KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/111 Esas
- Karar no
- 2025/18
- Dava
- Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli
- Dava tarihi
- 28/12/2018
Karar Metni
1.112 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili davacının ... tescil tarihli ... tescil numaralı ... ibareli markasının bulunduğunu, markanın Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğunu, www.....com.tr internet adresinden hizmet verdiğini, yaptıkları araştırmada davalının ... internet adresinde müvekkilinin markasının isim, logo, resim ve şekil yönünden birebir ve türevi kalıplarının kullanılarak markaya tecavüz edildiğini tespit ettiklerini, davalı tarafa ...
29. Noterliği vasıtasıyla... tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname çekilerek ihlale son verilmesini istediklerini ancak davalının ihtarnameye cevap vermediğini ve kullanıma aynen devam ettiğini, bu durumun müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak yararlanma olduğunu, müvekkilinin markasının itibarını sarstığını belirterek, markaya ve isme tecavüzün, haksız rekabetin tespitini, tecavüzün kaldırılmasını, ... ibaresinin davalının kullanımından çıkarılmasını, bu ibarenin bulunduğu eşyaların el konulup toplatılmasını ve imhasını, hükmün ilanını talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı tarafın faaliyet alanının farklı olduğunu, müvekkili nakliye alanında faaliyette bulunurken, davacı tarafın güvenlik atanında faaliyette bulunduğunu, bu sebeple kanştırılma ihtimalinin fiilen imkansız olduğunu, müvekkillerinin "..." markasını ... başvuru ve tescil numarası ile tescile bağlandığını, müvekkillerinin tescilli markasını kullanmasının herhangi bir hukuki yada cezai bir sorumluluğu bulunmadığını, ..." Unvanını içeren çok sayıda firmanın bulunduğunu, bu hususta örnekleri cevap dilekçesine sunduğunu, TPE kayıtlanna göre de çok sayıda "..." markası olduğunu,
tarafların faaliyet alanının tamamen farklı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde sunduğu ... sayılı marka şekil markası olup, müvekkili şirketin kullanımı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkillerinin, davacı markasına yönelik herhangi bir zararlı eylem gerçekleştirmediğini, davacı taraf her ne kadar kendilerine ihtarname çekildiğini iddia etmiş ise de, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin hem tescilli ticaret ünvanı hemde tescilli markası ile faaliyet gösterdiğini, davacı şirket ile müvekkilinin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafın markasının tanınmış marka olmadığını,
davacı tarafın ... Sınıf alanında herhangi bir tescilinin bulunmadığını, marka hakkına tecavüz ve tazminat taleplerinin yerinde olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin ...Esas... Karar sayılı ilamıyla mahkememizce verilen karar kaldırılmış, İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınarak yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile, men ve ref'ine yöneliktir
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ''...'' ve ''...'' ibareli markaları ile kullanımlarının, davacının ... no'lu ''...'' ibareli markasından doğan hakka tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Dosyaya celbedilen TPMK kayıtları incelendiğinde; ... no'lu ''...'' ibareli markanın.... sınıflarda 31.10.2005 tarihinde davacı adına koruma altına alındığı, 31.10.2015 tarihi itibari ile yenilemesi yapılarak 31.10.2025 tarihine kadar yenilendiği, davalı adına kayıtlı ''...'' markasının, ... sınıfta 27.09.2017 yılında tescile bağlandığı, halen korumasının devam ettiği, yine davalı adına tescilli ''...'' markasının da .... sınıfta 19.03.2019 tarihinde tescile bağlandığı ve halen korumasının devam ettiği anlaşılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamı sonrası mahkememizce alınan 25/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davacı markası ve davalı kullanımlarına bütünü itibari ile bakıldığında bıraktıkları görsel etki ve ortalama tüketici zihninde yarattıkları imaj bakımından benzer oldukları ve kavramsal benzerlik taşıdıkları, her ne kadar davalı kullanımları ile davacı marka sınıfları farklı olsa da, markaların benzerliği ve davacı markasının tanınırlık düzeyi birlikte değerlendirildiğinde,
davacı markası ve davalı kullanımlarındaki bu çok yakın benzer isimlerin hizmet satın alanlarda aynı firma algısı zannedilmesinden doğan isim benzerliğinden çıkan kargaşanın mevcut olacağı, ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratabileceği, daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlayabileceği ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceği ve bu çerçevede SMK md. 7/2-c kapsamında marka hakkına tecavüz unsurlarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, İstinaf kaldırma ilamı ve sonrasında alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı markasının ülke genelinde belirli tanınırlık düzeyine ulaştığı, davacı tescilli markası ile davalı kullanımının karşılaştırıldığında, davacının “...” markasının esas ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı kullanımının “Türkiye'nin Her Yerinde ...” ibaresinde ise “...” kelimesiyle birlikte birden çok başka kelime olmakla birlikte, öne çıkan ibarenin “...” olduğu, esas unsur olarak “...” ibaresinin kullanıldığı,
diğer ibarelerin ise tali unsur olarak kabul edilebileceği, davalı logosunun renkleri birebir davacı logosu ile aynı olmamakla birlikte, kullanılan renk kombinasyonlarının benzer olduğu, davalı tarafça oluşturulan logodaki renk benzerliğinin tesadüf olamayacağı, bu bağlamda davacı tescilli markası ile davalı kullanımı karşılaştırıldığında görsel, işitsel ve kelime anlamında benzerlik arz ettiği, bütünü itibari ile bakıldığında bıraktıkları görsel etki ve ortalama tüketici zihninde yarattıkları imaj bakımından benzer oldukları,
ve kavramsal benzerlik taşıdıkları,markaların benzerliği ve davacı markasının tanınırlık düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ve davalı kullanımlarındaki bu çok yakın benzer isimlerin hizmet satın alanlarda aynı firma algısı zannedilmesinden doğan isim benzerliğinden çıkan kargaşanın mevcut olacağı, ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratabileceği,
daha popüler olan aynı isimleri taşıyan firmanın biri diğeri üzerinde artı veya eksi olarak piyasadaki tanınmaya bağlı haksız fayda veya zarar sağlayabileceği ve ayırt edici karakterinin zedelenebileceği ve bu çerçevede SMK md. 7/2-c kapsamında marka hakkına tecavüz unsurlarının gerçekleştiği anlaşılmakla marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuştur. Bu noktada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, ... esas ve ... karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nın 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nın uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/111, K. 2025/18, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama