KÜNYE
T.C. İstanbul 3.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Esas no
- 2021/154
- Karar no
- 2024/124
- Dava
- FSEK - TECAVÜZÜN REF'İ, MEN'İ VE MADDİ TAZMİNAT
- Dava tarihi
- 18/10/2018
Karar Metni
1.678 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
HSK’nın 04/11/2021 tarih ve 1111 sayılı kararı gereğince İstanbul 3. ve 4. FSHH Mahkemelerinin 11/11/2021 tarihi itibarıyla faaliyete geçirilmesine, 1. FSHH Mahkemesinde görülmekte olan tek esaslı dava, iş ve arşiv dosyalarının Mahkememize devrine karar verildiğinden, İstanbul 1. FSHHM'nin 2018/443 E. sayılı davası Mahkememize tevzi edilerek 2021/154 E. sırasına kaydı yapılmakla, FSEK - Tecavüzün Ref'i, Men'i ve Maddi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nın yüzlerce bestesi bulunan ... üyesi bir sanatçı olduğunu, 26.02.2007 yılında "..." (... anlamına gelen) adlı bir eser meydana getirerek ... huzurunda bildirimde bulunduğunu, aynı zamanda eserin beste sahibi ve aranjörü olduğunu, ... (...) tarafından eserin bestecisi, söz sahibi ve aranjörü olarak kayıt altına alındığını, 2017 yılında müvekkilinin, tesadüfen davalı ...
A.Ş. bünyesinde bulunan ... adlı bir televizyon kanalının diziler ve programlar arasında çalan kanal jenerik müziğinin kendi eseri ... olduğunu fark ettiğini ve ...'a başvurarak bu konunun ... tarafından incelenmesini, jenerik müziğinin kendi eseri olup olmadığının tespitini talep ettiği, ... raporuna göre işleme farkı olsa dahi jenerik müziğinin, müvekkilinin eserinin tamamen aynısı olduğunu, müvekkilinin 09.03.2017 tarihinde; jenerik müziğinin bestecisi olarak kayıtlı olan ... ile ...'nin bünyesinde bulunduğu ...
A.Ş.'ye bir ihtarname yollayarak, müziğin kullanımının derhal durdurulmasını ve uğradığı maddi - manevi zararın tazminini talep ettiğini, bu ihtarname üzerine ... ve ...'ün; jenerik müziğinin müvekkiline ait eserin bestesi olduğunu kabul ederek ilgili jenerik müziğinin ... adına sözü ve müziği kayıtlı ... adlı eser olduğunu kabul ettiklerini, kendi adlarına kayıtlı olan ... jenerik müziğine ilişkin işleme, yayma, çoğaltma ve umuma iletim haklarını kapsar şekilde tüm mali hakların geçmişe de şamil olmak üzere ...'ya devrettiğini, müvekkilinin işleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret,
ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı şeklindeki mali haklarını hiçbir şekilde davalılara devretmediğini veya kullanım iznini vermediğini, farklı bir işleme şekliyle müvekkilinin mali hakkını zarara uğratarak ses ve görüntü nakline yarayan bir araçla (TV) bu müziği yaymaya devam eden davalıların, bu müzikte eser sahibinin adını belirtmeyerek hatta kendi isimlerini göstererek müvekkilinin manevi haklarını da zarara uğrattığını, jenerik müziğini kendilerinin oluşturduğunu iddia eden ve jenerik müziğinin adlarına kayıtlı bulunduğu diğer davalıların ise mali hak devri içeren sözleşmeyi müvekkiline gönderdiğini,
aslında müvekkilinin kendisine ait olan bir esere ilişkin tüm hakların izinsiz kullanan davalılar tarafından tekrar müvekkiline devredildiğini, açıkladıkları ve mahkemece resen gözetilecek sebepler dikkate alınarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kaldıyla; ... tarafından halen kullanılmaya devam eden "..." isimli müvekkiline ait orjinal eserin kullanımının derhal durdurulmasını, ilgili kurum kayıtlarına ...'nin jenerik müziğinin müvekkili adına tescil edilmesine,
FSEK 68 maddesine göre mali hakları zarara uğrayan izni alınmamış hak sahipleri ile sözleşme yapılmış olsa idi istenilebilecek bedelin veya FSEK hükümleri uyarınca tespit edilecek bedelin en çok 3 katı fazlası istenebileceğinden, 150.000 TL bedelin davalılardan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, dava konusu jenerik/tanıtma müziğini grup şirketindeki ...A.Ş.' de hizmet akdi ile çalışan ...'a ... logolu televizyon kanalında kullanılmak üzere bestelettiğini, müvekkili ...'ın; bestelediği tanıtım müziğinin FSEK' ten doğan mali haklarını Mali Hak Devir Beyanı Sözleşmesiyle şirkete devrettiğini, davanın.
24.02.2017 günlü ... toplantısında alınan karara dayandırıldığını, ancak içeriği ve niteliği bilinmeyen, afaki anlatıma dayalı kararın hukuki niteliği ve bağlayıcılığının bulunmadığını, ...'tan alındığı ya da aynısı olduğu iddia edilen jenerik/jingle müziğin dünya coğrafyası üzerinde milyonlarca örneği bulunabilecek, melodik seyir niteliğindeki "pentatonik gamın içindeki notalardan" olduğunu, dava konusu jingle melodisinin; davacının kişisel özelliğini taşıyan özgün bir müzik ya da hukuki manada kendisine has bir eser diye nitelenemeyeceğini, sundukları CD izlendiğinde;
davacının sahiplenmeye çalıştığı ... isimli melodisinin, .. canlı performans olarak bestelediği ve dünyaya sunduğu müzik/eserle aynı olduğu ya da bu eserden alındığının anlaşılacağını, davacı tarafından yaratılmayan ve davacının hususiyetini taşıdığı söylenemeyecek olan eserden hareketle davanın reddi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, açıkladıkları nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
30/12/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu ... isimli yaratımın FSEK 3 maddesi anlamında musiki eseri olduğu, davacının FSEK 11 maddesindeki karine çerçevesinde davaya konu bestenin eser sahibi sayılabileceği, dava konusu olayda da vaki kullanımın FSEK 22 ve 23 maddelerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlal olabileceği, davacının tecavüzün ref'i ve meni zımnındaki taleplerinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere FSEK 68 maddesi çerçevesinde talepte bulunulmuş olması nedeniyle yerinde olmadığı, dosyada herhangi bir emsal bedel, sözleşme ve sair delil bulunmadığından,
Meslek birliği ...'dan davaya konu kullanım için, kullanımın şekli, süresi, eserin niteliği gibi özellikleri de dikkate alınarak rayiç bedelin ne olduğunun sorularak FSEK 68 maddesi çerçevesinde maddi tazminatın değerlendirilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
26/07/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davaya konu ... isimli yaratımın FSEK 3 maddesi anlamında musiki eseri olduğu, davacının FSEK 11 maddesindeki karine çerçevesinde davaya konu bestenin eser sahibi sayılabileceği, dava konusu olayda da vaki kullanımın FSEK 22 ve 23 maddelerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlal olabileceği, davacının tecavüzün ref'i ve meni zımnındaki taleplerinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere FSEK 68 maddesi çerçevesinde talepte bulunulmuş olması nedeniyle yerinde olmadığı,
davacı tarafça sunulan faturaların davacının başka eseri olan "..." isimli tanınmış eserin tamamının reklamlarda kullanılmasına ilişkin faturalar olmakla dosyadaki kullanım için emsal teşkil etme niteliğinin bulunmadığı, ... yazısında ise yayma hakkı ihlali ile ilgili meslek birliklerinin herhangi bir bilgi ve emsal bildirme durumlarının bulunmadığının bildirilmesi karşısında, sektörel değerlendirme ile kullanımın şekli, eserin niteliği, kullanımın bütüne ilişkin olmaması,
ihlalin gerçekleştiği mecra (jenerik müziği olarak kullanım) da dikkate alındığında 5.000 TL olabileceği, FSEK 68 maddesi çerçevesinde 3 katı talebinin takdirinin mahkemeye ait olacağı bildirilmiştir.
02/11/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle:Davalının kullandığı jenerik pentatonik minör kullanımı olduğu, burada davacının bir özgünlüğü bulunmadığı, bu nedenle FSEK kapsamında bir ihlalden bahsedilemeyeceği bildirilmiştir.
24/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dava konusu müziğin, davalının yayın mecrası olan "..." televizyon kanalında Jenerik Müziği olarak yayına verdiğinin görüldüğü, bu durumun internet linkleri ve ekran çıkışları netleştirildiği, davalıların kullanmış olduğu jenerik müziğinin geniş bir melodik kullanıma imkan tanıyan minör pentatonik dizilerden oluştuğu ve melodik yapının kısmen benzerlikler gösteriyor olmasına rağmen, kendi içinde farklılıklar içerdiği, dolayısıyla direkt melodi kopyalaması içermediği tespit edilmiş olduğundan, FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce 24/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalıların eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men’i, ref'i ve maddi tazminat talebine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır.
Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır.
Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak. İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir.
Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Musiki eserleri FSEK'in 3. maddesinde, "her nevi sözlü ve sözsüz besteler" olarak tanımlanmıştır. Musiki eserleri, bir muhtevayı seslerle ifade eden, kulak vasıtasıyla istifade edilebilecek sanat eserleridir. Musiki eserlerinde ifade aracı sestir. Seslerin bir müzik aletinden, elektronik araçlardan veya insan gırtlağından çıkması, seslerin güzel ya da çirkin olması, eserin musiki eser olmasını engellemez.
Diğer taraftan seslerin eser niteliğinde olması için notalarla yahut manyetik bant veya plakla tespit edilmesine de gerek yoktur. Ancak tespit, eser olabilme ve korunma açısından şart olmamakla beraber, eserin kalıcılığının sağlanması ve tekrar edilebilirlik açısından önemlidir. Himaye konusu, sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımlarıdır.
Bir musiki ürünün eser olarak nitelendirilebilmesi için, bu üründeki seslendirmenin yani seslerin birbirini izleyişinin, birbirine bağlanışının ve ritmin hususiyet taşıması gerekir.
Bilindiği üzere musiki eserler; beste ve güfte olarak bütün olarak korunabileceği gibi bestenin musiki eseri olarak, güftenin ise eser vasfını haiz olması halinde FSEK 2/1 maddesi anlamında dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olarak da korunması mümkündür. Açıklanan nedenlerle, "..." isimli yaratımın, FSEK 3 maddesi anlamında musiki eseri olduğu, eser sahibinin davacı ... olduğu kanaatine varılmıştır.
FSEK hükümleri, mevzuat, Mahkememizce itibar edilen 24/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve bütün dosya kapsamından: Davacı, kendisine ait "..." isimli eserin hukuka aykırı olarak davalılar tarafından "... jenerik müziği" olarak kullanıldığını iddia etmiş, davalılar ise kullandıkları müziğin ...'a ait ve davacının müziğinden farklı olduğunu beyan etmişlerdir.
Dava konusu ... isimli müziğin; davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin yayın mecrası olan "..." televizyon kanalında jenerik müziği olarak yayınlandığı, Mahkememizce itibar edilen 24/03/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere; davalıların kullanmış olduğu jenerik müziğinin, geniş bir melodik kullanıma imkan tanıyan minör pentatonik dizilerden oluştuğu ve melodik yapının kısmen benzerlikler gösterdiği, ancak kendi içinde farklılıklar içerdiği, dolayısıyla direkt melodi kopyalaması içermediği, bu nedenle davacının FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/154, K. 2024/124, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama