KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Esas no
- 2022/647 Esas
- Karar no
- 2023/688
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/09/2022
Karar Metni
1.008 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesi özetle şöyledir: "dava şartı olan zorunlu arabuluculuk görüşmelerine taraflarca katılım sağlanmış fakat herhangi bir anlaşma sağlanamamıştır. davalının borcunun varlığı faturalarla sabit olmakla davalı haksız olarak borca itiraz etmiş olduğundan borca ilişkin itiraz hükümden düşürülmelidir.
tüm seyahat hizmetlerini (tur, uçak bileti, uluslararası taşımacılık vb.) ifa edebileceği tescillenmiştir. Faturalardan da görülebileceği üzere davalı müvekkil şirketten uçak bileti temin ederek ödemelerini asla gerçekleştirmemiştir. Faturalarda da açıkça görüleceği üzere tarafların aralarında anlaştığı üzere verilen hizmetin karşılığı olarak Müvekkilimize ödenecek olan bu faturanın tutarının 17.801,05 TL olduğu sabit olmakla birlikte fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklıdır. Bu faturaların içeriğini oluşturan hizmeti, yapılmış işi gösteren ayrıntılı açıklamalar işbu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz eden davalı aleyhinde %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebimiz de mevcuttur..."
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Müvekkilin, davacı şirkete kesinlikle bir borcu bulunmamaktadır. Davacı tarafın beyan ettiği 30.06.2018 ve 27.06.2018 tarihli faturaları kabul etmiyoruz. Müvekkilin bu faturalardan veya başka bir sebepten dolayı davacı tarafa borcu bulunmamaktadır. Kaldı ki faturalar usulüne uygun bir şekilde müvekkile tebliğ edilmemiştir. Davacı taraf tacirdir ancak müvekkil tacir değildir. Bundan dolayı davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının içeriğini kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bilindiği gibi, taraflardan birinin tacir sıfatı bulunmaması halinde ticari defterler lehe delil olamaz; ticari defterlerin lehe delil olabilmesi için tarafların tacir olması veya tacir olmayan tarafın, tacir olan tarafın ticari defter ve kayıtlarının içeriğini kabul edeceğinin beyan etmiş olması gerekmektedir. Biz kesinlikle davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının içeriğini kabul etmiyoruz.Davacının tanık deliline dayanmasını kabul etmiyoruz.
Haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhinde takip konusu alacağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebimiz vardır..."
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; İİK 67. Madde uyarınca itirazın iptali talebine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.
Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde tacir sıfatı bulunmayan davalı yanın ticari faaliyetinin de bulunmadığı, davalının tacir olmaması nedeniyle tacirler arasında bir dava niteliğinde olmayan, münhasıran ticari davalardan da bulunmayan ve genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi'nin olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip · E-imzalıdır Hakim · E-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/647, K. 2023/688, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama