KÜNYE
T.C. İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/354
- Karar No
- 2024/717
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2024
- Esas no
- 2021/723 Esas
- Karar no
- 2024/715
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/12/2021
Karar Metni
1.839 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan 15/12/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkilİ şirkete aleyhine, .... İcra Müdürlüğünün 2021/...E. sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak icra takibine konu senedin haksız ve hukuka aykırı olarak takibe konulduğu; senet üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığından müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitini ve davalı taraf hakkında %20 oranından az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile mahkeme kararı kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunulan 17/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Senedi düzenleyenin borçlu şirket olduğunu, kaşe ve imza da borçlu şirket tarafından alındığını, davalının senette ciranta olduğunu, Davacı, tür değişikliğinden bahsederek haksız kazanç elde etmeye çalışmakta ise de bu iddiaya itibar edilemeyeceğini, Davacı, 13.11.2020 tarihinde ... şirketinin birleşme ile ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.’ye devrolunduğunu; ...
Şirketinin infisah olduğunu ileri sürerek sahte kaşe ve imza ile senedin düzenlendiğini iddia edildiğini, davacının bu iddiaları da mesnetsiz olup bu iddialara da itibar edilmesine olanağın olmadığı olarak şu olayların gerçekleştiğinin görüldüğünü, davacı, ... Sanayi Anonim Şirketi’nin birleşme sonucu sona erdiğini iddia etmesine rağmen .... İcra Hukuk Mahkemesi 2021/... E. dosyasında ...
Anonim Şirketi vekili olarak davayı açtığını, usulen olarak hatalı olmakla birlikte, ileri sürülen iddiaların esas bakımından da çelişkili olduğunu, davacının daha sonra işbu sayılı dosyadan feragat ettiğini, huzurdaki davada ispat yükü davacı tarafta olduğunu, davacı, Medeni Kanun’un 6. maddesi gereğince ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince kambiyo senetlerinde yasal unsurların tam olması durumunda borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğunu, davacı, kimle ne şekilde muvazaalı işlem yapıldığına ilişkin bir iddia dahi ileri sürmediğini, bu iddiaya ilişkin olarak herhangi bir açıklama delil ortaya koymadığını, davacı vekili, davalının,
alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiş ise de; bu talebin de reddi gerektiğini, zira imza itirazı ve diğer tüm itirazlar haksız ve kötü niyetli yapıldığını, davacı tarafından açılan davanın reddini, davacının, davalının tazminata mahkûm edilmesine ilişkin talebinin davalının alacağının geçerli bir bonoya dayanması ve davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememiş olması sebebiyle reddini,
davanın reddi ile asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
.... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyası, Ticaret sicil kayıtları, ...'ye ait imza örnekleri, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamı.
Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesi tarafından düzenlenen adli tıp raporunda; İnceleme konusu senette borçlu adına atılı imzalar ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nün eli ürünü olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 100.00,00TL bedelli, 27/07/2018 tanzim ve 30/09/2018 vade tarihli senede dayalı olarak davalı tarafından davacı ve diğer dava dışı kişiler hakkında 100.000,00TL asıl alacak, 48.856,84TL işlemiş faiz, 300,00TL komisyon olmak üzere 149.156,84TL üzerinde takip başlatıldığı görülmüştür.
... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... soruşturma nolu dosyasının incelenmesinde; ...'nün savcı tarafından alınan ifadesinde ...nın bölge müdürü olduğunu, iş yerinin belediye ile ilgili bir sorunu olduğunu, İş yerinin yanında bulunan ...
Restaurant isimli iş yerinin sahibi ... aracılığıyla ... isimli şahısla tanıştığını, ... belediye ile ilgili olan sıkıntıları çözebileceğini bunun karşılığında 100.000 TL istediğini, anlaşmaya ilişkin protokol düzenlediklerini, protokol düzenledikten sonra senet istediklerini, senedin düzenlediğini ve kendisinin imzaladığını, senedi imzaladığında şirket kaşesinin senetlerde olmadığını, üç yıl sonra icra takibi başlatıldığını, çalıştığı şirketin protokolden bilgisi olduğunu, ancak senede kaşe basmadıklarını, olaydan üç dört ay sonra işleri halletmeyince senedi Sefa'dan istediklerini,
ancak Sefa senedi kaybettiğini söyleyerek senedi teslim etmediğini beyan ettiği görülmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE
Dava, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında 100.00,00TL bedelli, 27/07/2018 tanzim ve 30/09/2018 vade tarihli senetteki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. İcra dosyasına göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır.
Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Davaya konu alacak kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa HMK 201. madde gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı gerekir.
Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.
6098 sayılı TBK'nun 40. maddesinin "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
"; aynı kanunun yetkisiz temsil üst başlığı altında onama haline ilişkin 46. maddesinin "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir.
Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." ve onamama haline ilişkin 47. maddesinin ise "Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir.
Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.
" hükmünü ihtiva etmektedir.
"...Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi de mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz.
Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir( TBK m.46/1). Onama temsilciye veya 3. kişiye varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile yapılır. Asıl işlem bir şekle bağlı olsa dahi onama şekle bağlı değildir.
Dürüstlük kuralları gerektirdiğinde hareketsizlik ve susma da onama olarak kabul edilmelidir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.456)..." (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/5025 Esas 2021/2396 Karar sayılı ilamı).
Yasal düzenleme dikkate alındığında, sözleşmeden doğan alacak ve borçlar, ancak yetkili temsilci tarafından yapılması halinde temsil olunana ait olacaktır. Eğer temsilci yetkili değil ise, kendisi sözleşmeden şahsen sorumlu olur. Ayrıca bu durumda temsil olunan, icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu kabul edilemez. Ancak temsil olunan, sonradan icazet verir yahut kendi adına yapılan hukuki işlemi benimser ise baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlar.
Toplanan delillerden somut olayda; davacı şirketin 1995 yılında ... Sanayi Limited Şirketi unvanını kullandığı, 07.03.2012 tarihinde tür değiştirerek Anonim Şirkete dönüştüğü, 13.11.2020 tarihinde ise devredilerek ... Anonim Şirketi ile birleşmiştiği görülmüş olup davaya konu senedin ise 27.07.2018 tarihinde ...
Anonim şirketi unvanı varken düzenlendiği görülmüş olup gerek alının ATK raporu gerekse sunulan beyanlardaki kabullerden davaya konu 100.00,00TL bedelli, 27/07/2018 tanzim ve 30/09/2018 vade tarihli senetteki imzanın dava dışı ...'ye ait olduğu, ...'nün ise ...nın bölge müdürü olduğu, iş yerinin belediye ile ilgili bir sorunu sebebi ile protokol düzenlediklerini, protokol kapsamında davaya konu senedin düzenlenerek kendisinin imzaladığı, çalıştığı şirketin protokolden bilgisi olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla dava dışı ...'nün TBK 547-548 kapsamında şirketi temsilen senedi düzenlediği,
şirketin senedin düzenlendiğinden bilgisinin olduğu ve TBK 46 kapsamında senedin onaylamış olduğu ve ... şirketinin senetle bağlı olduğu, davacı şirketin ise tüm aktif ve pasifleri ile ... şirketini devir aldığından senetten dolayı sorumlu olduğu, senedin bedelsiz olduğuna dair ispata yarar bir delilde sunulmadığından davanın reddine karar verilmiş ve davalının kötüniyet tazminatı talebi yönünden. İİK.
72/4 Maddesinde;'' (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır.
Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez,'' hükmü düzenlenmiş olup davalı lehine kötüniyet tazminatının koşullarından biri ihtiyati tedbir kararının uygulanması olduğundan mahkememizce davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve icra dosyasında uygulandığından reddedilen kısmın %20'si oranındaki ( 29.831,36-TL) tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/354, K. 2024/717, 8 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama