KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/20 Esas
- Karar no
- 2025/659
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
1.439 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticarete binaen müvekkili şirketin 31/12/2023 tarihli 106.038-TL, 28/02/2024 tarihli 84.750-TL, 27/01/2024 tarihli 84.150-TL, 25/03/2024 tarihli 83.262-TL fatura alacağı bulunduğunu, müvekkilinin toplu temizlik malzemesi satışına yönelik işlemler gerçekleştirdiğini ve akabinde davalı şirkete teslim ettiğini, borcun muaccel olduğunu, tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
...Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin BA/BS formları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin BA/BS formları,
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 27/08/2025 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla yürütülen İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 22.04.2024 tarihinde, 106.038,00-TL olan 31/12/2023 tarihli fatura alacağı, 83.262,00-TL olan 25/03/2024 tarihli fatura alacağı, 84.750,00-TL olan 28/02/2024 tarihli fatura alacağı ve 84.150,00-TL olan 27/01/2024 tarihli fatura alacağı toplamı olan 358.200,00-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının dört adet fatura olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 14.05.2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 16.05.2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği,
itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 09.01.2025 tarihinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1).
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında ibraz edilen deliller, taraf ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen dört adet faturanın davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğine ya da malın teslim edildiğine ve davacının ücrete hak kazandığına dair kaydın bulunup bulunmadığı,
takip tarihi olan 22/04/2024 günü itibariyle davacı şirketin davalı şirketten faturalara dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, tanzim edilen 27/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, davacı şirket tarafından belirlenen günde herhangi bir ticari defter veya belge ibraz edilmediği, davalı şirket tarafından ibraz edilen ticari defterlerin TTK m.64 ve m.82 ile HMK m.222 hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı,
kayıtların düzenli ve çalışır durumda olduğu, bu nedenle davalı defterlerinin sahibi lehine delil teşkil edeceği, davalı defterlerinde davacıya ait herhangi bir fatura, alacak veya borç ilişkisinin bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü 31.12.2023, 27.01.2024, 28.02.2024 ve 25.03.2024 tarihli dört adet faturanın kayda alınmadığı, ancak davalının BA/BS formlarında söz konusu tutarları karşı tarafla uyumlu şekilde beyan etmiş olmasının tek başına teslimin gerçekleştiğine delil olarak kabul edildiği takdirde;
davacının takibe konu ettiği toplam 358.200,00-TL tutarlı alacağın 24.04.2024 takip tarihi itibariyle mevcut olduğunun kabul edilmesi gerekeceği kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından Mahkemece belirlenen gün ve saatte ticari defter ve kayıtlar sunulmamış olsa dahi davalı tarafından faturalara konu hizmetin verildiğine ve ürünlerin teslim edildiğine ilişkin BA/BS formlarında beyan sunulduğu, taraflar tacir olmakla, yasa gereği tuttukları ticari defter ve kayıtların, BA-BS bildirimlerinin, düzenledikleri faturaların basiretli tacir ilkesi gereğince doğruyu yansıtması gerektiği, davalı tarafından,
BA formu ile vergi dairesine bildirildiği takdirde (davalı defterlerinde faturalar kayıtlı olmasa bile) vergi dairesi kayıtlarının fatura konusu malları teslim almış sayılacağı yönünde davalı aleyhine ikrar mahiyetinde sayılacağının kabulü gerektiği, zira taraflar delil olarak ticari defterlere de dayanmakla vergi dairesine bildirilen BA-BS formları da ticari defter kayıtlarının uzantısı niteliğinde olduğundan ilgili yerden celbi suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/3083 Esas 2019/4860 Karar 21/10/2019 tarih),
nitekim dosya kapsamında da icra takibine konu edilen faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği dikkate alındığında davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edildiğinin anlaşılması gerektiği değerlendirilmekle icra takibine ve davaya konu edilen dört adet fatura sebebiyle davacının davalı taraftan alacaklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olduğundan ve faturaya dayanıp belirli olduğundan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/20, K. 2025/659, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama