KÜNYE
T.C. İstanbul 3.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
- Esas no
- 2021/114
- Karar no
- 2023/191
- Dava
- FSEK- TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
- Dava tarihi
- 02/03/2018
Karar Metni
3.043 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK- Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin "..." resminin eser sahibi olduğunu, ... Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi mezunu olup, sanat camiasında özellikle karakalem ve yağlıboya çalışmaları ile tanınmış bir ressam olduğunu, müvekkilinin resimlerinden birinin dilekçe ekinde sunulan ve ...
Lisesi binasını tasvir eden "..." adlı resim olduğunu, bu resimin 5846 sayılı FSEK 4 maddesi kapsamında bir "güzel sanat eseri" olup, FSEK 8 maddesi uyarınca resmin eser sahibinin müvekkili olduğunu, davalılar tarafından da bilinen ve hatta davalılara ait "... ..." (Cengiz Yalçın, Mustafa Yaşar, İstanbul 2012) adlı kitapta künye kısmında yazılmak suretiyle de ikrar edilmiş bir olgu olduğunu, davalıların resmi izinsiz kullandığının sabit olduğunu, müvekkilinin "..." resminin davalılar tarafından.
Sabah Gazetesinin 15. sayfasında ... Eğitim Vakfınca verilen tam kapak katılım davet sayfasında, ...
Lisesinde Yetişenler Derneğince yayımlanan 100 TL satış fiyatlı "... ..." adlı kitabın kapağında ve 1 TL değerindeki ... basımlı pullarda müvekkilinin izni olmaksızın kullanıldığının tespit edildiğini, davalıların resmi izinsiz kullanımının sadece fiziksel basım ve çoğaltım suretiyle satış ile sınırlı kalmadığını, internet satışları sebebiyle resim tüm Türkiye’de erişilebilir ve edinilebilir hale geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin FSEK 13, 14, 15, 18, 20, 21, 22, 23, 24, 25 maddelerinde tanımlanan tüm mali ve manevi haklarına davalılarca tecavüz edildiğini ve bu tecavüzün kasten sürdürüldüğünü,
müvekkili tarafından belirtilen izinsiz kullanımların tespiti üzerine 14.11.2017 tarihinde .... Noterliği ...
Yevmiye numaralı ihtarnamenin davalılara gönderilerek resme yönelik tüm tecavüzlerin durdurulmasının ihtar edildiğini, ancak davalılarca tecavüzlerin durdurulmasını ve tazminine yönelik herhangi bir adım atılmadığını, müvekkilinin konuya ilişkin ihtarnamesine cevap dahi verilmediğini, müvekkilinin mali ve manevi haklarının tecavüze uğradığını, müvekkilinin FSEK hükümleri uyarınca "..." resminin mali ve manevi haklarının münhasıran sahibi olduğunu,
FSEK 18/3 maddesinde belirtildiği üzere "bir eserin yapımcısı veya yayımcısı ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir" ve FSEK 52 maddesi gereği bu sözleşmenin yazılı olması zorunlu olduğunu, oysa müvekkili ile davalılar arasında dava konusu resme ilişkin herhangi bir sözleşme bağıtlanmadığını, FSEK’in emredici hükümleri ve FSEK 52 maddesinde dolayısıyla FSEK’ten kaynaklı mali ve manevi haklar için zımni izin/zımni rıza verilmesi de söz konusu olmadığından davalıların müvekkiline ait resim üzerinde herhangi bir hakka sahip olmadığının açık olduğunu,
her ne kadar davalılara ait "... ..." adlı kitapta resim için M. ... adlı kişiden izin alındığı belirtilmiş ise de, bu kişinin ne eserin sahibi ne de FSEK 52 maddesine uygun olarak müvekkili ile sözleşme akdetmiş biri olduğunu, dolayısıyla izne dair bu iddianın FSEK 54 maddesi karşısında hukuk âleminde bir hükmü olmadığını, resmin davalılar tarafından müvekkilinin rızası olmaksızın kullanıldığı hususu dikkate alındığında, davalıların müvekkilinin FSEK uyarınca korunan mali ve manevi haklarına tecavüz ettiğinin anlaşıldığını,
üstelik anılan kitapta müvekkilinin isminin müvekkilinin izni olmaksızın zikredilmesinin ve iznine yönelik gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmasının, müvekkilinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununca korunan kişilik haklarını da ihlal ettiği gözden kaçırılmayacağını, tecavüz tarihlerinde ... adlı şahsın ...
Eğitim Vakfı Başkan Yardımcılığı görevini icra ettiği dikkate alındığında, davalıların müvekkilinin mali ve manevi haklarına kasten ve müştereken tecavüz ettikleri ve müteselsilen sorumlu olduklarının ortaya çıktığını, PTT pullarının tedavülde olması ve "... ..." kitabının basılı ve elektronik olarak halen satış ve dağıtımda olması sebebiyle haksız eylemin halen devam etmekte olduğu hususunun da sabit olduğunu, davalıların mali ve manevi hak tecavüzlerinin sebep olduğu tazminatın tutarının uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme ile tespiti neticesinde;
bilirkişi raporu çerçevesinde müvekkilinin FSEK 68 ve 70 maddeleri talepleri içinden yüksek olan tutarlar üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK 66 maddesi uyarınca mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti ve durdurulmasını, FSEK 68 ve 70 maddeleri uyarınca nihai olarak bilirkişiler tarafından tespit edilmek ve yüksek olan tutar üzerinden hüküm kurulmak üzere şimdilik toplam 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak ilk tecavüz tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle beraber müvekkiline ödenmesini,
müvekkilinin manevi haklarına aynı zamanda tecavüz gerçekleştiği için 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak ilk tecavüz tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle beraber müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesi ve mahkemeden gönderilen tebligatların müvekkiline usulsüz tebligat nedeniyle ulaşmamış olduğunu, davanın varlığı 08.03.2019 tarihinde öğrendiklerini, bu tarihten itibaren ek cevap ve ek delillerini sunabilmek için ek süre uzatım talebinde bulunduklarını, dilekçe eklerinde yer alan Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğünden temin edilen faaliyet belgesinde ve Vakıf Senet metninin 2. maddesinde de görüldüğü üzere müvekkili Vakıf’a ait resmi adresin "..." olduğunu, ayrıca bu hususu mahkemenin Vakıflar Bölge Müdürlüğünden de teyit edebileceğini,
mahkeme tarafından gönderilen tüm tebligatların hatalı olarak "..." adresine gönderildiğini, müvekkili Vakıfın bu adreste mukim ve faal olmadığını, tebligat yapılan adreste tüzel kişi dahi bulunmadığının açık olduğunu, tebligatların müvekkiline ulaşmadığını, müvekkili Vakıfın aleyhine açılan davayı ve davanın hemen öncesinde gönderilen ihtarnameden de haberdar olmadığını, ilk kez ve tesadüfen davayı 08.03.2019 tarihinde öğrendiğini, dolayısıyla dava dilekçesinde iddia edildiği üzere ihtarnameye cevap verilmediği iddiasının mesnetsiz olduğunu,
davacının iddialarına göre müvekkili Vakıf tarafından 19.07.2006 yılında bir gazete ilanında kullanıldığı iddia edilen görsel bakımından Türk Borçlar Kanunu uyarınca 2 yıl (Eski Borçlar Kanunu 1 yıl) ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolduğunu, 2012 tarihli olduğu iddia edilen pul ve kitap kapaklarının ise müvekkili Vakıf ile bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili adına PTT’ye bastırılan pul ya da bir kitap bulunmadığını, uzun süre sessiz kalınmasının anlaşılamadığını, hakkın kötüye kullanılmasını kanununun himaye etmediğini, diğer yandan davacının 19.07.2006 yılı itibariyle durumu öğrenmiş olup,
yaklaşık 12 yıl boyunca yani yıllarca herhangi bir eylemde bulunmadığını, uzun süre hareketsiz kalınmış olmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının talebini somutlaştırması gerektiğini, davacının iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının "bilirkişiler tarafından tespit edilecek en yüksek olan tutar üzerinden yapılan talep" olarak belirttiği bu talebi net olmadığını, davacının her bir davalıya isnat ettiği ihlaller bakımından 68 maddesi uyarınca istediği talep için seçtiği şıkkı belirtmediğini,
yine FSEK 70. maddesi çerçevesinde maddi ve manevi tazminat talebi bakımından ise davacının tazminat talep edebilmesi için, zarara uğradığını ve müvekkilinin uğradığı zararda kusuru olduğunu, nedensellik bağını ispat etmesi gerekli olduğunu, ancak müvekkili Vakıf bakımından bu yönde bir delilin bulunmadığını, davacı tarafından yapılacak tazminat ve bedel açıklamalarına göre cevap verme ve itirazlarda bulunma hakkını ayrıca saklı tuttuklarını, davaya konu edilen kitap kapağı ve pul uygulamalarının müvekkili Vakıf’ın faaliyetleri ile ilgili olmayıp müvekkilinin faaliyetlerine de dâhil olmadığını,
müvekkili ve diğer davalı derneğin farklı tüzel kişiler olup, amaç ve faaliyetlerinin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin diğer davalı dernek ile müteselsil sorumlu olarak tutulamayacağını, davacının ihlal ve tecavüz iddialarına konu olan "..." isimli kitap kapağı ile ... lisesinin kuruluşunun 40. Yılı pullarının müvekkili Vakıf ile bir ilgisi bulunmadığını, söz konusu faaliyetler hakkında diğer davalıların bilgisinin olduğunun düşünüldüğünü, bu kitap ve pul faaliyetlerinin müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla bu faaliyetlerden dolayı müvekkilinin diğer davalılarla müteselsil sorumluluğunun söz konusu olamayacağını,
müvekkili Vakıf’ın ise 19.07.2006 tarihli Sabah gazetesindeki bir ilandan sorumlu olduğunun iddia edildiğini, söz konusu gazete ilanının ihlal iddiasına konu resmi içerdiğinin iddia edilmiş olduğunu, diğer yandan ilanın net bir görselinin taraflarına gönderilmediğini, ilanda belirtilen resmin davacıya ait olduğu iddia edilen resim olup olmadığının net anlaşılamadığını, bu nedenle bu yönden tüm itiraz haklarının saklı olduğunu, ilandan müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmadığı gibi bu yönde verilen yönetim kurulu kararı da bulunmadığını, belirtilen gazete ilanı ile ilgili müvekkilinin bir ilgisi bulunmadığını,
bu ilanda her ne kadar müvekkili Vakfa ait başkanın ve diğer davalının adı geçmekte ise de, bu ilanın kim tarafından verildiğini, ilanın ücretinin kim tarafından karşılandığı anlaşılamadığını, zira müvekkili Vakıf adına vakfın 3. kişilere karşı temsilcisi Vakıf’ın yönetim kurulu olup, o dönemde Vakıf’ın Yönetim kurulu 14 üyeden oluştuğunu, başkanın ya da yardımcısının tek başına Vakıf’ı temsil etmeye ve Vakıf adına karar almaya yetkisi bulunmadığını, ihlal iddiasına konu olan tek seferlik ilan nedeniyle müvekkili Vakıf’ın onay veya izni bulunmadığını,
ayrıca müvekkili vakıf’ın bu ihlal iddiasına konu ilan nedeniyle elde etmiş olduğu herhangi bir kazancı yahut gelirinin de bulunmadığını, davacının bu yönden uğradığı bir zararının da söz konusu olmadığını, müvekkili Vakıf’ın davacının iddia ettiği üzere internet üzerinden satmış olduğu davacının iddia ettiği haklarını ihlal eden herhangi bir ticareti yahut kazanç getirici bir faaliyeti, elde ettiği ya da edebileceği muhtemel bir geliri bulunmadığını, davacının zarara uğradığını iddia ve ispat edebilmesinin mesnetsiz olduğunu, davacının bu yöndeki tazminat iddiasının dinlenebilmesinin mümkün olmadığını,
davacının tazminat talep edebilmesi için zarara uğradığını ve müvekkilinin uğradığı zararda kusurunun olduğunu, nedensellik bağını ispat etmesi gerekli olduğunu, ancak müvekkili Vakıf bakımından bu yönde bir delilin bulunmadığını, kaldı ki söz konusu ilanın içeriği de incelendiğinde bunun kar amacı ile alakası olmayan bir içeriğe sahip olduğunun kolaylıkla görüldüğünü, davacı tarafından ileri sürüldüğü üzere ortada tecavüz durumunun söz konusu olmadığını, davacının tüm iddialarını ret etmekle ve ikrar anlamına gelmemek kaydıyla,
19.07.2006 tarihli tek seferlik ilanın ayrıca hukuka uygunluk sebepleri bakımından da değerlendirilmesinun gerekli olduğunu, şöyle ki FSEK 37 maddesi uyarınca haber mahiyetinde ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla günlük hadiselere bağlı olarak bazı eser parçalarının ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkün olup, bu tür durumlar FSEK Mevzuatı uyarınca ihlal ya da tecavüz teşkil etmediğini, davacının bahsini ettiği 19.07.2006 tarihli ilan ise Anadolu Lisesi sınavları ve ÖSS gibi günlük hadiselere yönelik eğitim amaçlı gençlere hitap eden bir içerikte olup, ticari kar ve kazanç gayesi gütmediğini,
uzun süre sessiz kalnıması anlaşılamamakta olup, hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye olmadığını, diğer yandan davacının 2006 yılı itibariyle durumu öğrendiğini, yaklaşık 12 yıl boyunca yani yıllarca herhangi bir eylemde bulunmadığını, uzun süre hareketsiz kalınmış olmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının 2006 yılından itibaren, 11 yıl sonra davalı müvekkiline usulsüz tebligat nedeniyle yanlış adres gösterilmesi nedeniyle ulaşmayan bir ihtarname gönderdiği ve 12 yıl sonra da dava açtığı,
bu kadar zaman içerisinde davacının hukuka aykırı bir durum olduğunu bilmediğini iddia edebilmesinin hayatın olağan akışı içerisinde iyiniyetli ve doğru olmadığını, davacı tarafından kendisine ait olduğu iddia edilen resmin ...
Lisesi binasına ait eski tarihi bir fotoğraftan yola çıkılarak yapılmış olduğunun düşünüldüğünü, resmin anonim olduğunu, müvekkili Vakıf’ın, davaya konu ihlallerle bir ilgisinin bulunmamakta birlikte, ikrar olmamak kaydıyla davacının söz konusu resmin ressamı olduğuna dair iddiaları olmakla birlikte esere dair herhangi bir tescil belgesi sunamadığını, bu resmin bu ressama ait olduğuna dair haklı şüphelerin oluştuğunun görüldüğünü, nitekim dava konusu resmin anonim olduğunu, lise binasının tarihi fotoğraflarına ait anonim görüntüsünün resme konu olduğunun görüldüğünü, zira 12 yıldan beri resim hakkında hiçbir hak sahipliği ileri sürmeyen,
12 yıl sonra dava açan davacının iyiniyetinden ve dürüst davrandığından şüphe edildiğini, resim üzerinde hak sahipliği ispat edilemediği için davanın bu nedenle de reddine karar verilmesini, açıkladıkları sebeplerle davanın, müvekkili Vakıf bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ...'ne usule uygun tebligat yapılmış, davaya cevap verilmemiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğünden, "..." adlı eserin; eser işletme belgesi ve eser sahipliğini gösterir bilgi/belgeler istenmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğünün cevabi yazısında: FSEK 4. maddesi uyarınca fikir ve sanat eserleri çeşitlerinden biri olan güzel sanat eserlerinin de isteğe bağlı kayıt-tescil kapsamında bulunduğu, "..." adı ile ya da ... adına güzel sanat eserleri kapsamında gerçekleştirilen herhangi bir isteğe bağlı kayıt-tescil işleminin bulunmadığı bildirilmiştir.
HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
27/01/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu resmin FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı, eser niteliğinde olmasa dahi davacıya ait resmin FSEK 84 maddesi kapsamında izinsiz kullanılamayacağı, davacının izinsiz kullanrım bedeli olarak talep edebileceği bedelin, davalılardan ... tarafından bastırılan kitapta yer alan resim için 2.000 TL, hangi davalı tarafından bastırıldığı belirlenemeyen pullar için 2.000 TL, ... EĞİTİM VAKFI tarafından 2006 yılında verilen gazete ilanı için 500 TL olabileceği, davalı ... Vakfının zamanaşımı itirazı ile ilgili olarak değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, davacının manevi tazminat konusundaki talebinin değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
18/05/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Mevcut deliller ve dosya içeriğinin incelenmesi sonucunda, manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.
21/12/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava dilekçesinde FSEK 66. maddesi kapsamında mali ve manevi haklara tecavüzün tespit edilmesi ve durdurulması ile FSEK 68. ve 70. maddeleri kapsamında maddi tazminatın belirlenmesinin talep edildiği,
davaya konu resmin FSEK kapsamında eser niteliğinde sahip olmadığı ancak FSEK 84. maddesi kapsamında haksız rekabet hükümlerinin uygulanması ile korunabileceği, bu bakımdan tazminatın FSEK hükümlerine göre değil, haksız rekabet hükümlerine göre hesaplanacağı, mahkeme tarafından 05.03.2018 tarihinde huzurdaki davanın konusunu teşkil eden "... ..." resim ile ilgili olarak eser işletme belgesinin ve eser sahipliğine ilişkin T.C.
Kültür Ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'nden kayıtların çıkartıtarak gönderilmesi istenmiş, gelen 13.04.2018 tarihli cevabi yazıda "... ..." adı ile ya da ... adına Güzel Sanat Eserleri kapsamında gerçekleştirilen herhangi bir isteğe bağlı kayıt-tescil işlemi bulunmadığının bilgisinin verildiği, davacıya ait resmin FSEK 84 maddesi kapsamında izinsiz kullanılamayacağı, davalı ...
Lisesi Vakfının zamanaşımı itirazı hususunun değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu, dava dosyası muhteviyatında bulunan belge ve bilgilerden davaya konu olan resmin davacı ... a ait olduğu anlaşılmakla beraber resmin "... ..." isimli kitapta ve PTT posta pulu üzerinde kullanılmasının ticari bir hareket olduğu hususları da dikkate alındığında davacı ile lisans sözleşmesi yapılmasını gerektirdiği ancak böyle bir lisans sözleşmesinin bulunmadığı, davacınım yaptığı resmin basılarak kullanılması hususunda satışa arz edilen ürünlerin kaç adet basıldığı belli olmadığından rayiç lisans bedelinin tespitinin mümkün olamadığı, ...
Eğitim Vakfı davalılardan biri olup verdiği Gazete ilanının 2006 yılında yapıldığı, ... Eğitim Vakfı'nin zamanaşımı itirazında bulunduğu görülmüş olup zamanaşımı hususunun takdiri mahkemeye ait olduğu, manevi tazminat yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
05/04/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Taraf vekillerinin rapora karşı beyan-itirazları irdelenmiş olup, kök rapordaki kanaatlerin korunduğu bildirilmiştir. Mahkememizce 21/12/2021 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davacının "... ..." isimli resminin, davacıdan izin alınmaksızın davalılar tarafından; davet sayfasında, "... ..." adlı kitap kapağında, 2012 basımlı pullarda kullanıldığı iddiasına dayalı FSEK 66.maddesi uyarınca mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, FSEK 68. ve 70. maddelerine göre şimdilik 1.000 TL maddi, 50.000TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır.
Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır.
Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak. İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir.
Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasanın "Güzel Sanat Eserleri" başlıklı 4. maddesi: "Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;
1. Yağlı ve sulu boya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi,
2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar,
3. Mimarlık eserleri,
4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları,
5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
6. Grafik eserler,
7. Karikatür eserleri,
8. Her türlü tiplemelerdir.
Krokiler, resimler, maketler, tasarımlar ve benzeri eserlerin endüstriyel model ve resim olarak kullanılması, düşünce ve sanat eserleri olmak sıfatlarını etkilemez." şeklindedir.
Mahkememizce itibar edilen 21/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere: Dava konusu "... ..." isimli resmin FSEK kapsamında eser niteliğine sahip olmadığı, ancak FSEK 84 maddesi kapsamında haksız rekabet hükümlerinin uygulanması ile korunabileceği kanaatine varılmıştır.
Sunulan delillerden; "... ..." isimli resmin davacı ...'a ait olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde; FSEK 66.maddesi kapsamında mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti ve durdurulması ile FSEK 68. ve 70. maddeleri kapsamında maddi tazminat talep edilmiştir.
Dava konusu "... ..." isimli resmin; FSEK kapsamında eser niteliğine sahip olmadığı, ancak FSEK 84 maddesi kapsamında haksız rekabet hükümlerinin uygulanması ile korunabileceği, bu bakımdan talep edilen tazminat; FSEK hükümlerine göre değil, haksız rekabet hükümlerine göre belirlenecektir.
Resmin, "... ..." isimli kitapta ve PTT posta pulu üzerinde kullanılmasının ticari amaçla olduğu, davacı ile lisans sözleşmesi yapılmasını gerektirdiği ancak böyle bir lisans sözleşmesinin bulunmadığı, davaya konu olay tarihinde davalı ...'nun ... Eğitim Vakfı Başkan Yardımcılığı görevini icra ettiği, açıklanan nedenlerle; davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait resmin basılarak kullanılması hususunda satışa arz edilen ürünlerin kaç adet basıldığı belli olmadığından bilirkişi heyetince rayiç lisans bedelinin tespit edilemediği, davalıların kullanımları, somut olayın özellikleri ve B.K.'nın 50- 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 1.000 TL maddi tazminatın; dava tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Eser niteliğinde olmasa dahi davacıya ait resmin FSEK 84. maddesi kapsamında izinsiz kullanılamayacağı bilindiğinden, somut olayın özelliği, kullanımın niteliği, haksız rekabetin şumulü, manevi tazminatın amaç ve içeriği, hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/114, K. 2023/191, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama