KÜNYE
T.C. İstanbul 2.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2024
- Esas no
- 2020/372
- Karar no
- 2024/181
- Dava
- Marka (Maddi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 12/11/2020
Karar Metni
1.664 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1986 yılında yayıncılık hayatına başlayan “...” grubu sınavlara hazırlık amacıyla kitaplar çıkarmaya başladığını, daha sonra “...” adında Türkiye'nin en çok satan dergilerini yayınlamaya başladığını, bugün ise “...” eğitim sistemini takip eden okullar, kurslar ile ülkenin dört yanında ve ...'ta 214 şube ve 6000 üzerinde öğretmenle hizmet verdiğini, sınav sistemlerinde yapılan tüm değişikliklere adapte olarak kendinin hızla yenileyen “...” yayıncılığın ... gruplarına yönelik 15 farklı dergi çıkarttığını, ... dergilerinin haftalık,
... dergilerinin ise 15 günlük periyodlar halinde yayınlandığını, müvekkiline ait halihazır TPMK nezdinde “...” ibareli 67 adet muhtelif mal ve hizmet sınıflarına ait marka ve logo tescil belgesinin mevcut olduğunu, markalara ait tüm sınai hakların münhasıran müvekkiline ait olduğunu ve hepsinin sıra marka niteliğinde olduğunu, müvekkilinin “...” markası ve logosunun Türk Patent nezdinde T/02210 sayı ile tanınmış Marka olarak koruma altına alındığını, bu nedenle ... markasının Paris Kompozisyonu 1. Mük.
6.Maddesi ve TRİPS 16/2 maddesi ile 6769 sayılı SMK 6. Maddesinin 4. Ve 5. Fıkraları uyarınca özel ve geniş bir korumadan yararlandığını, davalının, müvekkili ile aynı sektörde müvekkilinin herhangi bir bilgisi ve izni olmaksızın tescilli “... markasını ve logosunu kullanarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda davalı adına ...
1. FSHHM ...D.iş tepsit dosyası ile keşif yapıldığını, düzenlenen bilirkişi raporu ile davalı kullanımının tespit edildiğini, davalının marka tecavüzü teşkil eden kullanımların için SMK 151/2-b maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın belirlenmesini talep ettiklerini, dava konusu markaya yönelik tecavüz teşkil eden eylemlerin durdurulması,
önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir talep ettiklerini belirterek davalarının kabulü ile davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve müvekkiline ait tescilli markaya yönelik fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi zararın marka hakkına tecavüzün öğrenildiği tarih olan 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tazminini,
tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere ele geçirilen tabela ve sair ürünlerin imhasını, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilen edilmesini, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesi: Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde özetle; şirketin 30.12.2005 tarihinden bu yana faaliyetini sürdürdüğünü, ana faaliyet konusunun eğitim sektörüne dönük olarak, tekstil hammaddeli okul önlükleri, mezuniyet kıyafetleri, rozetler, diploma kutuları ve benzeri eşantiyonlar gibi ürünleri, özel ve kamu okullarının aile birliklerinden, üniversitelerden, özel dershanelerden sipariş almak yöntemiyle, fason biçimde ürettirerek teslim etmekten ibaret olduğunu, siparişlerin eğitim kurumlarından verildiğini, iddia olunduğu gibi bu ürünlerin kendi mağaza ve depolarında bulundurmadıklarını,
sipariş edilen ürünün fason olarak ürettirilerek sipariş edene teslim edildiğini, bahsi geçen eğitim kurumlarının, geçtikleri siparişlerde zaman zaman okullarının özel armalarını, sloganlarını, markalarını, logolarını da ürünlerin üzerine işlenmesini yazılı sözleşme çerçevesinde talep edildiğini, şirket olarak bu özel ya da kamusal nitelikteki kurumlarına marka veya logolarının tescilli olup olmadığının bilinmesinin mümkün olmadığını, her ticari işletmenin yapacağı üzere sipariş numunelerinin ürettirilip son onay için müşteriye sunulduğunu, davacının iddia ettiği gibi sürekli aynı marka ve logoyu suistimal etme gibi bir durum olmadığını,
sürekliliğin de olmadığını, davacının marka ve logosu kullanılarak elde edilen ayrı bir yarar ya da ticari kazanç olmadığını, şirketin davacının marka ve logosunu barındırır bir ticari faaliyet yürütmediğini, şirket unvanı ile davacının markası üzerinden elde edilen bir kazancın olmadığını, tamamıyla birbirinden farklı faaliyet alanları olduğunu, davacının kendi markası altında ülke sathında özel temsilcilik (franchise) vererek ticari gelir elde ettiğini, şirketin uzun yıllardır davacının markasını kullanan ... sathına yayılmış, ...Şti., ..., ...
Ltd.Şti, ..., ... gibi onlarca özel eğitim kurumuna uzun yıllardır hizmet verdiğini ve siparişlerini karşıladığını, şirketin fatura, antetli kağıt, tabela ve benzeri hiçbir kurumsal evrakında davacının marka ve logosunu kullanmadığını, davacının iddia ettiği web sitelerinde ise hizmet verilen diğer pek çok marka gibi davalının markasının da iyi niyet kuralları etrafında, bir referans olarak gösterildiğini belirterek bahsedilen sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
Cevaba cevap: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davanın konusunun müvekkiline ait markanın izinsiz bir şekilde davalı tarafça üretilen ürünler üzerinde kullanılması nedeniyle markaya yönelik tecavüzün tespiti talepli olduğunu, dolayısıyla davalı ile müvekkili şirketin aynı faaliyet alanında hizmet vermediği savunmasının kabul edilemeyeceğini, bu meyanda SMK m.29'da marka hakkına tecavüz sayılan haller kapsamında kaldığını, davalının okul önlükleri, mezuniyet kıyafetleri, rozetler,
diploma kutuları vb. eşantiyonlar gibi ürünler üretmekte olup müvekkilinin tanınmış FİNAL markasını ve logosunu izinsiz bir şekilde piyasaya sürerek haksız kazanç elde ettiğini, davalının, diğer pek çok marka gibi müvekkiline ait markanın da kullanılmış olduğunu belirtmekle marka tecavüzünü normalleştirmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın ticari işletme olduğunu, TTK18/2 maddesinde TPMK nezdinde tanınmış markanın basiretli tacirce bilinmemesinin kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini,
müvekkilinin franchise verdiği mevcut şubeleriyle yapmış olduğu sözleşmelerde marka hakkını sadece franchise kapsamında kullanılmasına izin verildiğini, marka sahibinin aslen müvekkili şirket olduğunu, şubelerin firmalara markayı bu şekilde kullanması ve kullandırmasına izin verme yetkisinin olmadığını, davalının bu iddiaları aleyhine ikame edilen davayı bertaraf etme gayesi taşıdığını, davalı eylemlerinin, tanınmış bir markayla işbirliği algısı yaratarak 3. Kişiler nezdinde ticari hayatta arz- talep yarattığını ve müvekkili markasını referans göstererek haksız gelir elde ettiğini beyan ederek dava dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir.
Deliller: Değişik iş dosyası: ...1. FSHHM'nin... D.iş sayılı dosyası fiziken dosya arasına alınmıştır. TPMK Kayıtları: Davacıya ait ...tescil nolu marka tescil belgesinin tasdikli birer sureti dosya arasına alınmıştır. Müzekkere cevabı: ... ŞİRKETİ'nin cevabi yazıları dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporu: 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda.
"Davalı firmanın iş konusunun “Eğitim ve öğretim kurumlarının ihtiyacı olan araç gereç aksesuar ile eğitim malzemelerinin imalatı, ithalatı, alım ve satımı ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler” olduğu, davalı cevap dilekçesi ekinde sunulan faturaların davalının ticari faaliyeti kapsamında değerlendirilebileceği, davalı tarafından faturalandırılması yapılan “Mezuniyet Kıyafeti” “Diploma Kutusu” ürünlerinde davacıya ait markanın kullanılıp kullanılmadığına dair fatura üzerinden bir tespit yapılamayacağı, davalının fatura düzenlediği 3.kişi konumundaki firmaların davacı ile ilişkili firmalar olduğu ( Franchise Alan ),
davacı ve 3.kişi konumundaki firma arasında akdedilen Franchise Sözleşmesi'nin davalının fatura tarihinden sonraki bir tarihte imzalandığı, sayın mahkemece tazminatın şartlarının oluştuğunun kabulü halinde dava konusu kullanımdan kaynaklı haksız kazanç miktarının net olarak tespiti mümkün olmadığından TBK m.5O uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminatın belirlenebileceği" şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; davalının eylemlerini davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olup olmadığının tespiti ve maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı taraf davalının ...1.FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit üzerine marka hakkına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini belirterek davanın kabulünü, davalı ise özel dershanelerden sipariş almak suretiyle fason biçimde eğitim sektöründeki ürünlerin üretildiğini ve siparişlerin teslim edildiğini müvekkilinin kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı adına TPMK nezdinde Final ibaresini taşıyan tanınmış marka ve seri markaların bulunduğu ...1.FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit sırasında davalının iş yerinde ve internet sitesinde davacı adına tescilli markanında yer aldığı ürünlerin ve amblemlerin tespit edildiği, bu haliyle davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla markaya tecavüz iddiası yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Haksız rekabet yönünden yapılan incelemede ise yerleşik Yargıtay İçtihatları doğrultusunda kümülatif koruma ilkesi dikkate alınarak haksız rekabet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise davacının maddi tazminat talebinin SMK 151/2 b maddesinde belirtilen yoksun kazanca ilişkin olduğu, mahkememizce mali müşavir bilirkişi den alınan raporda tarafların ticari defterleri incelenerek rapor sunulduğu, raporda davalının 2. Sınıf tacir olması nedeniyle yoksun kalınan kazanca ilişkin hesaplama yapılamadığı bu nedenle TBK 50.madde gereğince maddi tazminat miktarının takdiren belirlenmesi gerektiği, davacının tazminat talebinin 1.000,00 TL olduğu, tarafların maddi durumları ve dosya arasına alınan ticari defterler incelendiğinde takdiren 1.000,00 TL tazminatın dosya kapsamında uygun olduğu anlaşılmakla davacı lehine 1.000,00TL maddi tazminat hükmetmek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede davalının eylemleri, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL manevi tazminat hükmetmek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda açılan davanın kabulü ile davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne ve hükmün ilanına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2020/372, K. 2024/181, 2 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama