KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Esas no
- 2022/108
- Karar no
- 2025/178
- Dava
- Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/05/2022
Karar Metni
4.214 kelime·21 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesi : Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin ...'nın ünlü müzisyen ve bestecisi ... tarafından kurulmuş bir vakıf olduğu, ...'un resmi kuruluş tarihinin 17 Mayıs 1984 olduğu, o tarihten bu yana vakfın ... ve türevi ...markalarının pek çok ülkede sahibi olduğu, müvekkilinin dünya çapında da lisanslar verdiği, Davalı yan ile müvekkili arasında geçmişe dayalı bir hukuki ilişkinin var olduğu, ancak müvekkilinin talimatlarına uygun ve kalite standartlarını karşılar biçimde hareket etmeyen davalı ile var olan lisans ilişkisinin sonlandırıldığı, kullanımların sonlandırılması ve tescilli markanın terkinine ilişkin davalıya ihtarname keşide edildiği,
TPMK nezdinde davalı İktisadi işletme adına kaytılı bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı adına tescilli "..." ibareli markalarla aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı tescilinin kötü niyetli olduğunu, Davalı müvekkilinin eski lisans alanı olduğundan markanın SMK m.6/2 uyarınca hükümsüzlüğünün gerekeceği, müvekkilin dava konusu markanın gerçek hak sahibi olması sebebiyle SMK 6/3 uyarınca markanın hükümsüz kılınması gerektiği, Davalı yanın marka tescilinin müvekkiline ait ticaret unvanı ve... alan adının varlığı karşısında SMK 6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği,
Müvekkilinin markasının SMK 6/4 6/5 uyarınca tanınmış marka muhteviyatında olduğu, davalı yanın bu yolla müvekkilinin markasından haksız çıkar sağladığı, ilgili hükümler uyarınca da markanın hükümsüz kılınması gerektiği, Davalıların hukuka aykırı eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek markanın hükümsüzlüğünü, davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, maddi ve manevi tazminatla beraber markaların kullanılmasının engellenmesine ilişkin iddia talep ve dava etmiştir.
Cevap ve karşı dava dilekçesi: davalı vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle.
Davacı yanın ... ibaresi üzerinde SMK hükümlerine göre korunmakta olan bir hakkının mevcut olmadığı, ... ibaresinin, müzik ve harekete dayalı eğitim yönteminin adı olması nedeniyle herkesin kullanımına açık serbest bir işaret niteliğinde olduğu, bu nedenle ilgili ibarenin marka özelliği taşıyan ayırt edici bir işaret olmadığı, eğitim yöntemi adı olarak bilinmesi nedeniyle ... ibaresinin ayırt edici olmadığı ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, Hükümsüzlük davası yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve tecavüz iddiası yönünden kullanmama def'i müesseselerine başvurma gereğinin hasıl olduğu,
Dava konusu markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler olarak kabul edilemeyecekleri, Davacının SMK 25 bağlamındaki taleplerinin reddinin gerekti. Karşı yan markasının kullanmama nedeniyle iptalinin gerektiği Karşı yan markasının müvekkilinin ... kod numaralı ve hâlihazırda tescilli olmayan markasının varlığı karşısında hükümsüz kılınması gerektiği hususlarını iddia, talep ve beyan etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Islah Dilekçesi: Davacı vekili 14/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 162.942,12 TL ye artırdığı görülmüştür.
Deliller:
TPMK Kayıtları: TPMK'dan dava konusu markaya ilişkin sicil kayıtları celp edilmiştir. Kayıtların incelenmesinde... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıflarda davacı adına, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... ve .... Sınıflarda davalı İktisadi işletmeler adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu: 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda" ... kod numaralı “...” ibareli markanın tescilli olduğu 16 Kağıt, karton ve bu malzemelerden yapılan ürünler (diğer sınıflara dahil değildir); ofis ihtiyaçları (mobilya hariç); ... Sınıfta ,nota koleksiyonlarının yayınlanması alt sınıfları ile ....
Sınıfın tümü bakımından marka kullanımına ilişkin kesintisiz ve ciddi kullanımı gösterir yeterli delile rastlanmadığından ilgili emtia ve hizmetler bakımından iptali koĢullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, ... kod numaralı marka bakımından ... kod numaralı geçersiz marka mesnet gösterilmek suretiyle SMK m.6 bağlamında hükümsüzlük isteminde bulunulmasının mümkün olmadığı, asıl dava bakımından Hükümsüzlüğü talep edilen ... kod numaralı “...” ibareli markanın dava dışı ...ŞİRKETİ adına tescilli olduğu,
bu noktada, davacı yanca 26.12.2023 tarihli dilekçe ile de arz edilen hususların varlığı karşısında, Sayın Mahkemenizin heyetimizi görevlendirdiği sınırlar çerçevesinde heyetimizce dava konusu marka bakımından hükümsüzlük incelemelerinin gerçekleştirildiği, Davacı yanın hükümsüzlük ve tecavüz taleplerinin kullanım yaptığı ispatlanan değerlendirilen “ basılı malzeme; kitabın; müzik el yazması kitapları. Nota; öğretir materyalleri (cihazlar hariç). Ve 41 Eğitim.
Yazışma kursları da dahil olmak üzere eğitim sağlanması; eğlence; kültürel aktiviteler; okulları ve müzik akademilerinin işletilmesi; müzik okullarında ve müzik akademilerinde eğitim; kitapların yayınlanması, lanması (tanıtım metinleri dışında); eğitim çalıştaylarının düzenlenmesi ve yürütülmesi sınıflar bakımından incelemeye konu edildi.
SMK m.6/1 bakımından; davacı adına tescili ... sayılı marka ile benzer olduğu değerlendirilen ve nihai tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verex değerlendirilen davalı adına tescilli ... sayılı markanın davacı adına tescilli markanın kullanıldığının tespit edildiği “Eğitim ve öğretim hizmetleri ile Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, kültür ve eğlence hizmetleri.” bakımından hükümsüz kılınabileceği değerlendirilmektedir.
Davalı yanın kötü niyetli olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu davalı yanın kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi halinde davalı adına tescilli ... sayılı markanın “Eğitim ve öğretim hizmetleri ile Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, kültür ve eğlence hizmetleri.” bakımından hükümsüz kılabileceği, kötü niyetli olmadığının kabulü ihtimalinde 5 yıllık süre boyunca sessiz kalan davacı yanın 6/1 kapsamındaki hükümsüzlük taleplerinin dinlenemeyeceği,
Davalı yanın davacı yanın izni ile markasını tescil ettirdiğine veya haklı nedeni olduğuna ilişkin bir beyanı olmadığı dikkate alındığında ...sayılı markanın 6/2 hükmü kapsamına hükümsüz kılınabileceği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ile davalı yanın kötü niyetli olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı yanın ... ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu davalı yanın markasının davacının gerçek hak sahibi olduğu ... ibaresi ile benzer olduğu,
hal böyleyken davalı adına tescilli ... sayılı markanın 6/3 kapsamında hükümsüz kılınabileceği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı. hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ile davalı yanın ki Mahkemenize ait olduğu, Davacı yana ait davaya mesnet markanın dava tarihi itibari ile tanınmış marka vasfında olup olmadığı dosya münderecatından anlaşılamadığından davalı yana ait davaya konu markanın SMK 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, Davalı markasının SMK 6/6 bağlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı,
Davalı yanın dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davacı yanca davalı yan tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan Markasal kullanımlardan bir kısmının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, Rapor içerisinde arz edilen içtihat değişikliği çerçevesinde davalı yanın markasal kullanımları bakımından haksız rekabet hususunda takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu.
Bununla birlikte davalı yanın internet sitesinde, davacı yanın ticaret unvanına ve davacı yanın internet sitesine giden linke yer vererek davacı ile yasal bir bağlantıları olduğu veya bağlantının. devam ettiği yönünde izlenim oluşturduğu değerlendirildiğinde davalı yanın ...html linki üzerinde yapmış olduğu kullanımların haksız rekabet teşkil edeceğinin değerlendirilebileceği yönünde " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Raporu: 15/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda" Tarafıma sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda yukarıdaki tespitleri ve aşağıda yapılacak olan değerlendirmeler hüküm verme amacı taşımayan, hükme yardımcı görüş ve beyanları içermekte olup, yazılanların takdir ve değerlendirmesi ile dava dosyasına uygunluğunun kararı Yüce Mahkemenize ait olmak üzere, dosya ile ilgili incelemeler tarafımdan yapılmış olup incelemeler neticesinde.
Davalı şirket tarafından ibraz edilen 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerin kanuni süresinde berat yüklemelerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, ticari defterlerin davalı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin Yüce Mahkemenizde olduğu ...'i değişikliği sonrası ...A.Ş.'nin dava konusu “Seminer Gelirleri, Kitap Satışları, Üyelik Gelirleri, Sertifika Katılım Belgesi Gelirlerine” ait 5 yıllık süre içerisinde toplam 190.647,90 TL tutarında hasılat elde edildiği,
Emsal Lisans sözleşmelerine göre 190.647,90 TL tutarındaki hasılat için 96 10 Lisans oranı üzerinden 19.064,79 TL Lisans bedeli hesaplanmıştır. " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Raporu: 26/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda Kök raporumuzda yer alan mal ve hizmet listesinde ufak farklılığın varlığı ile Davacı / Karşı Davalı yana ait karşı dava konusu markanın .... sınıfta basılı malzeme; kitabın; müzik el yazması kitapları. Nota Kâğıtları (yukarıda açıklandığı üzere ek raporda nota olarak çevrilmekle beraber nota kağıdı olarak çevrilmesi daha uygun görülmüştür.) ; öğretim ve öğretim materyalleri (cihazlar hariç). ve ... Sınıfta Eğitim.
Yazışma kursları da dahil olmak üzere eğitim sağlanması; eğlence; kültürel aktiviteler; müzik okulları ve müzik akademilerinin işletilmesi; müzik okullarında ve müzik akademilerinde eğitim; kitapların yayınlanması, metinlerin yayınlanması (tanıtım metinleri dışında); eğitim çalıştaylarının düzenlenmesi ve yürütülmesi mal ve hizmetlerinde ciddi ve kesintisiz kullanımın var olduğunun değerlendirilebileceği, Bu sınıflar dışında kullanımı ispatlanamayan sair mal ve hizmetler bakımından kullanılmama nedeni ile iptal şartlarının oluştuğunun değerlendirilebileceği, " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Raporu: 31/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda Rapor tarihi olan 31.12.2024 tarihine kadar geçerli olmak üzere yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak 19.064,79 TL lisans bedeli * 1.723,67 TL Faiz tutarına ulaşılmıştır. Yüce Mahkemenizce davacı yan masraflarının kabulü halinde 130.367,05 TL Masraf * 11.786,61 TL faiz tutarına ulaşılmıştır. Davacı yan tarafından sunulan diğer masraf makbuzlarının dava dosyası ile ilgisi olmayan masraflar olduğu görülmüştür. 19.04.2023 tarihli makbuz 2065 EUR karşılığı olarak TL cinsinden zorunlu olarak kayıtlara alınmış ve TL miktar üzerinden faiz hesaplamasına tabi tutulmuştur. " kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi Raporu: 18/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda Davalı yanın kullanımlarının davacı yanın haklarını ihlal ettiği kanaatinin oluşması halinde davalı yanın ticari kayıtlarından anlaşıldığı üzere 19.064,79 TL lisans bedeli * 1.723,67 TL Faizin söz konusu olacağı, Davacı yan masrafları için : 130.367,05 TL Masraf * 11.786,61 TL faiz olarak hesaplama yapılabildiği " kanaatini bildirmiştir.
Dava ve uyuşmazlık : Taraflar arasındaki dava esas dava bakımından davalı İksitadi işletme adına kayıtlı ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olup olmadığını tespiti ile tecavüz eylemlerinin durdurulması, önlenmesi ve maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
Karşı dava ise davacı karşı davalı adına tescilli bulunan ...tescil numaralı "..." ibareli markanın iptali ve hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Esas davada davacı taraf müvekkili adına tescilli markanın tanınmış marka niteliğinde olduğunu, davacı ile davalı arasında geçmişi dönük ticari ilişkinin bulunduğunu, davalı adına tescil edilen markanın davacı markası ile aynı ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı adına tescilli markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini belirterek hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur.
Davalı ise dava konusu edilen markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğunu, davalı adına ise ...tescil numaralı "..." ibareli markanın ...Sınıflarda tescilli olduğunu, markaların ortak noktasının "... " ibaresi olduğunu, "..." ibaresi ve "..." ibaresinin serbest işaret niteliğinde olup markasal özellik taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Karşı davada ise davacı davalı adına tescilli markanın kullanılmadığını, karşı davaya konu edilen ve davalı adına tescilli markanın marka olarak tescili mümkün olmayan "..." ibaresi olduğunu belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı ise karşı davanın reddini savunmuştur. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı karşı davalı adına TPMK nezdinde...tescil numaralı "..." ibareli markanın... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı karşı davacı adına ise ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Esas davada Hükümsüzlük davası yönünden SMK 6/1 gereğince yapılan incelemede 6769 Sayılı Kanun'un 6/1.
Hükmü ile;" Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa...” markanın tescil edilmemesi gerekliliğini düzenlemektedir.
6769 s. Kanun'un 6/1. hükmü uyarınca markalar ve tescile konu mallar arasında halk arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, ardından da somut olayın şartları dikkate alınarak markaların halk tarafından karıştırılma tehlikesi olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda tarafların markaları incelendiğinde davaya konu markaların asli unsurlarının ... ibaresi olduğu, davalı markasında yer alan farklı şekil ve kelime unsurlarının tali nitelikte olduğu, ayrıca davalının internet sitesinde yer verdiği ... markasını davacı yanın izni ile kullandığı yönündeki açıklamaları nazara alındığında taraflar arasında izin ile marka kullanma şeklinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, dolayısı ile davacı markası ile davalı markasının gerçekte de bağlantılı olduğu, davalı markasının davacı markası ile bağlantılı olduğunun tüketici tarafından anlaşılması için söz konusu markayı kullandığı;
dolayısı ile amaçlananın davacı markası ile bağlantı uyandırmak olduğu ve bu nedenle ilgili markanın tercih edildiğinin değerlendirilmesi sebebiyle davalı yanın kullanımlarının davacı markası ile bağlantılı olduğu zannını uyandıracağı;
davalı markasının davacı markası ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu bu nedenle SMK 6/1 gereğince hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ancak dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolduğu bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu kanaatine varılmakla davacı karşı davalının esas davadaki hükümsüzlük iddialarının dinlenemeyeceği anlaşılmakla SMK 6/1 kapsamındaki hükümsüzlük talebinin reddi gerekmiştir.
Hükümsüzlük davası yönünden SMK 6/2 gereğince yapılan incelemede Yukarıda 6/1 kapsamında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda 5 yıllık hak düşürücü sürenin SMK 6 gereğince uygulanması gerektiği anlaşılmakla davacı karşı davalının esas davadaki hükümsüzlük iddialarının dinlenemeyeceği anlaşılmakla SMK 6/2 kapsamındaki hükümsüzlük talebinin reddi gerekmiştir.
Hükümsüzlük davası yönünden SMK 6/3 gereğince yapılan incelemede Yukarıda 6/1 kapsamında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda 5 yıllık hak düşürücü sürenin SMK 6 gereğince uygulanması gerektiği anlaşılmakla davacı karşı davalının esas davadaki hükümsüzlük iddialarının dinlenemeyeceği anlaşılmakla SMK 6/3 kapsamındaki hükümsüzlük talebinin reddi gerekmiştir.
Hükümsüzlük davası yönünden SMK 6/5 gereğince yapılan incelemede 6769 sayılı SMK'nın 6/5 madde hükmü "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” şeklindedir.
Tanınmışlık ile değerlendirme sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.
Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır.
Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi,
ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir.
Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu,
tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve... esas-... karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir.
Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.
Yine doktrinde Trips deki düzenlemeye benzer görüş ... tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı,
bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde ... tarafından ifade edilmiştir. ... ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak,
reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. ... ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir.
Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir.
Somut olayda da davacı bu kriterlere ve denetime uygun delil sunmamış, gerek kesinleşen ilam içeriklerinden gerek alınan raporlardan da davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir tespitin bulunmadığı anlaşılmış, tanınmışlık ile ilgili kurum kararı bulunmadığı keza , yerleşik içtihatların öngördüğü şekilde tanımışlık olgusu yönünden davacı markasının tanınmış olduğu iddiasının ispat edilmediği, dolayısıyla tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan Yargıtay 11.HD’ni... esas, ... karar ve 23.11.2022 tarihli ilamlarında da işaret edildiği üzere.
Bir markanın tanınmışlığının tespitinde ise, toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları ve markanın ekonomik değeri gibi kriterlerin esas alınmalıdır.
Davacı tarafın dosyaya sunduğu davacı markasının tanınmışlığına ilişkin deliller incelendiğinde davacı markalarının tescili ve kullanımından daha önceki zamanlardan bu yana ülke içerisinde ve dışında davacı tarafından kullanılmadığı, davacı markalarının ülke çapında tanınmadığı bu haliyle davacı markasının tanınmış marka niteliğinde olmadığı kanaatine varılmakla SMK 6/5 gereğince hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
SMK 6/9 gereğince yapılan incelemede. Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve ... E.,... K. sayılı ilamı, ,1.03.2021 T. ve ... E. - ... K.. 03.03.2021 T. ve ... E. -...K.
Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir.
Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir.
Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.
Dolayısıyla yerleşik uygulamada işaret edildiği üzere sırf işaretsel benzerlikten yola çıkılarak, davalı tescilinin kötü niyetle yapıldığı olgusuna ulaşmak mümkün olmadığı, ihtimaller üzerinden hareketle davalının ileride davacının ticaretine engel olabileceğinin kabulü doğru olmadığı gibi, tek başına kötü niyet emaresi olarak görülemeyeceği bilinmektedir.
6769 sayılı “SMK m.6/(9) maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde gerek yasa hükmü gerek de yerleşik içtihatlar çerçevesinde kötü niyetli olarak tescil ettirilen markaların hükümsüz kılınması gerektiği noktasında herhangi bir duraksama bulunmamakla beraber, hukukumuz çerçevesinde, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği de ifade edilmelidir.
Zira Yargıtay aynı tarihli başka bir kararında, dayanak markanın tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, “asıl olan iyi niyetin varlığı olduğu için, tescilin kötü niyetli olduğunun bunu iddia edenin ispatlaması gerektiği, her ne kadar, markanın tanınmış olması ve tacirlerin aynı sektörde iştigal etmeleri ispat kolaylığı sağlamakta ise de, kötü niyetle tescil ettirildiği iddia edilen markanın tanınmış olmasının, kötü niyetin kabulü için tek başına yeterli olmadığı” kabul edilmektedir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.04.2013 Tarih,... Esas, ... Karar)
... kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir.
Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu,
tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli CJBU, C-529/07 sayılı CHOCOLADEFABRIKEN LINDT& SPRÜNGLI-FRANZ HAUSWITH kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).
Dosyada davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirir iken kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir veri yada delil bulunmadığından kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet davası bakımından yapılan incelemede; yukarıda hükümsüzlük davası bakımından yapılan açıklamalar ile davacı karşı davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan "..." ibareli marka ile davalı karşı davacı kullanımları irdelendiğinde davacı karşı davalı markası ile davalı karşı davacının markasal kullanımları arasında bilirkişi raporunda da ayrıntılı yapılan incelemede "..." ve "..." ibarelerinin esas unsurunun "..." olduğu ve benzer nitelikte olduğu, ancak davalı karşı davacı kullanımlarının TPMK nezdinde tescilli bulunan markanın kullanılmasından doğduğu,
davalı karşı davacı tarafça yapılan kullanımların marka hakkının kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüz ile haksız rekabete ilişkin koşulların oluşmadığı kanaatine varılmakla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Esas dava yönünden maddi ve manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede yukarıda tecavüze ilişkin hususlar dikkate alındığında davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet niteliğinde olmadığı kanaatine varılmakla maddi ve manevi tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Karşı dava yönünden yapılan incelemede ise davalı karşı davacının talebi davacı karşı davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile kullanmama nedeniyle iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yapılan incelemede davacı karşı davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ...
Sınıflarda tescilli olduğu, SMK'nın 6/1,6/2, 6/3, maddeleri gereğince hükümsüzlük taleplerinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına sebebiyet veren 5 yıllık süre sonunda açıldığı bu nedenle bu maddeler kapsamında hükümsüzlük iddiasının dinlenemeyeceği, 6/5 kapsamında davalı karşı davacı markasının tanınmış marka niteliğinde olmadığı ayrıca davacı karşı davalı markasının kötü niyetli olarak tescil edilmediği anlaşılmakla hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Kullanmama nedeniyle iptal talepleri yönünden ise davacı karşı davalı adına tescilli bulunan markanın tescil edildiği .... Sınıfta yer alan "basılı malzeme; kitabın; müzik el yazması kitapları. Nota Kâğıtları ; öğretim ve öğretim materyalleri (cihazlar hariç)." ve ... Sınıfta yer alan " Eğitim.
Yazışma kursları da dahil olmak üzere eğitim sağlanması; eğlence; kültürel aktiviteler; müzik okulları ve müzik akademilerinin işletilmesi; müzik okullarında ve müzik akademilerinde eğitim; kitapların yayınlanması, metinlerin yayınlanması (tanıtım metinleri dışında); eğitim çalıştaylarının düzenlenmesi ve yürütülmesi" mal ve hizmetler dışındaki hizmetler bakımından ciddi kullanımının bulunmadığı anlaşılmakla bu hizmetler dışındaki hizmetler yönünden kullanılmama nedeniyle iptaline karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda; esas dava bakımından açılan davanın tüm talepler yönünden reddine, karşı dava yönünden açılan davanın terditli talep olan iptal yönünden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca hüküm duruşması sırasında maddi hata sonucu iptaline karar verilen ... tescil numaralı markadaki mal ve hizmetlerden kullanımın olduğu mal ve hizmetlerin yazıldığı anlaşılmakla gerekçeli karar yazım sırasında hüküm fıkrası hükümde yer alan mal ve hizmetler dışındaki mal ve hizmetler yönünden kullanılmama yönünden iptali şeklinde düzeltme yapılmıştır.
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/108, K. 2025/178, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama