KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/159 Esas
- Karar no
- 2024/161
- Dava
- Tescilli Tasarım Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Durdurulması ve Maddi Tazminat
- Dava tarihi
- 08/07/2024
Karar Metni
860 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Birleşen mahkememizin 2024/104 esas sayılı dava dosyasının, mahkememizin 2024/99 esas sayılı dosyasından tefriki ile mahkememizin en son esasına kaydına karar verilmesi üzerine işbu esas (2024/159) sayılı dosya kapsamında yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ..., havai fişek ürünlerinin kutulanmasına ve kullanılmasına yönelik faydalar içeren endüstriyel bir tasarım gerçekleştirdiğini, Sıradan bir kutu olmayıp havai fişeklerin hem üretim sürecine hem kullanımına ilişkin ciddi ekonomik ve pratik faydalar sağlayan tasarım için müvekkili şirket tarafından Türk Patent Enstitü ve 27.06.2019 tarihinde yapılan başvuru neticesinde ...tarih ve ... tescil numaralı endüstriyel tasarım tescil belgesi alınmış ve ürün üzerinde müvekkil şirketin tescil hakkı sahipliği doğduğunu, Dava konusu endüstriyel tasarım,
daha sonraki süreçte müvekkil şirket yetkilisi tarafından geliştirilmeye devam edilmiş ve 31.12.2021 tarih ve ... tescil numarası ile yeni bir endüstriyel tasarım tescil belgesi daha alındığını, Nitekim davalı ..., müvekkilin tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil eder mahiyetteki ürünlerini ... adresinde üretmiş ve halihazırda diğer davalı ... firmasına sattığını belirtmiş.
Öncelikle; davalıların eyleminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 81.maddesine göre tasarım hakkına tecavüz sayılan fiillerden olması, yine davalıların eyleminin TTK 57.maddesi bağlamına haksız rekabet teşkil etmesi, eylemin müvekkilinin itibar ve gelir kaybına neden olmasının yanı sıra toplumda ürünün kalite ve kaynağı konusunda oluşacak yanlış bir kanaatin ve tüketicilerin aldatılmasının telafisinin mümkün olmaması nedeniyle, davalılar uhdesinde bulunan söz konusu ürünlerin tespit edilmesi ve toplatılması, tasarım ürünün üretiminde kullanılan araçların tespit edilmesi ve toplatılması,
ürünlerin davalılarca üretiminin ve satışının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Davalının tasarımdan doğan haklara tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin ve üretimde kullanılan araçların tasarımdan doğan haklara tecavüzün önlenmesi için imhasına, Mahkemece verilecek hükmün masrafları tecavüz eden davalılar tarafından karşılanmak üzere ülkemizdeki en yüksek tirajlı iki gazetede kamuya ilan yolu ile duyurulmasına,
Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere maddi zararın tam ve kesin olarak belirlendiği anda artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tazmin edilerek davacı müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahviline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi tebliğ edildikten sonra birleşen dosya, asıl dosya içerisine gönderilmiştir.
GEREKÇE
Dava; tescilli tasarım hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde ise aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu, teknik bir ifadeyle derdestlik iddiası bir olumsuz dava şartı hâline getirilmiş ve bu suretle derdestlik itirazı ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usulî bir itiraza dönüştürülmesi sağlanmıştır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmıştır. Artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı kalmamıştır; bu bağlamda hukuken korunma ihtiyacı içerisinde bulunmamaktadır ve onun yapacağı tek iş, davanın sonucunu beklemekten ibarettir. Öte yandan, dava açmaktaki yarar hukukî olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar tek başına yeterli değildir.
Dolayısıyla daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, hangi saikle olursa olsun ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmaktaki kararı hukukî değildir. O hâlde derdestlik itirazının korunmasının temelinde, aynı davanın tekrar açılıp görülmesinin sağlanmasında davacının hiçbir hukukî yararının bulunmadığı düşüncesi yatmaktadır.
Ayrıca HMK'nın 138. maddesi gereğince mahkemenin, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilmesi mümkündür.
Anılı kanuni düzenlemeler ışığında dosya üzerinden inceleme yapılmış olup her ne kadar mahkememizin tefrik öncesi 2024/104 esas sayılı dava dosyasının, mahkememizin 2024/99 esas sayılı dosyası ile birleşmesine karar verilmiş ise de tefrik neticesinde mahkememizin en son esas kaydına karar verilen işbu dosyanın tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusunun (talep sonucu) mahkememizin daha evvel ikame edilen 2024/99 esas sayılı dava dosyası ile aynı olduğu tespit edilmiştir.
Dava değeri, sonradan açılan işbu dosya kapsamında 500-TL şeklinde dilekçe başlığında belirtilmiş ise de her iki dosyadaki dava dilekçelerinin içeriğindeki maddi tazminat bedellerinin dâhi 10.000-TL olarak yazılı olduğu tespit edilmiştir. Bu yönü ile her iki dosyanın taraflarının, dava sebebi ve dava konularının birebir aynı olduğu anlaşılmıştır.
İzah edildiği üzere derdestlik, HMK'nın 114/1-ı maddesinde dava şartı olarak “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" şeklinde düzenlenmiş olup, tarafları, dava sebebi (vakıaları) ve dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılamayacağını ifade ettiğinden dolayı aynı davanın ikinci kez açılması nedeni ile ikinci davada bu husus ileri sürülmese bile re'sen gözetilerek ikinci davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerekmiştir.
Tüm bu gerekçeler ışığında huzurdaki davanın HMK'nın 114/1-ı ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/159, K. 2024/161, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama