KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- Esas no
- 2022/153 Esas
- Karar no
- 2025/263
- Dava
- Fikir ve Sanat Eseri (Sözleşme Hükmünün İptali
- Dava tarihi
- 02/08/2022
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir ve Sanat Eseri (Sözleşme Hükmünün İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, olayın 10 Kasım 2020 tarihinde ...’da gerçekleştirilen bir sözleşmeye dayandığını, bu sözleşmede "..." adlı sinematografik eserin yapım sürecinde yatırımcı taraf olan davacının, eserin yapım maliyetinin yarısını karşılaması ve elde edilen gelirin paylaşılmasının öngörüldüğünü, taraflar arasında eserin yapım maliyetlerinin paylaşılması ve eserin alenileştirilmesi konusunda bir anlaşmazlık bulunduğunu, davacının sözleşmeye uygun şekilde belirlenen maliyeti zamanında ve tam olarak ödediğini, bu ödemenin eserin yapımında kullanıldığını ve davacının yükümlülüğünü yerine getirdiğinin anlaşıldığını, sözleşmede davacının eser üzerindeki yatırımcı sıfatının gizli tutulması gerektiğinin
belirtildiği, bu gizlilik hükmünün eser alenileşene kadar geçerli olacak şekilde düzenlendiğini, gizliliğin gerekçesinin eserin maliyetlerinin gizli tutulması ve yatırımcı tarafın kimliğinin açıklanmaması olarak gösterildiğini, bu hükmün davacının yatırımcı olduğunu açıklamaktan kaçınarak gizliliği korumayı hedeflediğini, ancak söz konusu gizlilik hükmünün hukuken geçerli ve makul bulunmadığını, gizliliğin korunmasının sadece davalıya haksız bir yarar sağladığını ve davacının
sıfatının alenileştirilmesini engellediğini, bu durumun, davacının eserle ilgili olan rolünü kamuoyuna açıklamasını engellediğini, dolayısıyla haksız bir durum yarattığını, gizlilik hükmünün taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir durum oluşturduğunu, sözleşmenin taraflar arasında uyumsuz bir şekilde düzenlenmiş olduğunu, gizlilik hükmünün kanuna aykırı bir şekilde davacının haklarını ihlal ettiğini, bu ihlalin davacının eser üzerindeki yatırımcı sıfatının alenileşmesini engellediğini ve hukuken hatalı bir sonuç doğurduğunu, gizliliğin taraflardan yalnızca birine fayda sağlamasının sözleşmenin denge ilkesine aykırı olduğunu,
davacının sıfatının alenileştirilmesi gerektiğini, bu ihlalin eserin yapım sürecinde davacının yasal olarak korunması gereken haklarının çiğnenmesine sebep olduğunu, bu nedenle gizlilik hükmünün geçersiz sayılması ve davacının haklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini beyan ve talep etmiştir.
Davalı vekili, "..." isimli sinema filminin ülke gündeminde önemli bir yer edinmiş olduğu, halen vizyonda gösterildiğini, bu durumun filmin medya ve kamuoyunda yoğun şekilde tartışılmasına neden olduğunu, basına yansıyacak her türlü haber, filmin ticari başarısını, itibarını ve müvekkili şirketin haklarını olumsuz etkileyebilecek nitelikte olduğunu, davacı tarafın sözleşmedeki gizlilik hükümlerini kaldırma girişimlerinin, dava sürecinin kamuoyuna farklı şekilde yansıtılması riskini taşıdığını, bu durumun müvekkili şirketin ticari itibarını ve eserin başarısını zedeleyebileceğini,
müvekkil şirketin sözleşme hükümlerine bağlı kalarak iyi niyetle hareket ettiğini ancak filmin kamuya mal olması ve dava sürecinin olası etkileri nedeniyle gizlilik kararı alınmasının gerekliliğinin ortaya çıktığını, müvekkil şirketin dava dosyası hakkında basın-yayın yasağı kararı verilmesini talep ettiğini, davanın tensip tutanağı ve dava dilekçesinin, müvekkili şirkete 11.08.2022
tarihinde ... aracılığıyla tebliğ edildiğini, mahkemece talep edilen evrakların hazırlanması, onaylı suretlerinin temini ve savunma dilekçesinin hazırlanması için öngörülen sürenin, mevcut koşullarda yeterli olmadığını, dosyanın kapsamı itibariyle gerekli evrak ve savunmanın hazırlanması için ek süreye ihtiyaç duyulduğunu, davaya ilişkin cevap dilekçesinin hazırlanması için ek süre verilmesinin talep edildiğini, basın-yayın yasağı talebinin kabul edilerek dava dosyasına gizlilik kararı verilmesinin gerektiğini ve talep etmiştir. Taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak kök ve ek raporlar alınmıştır.
Mahkememizin 29/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...sözleşmedeki gizlilik hükmünün yalnızca bir tarafın çıkarlarına hizmet ettiği ve diğer tarafın haklarını ihlal ettiği, gizliliğin ticari sırların korunması amacıyla makul ölçüde geçerli olabileceği ancak yatırımcı kimliğinin alenileştirilmesi engellenerek sadece davalı ...
A.Ş.'ye avantaj sağlandığı, bu durumun sektördeki denge ilkesine aykırı olduğu, bu nedenle söz konusu gizlilik hükmünün hukuken geçersiz sayılabileceği, yatırımcıların sinema endüstrisinde, özellikle büyük projelerdeki katkıları ve kimliklerinin, hem ticari hem de manevi hakları açısından önemli bir rol oynadığı, davacı ...A.Ş.'nin yatırımcı kimliğinin alenileştirilmesinin gerektiğinin sektördeki şeffaflık ve ticaretin etik değerleriyle uyumlu bir talep olduğu,
bu doğrultuda davacının yatırımcı sıfatının açıklanmasının, yalnızca haklarını değil, aynı zamanda sektörel şeffaflık ilkesini de güvence altına alacağı, gizliliğin, sadece bir tarafın lehine çalışması ve diğer tarafı mağdur etmesinin, sektörün etik ve hukuki gereklilikleriyle uyumsuz olduğu,
film işbirliği sözleşmesindeki mali paylaşım hükümlerinin açık, net ve dengeli bir şekilde düzenlenmiş olması gerektiği, eğer bu hükümler belirsiz veya taraflar arasında adaletsizlik oluşturuyorsa, Türk Borçlar Kanunu’nun “hakkaniyet” ve “sözleşme özgürlüğü” ilkelerine aykırılık teşkil edebileceği, bu bağlamda sözleşme hükümlerinin taraflar arasında eşit haklar ve yükümlülükler yaratacak şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, sözleşmelerin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun olmasının zorunlu olduğu,
gizlilik ve mali paylaşım hükümlerinin, sadece bir tarafın çıkarlarını koruyacak şekilde düzenlendiği takdirde, bu durumun sözleşmenin geçerliliğini zedeleyebileceği, bu sebeple sözleşme hükümlerinin taraflar arasında eşit hak ve yükümlülükler sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği, davalı tarafın gizliliğin korunmasının filmin ticari başarısını ve itibarını koruyacağını öne sürmüşse de, sektördeki şeffaflık ve yatırımcıların katkılarının kamuoyuna açıklanmasının, uzun vadede ticari başarıyı destekleyen önemli faktörler olacağı, bu noktada gizlilik hükmünün devamının,
film üzerindeki şeffaflık ilkesini zedeleyebileceği ve yatırımcının katkılarını takdir etme hakkını engelleyebileceği, dolayısıyla bu durumun filmin ticari başarısına uzun vadeliolumsuz etkiler yaratabileceği kanaatine ulaşıldığı, sinema sektöründe yatırımcıların isimlerinin alenileştirilmesinin gerektiği, yatırımcıların sıfatlarının gizli tutulmasının, sektörde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırı olduğu,
bu durumun yatırımcıların ticari haklarını koruma açısından da önemli bir yer tuttuğu, filmin kamuoyuna sunulmasının ardından gizlilik hükümlerinin kaldırılması gerektiği ve şeffaflığın teşvik edilmesi gerektiği gizlilik hükmünün yalnızca bir tarafın haklarını koruyup diğer tarafı dezavantajlı duruma düşürmesi halinde adil olmayacağı, yatırımcıların haklarının yalnızca gelir paylaşımıyla sınırlı olup olamayacağına ilişkin olarak,
bir sinema yatırımcısının maddi ve manevi haklarının dengeli bir şekilde korunması gerektiği, yatırımcıların sadece gelir paylaşımı ile değil, aynı zamanda eser üzerindeki manevi haklarla da ilgili taleplerde bulunabileceği film gelirlerinin doğru bir şekilde hesaplanması gerektiği, filmin gişe hasılatının, dijital platform gelirleri ve diğer ticari faaliyetler göz önünde bulundurularak,
gelir paylaşımının doğru bir şekilde yapılması için her iki tarafın da haklarının gözetilmesi gerektiği, yatırımcının geri alacağı 10.000.000 TL + KDV tutarının belirlenmiş olduğu ve bunun, yatırımcının payından düşülmeden kar paylaşımının yapılması gerektiği, sözleşme hükümleri bakımından, yapılan değerlendirmede sözleşme koşullarının özellikle gelir paylaşımı ve gizlilik hükümleri açısından daha net ve şeffaf bir şekilde düzenlenmesi gerektiği, ayrıca sözleşmede belirtilen ödeme planları, teminat mektubu ve cezai şartların, tarafların haklarını dengeli şekilde koruyacak şekilde gözden geçirilmesi gerektiği,
...’nın finansman yükümlülüğünü yerine getirememesi durumunda, yatırımcının alacaklarını geri talep etme hakkı bulunduğu, ancak ... finansal gücüne dair belirsizliklerin, yatırımcının riskini artırdığı, gelir paylaşımıyla ilgili şeffaflık eksiklikleri ve eksik mali kayıtlar konusunda belirsizliklerin olduğu, bu nedenle bağımsız denetim mekanizmasının oluşturulması gerektiği, teminat mektubu riski ve cezai şart maddesindeki belirsizliklerin, sözleşme şartlarının daha açık ve güvence altına alınması gerektiğini gösterdiği,
davacının sözleşme sürecindeki şeffaflık eksiklikleri nedeniyle irade sakatlığı, yanıltma veya aşırı yararlanma gibi iddialarda bulunduğu, eğer davacı, projeye dair gerekli bilgilere sahip olmadan karar verdiyse, bu durumun hukuki açıdan haksız fiil oluşturabileceği, yatırımcının, finansal riskleri üstlenen bir melek yatırımcı olarak projeye katkı sağladığı,
ancak sözleşmedeki belirsizlikler ve risklerin yatırımcının haklarını ve mali güvenliğini tehdit ettiği, jenerikte yer alma durumunun davacının projeye yaratıcı bir katkı sağladıysa söz konusu olabileceği, ancak yalnızca finansal destek sağlayan yatırımcıların jenerikte yer almasının sektör uygulamalarına aykırı olduğu,
davacının defterlerine göre taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.2 maddesini göre 10.000.000,00 TL + KDV davalıya (yapımcıya) ödemeyi yaptığı, davacının defterlerine göre sözleşmenin 3.5 maddesinden hareketle gelir paylaşımı olarak 21.350.000,00 + KDV davalıdan tahsilat yaptığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Mahkememizin 25/05/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda; "...kök raporda yer alan tespitlerin ve çıkarımların hukuki ve teknik açıdan geçerliliğini koruduğu, herhangi bir eksiklik ya da hatalı bir değerlendirme bulunmadığı, raporda belirtilen bulgular ve sonuçlar doğrultusunda yapılan değerlendirmelerin doğru ve yerinde olduğunun düşünüldüğü, kök raporda herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı ve raporun sonuç kısmının aynen geçerli olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.
Dava; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davacının yatırımcı sıfatının gizliliğine ilişkin 4. maddenin iptali talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 10 Kasım 2020 tarihinde akdedilen sözleşmede davacı, ''yatırımcı'' olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin ''Gizlilik'' başlıklı 4. maddesi ile; davacının eserin yatırımcısı olduğu bilgisi ''gizli bilgi'' olarak düzenlenmiş, gizlilik hükmünün gerekçesi sözleşmede ''eserin maliyetinin kontrol altında tutulması'' olarak açıklanmış, bu bilginin alenileşmesi, filmin alenileştiği tarihten itibaren 13 yıl süreyle yasaklanmıştır.
Sözleşmenin konusunun, tüm hakları davalıda olan ''...'' adlı sinematografik eserin yapım maliyetinin 'bir kısmına' yatırımcı davacının katılması ile eserden elde edilecek gelirin paylaşılması olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı taraf gizlilik hükmünün kişilik haklarına aykırı olduğunu, yalnızca davalının çıkarlarına hizmet ederek sözleşmede aşırı orantısızlık yarattığını, davacının deneyimsizliğinden yararlanılarak oluşturulmuş bir hüküm olduğunu, hükmün dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini belirterek ilgili hükmün iptali ile davacının yatırımcı sıfatının alenileştirilmesini iddia ve talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı, taraflar arasında düzenlenen 10/11/2020 tarihli sözleşme, yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ve taraf delilleri birlikte incelendiğinde, sözleşmedeki gizlilik hükümlerinin, ticari sırların korunması ve özellikle yatırımcı gibi finansal yükümlülük taşıyan tarafların kimliğinin belirli bir süre saklı tutulmasının sektörel anlamda uygulanır olduğu,
içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere, sözleşmedeki gizlilik maddesinin davacının yatırımcı sıfatının alenileşmesini davacının hukuki haklarını ihlal edecek şekilde karşılamaması gerektiği, gizlilik hükmünün, genellikle ticari sırların korunması amacıyla makul bir süreyle ve tarafların rızasıyla uygulanması gerektiği, gizlilik hükümlerinin finansal yatırımlar, stratejik ortaklıklar veya büyük projelerde kullanıldığı, yatırımcıların kimliklerinin gizlenmesinin, bazen rekabetten korunma, bazen de piyasa tepkilerinin önlenmesi gibi gerekçelerle sağlandığı,
ancak, somut olayda mevcut sözleşmede söz konusu gizlilik hükmünün, yatırımcının kimliğini açıklamaktan kaçınarak sadece davalı tarafa avantaj sağladığı, bu hususun sektörel düzene aykırı olduğu, sözleşme maddesinin davacı aleyhine dengesiz ve hukuka aykırı olduğu, davacının eserin yatırımcısı olduğu bilgisinin alenişmesinin filmin alenileştiği 04/03/2022 tarihten itibaren 13 yıl süreyle yasaklanmasının davacının yatırımcı sıfatını açıklayarak haklarını savunması engellediği,
sektörünün şeffaflık ilkesi açısından da yatırımcı kimliğinin açıklanmasının gerektiği, sözleşme maddesinde eserin maliyetlerinin kontrol altında tutulması açısından önemli etken olduğu belirtilen gizlilik hükmüne ilişkin olarak,
filmin umuma sunulmasının bu hususu zayıflatacağı ve gerekliliğini ortadan kaldıracağı, umuma arz edilen bir eserin kamusal alana dahil olacağı ve bu süreçte şeffaflığın, hem sektörün etik değerleri hem de kamu yararı açısından zorunlu olacağı, mevcut haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinin davacının yatırımcı kimliğinin -makul süreyi aşar şekilde- gizli kalmasına sebebiyet vereceği, davacının kamuoyuna açıklama yapma hakkının dahi ihlaline neden olacağı, yatırımcının şöhretini, itibarını ve ticari haklarını korumasına engel olacağı, davacının yatırımcı sıfatının açıklanmasının yalnızca haklarını değil,
aynı zamanda sektörel şeffaflık ilkesini de güvence altına alacağı, sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusu belirlemede özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olmayacağı, sözleşmedeki gizlilik hükmünün genel ahlaka aykırı şekilde davacının haklarını sınırlandırdığı, davacının ticari haklarını korumasına engel olduğu ve davacı tarafı mağdur ettiği, sektörün etik ve hukuki gereklilikleriyle uyumsuz olduğu, dürüstlük kuralına uygun olmadığı,
eserin maliyetinin kontrol edilmesi yerine davalıya tek taraflı orantısız ayrıcalık sağladığı anlaşılmakla taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. maddesinin iptaline karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/153, K. 2025/263, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama