KÜNYE
T.C. İstanbul 3.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2023
- Esas no
- 2021/354
- Karar no
- 2023/173
- Dava
- FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
- Dava tarihi
- 30/10/2020
Karar Metni
3.473 kelime·17 dk okuma·7 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin müzik piyasasında "..." olarak tanındığı ve özellikle "..." isimli esere eklediği; "..." dörtlüğü ile yurtdışında dahi tanındığını, şarkının %25'inin müvekkiline ait olduğuna dair tescilin bulunduğunu, ...'ne ait ... logolu kanalda yayınlanan "...", "..." ve "..." isimli programlarda defalarca eserin seslendirildiğini, ayrıca ... internet sitesinde ve ...'da yayınlandığını, eserin televizyon, radyo, intermet vb. ortamlarda yayınlanabilmesi için eser sahibinden izin alınması ve sözleşme yapılmasının zorunlu olduğunu,
dava tarihi itibari ile linkleri verilen sitelerde yayınların halka arz edildiğini, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...-video programlarda yayınlanan, programda gösterilen eserlerle ilgili herhangi bir ödemenin yapılmadığını, Youtube kanalında ve ... internet sitesi üzerinde 10 milyonu aşkın izlenmenin bulunduğunu, video yayını esnasında reklam izletilmek suretiyle videoyu yayınlayan kişiye pay verildiğini ve bu sayede pek çok gelir elde edildiğini,
...A.Ş.’ye ait ... televizyon kanalında FSEK ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak izin alınmaksızın eserlerin umuma iletildiğini bu nedenle müvekkilinin.
FSEK' den doğan haklarına tecavüzün tespitine, FSEK 66. maddesi gereğince maddi ve manevi haklara tecavüzün refine, FSEK 69.maddesi gereğince mali haklara tecavüzün men'ine, FSEK 77.maddesi gereğince tecavüzlerin TV ve ... kanalında sürmekte olması sebebiyle devam eden şekilde eserlerin kullanılması suretiyle... logolu Tv kanalında ve Youtube internet sitesinde ayrıca www.acunn.com internet sitesinde umuma iletilmesinin yasaklanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve kararın müvekkilinin haklarının daha fazla zarara uğramaması nedeniyle teminatsız olarak verilmesini,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere FSEK 68.maddesi gereğince şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın 3 katının, her ihlal için ayrı ayrı hesaplanmak suretiyle dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, FSEK 70.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle reeskont faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu şarkının %25 inin davacıya ait olduğunu, müvekkili şirketin yayın yaptığı TV'lerin meslek birlikleri ile her yıl yenilenen sözleşmelerinin olduğunu, dava konusu eserlerin davacının mensubu olduğu meslek birliği ile sözleşme kapsamında kullanıldığını, dava konusu "...", "..." ve "..." programlarının yarışma programı olduğunu, yarışmacıların performans sergilediğini ve oylama neticelerine göre elendiğini veya yarışmaya devam ettiğini, eserler için fahiş miktarlı telif bedellerinin değil bu husustaki rayiç bedellerin dikkate alınması gerektiğini,
emsal teşkil etmesi bakımından ödenen telif bedellerine ilişkin faturalar ve müzik eserleri için talep edilen telif bedellerini gösteren emsallerin celbini, " ..." internet sitesinde dava konusu ile ilgili olarak bir yayının mevcut olmadığını, davacının bütün delillerini youtube yayınlarından sunduğunu, internet yayını ile ilgili iddiaların tespit edilmesi ve içtihatlar gereği tek tek URL'lerine yer verilmesi gerektiğini, davacının farazi sözleşme talep ettiğini ve FSEK 80. maddesine göre meydana getirilen TV programlarının hak sahibinin yapımcı sıfatı ile ... olduğunu,
dava konusu eserlerin bazılarının umuma iletiminin ...'de gerçekleştiğini, ... da dahil olmak üzere internette yayınlandığı taktirde, ...'in yayınlarından alınarak yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletildiğini ve böylece programın daha önce alenileştiği için yayma hakkının tükendiğini, davacının adının tüm eserlerde kullanıldığını, davacı vekilinin de dilekçesinde; müvekkilinin söz ve bestesinin kendisine ait olduğunu bildirmek suretiyle programda seslendirildiğini açıkça belirttiğini, açıkladıkları nedenlerle;
davanın reddine, ref ve tecavüzün meni ile ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünden; dava konusu "..." isimli müzik eserinin kayıt tescil belgeleri istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırımıştır.
29/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalı tarafın 2020 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerini zamanında yaptığının görüldüğü, HMK 222/2 maddesi kapsamında davalı tarafın 2020 yılına ait ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak kabul edilmesi kararının mahkemenin takdirinde olduğu,
dava konusu uyuşmazlıktaki "..." isimli şarkının davacının yazdığını belirttiği %25'lik kısmı olan "..." şeklindeki sözlerinin anonim olan beste ile bütünleşmesinin yüksek derecedeki yapısı ve besteye olan uyumu dikkate alındığında hususiyet taşıdığı ve FSEK 2/1 maddesi hükmü gereğince ilim ve edebiyat eseri sayılacağı,
dosyada mübrez 09.11.2012 tarihli Müzik eseri Kayıt tescil Belgesinde ... isimli müzik eserinin söz yazarı olarak davacının belirtildiği ancak davacı söz yazarının sadece %25'lik kısmının kendisinin yazdığı belirtmekle ve söz konusu müzik eserinin diğer sözlerinin anonim olması dikkate alındığında davacının davaya konu müzik eserinin "..." isimli sözlerinin FSEK 11 maddedeki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, ihlal edilen mali hakkın FSEK 24 maddesi çerçevesinde temsil hakkı olduğu, davacının talep edebileceği telif bedelinin 5.400 TL olduğu,
FSEK 68 çerçevesindeki 3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceğinin mahkemeye ait olacağı, FSEK 70 maddesi kapsamında maddi tazminatın TBK 50 ve 51 çerçevesinde Mahkemece takdir edilmesinin gerektiği kanaati hasıl olduğu, dava konusu uyuşmazlık bir bütün olarak ele alındığında kullanımın mecraları, eser sahibinin eserdeki sahiplik derecesi ve kullanımının süreklilik arz etmesi de dikkate alındığında FSEK çerçevesinde takdir edilecek maddi tazminatın yaklaşık olarak 20.000 TL olabileceği, Yargıtay'a göre, hem FSEK68, hem de FSEK 70/f-2 veya FSEK 70/f-3 maddeleri kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde,
talep edilen toplam bedel anılan seçenekler uyarınca istenebilecek "en çok bedel" ile sınırlı olmakla davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise en yükseğine hükmedilmesi hususundaki değerlendirmenin mahkemeye ait olacağı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
20/12/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Davalı tarafın, 2020 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerini zamanında yaptığı görüldüğünü, HMK 222/2 maddesi kapsamında davalı tarafın 2020 yılına ait ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak kabul edilmesi kararı Mahkemenin takdirinde olduğu,
dava konusu uyuşmazlıktaki ... isimli şarkının davacının yazdığını belirttiği %25'lik kısmı olan "..." şeklindeki sözlerinin anonim olan beste ile bütünleşmesinin yüksek derecedeki yapısı ve besteye olan uyumu dikkate alındığında hususiyet taşıdığı ve FSEK 2/1 maddesi hükmü gereğince ilim ve edebiyat eseri sayılacağı,
dosyada mübrez 09.11.2012 tarihli Müzik eseri Kayıt tescil Belgesinde ... isimli müzik eserinin söz yazarı olarak davacı belirtildiği ancak davacı söz yazarının sadece %25'lik kısmının kendisinin yazdığı belirtmekle ve söz konusu müzik eserinin diğer sözlerinin anonim olması dikkate alındığında davacının davaya konu müzik eserinin "..." isimli sözlerinin FSEK 11 maddedeki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, davalı vekili FSEK 10 maddesi nedeniyle tek başına tazminat talebinde bulunamayacağını belirtmişse de müzik eserlerinde söz ve bestenin birbirinden ayrı olarak değerlendirmeye elverişli olması,
sözlerin kalan kısmının başka bir söz yazarı tarafından yazılmadığı anonim olduğu dikkate alındığında takdiri mahkemeye ait olmak kaydıyla davacının tek başına dava açma yetkisini haiz olacağı, ihlal edilen mali hakkın FSEK 24 maddesi çerçevesinde temsil hakkı olduğu, davacının talep edebileceği telif bedelinin 5.400 TL olduğu, FSEK 68 çerçevesindeki 3 katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki mahkemeye ait olacağı, FSEK 70 maddesi kapsamında maddi tazminatın TBK 50 ve 51 çerçevesinde Mahkemece takdir edilmesinin gerektiği kanaati hasıl olduğu,
dava konusu uyuşmazlık bir bütün olarak ele alındığında kullanımın mecraları, eser sahibinin eserdeki sahiplik derecesi ve kullanımının süreklilik arz etmesi de dikkate alındığında FSEK çerçevesinde takdir edilecek maddi tazminatın yaklaşık olarak 20.000 TL olabileceği, Yargıtay'a göre, hem FSEK68, hem de FSEK 70/f-2 veya FSEK 70/f-3 maddeleri kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedel anılan seçenekler uyarınca istenebilecek "en çok bedel" ile sınırlı olmakla davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, en yükseğine hükmedilmesi hususundaki değerlendirmenin Mahkemeye ait olacağı,
manevi tazminat yönünden ise davacının sözlerin bir kısmının eser sahibi olduğu halde anonim olarak belirtilmesinin FSEK 15.maddesi kapsamında manevi hak ihlali sayılabileceği bu çerçevede FSEK 70.maddesi kapsamında manevi tazminat takdirinin mahkemeye ait olacağı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: ...A.Ş.'ne ait ... kanalında izin alınmasızın davacıya ait eserlerin umuma iletilmesi nedeni ile oluşan tecavüzün tespiti, FSEK 66.maddesi gereğince maddi-manevi haklara tecavüzün ref'i, FSEK 69.maddesi gereğince mali haklara tecavüzün men'i, FSEK 68.maddesi gereğince davacının hak sahibi olduğu eserin, izin alınmaksızın ve bedeli ödenmeksizin umuma iletilmesi sebebi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın 3 katının her ihlal için ayrı ayrı hesaplanmak sureti ile dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsili, FSEK 70.maddesi uyarınca 30.000 TL manevi tazminata ilişkindir.
Davacı vekili 16/03/2023 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 16.200 TL olarak ıslah etmiş, ıslah harcını yatırmıştır.
ESER VASFININ DEĞERLENDİRİLMESİ
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır.
Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır.
Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak. İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir.
Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Musiki eserleri FSEK'in 3. maddesinde; "her nevi sözlü ve sözsüz besteler" olarak tanımlanmıştır. Musiki eserleri, bir muhtevayı seslerle ifade eden, kulak vasıtasıyla istifade edilebilecek sanat eserleridir. Musiki eserlerinde ifade aracı sestir. Seslerin bir müzik aletinden, elektronik araçlardan veya insan gırtlağından çıkması, seslerin güzel ya da çirkin olması, eserin musiki eser olmasını engellemez.
Diğer taraftan seslerin eser niteliğinde olması için notalarla yahut manyetik bant veya plakla tespit edilmesine de gerek yoktur. Ancak tespit, eser olabilme ve korunma açısından şart olmamakla beraber, eserin kalıcılığının sağlanması ve tekrar edilebilirlik açısından önemlidir. Himaye konusu, sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımlarıdır.
Bir musiki ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için, bu üründeki seslendirmenin yani seslerin birbirini izleyişinin, birbirine bağlanışının ve ritmin hususiyet taşıması gerekir.
Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere: Dava konusu "..." isimli şarkının, davacının yazdığını belirttiği %25'lik kısmı olan "..." şeklindeki sözlerinin (güftesinin) eser vasfını haiz olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. FSEK koruması; hem eserin bütünü, hem de eserin parçalarına yöneliktir. Ancak eser parçalarının Kanun korumasından yararlanabilmesi için bu parçaların da hususiyet taşıması gerekir. Dava konusu sözlerin anonim olan beste ile bütünleşmesinin yüksek derecedeki yapısı ve besteye olan uyumu dikkate alındığında, hususiyet taşıdığı ve FSEK 2/1 maddesi gereğince ilim ve edebiyat eseri olduğu kanaatine varılmıştır.
ESER SAHİPLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklarda; "eser sahipliği" ya da hak sahipliği sıfatının re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda eser sahipliği veya hak sahipliği ile ilgili çeşitli karinelere yer verilmiştir. FSEK 11.maddesinde; "Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın" hükmü yer almaktadır.
Bir musiki eserin; güftesi veya bestesi aynı kişiye ait olabileceği gibi, eserin güftesinin veya bestesinin farklı kişilere ait olması da mümkündür. Güftesi ve bestesi farklı kişilere ait olan musiki eserlerinin de FSEK 9.maddesi anlamında "ortak eser" durumu söz konusudur. Yani beste ve güfte kendi başına eser olma vasfını korumaktadır.
Zira, güfte bağımsız bir ilim ve edebiyat eseri iken, beste bağımsız bir müzik eseridir ve sahipleri bunlar üzerinde münferiden tasarrufta bulunabilirler. 09/11/2012 tarihli Müzik Eseri Kayıt Tescil Belgesinde; "..." isimli müzik eserinin söz yazarı olarak davacı belirtilmiştir.
Ancak davacı sözlerin sadece %25'lik kısmının kendisinin yazdığını belirtmiş ve söz konusu müzik eserinin diğer sözlerinin anonim olması dikkate alındığında, dava konusu müzik eserinin; "..." isimli sözlerinin FSEK 11.maddesindeki karine çerçevesinde davacının eser sahibi olduğu kanaatine varılmıştır.
HAK İHLALİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
Dava konusu musiki eserlerinin yarışmada icrası, başka bir deyişle okunması, bir musiki eserinin söylenmesi, seslendirilmesi FSEK 24.maddesinde eser sahibinin mali hakları arasında düzenlenen temsil hakkı kapsamında olabilir. Eser sahibinin mali haklarından biri olan temsil hakkı, FSEK 24.maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre, "bir eserden doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Temsilin umuma arz edilmek üzere vuku bulduğu mahalden başka bir yere teknik vasıta ile nakli de eser sahibine aittir.
Temsil hakkı; eser sahibinin veya meslek birliğine üye olması halinde, yetki belgesinde belirttiği yetkiler çerçevesinde meslek birliğinin yazılı izni olmadan, diğer gerçek ve tüzel kişilerce kullanılamaz. Ancak, 33. ve 43. maddelerdeki hükümler saklıdır." Bir fikir ve sanat eserinin, doğrudan doğruya, duyulara hitap edecek şekilde kamuoyuna sunulması temsildir. Fikir ve sanat ürününü duyular vasıtasıyla idrak edilebilir hale getiren her eylem temsil kavramı içine girer.
Buna göre, bir ilim ve edebiyat eserinin kamuya okunması, bir musiki eserinin çalınması, icra edilmesi, bir tiyatro piyesinin seyircilere oynanması, bir sinema eserinin seyircilere izlettirilmesi, bir güzel sanat eserinin teşhir edilmesi bu anlamda "temsildir".
Temsil hakkı için kural olarak eser sahibinden veya hak sahiplerinden izin alınması şarttır. FSEK 33. ve 43.maddelerinde belirtilen bir istisna söz konusu ise temsil hakkının ihlali de söz konusu olmayacağından davaya konu uyuşmazlık yönünden bu istinasların uygulanıp uygulanmayacağının da değerlendirilmesi gerekir.
Bu istisnalardan ilki olan FSEK 33.madde hükmüne göre, "yayımlanmış bir eserin, tüm eğitim ve öğretim kurumlarında, yüz yüze eğitim ve öğretim maksadıyla doğrudan veya dolaylı kar amacı gütmeksizin temsili, eser sahibinin ve eserin adının mutat şekilde açıklanması şartıyla serbesttir. Dava konusu uyuşmazlıkta davalıların eylemi; eğitim ve öğretim maksadına yönelik olmadığından, FSEK 33.maddesindeki istisnanın uygulanması söz konusu olamayacaktır.
İkinci istisnayı düzenleyen FSEK 43.madde hükmüne göre ise. "Radyo-televizyon kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin almak zorundadırlar.
Bu kuruluşlar sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili olan meslek birlikleri ile 52. maddeye uygun sözleşme yaparak izin almak, söz konusu yayın ve/veya iletimlere ilişkin ödemeleri bu birliklere yapmak ve kullandıkları eser, icra, fonogram ve yapımlara ilişkin listeleri bu birliklere bildirmek zorundadırlar" Bu hüküm ile ilgili olarak davalılarca davaya konu eser yönünden meslek birliklerinden izin aldığını iddia etmiştir, ancak bu hususta herhangi bir delil sunulmamakla birlikte genel olarak meslek birlikleri ile yapılan sözleşmelerde verilen yetki...
İSTASYONUNUN programlarında UMUMA İLETİM HAKKI kapsamında kullanılmasıyla sınırlı olup, FSEK'ten ve diğer mevzuattan doğan diğer mali hakları içermemektedir.
FSEK 25.madde hükmüne göre; "bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir.
Eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahiptir.
Bu madde ile düzenlenen umuma iletim yoluyla eserlerin dağıtım ve sunumu eser sahibinin yayma hakkını ihlal etmez." FSEK 25.maddede düzenlenen "umuma iletim hakkı" FSEK 24.maddesindeki "temsil hakkından" farklı bir mali hak türü olup, anılan sözleşmede temsil hakkının da devredildiğine dair bir hüküm olmadığından, televizyon kanalındaki yayınlarda musiki eserinin başka bir kişi tarafından seslendirilebilmesi, başka bir deyişle eserinin, dinleyici veya seyircilere okumak, suretiyle sunulması yani doğrudan temsil için, eser sahibi veya mirasçılarından izin alınması gereklidir.
Bu hususa ilişkin herhangi bir izin bulunmadığından ihlal edilen mali hakkın FSEK 24.maddesi çerçevesinde temsil hakkı olduğu kanaatine varıldığından, FSEK 24.maddesi kapsamında; davacının mali haklarından temsil hakkının ve FSEK 15.maddesi kapsamında; davacının dava konusu eserin sözlerinin bir kısmının eser sahibi olduğu halde anonim olarak belirtilmesi nedeniyle manevi hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
FSEK 68. maddesi hükmüne göre: (Değişik: 23/1/200S-5728/137 md.) "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir."
FSEK 68.maddesi kapsamında bu taleplerin ileri sürülebilmesi için mütecavizin kusurunun olması ya da zararın gerçekleşmiş bulunması şart değildir. Yargıtay İçtihatlarına göre; "...Eser sahibinin mali hakları korunurken sadece bu tecavüzün haksız fiil olduğu varsayımından hareket edilmeyecektir.
Somut olayın özelliğine göre varsayımsal sözleşme bedeli tayin edilirken eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi gibi sübjektif nitelikleri, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak eser sahibi izinsiz kullananla sözleşme yapması halinde, bu sözleşme uyarınca isteyebileceği bedel,
bunun faizi 68. madde uyarınca açılacak davada dikkate alınacaktır..." Ayrıca rayiç bedelin tespitine ilişkin taraflar arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme, teklif var ise başka bir deyişle rayiç bedel somuta indirgenmiş ise rayiç bedelin tespiti taraflar arasındaki sözleşme, teklif vs. ile tespit edilecektir.
FSEK 68 ve 70 maddeleri kapsamında tazminat talep edildiği takdirde; en fazla bedele hükmedilmesi gerektiği, ancak davacının maddi tazminat talebini FSEK 68. maddesine göre talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere: Davacının izinsiz kullanım nedeniyle davalılardan talep edebileceği telif bedelinin 5.400 TL olduğu ve bu bedelin 3 katı talep edilebileceğinden, maddi tazminat talebinin kabulüne; FSEK 68.maddesi gereğince belirlenen rayiç bedel 5.400 TL nin 3 katı olan 16.200 TL nin, dava tarihi olan 30/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
MANEVİ TAZİMAT TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
FSEK 70/1.maddesine göre. "Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir". Manevi hakların ihlali sebebiyle manevi tazminat davası açabilmek için, eser sahibinin kişilik haklarının da tecavüze uğramış olması şart değildir.
Manevi haklarda eser sahibinin kişiliğini ilgilendiren yönler şüphesiz ki mevcuttur, ancak FSEK 70/1.maddesi manevi tazminat talebini kişilik haklarının ihlalinden bağımsız olarak hükme bağlamıştır. İki hükmün müeyyide bağladığı menfaatler birbirinden farklıdır'. Manevi haklara tecavüz aynı zamanda eser sahibinin kişilik haklarını da ihlal ediyorsa, manevi tazminat talebinde bu hususun açıkça belirtilip kanıtlanması veya BK 56.maddeye dayanan ayrı bir dava açılması gerekir.
Diğer taraftan, manevi haklara tecavüz fiili, fikri hukuk çerçevesinde değerlendirilebilmekle beraber, kusurun niteliği, derecesi ve ağırlığı BK hükümlerine göre takdir olunmalıdır.
Davacının; dava konusu "..." isimli müzik eserinin %25'lik kısmını yazdığını beyan ettiği, söz konusu müzik eserinin diğer sözlerinin anonim olması dikkate alındığında, davacının dava konusu müzik eserinin "..." isimli sözlerinin bir kısmının eser sahibi olduğu halde anonim olarak belirtilmesinin FSEK 15 kapsamında manevi hak ihlali sayıldığı kanaatine varıldığından, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 30/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere; hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinde, taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda davalılarının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden, davacı hak sahibi farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın menini, refini isteyemeyeceğinden, ref ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/354, K. 2023/173, 2 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama