115. madde hükümleri uyarınca davanın teminat dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

(Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);

1-6100 sayılı HMK'nun 114/1-ğ. maddesinin atfı ve 115/2. maddesi hükmü uyarınca davanın teminat dava şartı yokluğundan usulden reddine,

2-Harç peşin alındığından başkaca ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. ve 13/1. maddeleri uyarınca belirlenen 160,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

6-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/05/2025

Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/150, K. 2025/398, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/150
Karar No
2025/398
Tarih
28 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/151 K.2025/568
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/151 K.2025/311
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/152 K.2025/599
  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/152 K.2025/367
  • Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/152 K.2025/303
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/153 K.2025/503

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.