KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/156 Esas
- Karar no
- 2024/256
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/07/2023
Karar Metni
1.280 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili ...
A.Ş.'nin ... gazetesinin yayın sahibi olduğunu, müvekkilinin yayın sahibi olduğu "..." isimli gazetenin marka hakkının Türk Marka Patent Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin ... ile beraber "..." ismi üzerinde de tescilli marka hakkının bulunmakta olduğunu, ... adlı internet haber sitesinin marka haklarını ihlal ettiğini, .../ adlı internet haber sitesinin kullandığı markanın müvekkilinin markası ile neredeyse aynı olduğunu, müvekkilinin markasının ... ve ....
Sınıflardan tescilli olduğunu, davalı markasının ise ... sınıftan tescilli olduğunu, karşı tarafın marka tescilini .... sınıftan gerçekleştirmiş olmasına rağmen "..." markasını ... sınıflarda belirlenen alanlarda kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz etmekte olduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın müvekkili tarafından tescil edildiği sınıfa uygun bir şekilde kullanılmakta olduğunu, karşı tarafın kullandığı markanın müvekkilinin tescilli markası ile hem ismen hem şeklen ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, marka ve site genelinde kullanılan puntoların ve renklerin de neredeyse aynı olduğunu,
karşı tarafın kullanmış olduğu marka ile müvekkiline ait tescilli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olması yanında aynı hizmetleri kapsaması, orta seviyedeki tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimaline yol açtığını, müvekkili olduğu gazetenin ciddi bir okuyucu kitlesine sahip tanınan ve bilinen bir gazete olduğunu, davalı yanın müvekkilinin markası ile neredeyse aynı markayı kullanmasının müvekkilinin ve diğer tüm okuyucuları aldatır nitelikte olduğunu,
davalı kullanımının okuyucuları ve tüketicileri aldatmasının yanında müvekkilinin kitlesini de haksız şekilde kendilerine çekmeye ve bu şekilde haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, davalının kullandığı markanın müvekkili markası ile yanıltıcı derecede benzer olduğunu ve bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesine karar verilmesini, 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde 6769 sayılı SMK m. 29 uyarınca kendisine ait olan '...' markasına tecavüz olduğunu iddia ettiğini, bu iddiaların hukuka aykırı olduğunu, davacının sahibi olduğu '...' isimli marka ile müvekkilinin imtiyaz sahibi olduğu '...' isimli markaların birbirlerine benzemediğini, davacıya ait marka ile müvekkilinin imtiyaz sahibi olduğu Korkusuz Kocaeli gazetesine ait markası karşılaştırdığında bir benzerlik olmadığını, iki markanın birbirine karışmasının imkansız olduğunu, iki markanın birbirine benzerlik içerecek emarelerinin olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, davacıya ait markadaki;
renkler, renk tonları, yazı tipi ve yazı fontlarının müvekkilinin imtiyaz sahibi olduğu gazeteye ait marka ile uzaktan yakından benzerliğinin bulunmadığını, davacı ile davalı müvekkilinin imtiyaz sahibi bulunduğu gazetenin markalarının tescil sınıflarının ve faaliyetlerinin uzaktan yakından alakası olmadığını, davalı müvekkilinin imtiyaz sahibi olarak çalıştığı gazeteye ait markanın da 6769 sayılı SMK'nın ilgili hükümlerine göre başvurulduğunu ve Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanarak tescil edildiğini, 6769 sayılı SMK hükümlerince,
marka başvurusu sırasında gerek davacı tarafından gerekse de başkaca ... kişiler tarafından '...' isimli markaya hiçbir şekilde itiraz gelmediğini, tamamen hukuka ve yasalara uygun, üçüncü kişilerce itiraz edilmeyen tescilli bir markanın diğer bir markaya tecavüz etmesinin kabul edilebilir olmadığını, ayrıca marka tescil belgesinin müvekkili adına kayıtlı olmadığını, bu sebeplerle '...' isimli markanın tescil sahibinin müvekkili olmaması dolayısıyla huzurdaki davanın öncelikle husumet yokluğu sebebiyle reddine, akis takdirde davanın esastan reddine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkememizce TPMK kayıtları istenmiş, buna ilişkin kayıtlar dosya arasına alınmış, tarafların bildirmiş olduğu deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
13/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, marka hakkına tecavüz yönünden iltibasın mevcut olduğu, davalı kullanımının davalının tescilli markasının tescil edildiği sınıf dışında davacı markalarına yaklaştırılarak kullanıldığı, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan bütün olarak yüksek düzeyde benzerlik teşkil eden kullanımın olduğu, ortalama tüketici düzeyinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve işletmeler arasında bir bağlantının olduğunun düşünebileceği, davalı kullanımının markasal nitelik arz ettiği görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. Maddesine atıf yapılmak suretiyle 29. Maddesinde düzenlenmiştir.
Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Davacının korunduğu sınıflar ile davalının kullanımının aynı sınıflarda olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların marka tescil belgeleri ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davacının ... tescil nolu "..." ve ...tescil nolu "..." markalarının ... sınıflarda tescilli olduğu, marka hakkına tecavüz yarattığı belirtilen ... tescil numaralı "..." markasının ... sınıfta tescilli olduğu, dava konusunun ... isimli haber sitesinin kullanımına dayalı olduğu ve davalının anılan yayın organının imtiyaz sahibi olduğu, bu noktada husumet itirazlarının yerinde olmadığı, davacı markalarının ayırt edici unsurunun "..." olduğu, zira markalarda "..." ibaresinin baskın ve öne çıkan unsur olarak yer aldığı,
davalının "..." şeklindeki markasal kullanımının ise davacı markaları ile yüksek benzerlik gösterdiği, "..." ibaresinin "..." ibaresinin altında küçük harflerle yazıldığı, fiili kullanımda "..." ibaresinin burada da asıl unsur olarak yer aldığı, davacı markaları ile davalı kullanımı karşılaştırıldığında görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik bulunduğu, davalı tarafın markayı kullanım şeklinin davacı markaları ile karıştırılma riski doğurduğu, ortalama tüketicinin, bu markayı taşıyan hizmetlerin aynı işletmeden geldiği ya da bunların sağlayıcıları arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünmesinin mümkün olduğu,
böylelikle iltibasın mevcut olduğu, davalının kullandığı markanın ... sınıfta tescilli olduğu, tescil kapsamının "..." olduğu, davalı kullanımının ise davacı markalarının .... sınıfında tescil kapsamına giren "dergi, kitap, gazete v.b yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtalarıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)" hizmet sınıfı olduğu, sektörel açıdan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, davalı kullanımının tescil kapsamı dışında .... sınıf özelinde "internet gazeteciliği" şeklinde tanımlanacak bir kullanım olduğu,
bu kullanımın davacı markaları ile iltibas yaratacak nitelikte ve davacı markalarına yaklaştırılarak icra olunduğu, böylelikle marka hakkına tecavüzün şartlarının mevcut olduğu, davacının maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise, mahkememizce mali müşavir bilirkişiden alınan raporda hesaplama yapılamadığının belirtildiği, bu nedenle TBK m. 50 gereğince maddi tazminat miktarının takdiren belirlenmesi gerektiği, davacının tazminat talebinin 10.000,00 TL olduğu, tarafların maddi durumları ve dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde takdiren 10.000,00 TL tazminatın dosya kapsamında uygun olduğu,
manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede, yukarıda da açıklandığı üzere kullanımında kusurlu olan davalının iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, marka hakkına tecavüzden dolayı davacının şeref ve saygınlığı ile ticari itibarının ihlal edildiği anlaşılmakla, manevi tazminat miktarı, tecavüz eyleminin işleniş şekli, kusurun ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereğince takdiren 50.000,00 TL olarak belirlenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/156, K. 2024/256, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama