KÜNYE
T.C. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2022
- Esas no
- 2020/559 Esas
- Karar no
- 2022/674 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/02/2020
Karar Metni
1.387 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin 21/02/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının sigorta poliçesi himayesindeki estetik cerrah nezdinde müvekkilinin göğüs dikleştirme ve büyütme ameliyatı olduğunu, ameliyattaki hatalar nedeniyle bir senedir tedavi gördüğünü, kendisine taahhüt edilen görüntüyü elde edemediğini, hekimin aydınlatma yükümünü yerine getirmediğini, tedavisi bitmeden uçağa binmesinde sakınca yoktur yazısı verdiğini, sigortalı doktorun hatalı tıbbi uygulama sonrasında müvekkilinin şikâyetlerine kayıtsız kalması nedeniyle zararın artmasına sebebiyet verdiğini,
davacının maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla şimdilik 70,00 TL ameliyat gideri, 30,00 TL tedavi gideri ve 150.000 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesini, bu nedenle davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekilinin 23/03/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Konu dava, 6102 sayılı TTK'nın 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğu gibi davalı ... şirketinin sorumluluğu 6102 sayılı Kanun'un 1473. maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini, bu cinsten ameliyatlarda kişinin doktor tarafından verilen talimatlara dikkat etmesi gerektiğini, hekimlerin tıbbın gerektiği azami beceriyi gösterdiğini ve yapılabilecek en iyi tedaviyi yaptığını bu nedenle davanın reddine,
davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, sigortalı doktorun eylemi tıbbî standarda uygun olduğundan reddine, HMK gereğince delillerin taraflarına tebliğine, kusur durumunun ve tazminat miktarının tespiti yönünden uzman bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmasına, mevcut olması halinde ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER
-Sigortacı ..., Nitelikli Hesap Uzmanı ... ve plastik ve estetik cerrahi konusunda uzman ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin sunduğu 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacının bildirdiği hatalı tıbbi uygulama iddiasından doğan maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
Yargıtay 3.HD'nin 2015/9077 Esas - 2016/5505 Karar sayılı ilamında: "... davacının yüzünün görünümünün daha estetik bir hale gelmesi konusunda davalı doktor ile estetik operasyon için anlaşma yapıldığı ve davalı doktor tarafından uygulamanın gerçekleştirildiği; böylece, taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmaktadır.
Eser, yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Bu arada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin, iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde, eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksikliklerden ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle sorumludur.
Yüklenici hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekir. Yüklenici, sadakat ve özen borcu gereğince eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde meydana getirmek zorundadır. Akdin gereği gibi veya zamanında ifasını tehlikeye koyan tüm hallerinden zamanında iş sahibine haber vermek zorundadır. Yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğünden doğan çeşitli özel açıklama ve yol gösterme yükümlülükleri vardır. Yüklenici ihbar mükellefiyetini zamanında yerine getirmezse bundan doğacak tüm zarardan da sorumludur (BK. md. 96). (TBK. md. 112)
O halde, davalının ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmesi BK. 357.(TBK. 472) maddesine göre bir zorunluluktur..." belirtildiği üzere somut olayda; davacı ile davacının ameliyatını gerçekleştiren hekim arasında eser sözleşmesinin mevcut olduğu ve yine davacının ameliyatını gerçekleştiren hekim ile davalı arasında 18.05.2018-18.05.2019 tarihleri arası dönemi kapsayan 15.05.2018 düzenleme tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi bulunmakta olup olay başına 800.000,00 TLye kadar sigorta himayesi sunmaktadır. Davacının iddiası olan ameliyatında tıbbi kötü uygulama bu poliçe kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce re'sen görevlendirilen Sigortacı ..., Nitelikli Hesap Uzmanı ... ve plastik ve estetik cerrahi konusunda uzman ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin sunduğu 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...taksiri bütünüyle Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, davacıya uygulanan tıbbi uygulamanın kötü tıbbi uygulama olmadığı, ameliyat sonrası gelişen komplikasyon olduğu, dava dışı hekimin mesleki bir hatası bulunmadığı, bundan dolayı davalı ... şirketinin de sorumluluğu koşullarının bulunmadığı, davacının davalıdan tahsili kabil bir alacağı bulunmadığı,
Sayın Mahkemenin aksi görüşte olması durumunda davacının tıbbi uygulama nedeniyle ödediği tüm bedelin ve diğer giderlerin tazmininin istenebileceği, bu durumda dosyada belgeli olan toplam 8.694,44TL ile 600 BAE Dirheminin istenebileceği, davacının dava ettiği tutarların bu limitler dâhilinde olduğu; bu olasılıkta bedensel zarar söz konusu olduğundan manevi tazminata hükmedilebileceği, manevi tazminat miktarının Sayın Mahkemenin takdirinde serbestçe kararlaştırılabileceği,..." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Maddi tazminat yönünden; Dosyada talep edilen maddi tazminat hesabı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının dosyada belgeli olan toplam 8.694,44TL ile 600 BAE Dirheminin istenebileceği belirtilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış, dava dilekçesindeki talep ve ıslah miktarı dikkate alınarak davacı lehine 8.694,44TL ameliyat masrafları ve 600 BAE Dirhemi tedavi masraflarına hükmedilmiştir.
Manevi tazminat yönünden. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi, gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde gözönünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, maluliyetin tespit tarihi, tarafların kusur durumları da dikkate alınarak davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/559, K. 2022/674, 17 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama