KÜNYE
T.C. İstanbul Asliye 2.TİCARET Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2026
- Dosya no
- 2025/802
- Karar no
- 2026/382
- Dava
- BANKALARCA KULLANDIRILAN TİCARİ KREDİLERDEN VE TİCARİ KREDİLİ MEVDUATLARDAN KAYNAKLANAN DAVALAR (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 06.11.2025
- Karar tarihi
- 06.02.2026
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde görülen açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkil şirket... A.Ş.’nin iştigal konusu, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın (devir) alınması ve satılması’ faaliyeti olduğunu, ayrıca ...'nun iştiraki olduğunu, ... A.Ş. ... Şubesi ile dava dışı ....
A.Ş.ile arasında tanzim olunan kredi sözleşmeleri ile dava dışı borçlu şirkete krediler kullandırılmış olup davalının da işbu kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğunu, davalı/borçlunun sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, davalı hakkında davaya konu 21. İcra Müdürlüğünün ...
(Eski:...) sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bahse konu borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup borçlunun haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, dava konusu alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı davaya cevap vermediğinden taraflar arasında üzerinde uzlaşılan bir husus bulunmamaktadır
Çözümlenmesi gereken sorun, alacağın hak düşürücü süre nedeniyle talep edilebilip edilemeyeceği, davacı varlık yönetim şirketinin davalıdan kefaletten kaynaklı banka kredi alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Yargılama devam ederken ön inceleme hazırlık aşamasında davacı vekili 30/04/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını belirterek, davanın feragat sebebiyle karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 04/03/2026 tarihli dilekçesinde davacı ile sulh olduklarını, davacının, müvekkili yönünden davadan feragat ettiklerini, dosya kapsamında yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yükletilmesini, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeye göre davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen feragat ettiğini, incelenen vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/802, K. 2026/382, 6 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama