KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2026
- Esas no
- 2024/215 Esas
- Karar no
- 2026/14
- Dava
- Tazminat (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/10/2024
Karar Metni
1.142 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, idari Yapımcı ... tarafından müvekkilinin imzasına sunulan, davalı yanca imzalandığı ve müvekkiline gönderildiği ikrar edilen ve müvekkiline ulaştırılmayan sözleşmenin varlığından ve geçerliliğinden tereddüt dahi edilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin 11.8 maddesinin mevcudiyetinin davalı yönünden bağlayıcılık doğurduğunun apaçık göstergesi olduğunu, müvekkilinin tanınmışlık düzeyinde bir oyuncunun, dahası Türkiye'deki oyuncuların telif
haklarını korumaya müzahir bir meslek birliğinin yönetim kurulu başkanlığını yürüten müvekkilinin münhasır bir sözleşme ve şartları belirli olmaksızın, bir dizi projesinde rol almasının imkansız olduğunu, dolayısıyla, dava kapsamında yapılacak bilumum değerlendirmelerin sözleşmenin var olduğu ve kurulduğu kabulüne, dolayısıyla da sözleşme çerçevesine dayanması gerektiğini, ödemelerin - avansların ne zaman ödeneceğine varana dek tam olarak sözleşmede belirlenen biçimde ve miktarda yapılmış, hatta müvekkilinin sete ulaşımına ilişkin hükümlerin harfiyen sözleşmede akdedilen şartlara göre ifa edildiğini,
sunulan tüm yazışmaların müvekkili ile davalı arasında geçmiş projelerde her seferinde münhasır sözleşme akdedildiği olgusunun, sektörel teamüllerin ve bilumum delillerin, hukuki işlemin tümüyle ispatına yeterli olduğu açık olsa da, davalı yanca sözleşmenin mahkemeye sunulmasından imtina edilir ve sözleşmenin geçerliliğine dair şüphe uyanırsa dahi,
bahse konu delillerin davalı yan ile müvekkilinin davaya konu ana sözleşme iradesini ortaya koyar nitelikte olduğunu ve dolayısıyla en azından delil başlangıcı teşkil etmeleri gerektiğini beyan ederek müvekkilinin mahrum kaldığı kazanca oranla tazminat talebi ile davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığının davacının da kabulünde olduğunu, ancak sözleşme müzakere sürecindeki whatssap ve maillerden imzalanmış bir sözleşme gibi bahsedilmesinin hukuken dinlenilebilir bir yanı bulunmadığı gibi davacının olmayan bir sözleşme üzerinden hak devşiremeyeceğinin de açık olduğunu, ortada imzalanmış bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacının kabulleri üzerinden durum değerlendirilirse davacı kendisi ve menajerinin imzasına havi 1000 bölümden aşağı dizi çekilmez maddesini de eklese o halde yine iddiaya göre 1000 bölüm üzerinden durumun tartışılacağını,
ortada tarafların iradelerinin uyuştuğu karşılıklı imzalanmış bir sözleşme bulunmamakla birlikte, davaya dayanak maddenin kabul edilmediği sözleşme müzakeresi sürecinde açıkça dile getirilmiş olduğunu, bu hususun davacı tarafından sunulan delillerden de açıkça görüleceğini, sözleşmede oyuncunun rolünün her zaman sonlandırılabileceğinin açıkça düzenlendiğini, davacının rol aldığı bölüm başına ödeme yapılacağı açıkça düzenlenmiş olup davacının rol garantisi verildiği iddialarının gerçekçi olmadığını,
her bölümde rol alacağı rol alsın almasın ödeme yapılacağı iddialarının sektör gerçeklerinden uzak olmakla birlikte davacı tarafça kötü niyetle eklendiği ancak taraflarınca kabul görmeyen taahhüt iddialarının sözleşme içerisindeki diğer maddelerle de çeliştiğini, yine davacı tarafça kötü niyetli bir şekilde sonradan eklendiği açık olan söz konusu maddelerin kendileri tarafından kabul görmemiş onaylanmamış herhangi bir sözleşme metninin davacı ve menajeri tarafından imzalanmasının hukuki bir karşılığı bulunmadığı gibi,
meslek birliği yönetim kurulunda başkanlık yapan davacının da sektör uygulamaları ve gerçekleriyle bağdaşmayan bir maddenin hiçbir yapımcı tarafından kabul görmeyeceğini bildiğini ve/veya bilmesi gerektiğini, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın eklemeler yapılmış olduğunu, bu eklemeler/revizelerin davacı tarafından sunulan delillerde dahi açıkça görüldüğü üzere müvekkili tarafından kabul edilmediği açık olmakla ortada
imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan 20/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacının değişiklik yaparak davalıya gönderdiği sözleşmenin davalı tarafından imzalanmadığı, tüm bölümlerde oynama garantisi verilmesi ve bunun gerçekleşmediği durumlarda da oyuncuya bölüm başına aldığı ücretin yarısının ödenmesinin mümkün olmadığı..." yönünde görüş ve kanaatlerini belirtmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyumazlık, taraflar arasında düzenlendiği iddia olunan ana sözleşmenin mevcut ve geçerli olduğunun ve davalı feshinin haksız olduğu iddialarına dayalı tespit talepleri ile bu doğrultuda var ise haksız fesihten doğan zararın tazmini, terdiden ise sözleşme öncesi sorumluluk kapsamında maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı yukarıda özetlenen bilirkişi raporu, beyanlar ve deliller bir arada değerlendirildiğinde, taraflar arasında, davalının yapımcısı olduğu "..." isimli televizyon dizisinde davacının icracı sanatçı sıfatıyla rol üstlenmesine ilişkin sözleşme görüşmeleri yürütüldüğü, davalı tarafından hazırlanan sözleşmenin davacıya gönderildiği, davalı tarafından gönderilen sözleşmede davacı tarafından bazı değişiklikler yapıldığı,davacı tarafından değişiklik yapılarak imzalanan sözleşmenin, davalı tarafından imzalanmadığı anlaşılmıştır.
Davacının, davalı tarafından gönderilen sözleşmenin 8.8. maddesinde, “...’in tüm bölümlerinde ...’ya rol verileceğini kabul ve taahhüt eder. Bu taahhüttün gerçekleşmediği bir durum olursa YAPIMCI, OYUNCU’nun her bir bölüm başına aldığı ücretin yarısı olan bedeli ödemeyi taahhüt eder.” şeklinde değişiklik yaptığı, 9/1. Maddesinden de; “senaryo gereği OYUNCU’nun rolünün ifasının sona ermesi durumunda ŞİRKET, işbu sözleşmeyi yazılı (mail) ihbarda bulunmak şartı ile ve herhangi bir tazminat ödemeksizin feshedebilir” düzenlemesini sözleşmeden çıkardığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından sözleşmeye eklenen ancak davalı tarafından imzalanmayan sözleşmede yer alan 8.8. maddedeki düzenlemeye benzer bir uygulamanın, dizi-film sektöründe mevcut bir uygulama olmadığı yukarıda özetlenen denetime uygun bilirkişi raporunda belirtilmişir.
Bu nedenle, tüm bölümlerde oynama garantisi verilmesinin, bunun gerçekleşmediği durumlarda da oyuncuya bölüm başına aldığı ücretin yarısının ödenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Yine sektörde, imzalanan sözleşmelerde bir oyuncuya rol garantisi verildiği gibi bir durumun uygulamada olmadığı, hangi dizinin ne zaman sonlandırılacağına reyting durumlarına göre yayıncı kuruluşlar tarafından karar verilebildiği,
diğer taraftan yapım şirketlerinin yaptıkları dizilerin uzun süre boyunca devam etmesini planlayacakları, bu nedenle de dizinin devamlılığını tehlikeye sokabilecek tüm engelleri ortadan kaldırmaya çalışacakları, dizideki herhangi bir karakterin seyirci tarafından rağbet görmemesi durumunda yapımcının dizinin genelinin zarar görmemesi adına o karakteri diziden çıkartma hakkının olduğu, davaya konu olan “Yalan” isimli dizide davacının dizinin ilk 12 bölümünde rol aldığı, dizinin 12 bölümünün sonuna doğru davacının hayat verdiği Emin karakterinin yaşadığı rahatsızlık sonrası emekli olup memleketine döndüğü ve diziden ayrılmış olduğu,
yukarıda açıklandığı üzere davacının değişiklik yaparak davalıya gönderdiği sözleşmenin davalı tarafından imzalanmadığı ve taraflar arasında yazılı bir sözleşmeden söz edilemeyeceği, davacının sözleşme öncesi davalı tarafından yanıltığına ya da baskıya uğradığına dair bilgi ve belgenin dosya kapsamında yer almadığı, davalının eylemlerinin sektörel teamüllere uygun olduğu ve sözleşme öncesi sorumluluktan da bahsedilemeyeceği, tüm bu açıklamalar ışığında taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/215, K. 2026/14, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama