KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Esas no
- 2023/834 Esas
- Karar no
- 2025/586
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/12/2023
Karar Metni
2.362 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili şirketin, davalı şirketten olan fatura alacağı nedeniyle ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile yaptıkları ilamsız icra takibinin, borçlu şirketin itirazı Üzerine durduğunu, Müvekkili şirket ile davalı taraf arasında bir yıllık süre ile "Sosyal Medya Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi" akdedildiğini, taraflar arasında gerçekleştirilen bu sözleşme ile davalı şirketin marka tanıtımı için verilecek hizmetin müvekkili şirket tarafından sağlanması Üzerine anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 05.05.2023-05.05.2024 tarihlerini kapsayacak şekilde belirlendiğini, yine müvekkili şirketin hizmetinin karşılığı olarak 2023 senesinde aylık 16.000 TL* kdv.
2024 senesi için ise 20.000 TL * kdv olacak şekilde taraflar anlaşmaya vardıklarını, davalı taraf ve müvekkili şirketin sürekli olarak gerek mail üzerinden gerekse whatsapp Üzerinden yazılı iletişim ile, süreci ve hizmetin kapsamını teyit ettiklerini, müvekkili şirketin anlaşmaya istinaden üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini ancak davalı şirket tarafından kararlaştırılan aylık ödemenin müvekkili şirkete ödenmediğini, ödemelerin yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından davalı tarafa 2 aylık ödeme bedeli üzerinden fatura düzenlenerek gönderildiğini,
düzenlenen bu faturanın davalı tarafından da kabul edildiğini, Ancak müvekkiline faturadan kaynaklı olarak gerekli ödemeler yapılmadığını, bu durum Üzerine müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek amacıyla ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatılmışsa da söz konusu takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edilmesi Üzerine takip durduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ise aralarındaki ticari ilişkinin ortaya çıkacağını, Davalı tarafın müvekkili şirketten almış hizmet karşılığında ödemesi gereken hizmet bedelini müvekkiline ödemediğini, söz konusu hizmetin bedelinin taraflarca kararlaştırılmış olup; ilişkin fatura da düzenlenerek her iki tarafça kabul edildiğini iddia ederek, Haklı davalarının kabulüne, davalı tarafın ...
İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, davalı taraf aleyhine asıl alacağın 220'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Mezkur davada davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirket ile aralarında bir yıllık süre ile "Sosyal Medya Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi" akdedildiğini ve işbu sözleşme ile anlaşmaya varıldığını iddia etmişse de bu iddiaların davacı tarafından ispatlanamadığı gibi gerçeği de yansıtmadığını, davacı tarafından müvekkili ile aralarında akdedildiği iddia edilen sözleşmenin, davalı tarafından sunulan deliller incelendiğinde de açıkça görüleceği Üzere imzasız bir sözleşme olduğunu, bu bakımdan taraflar arasında mutabakat sağlanarak imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını,
davalı tarafın, yalnızca bahsi geçen taslak sözleşmeyi hazırlayıp müvekkiline ilettiğini, müvekkilinin ise söz konusu sözleşmeyi imzalamadığını ve bu nedenle taraflar arasında bir anlaşma sağlanmadığını, Müvekkili şirketin, sosyal medyada yapılacak marka tanıtımlarına ilişkin olarak davacı şirketle yaptığı görüşmede, öncelikle deneme çekimi ve örnek görseller hazırlanmasını talep ettiğini, davacının kabulü deneme çekimi ve görselleri hususunda anlaşma sağlandığını, fakat davacının iddia ettiği gibi müvekkili şirket ile aylık hizmet alınmasına dair anlaşma sağlanarak herhangi bir sözleşme imzalanmadığını,
bu konuda deneme çekimi ve görsellerin değerlendirilmesi akabinde karar verileceğinin kararlaştırıldığını, nitekim davacı tarafından sunulan Whatsapp yazışmalarında da görüleceği Üzere, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete deneme çekimi ve hazırlanan örnek görseller gönderildiğini: ancak müvekkili tarafından bunlara onay verilmediğini, bununla birlikte sosyal medya danışmanlığı hizmeti vermek amacıyla davacı tarafından hazırlanıp gönderilen taslak sözleşmenin de imzalanmadığını, ayrıca müvekkili şirket tarafından davacı şirkete,
teklifleriyle ve aylık planlarla ilgili görüşmelerin devam ettiği ve bu hususta taraflarına geri dönüş sağlanacağının belirtildiğini ancak herhangi bir onay verilmediğini, bu nedenle de davacı tarafından huzurdaki dosyaya imzalı bir.
Sözleşme sunulamadığını, tüm bu sebeplerle davacının, sözleşmenin akdedildiğine yönelik tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacının işbu İddiasını ispat edemediği ve taraflar arasında aylık hizmet alınmasına dair herhangi bir anlaşma sağlanmamış olduğunun son derece açık olduğunu, Müvekkili şirketin talebi ve davacının kabulü üzerine davacı tarafından öncelikle müvekkili şirkette bir deneme çekimi yapıldığını ve birkaç tane de sosyal medyada paylaşılmak üzere görsel hazırlanmış olup, söz konusu video ve görsellerin deneme kapsamında hazırlanmış olduğu hususunun tanıklarının beyanları ile de şüpheye yer kalmayacak şekilde ispat edileceğini,
ancak müvekkili şirket yetkilisinin, söz konusu çekimi ve hazırlanan görselleri beğenmediğini ve yetersiz nitelikteki işbu içeriklerin revize edilmesini talep ettiğini, Müvekkilinin, deneme sonrasında sosyal medya hesapları için görsel ve videoların hazırlanması ve bunların sosyal medya hesaplarında paylaşılması bakımından davacı ile anlaşma sağlanması hususunu değerlendirdiğini, ancak müvekkilinin, davacının, vadettiği şekilde hazırlık ve sunum yapmaması, deneme çekimi işini ayıplı şekilde ifa etmesi,
revizyon taleplerini olumsuz karşılaması nedenleriyle anlaşma sağlanmaması yönünde karar verdiğini, bu doğrultuda gönderilen taslak sözleşmeyi imzalamadığı gibi söz konusu görsel ve videoların hiçbirini de sosyal medya hesaplarından paylaşmadığını, Davacı tarafından müvekkili şirketin sürekli olarak gerek mail Whatsapp üzerinden yazılı iletişim süreci ve hizmetin kapsamını teyit eti edilmişse de müvekkilinin, anlaşma sağlanması halinde verilecek hizmetlere ilişkin davacı İle görüşme sağladığını,
ancak konuşmaların büyük bir bölümünün anlaşma aşamasına geçilmeden önce deneme çekimi yapılıp deneme görselleri hazırlanması sürecine ilişkin gerçekleştirildiğini, ancak davacı şirketçe tanıtım amacıyla gönderilen içeriklerin, müvekkili şirkete taahhüt edilen hizmet kalitesinde olmamakla birlikte yetersiz ve alelade nitelikte içerikler olduğundan müvekkili şirketçe öncelikle İşbu içeriklerin revize edilmesinin talep edildiğini;
ancak davacı tarafından içeriklere yeniden kurgu yapılmadığını ve deneme çekimi işinin dahi ayıplı şekilde ifa edildiğini, bu bakımdan müvekkili şirketin, davacı şirket tarafından sosyal medyada başarılı bir. şekilde reklamının yapılamayacağı kanısına vararak anlaşma sağlamadığını ve sözleşme imzalamadığını, Davacı tarafından sunulan taslak halindeki "Sosyal Medya Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi"nin 7.1. maddesinde "tarçın pr bir kampanya için danışanın genel onayını aldıktan sonra, tanıtım metni, kampanya ve fikirleri özel onaya sunar.
Onay, önceden ya da sonradan yazılı olarak verilmiş veya elektronik posta haberleşmesi ya da toplantı notu biçiminde yazılı olarak teyit edilmiş olmalıdır. Bu yazılı DANIŞAN tarafından onay verildiği kabul edilir." şeklinde belirtildiği Üzere, davacı şirketin hazırlamış olduğu tanıtım metnini, kampanyaları ve fikirleri özel onaya sunmak zorunda olduğunu, ilaveten işbu sözleşmenin 7.2.
Maddesinde yer alan "danışanın içerik, metin veya tasarım veya fikirlere onay vermesi durumunda tarçın pr'ın dijital medya kanallarında yayınlama yetkisi olacaktır." hükmü ile de davacı şirket tarafından üretilen içerik, metin veya tasarımların. ancak müvekkili şirketin onayı alınarak yayınlanabileceği düzenlendiğini, Taraflar arasında anlaşma sağlanmadığı ve müvekkili şirketin sözleşmenin kurulması yönünde bir İradesi bulunmadığının açıkça anlaşıldığını, bir an için taraflar arasında sözlü olarak kurulmuş bir sözleşme olabileceği ihtimali düşünülse dahi,
bu durumda da sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olan sözleşme bedeline ilişkin herhangi bir görüşme yapılmadığı ve dolayısıyla taraflar arasında bedel hususunda herhangi bir anlaşma sağlanmadığı açık olduğundan sözlü olarak kurulma ihtimali olan sözleşmenin de yok hükmünde olacağının açık olduğunu, sözleşmenin esaslı bir unsuru olan bedel yönünden taraflarca herhangi bir anlaşma sağlanmadığının açık olduğunu, nitekim yerleşik Yargıtay içtihatlarında da sözleşmenin esaslı unsurlar Üzerinde anlaşılmış olunması hususunun özenle ve dikkatle değerlendirilmesi gerektiği belirtilmekte,
bedelin de esaslı bir unsur olduğuna açıkça yer verildiğini, Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için sözleşmenin sözlü olarak kurulma ihtimali düşünüldüğünde dahi, sözleşme bedeli üzerinde taraflar arasında görüşme yapılmaması nedeniyle sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olan bedel üzerinde anlaşma sağlanmadığından müvekkili ile davacı arasında yazılı ya da sözlü bir anlaşma olmadığının izahtan vareste olduğunu, Davacı tarafın, müvekkili şirket ile aralarında kurulduğunu iddia ettiği sözleşme gereği müvekkilinin ödemesi gereken aylık bedelin 16.000,00-TL*KDV olarak ödemesi gerektiğini iddia ii,
ancak davacı tarafından her ay düzenli şekilde fatura düzenlenmemiş olmasının dahi aslında başlı başına davacı tarafından müvekkili ile aylık hizmet verilmesi yönünde anlaşma sağlanmadığını ve aylık hizmet verilmediğini gösterdiğini, 03.07.2023 tarihinde kesilen işbu faturaya müvekkili tarafından 11.07.2023 tarihinde ve yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, işbu itiraz nedeniyle müvekkilinin fatura içeriğini kabul ve bu bedelden sorumlu olmadığının açıkça anlaşıldığını, müvekkilinin yasal süresi içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunduğundan kabul etmemiş sayıldığını,
itiraz nedeniyle dosya kapsamında İspat yükünün davacıya geçmiş olup davacının, işbu faturaya konu borçtan müvekkilinin sorumlu olduğunu İspat etmek zorunda kalacağını, Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da faturaya yasal süresi içinde itiraz edilmesinin ispat yükünün taraf değiştirmesine neden olduğu ve işbu fatura içeriğinin faturayı düzenleyen tarafından ispat edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, İlaveten müvekkilinin, söz konusu faturaya yasal süresi içinde itiraz ederek asıl ve gerçek İradesini ortaya koyduğunu ve söz konusu faturayı ticari defterlerine işlemediğini,
Bununla birlikte davacının talep etmiş olduğu faiz türüne ve başlangıcına da itiraz ettiklerini, davacının taleplerinin kesinlikle kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacak kalemlerine uygulanmasını talep ettiği faizlerin başlangıç tarihlerine ve türlerine de ayrıca itiraz ettiklerini, Borçlunun temerüde düşürülmeden faiz işletilmesinin Usul ve yasaya ettiğini, bu bakımdan davacı tarafından müvekkilinin temerrüde dair herhangi bir delil sunulmadığından,
aksine müvekkili tarafından dava konusu faturaya itiraz edilmiş olduğundan davacı tarafından işletilen faizin haksız ve yasaya aykırı olduğunu, Taraflarca faizin belirlenmediği hallerde hem adi işlerde hem de ticari işlerde kanuni faiz oranı belirlenmiş kabul edildiğini, bir başka ifade ile faizin ödenmesinin zorunlu olduğu hallerde, faiz oranı belirlenmemişse işin niteliğine bakılmaksızın kanuni faiz oranı uygulanması gerektiğini,
bu bakımdan davacı ile müvekkili arasında da akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmamasına ve faiz oranı kararlaştırlmamasına rağmen davacı tarafından müvekkili aleyhine reeskont faizi işletilmesinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürerek, Davacının huzurdaki haksız ve mesnetsiz davası ile dava konusu tüm taleplerinin reddine, tüm yargılama giderlerinin ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme doğrultusunda davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafından fatura ve sözleşme borçlarının ödenmediği iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas ve...karar sayılı kararında Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açılması, ... Adliyesi'nde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bulunmaması, bu davalara bakma görevinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne ait olması sebebiyle dosyanın mahkememiz esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı şirket tarafından, 03.07.2023 tarihli fatura alacağı sebebiyle. 29.08.2023 tarihinde ... İcra Müdürlüğü'nün...
E. sayılı dosyası İle davalı şirket aleyhine 37.760,00 TL Asıl Alacak, 918,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 38.678,40 TL lık ilamsız takip başlatıldığı, Davacı şirket defterlerine göre: takip tarihi itibariyle davalı şirketin 37.760,00 TL borç bakiyesinin bulunduğu, Davalı şirket tarafından ibraz edilen ticari defter kayıtlarının incelenmesinde; takip ve dava konusu fatura ve davacı şirket ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı, Takip ve dava konusu faturanın e-arşiv fatura olarak düzenlendiğinin görüldüğü, davalı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen, e-arşiv fatura sisteminden alınan iptal/itiraz talep görüntüsüne göre;
fatura “iptal/itiraz durumu” nun, “İptal Aşamasında “ olarak belirtilmiş olduğu, Somut olayda davacı tarafından taraflar arasında 05.05.2023 ilâ 05.05.2024 tarihleri arasını kapsayacak şekilde sözleşme akdedildiği iddia edilmekte iken davalı, bu sözleşmenin imzalanmadığını dolayısıyla anılan sözleşmenin somut olayda tatbik edilme imkânının bulunmadığını ileri sürdüğü, Dosyaya sunulan “Sosyal Medya Danışmanlık Sözleşmesi" incelenecek olursa, gerçekten de davalı şirkete ait imza kısmında herhangi bir imza bulunmadığının müşahede edildiği,
bu yönü ile davacı tarafından faturalara dayanak yapıldığı iddia edilen sözleşme hükümlerinin nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemiı İmak Üzere somut olaya Uygulanmasının mümkün olmadığının düşünmekle bağlı olmadığı, dolayısıyla kanunda sözleşmeler için öngörülen şeklin, kural olarak geçerlilik şekli olduğu,
bu itibarla herhangi bir şekle tabi tutulmamış olan sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması yalnızca ispat koşulu niteliğini haiz olacağı, Maddi hukuka ilişkin soyut bilgilerin ardından somut olaya döndüğümüzde bu noktada her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme İlişkisi bulunmasa da davacı tarafından davalıya herhangi bir hizmet verilip verilmediği verildi ise davacının bu hizmetin karşılığını talep edebilmesinin mümkün olup olmadığının tespiti yolu ile devam edildiğinde dosya içeriğinde teknik olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa da taraflar arasındaki mail va whatsapp yazışmalarından taraflar arsında bir anlaşma
olduğu anlaşmanın içeriğinin davacı şirketin davalı şirketin marka tanıtımı için verilecek hizmet olduğu, sözleşmenin 05.05.2023-05.05.2024 tarihlerini kapsadığının görüldüğü, Yapılan çekimlerin aslında bir yazılım projesinde işin tasarım ve analiz bölümüne tekamül ettiği ve bu aşama yani analiz ve ön tasarım aşamasında yapılan çalışmalar teoride ve doktrinde bu aşama için ücret talebinde bulunulamayacağı yani taraflar arasında işin asıl bu aşamadan sonra genelde kabul ve reddedildiği için bu aşama için ücret talep edilemeyeceğinin düşünüldüğü,
Hâl böyle olunca nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak Üzere sektörel incelemeler kapsamında davacının talepte bulunabileceği bir bedelin bulunmadığının; buna karşın Muhterem Mahkeme aksi kanaatte olunması durumunda ise davacının talepte bulunmasının mümkün olduğu ifade edilebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda detaylı şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeşitli ihtimallere dayanan gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğuna dair görüşümüzü aynen muhafaza etmekteyiz.
Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Sayın Mahkemeye ait bulunduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasında Whatsapp ve mail yazışmaları ile belirlenen bir anlaşma bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmelerde davacı tarafından yapılan çekimlerin analiz ve ön tasarım aşamasında yapılmış olduğu, gerek uygulamada gerekse teoride analiz ve ön tasarımda yapılan işler için ücret talep edilemeyeceği, analiz ve ön tasarım aşaması taraflarca geçildikten sonra ücret talebinde bulunulabileceği, davacı tarafından deneme çekimi kapsamında yapılan işlerin davalı tarafça kullanılmadığı belirtilmiştir.
Bu bağlamda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa da sözleşme yapmaya müteallik bir anlaşma bulunduğu, bu anlaşma kapsamında davacı tarafından yapılan işlerin deneme çekimi kapsamında kaldığı, deneme çekiminde yapılan işlerin davalı tarafından onaylanmaması üzerine taraflar arasında sözleşme kurulmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/834, K. 2025/586, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama