KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/88
- Karar no
- 2025/7
- Dava
- FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ VE REF'İ
- Dava tarihi
- 31/03/2023
Karar Metni
2.330 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK -Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'nın (...) ülkemizin en sevilen sanatçılardan biri olduğunu, dava konusu albüm ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, bu davaya konu albüm ve müzik eseri icralarının davalı tarafından hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanıldığı, bu nedenle huzurdaki davanın açılmasının zaruret olduğunu, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkının, 21.02.2001 tarihli ve 4630 sayılı kanunla kabul edildiği,
kanun ifadesinin yoruma yer vermeyecek derecede açık ve net olduğunu, fonogram yapımcılarının "ESER SAHİBİ VE İCRACI SANATÇIDAN MALİ HAKLARI KULLANMA YETKİSİNİ DEVRALDIKTAN SONRA" kanunun tanıdığı hakları kullanabilir olduğunu, dava konusu albümün içerdiği müzeki eserleri icralarına ilişkin olarak dijital müzik platformlarında (... vb. dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalıya herhangi bir izin verilmediği,
dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının herhangi bir hak ve yetkisinin olmadığını, dava dilekçesinde isimleri yazılı albüm ve içerdiği icraların davalı tarafından izinsiz, hukuka ve FSEK'e aykırı şekilde... vb. dijital müzik mecralarında umuma iletildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, söz konusu albüm içerdiği müzik eseri icraları, (video klipler, görüntüler) üzerinde davalının hiçbir hakkının olmadığını, 5846 sayılı FSEK'in 51.maddesinde yer alan emredici hüküm uyarınca doğmamış hakların devrine veya kullanılmamasına yönelik sözleşmelerin geçersiz olduğunu,
davalının ancak ve ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve devredilen hakları tek tek gösterir sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabileceğini, 2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak,
2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile hak devri niteliğinde olmayan muvafakatnameler ve eser işletme belgelerinin dijital hakları kullanma yetkisi vermediğini, zira FSEK m.51 uyarınca ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalının dijital hakların kullanımının yasaya uygun olabilmesi için, FSEK m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak (FSEK m.52 kapsamında yazılı olarak ve her bir hakkı ayrı ayrı gösteren) dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerektiğini,
oysa davalı ile akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi olmadığını, kötü niyetli davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde dijital müzik platformlarında umuma iletmekte olduğu albüm ve bu albümde yer alan icraların (şarkıların) ; "... - ...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "....", "..." olduğunu, bu albüm ve icraların davalı tarafından izinsiz şekilde ...
Platformlarında umuma iletildiğine dair linkleri dava dilekçesinde bildirdiklerini, davalının haksız ve hukuka aykırı eyleminin müvekkiline ve haklarına ağır ve telafisi imkansız zarar verdiğini, tecavüzün tespiti, men'i, ref'i yanında İhtiyati tedbir talebinin de zaruri olduğunu, davalının haksız eylemi nedeniyle müvekkilinin ciddi boyutta maddi ve manevi zarara uğradığını, zararının telafisi imkansız hale gelmemesi bakımından tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulünü talep ettiklerini,
davalının haksız ve hukuka aykırı eyleminin FSEK'in alenen ihlali olup müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminine yönelik haklarının saklı olduğunu, neticeten açıkladıkları ve mahkemece re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle haklı davanın kabulüne, müvekkilinin hak sahibi olduğu;
"... - ...", isimli albüm ve bu albümdeki "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." isimli icraların (şarkıların); ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine), tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini (İşbu kararın HMK md.390/2 gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini) ve mahkeme kararının acele ...’un (... ŞTİ.), ...’ın (...A.Ş.) ve ...’in (... Ltd.) Türkiye’deki Yasal Temsilciliğine tebliğine,
davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, ref'ine karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirkete T.K 35.maddeye göre tebligat yapılmış, davaya cevap verilmemiştir.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
04.12.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı tarafından belirtilen davaya konu bahsi geçen "..." isimli albümde yer alan "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." isimli müzik eserlerinin ... isimli dijital platformlarına ait linklerin sunulduğu, belirtilen linklerde davaya konu eserlerin güncel olarak yayında olduğu, dijital platformlarda ilgili eserlerin, "..." isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı tespit edilmiş olup, eser linklerin listesi ve eserlere ait ekran görüntüleri detaylıca bilişim değerlendirme bölümünde sunulduğu,
eserin 1993 tarihli işletme belgesinden sözleşmesinin 22.06.1993 tarihli olduğu anlaşılmakla, FSEK dijital haklara ilişkin kanun değişikliğinin ise 2001 tarihli olması nedeni ile, FSEK md.51 hükmü ışığında davalının FSEK kapsamında haksız ve hukuka aykırı eyleminin bulunduğu, davalının dijital mali hak kullanım yetkisi bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men’i, ref'i ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser” niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması" ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır.
Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Subjektif unsur gereğince bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini taşıması" gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır.
Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak. İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir.
Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde "Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar" başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında "Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır.
Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/f.1-b de icracı sanatçı "Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler" olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir.
Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir. Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler.
Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir.
İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır.
Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir.
Yönetmelik m. 4'te komşu hak "Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları" olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240).
Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, "kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse" olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir.
Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez.
Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y.
11. HD T: 20.4.2006, E: ..., K:...). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243).
5846 sayılı yasanın 25. maddesi 2001 yılında 4630 Sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Madde başlığı. "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" şeklinde, içeriği ise.
"Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir" şeklinde değiştirilmiştir.
Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir.
5846 sayılı yasının 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir.
Kanun koyucu FSEK 51. madde ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün 04.04.2023 tarihli yazısı ekindeki kayıt tescil belgesi ve ekleri incelendiğinde: 30.06.1993 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesine göre, davaya konu "..." isimli albümün eser sahibinin/yapımcısının ... olduğu görülmüştür.
... 2.Noterliği'nce düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı Muvafakatname incelendiğinde: "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." adlı eserler için, davacı tarafından; davalıya "Aramızda yapmış olduğumuz 22.6.1993 tarihli sözleşme uyarınca ve tüm haklarım saklı kalmak kaydı ile BİR NUMARA PLAKÇILIK adına Kaset ve CD olarak yayınlanmasına rıza ve muvafakat ederim." denmektedir.
FSEK 51.maddesi ilerideki faydalanma imkanlarını düzenlemiş olup, "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır.
İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir" hükmü dikkate alındığında, dava konusu "..." isimli albümdeki; "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." isimli müzik eserlerinin ...isimli dijital platformlara ait linklerde güncel olarak yayında olduğu, davacının; albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakat vermediği anlaşıldığından, davanın kabulüne;
davalının eyleminin, davacının FSEK' ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, "..." isimli albüm ve albümdeki; "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." isimli icraların (şarkıların), davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/88, K. 2025/7, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama