KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/192 Esas
- Karar no
- 2025/231
- Dava
- Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
1.170 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ulusal ve uluslararası tüm otoriteler tarafından sinemanın çehresini değiştirdiği kabul edilen, sadece oyunculuğu ile değil karakteriyle de sinemaya ismini altın harflerle yazdıran, on yıllar içinde aldığı sayısız ödülden de görüldüğü üzere başlı başına sanatın bir mirası haline gelmiş olan müvekkilinin yeşilçam döneminde imza attığı bu yapımların çoğu bakımından, o dönem var olmayan haklarını doğal olarak devretmediğini, hatta çoğu yapımda yazılı bir sözleşme dahi akdetmediğini,
buna rağmen müvekkilinin ismiyle ve performansıyla ünlenen bu yapımlar on yıllardır çeşitli suretlerde müvekkilinden izin almaksızın kullanıldığını, müvekkilinin ise bu kullanımlardan en ufak karşılık elde edemediğini, yeşilçam döneminde icracı sanatçı olarak sinema yapımlarında rol alan oyuncular bakımından, FSEK m. 51 hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda, henüz mevcut olmayan hakların, o dönem yapılan bir sözleşmeyle devredilmiş olamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun,...
Esas, ... Karar sayılı ve 01.12.2022 tarihli ilamıyla (Buradan itibaren "YHGK-...)] sabit hale geldiğini, haliyle, 21.02.2001 tarihinde FSEK m. 80 hükmü altında icracı sanatçılara tanınan haklar ve anılan içtihat uyarınca, yeşilçam filmlerine ilişkin olarak,
yapımcılar veya iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişiler (FSEK m. 54/1) tarafından, icracı sanatçının komşu hakları bağlamında bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra gerekli izinleri alınmadan (fsek m. 80/ı-1-a, b) yapılan umuma iletme, erişime açma, çoğaltma ve genel itibarıyla yayma faaliyetleri, icracı sanatçının mali haklarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, müvekkili ... bakımından yapılan araştırmalar ışığında, müvekkilin başrol olarak yer aldığı ve “...” olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı yan ile müvekkil arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı ve bulunamayacağı,
bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalı yanın gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin (... kanalları vb…) anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK m. 52 hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağı, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak,
müvekkilden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığı ortaya çıktığını, bunlar ışığında sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edilmiş, anılan kullanımlardaki maddi ve manevi zararların tazmini için işbu davanın açılması gereği doğduğunu, müvekkili ...’ın icracı sanatçı ve başrol olduğu birçok yapımın ve bu yapımlardan elde edilen kesitlerin,
komşu haklara dair yasal düzenlemenin vazedilmesinden sonra çeşitli internet veya televizyon mecraları başta olmak üzere, ... gibi formatlarda çoğaltım sureti dahil olmak üzere yayınlandığını, çoğaltıldığını, satıldığını, umuma arz edildiğini, erişime açıldığı ve davalı yanca bu doğrultuda çok ciddi gelirler elde edildiği tespit edilmiş olup, müvekkilinin bu eylemlerden kaynaklı olarak maddi ve manevi zarara uğradığı açık olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin de gerek işbu madde ve gerekse de genel hükümler gereğince davalı yandan maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmakta olduğunu,
bu nedenle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı aleyhine ...
2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...E sayılı dava ile, aynı konu ile ilgili tedbir talepli bir dava açılmış olup, dosya halen derdest olduğunu, bu nedenle işbu davanın, aralarında fiili ve hukuki bağ bulunan ve tarafları da aynı olan ilgili dosya ile birleştirilmesini, asıl dava yönünden şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamında öncelikle arabuluculuk dava şartı yönünden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun "MADDE ... tarihli ve ... sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“3. Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 5/A- (1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2)Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.”
MADDE 21- 6102 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 12- (1)Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.”
MADDE 26- (1)Bu Kanunun; a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde...yürürlüğe girer" şeklinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre "(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: ... S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;.... d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,... öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: ... S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükümlerine amirdir.
Tüm dosya kapsamı yukarıda izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca "bu Kanunun (TTK) 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı" olarak düzenlendiği, söz konusu düzenlemenin dava şartı olması nedeniyle uygulamasının zorunlu olduğu, kanunun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın ise 22.12.2021 tarihinde açıldığı,
davacı vekilinin dava dilekçesinin incelenmesinde, talep sonucunda, para alacağına ilişkin olarak yürütülen icra takibinde davalı tarafından yapılan itirazın iptal edilmesinin talep olunduğu, mahkememizin münhasıran netice-i taleple bağlı olduğu (Y.9.H.D.
07/06/2018 tarih, ... e. ...k.), yukarıda anılan madde gerekçesinde konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesinin amaçlandığının belirtildiği, 22/12/2021 tarihinde açılan davada -dosya içerisinde mevcut arabuluculuk son oturum tutanağı içeriğinde- arabuluculuk sürecinin 27/12/2021 başladığının belirtildiği,
davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğuna dair beyanının da bulunmadığı ve dava açıldıktan sonra yapılan/yapılacak arabuluculuk başvurusu ile dava şartının yerine getirilmiş sayılamayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı), bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/192, K. 2025/231, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama