KÜNYE
T.C. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2019
- Esas no
- 2019/1014 Esas
- Karar no
- 2019/84
- Dava
- İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi
- Dava tarihi
- 18/10/2019
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde açılan Tazminat davasının tensiben yapılan incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı 18/10/2019 tarihli dava dilekçesinde;...
Döner isimli gıda firmasının bayiliğini yapmakta olduğunu, dükkanı devralırken muhattap ...'in babası... isimli kişinin işlettikleri ve iş yapamayıp kapattıkları fast food dükkanını kendinisne önerdiğini, kendisinin de bu teklife sıcak baktığını ancak hazırda parasının olmadığını söylediğini, davalı tarafın da parada kolaylık yapacaklarını söylediğini, bu arada baba ve oğlu kendisine, kepenkleri, camları, doğalgaz hattını ve fayansları biz yaptık, dediklerini, dükkanda da patates doğrama ünitesi, klima, televizyon gibi cihazlar mevcut olduğu,
davalı tarafın bu cihaz ve ekipmanları masraf olarak saydığını, bunun karşılığı olarak davacının kendisine 55.000 TL borçlu olduğunu bu bedelin 12 adet sıralı senet halinde davacıya ödeme planı düzenlendiğini, senetler imzalatılırken vade ve tanzim tarihleri yazılmadığını, bu bilgilerin daha sonra girilerek usulsüz işlem yapıldığını, işyerinde bulunan bazı demirbaşların daha sonra davalı tarafından habersizce alındığını, ardından davalının kötü niyetle ve düzmece şekilde eylemlere girerek söz konusu senetleri haksız olarak takibe koyduğunu,
bu nedenle takibe konu senetler hakkında öncelikle tedbiren icranın durdurulmasını daha sonra vadesi gelmemiş senetlerin istirdadına ve borcun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini davalının %10 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderlerinin davalı yana tahmilini talep ve dava etmiştir.
Dava; davacı tarafından tanzim ettirilen toplam 31.000 TL tutarlı 7 adet senetin takibe konu edilmesi nedeniyle takibin durdurulması ve vadesi gelmemiş 6 adet senedin istirdadı ile borcun ortadan kaldırılmasına ilişkin açılmış istirdat davasıdır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
1.1.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 3/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre :
MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile
“Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Menfi tespit davalarında arabuluculuk başvurusunun dava şartı olup olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede; menfi tespit davalarının gerek taraflar arasındaki hukuki sonucun niteliği, gerek zorunlu arabuluculuk yasasının ve gerekse TTK'nun 5.maddesinde arabuluculuğa ilişkin yapılan düzenlemenin hedefi şekil ve öz açısından bir arada düşünüldüğünde, ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/1734 Es sayılı dosyasında "... TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu, menfi tespit davalarının esas itibariyle bir miktar paranın ödemesine ilişkin olmaları da dikkate alındığında dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir.
Aksinin kabulü halinde hem kanun koyucunun amacına aykırı yorum yapılmış olacak hem de uygulamada büyük bir kargaşa yaşanacağından mahkemece taraflar arasındaki davanın zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur." denilmekle belirttiğimiz doğrultuda içtihat oluşturulmuştur.
Aynı doğrultuda Samsun Bölge adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/1044 es sayılı dosyasında da "... ticari davalarda menfi tespit davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunun kabulü sonuç ve kanısına varılmıştır." denilmekle aynı husus vurgulanmıştır.
Bu düzenlemeler ışığında dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın 7155 sayılı Kanunun 26. Maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, davanın tazminat davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/1014, K. 2019/84, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama