KÜNYE
T.C. İstanbul 4.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Esas no
- 2021/384 Esas
- Karar no
- 2024/41
- Dava
- Fikir ve Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 04/11/2014
Karar Metni
2.362 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizden verilen 09/05/2017 tarih, 2014/226 Esas ve 2017/67 Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2021 tarih, 2020/302 Esas ve 2021/688 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, Mahkememiz 2021/384 Esas sayılı dosya numarasına kayıt olan Fikir ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; tarafına ait olan "..." isimli sinema senaryo eseri için 2012 yılında Kültür Bakanlığına destek başvurusunda bulunduğunu, aynı zamanda eserin ... ile ...yayınlanmış olduğunu, 5846 FSEK hükümleri uyarınca eserin tüm haklarının kendisinde olduğunu, söz konusu senaryoyu Davalı ... tarafından yapımı gerçekleştirilen "..." adlı dizinde yönetici olarak çalışan ...'e ve ...'a e-posta yolu ile gönderdiğini görüşmelerin olumlu geçmesine karşın görüşmelerin aniden kesildiğini,
2014 Nisan-Haziran aylarından itibaren gerek televizyon gerekse yazılı basında ... de yayınlanacak olan "..." adlı dizinin reklam ve tanıtımlarının yapıldığını, projesinin ... ve ...'e sunmasından 4 ay gibi kısa bir süre sonra kendi eseri ile aynı konuyu, dönemi ve mekanları içeren bir yapımda ilgili isimlerin yapımcı sıfatıyla yer aldığını, ... ye gönderilen ...
22. Noterliği aracılığı ile ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... için hazırlanmakta olan dizi projesine ilişkin senaryonun kendisine ait olduğunun bildirilerek yapımın derhal durdurulmasını talep ettiğini, dizi yapımcıları tarafından ihtarnameye verilen cevapta kendi projelerinin 2013 tarihinde başladığının bildirildiğini, ... tarafından verilen cevapta ise ilgili projenin ...Şti.
Tarafından ... ye teklif edildiğini ... ve ... ile hiç bir bağlantılarının bulunmadığının bildirildiğini, kendisine ait eserin intihal yoluyla "..." adlı dizisine dönüştürüldüğünü beyan ederek; ... yapımı "..." isimli dizisinin kendisine ait senaryodan yola çıkılarak intihal yoluyla dizi film haline getirildiğinin tespitine, ilgili dizinin yapımının durdurulmasına, diziye ait reklamların internet ve yazılı basın dahil olmak üzere her türlü mecrada derhal durdurulmasına, açılmış internet tanıtım sitelerinin derhal kapatılmasına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil kurumun dava konusu diziyi "...
Şti. " ile 11/09/2014 tarihinde imzalanan sözleşmeye istinaden yayınladığını, sözleşme gereği Fikri ve Sınai Mülkiyet konusu olan bir hak veya menfaatin ihlal edilmesi halinde buradan kaynaklanan her türlü idari, hukuki, cezai ve mali sorumluluğun firmaya ait olduğunu, müvekkili kurumun sadece yayın faaliyetini gerçekleştirmiş olması nedeniyle her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, projenin müvekkil kurum adına ... Şti.
Tarafından hazırlanmakta olduğunu, lisans sözleşmesi gereği her türlü sorumluluğun kendisinde olduğunu taahüt eden ...Ltd.
Şti'nin davalı olarak davaya dahil edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen ... ve ... ile de müvekkil kurum arasında hiç bir bağlantının bulunmadığını, dava konusu dizi ile davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği senaryo arasında hiç bir benzerliğini bulunmadığını, karakterler ve konuları açısından karşılaştırıldığında davacının senaryosunda bariz olarak bir vampir, cadı hikayesinin anlatıldığı,
kurum tarafından yayınlanan dizinin senaryosunda ise adalet ve vicdanın sorgulandığını, davacının yeni olduğunu iddia ettiği senaryoda mevcut pek çok unsurun her dönem dizisinde bulunabilecek nitelikte olduğunu, ayırt edici bir özellik içermediğini, ayrıca müvekkili kurumun yerleşim yerinin Ankara olması nedeniyle davanın yetkili mahkeme ... FSHHM' ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek; davanın ... Ltd.
Şti'ne ihbarı ile davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından ibraz edilen 15/10/2015 tarihli raporunda özetle; bilirkişilerce dava konusu kitabın ve aynen aktarılmış olan senaryonun okunması ve “...” adlı dizinin ilk üç bölümünün izlenmesi, olay örgüsü ve ana karakterler bağlamında raporlanması neticesinde davacı tarafından iddia olunan benzerliklerin yer almadığı, dizinin episodik yapısı her bölümde temel öyküye eşlik eden yeni bir olaya yer verilmesi nedeniyle temel anlatı çizgisinde ilerlediği,
diziye ilişkin temel öykünün, ana karakterlerin ve anlatı yapısının kurulması sürecinde referans alınan senaryonun temel unsurlarının değerlendirilebilmesi için ilk bölümlerin izlenmesinin yeterli olduğu, dizilerin 1. Bölümde ana dramatik yapısı kurulan, ilk 3 bölümde de bu dramatik yapısı sağlamlaştırılarak kemikleşen dramatik yapıdaki seri filmler olduğu, bu manada ilk 3 bölümüyle hikâyesi ve gidişatı belli olan ... dizisinin ...adlı eserle her şeyden önce dayandıkları ana konular, temel hikâye ve karakterler bazında farklılık gösterdiği,
davacı tarafından iddia olan benzerliklerin bir döneme ait hikâye alt yapısını kullanmaları kaynaklı olduğu, telif konusunun temelini teşkil eden, esere şahsiyet katan ve onu diğerlerinden farklılaştıracak unsurların söz konusu iki eser arasında (... dizisi ve ... kitap/senaryosu) bulunmadığı, eserlerin karşılaştırılması sonucu ortada bir izinsiz isleme ya da intihal olmadığı: İkinci eser olan "...” isimli dizinin serbest yararlanma ile oluşturulduğu" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ...,... tarafından ibraz edilen 10/03/2016 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; davaya konu her iki yapıtta da ortak özelliklerin bulunduğu, Romanın 2012 yılında yayımlanmış olması ve senaryosunun yazarı tarafından, dizinin yapımcılarından ...'a e-posta ile gönderilmiş olması dikkate alındığında uyarlama türlerinde sayılan ...'in “Esinlenme/Benzetme.
Kaynak eserden yararlanılsa da amaç başka bir sanat eseri ortaya koymak” veya ... ve ...'ın sınıflamasında “Kaynağı işlenmemiş bir malzeme olarak ele alıp yeni bir eser yaratmak için kullanmak” şeklinde bir uyarlamadan söz edilebileceği, dava konusu roman ve dizinin anlatım farklılıkları, araçsal özellikleri, dilsel bir metnin görsel bir metne aktarılmasındaki teknik farklılıklar ve hedef kitlenin beklentileri gibi faktörlerle metinler, karakterler ve olayların değişebildiği, sonuç olarak;
dizi ile roman arasındaki, ana tema, olayların gelişimi ve karakterlerin benzerliği bakımından, uyarlama türlerinden olan “Kaynağı işlenmemiş bir malzeme olarak ele alıp yeni bir eser yaratmak için kullanmak” şeklinde bir uyarlama olabileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişiler ...ve ...'tan oluşan heyete ...'ın da eklenmesi ile alınan 27/01/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle. 10.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda dizinin, davacı tarafa ait kitaptan uyarlandığı neticesine ulaşıldığı, Uyarlama türü olarak “Esinlenme/Benzetme.
Kaynak eserden yararlanılsa da amaç başka bir sanat eseri ortaya koymak.” veya “Kaynağı işlenmemiş bir malzeme olarak ele alıp yeni bir eser yaratmak için kullanmak” şeklinde bir uyarlamadan söz edilebileceği, bu ifade ...’nin “Serbest Uyarlama” dediği uyarlama türünün ifade edildiğini, Çoğu görüşlere göre yeniden yazma sürecinde, film, edebiyat eserinin kopyası değil, farklı bakış açısı ve yöntemle yeniden yaratılmış hali olarak değerlendirildiği, uyarlama işlemenin bir türü olduğu için, kök rapordaki kanaatin dizinin, davacı eseri olan kitaptan izinsiz olarak işlenmek suretiyle oluşturulduğu şeklinde olduğu,
05.15.10.2016 tarihli raporda söz edilen "serbest yararlanma" kavramı ile ifade edilen bir literatür bilgisi bulunmadığı, serbest yararlanma deyimi ile anlatılmak istenilenin, sinema ve televizyon literatüründeki karşılığı "serbest uyarlama" olmasının gerektiği, bu bakımdan 15.10.2015 tarihli raporun sonuç kısmında varılan "serbest yararlanma" ile oluşturulduğu kanaati", uyarlamanın varlığını teyit ettiği, ancak, raporun yine sonuç bölümünde, "bir izinsiz işleme ya da intihal olmadığı" kanaatinin, kendisiyle çelişir şekilde ifade edildiği dolayısıyla her iki raporda heyetin farklı neticelere ulaştığı,
ilk rapor davalı tarafa ait olan dizinin işleme olmadığı, ikinci rapor ise dizinin işleme eser olduğu, davacı tarafından izin alınmadan oluşturulduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizin 2014/226 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda 09/05/2017 tarih, 2014/226 Esas ve 2017/67 Karar sayılı kararı ile davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddiyle; "..." isimli ... de yayımlanmış olan dizinin, davacının "..." isimli polisiye romanından izinsiz işleme, serbest uyarlama (esinleme) olduğunun tespitine, söz konusu dizinin yayının durdurulması ve internetten erişiminin engellenmesine yönelik taleplerinin ise dizi gösterimde olmadığından konusuz kaldığından reddine karar verildiği, kararın davacı vekilinin 07/09/2017 tarih davalı ... vekilinin 25/07/2024 tarihli dilekçeleri ile istinaf edildiği,
istinaf üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2021 tarih, 2020/302 Esas ve 2021/688 Karar sayılı ilamıyla Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği, ilgili ilam gereğince dosya mahkememize tevzi olarak 2021/234 Esas numarasını almış olduğu anlaşılmış olup, yargılamaya devam olunmuştur.
Bilirkişiler ..., ... ve .... tarafından mahkememize sunulan 02/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait ... isimli sinema senaryo eserinin FSEK md 2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacıya ait “...” isimli eser ile dava konusu “...” isimli diziye ilişkin senaryoların karşılaştırılması neticesinde; hikayelerinin birbirinden bağımsız olduğu, Farklı olayları işlediği, aradaki iddia olunan benzerliklerin türün ve dönemin gereği olduğu, iddia olunan sahne benzerliklerinin yine türe dair olduğu ve davacı eserde ayırt edici bir unsur olarak bulunmadığı, uyarlama için gerekli koşulların oluşmadığı,
ana hikayenin, karakter gelişiminin birbirinden bağımsız olduğu, bu anlamda esinlenme serbestisini aşacak ve baskın unsur oluşturacak niteliklere rastlanmadığı tespitlerine ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirilmiştir.
Bilirkişiler ...,,... ve ...tarafından ibraz edilen 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; olay örgüsü ve serimi açışından davalı kitabının başında 'Bu hikaye gerçek hadiselere dayanarak kurgulanmıştır ve hikayenin ana konusunun oluşturan olaylar anlatıldığı kaynaklardan olduğu gibi aktarılmıştır” ibaresinin olduğu; kitapta iki ayrı hikayenin iç içe işlendiği; birinci öykünün yazarın girişteki ibaresinden de anlaşılacağı gibi kitabın ana konusu ve gerçek bir hikaye olarak tanımladığı anlatının karakterleri, karakter adları, çatışmaları, işlevleri ve de olay örgüsü açısından ...
Tarihli... gazetesindeki...'in orijinal mektubu çerçevesinde bire bir işlendiği; bu hikayeye yazar kendi hususiyeti olarak bütün bunları tezgahlayanın ...destekleyen ... olduğu şeklindeki kurguyla desteklediği.
İkinci hikayeyi oluşturan polisiye boyutundaysa ... adlı eski bir asker üzerinden olayı klasik bir polisiye kurgusuna oturtarak işlediği; davacı eserinin değerlendirilmesinde ise yine davalı eser gibi iki farklı eksende işlendiği, birincisinin ...'unda gelişen iki ayrı olay üzerinden İngiliz ... öldürülmesi ve ...'in çalınması olayı olduğu, ikincisinin de klasik polisiye şablonu üzerine başarılı bir zabit olan ...'nın bu üç olayı çözme yolculuğu olarak işlediği;
senaryonun ana kurulumu açısından her iki eserin yapı olarak senaryo kurulumlarının, kahramanın motivasyonu, yardımcıları, mentörü, katarsisi (arınmaları) ve çatışmalarının farklı olduğu, konuları ve temaları açısından her iki eserin konu ve temalarının benzer olmadığı, konu bakımından davacı eserde yabancı mihrakların ...'da düzenlediği bir cadı olayının aydınlatılması iken davalı eserde ise ... bir cesetle yer değiştirmesinin yarattığı skandalı, ...'u ele geçirmiş ...tarafından kullanılması ve Boris'in karanlık işlerinin aydınlatılması şeklinde olduğu,
tema olarak ise davacı eserde ...'nın tezgahlara gelemeyeceği Davalı eserdeyse eninde sonunda adaletin tecelli edeceği şeklinde işlendiği, karakterler açısından yapılan değerlendirilmede.
Her iki esere hususiyet katan olay örgüsü, karakterler, karakterlerin özellikleri ve anlatı içindeki işlevleri ve karakterlerin birbirle ilişkilerinin farklı olduğu; sonuç olarak dava konusu eserlerin benzer olmadığı, Davacının iddia ettiği benzerliklerin her iki esere de hususiyet katan özellikte olmayan klasik polisiye filmlerinde olan detaylar olduğu bu nedenle bir intihalin söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşıldığı,
hak ihlali yönünden yapılan değerlendirmede ise teknik değerlendirme kapsamında yapılan tespitler ve dosya kapsamında sunulan deliller dikkate alındığında davalı “...” adlı televizyon dizisiyle davacı "..." adlı eser arasında FSEK anlamında herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nun 272.maddesinde "Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez.
Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir. Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir.
Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin ispatı için, yemin teklif edilemez. Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir.
Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, "..." isimli kitabın 5846 sayılı FSEK'nun 2.maddesi kapsamında kanun korumasından yararlanan eser vasfında olduğu, bu eserin sahibinin davacı olduğu, davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde davalıya ait televizyon kanalında yayınlanan "..." isimli dizi filmin kendisine ait "..." isimli kitap ve senaryodan intihal yapılarak oluşturulduğunun beyan edilerek tecavüzün tespiti, meni ve refi talepli bu davanın açıldığı, mahkememizin 2014/226 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda verilen 09/05/2017 tarih, 2014/226 Esas ve 2017/67 Karar sayılı kararın taraflarca istinaf edildiği,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2021 tarih, 2020/302 Esas ve 2021/688 Karar sayılı ilamıyla mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın mahkememizin bu esas numarasını aldığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/302 Esas ve 2021/688 Karar sayılı ilamından sonra dosyada iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporlarının bir biriyle uyumlu oldukları, raporlar arasında bir çelişkinin bulunmadığı, raporlarda davacıya ait "..." isimli eser ile davalıya ait televizyon kanalında yayınlanan "..." isimli dizi filmin;
hikayeleri, olay örgüleri, konuları ve karakterleri yönünden karşılaştırıldığı, "..." isimli eser ile "..." isimli dizi filmin belirli bir tarihi dönemi esas aldıkları ve polisiye türünde oldukları, raporlarda davacıya ait "..." isimli eser ile "..." isimli dizi filmindeki benzerliklerin belirli bir tarihi dönemi esas alan eserler ve polisiye türündeki eserlerde kullanılan unsurlar olduğunun bu nedenle bu benzerliklerin tek başına hususiyet oluşturan unsurlar olmadığının,
"..." isimli eser ile "..." isimli dizi filmin tüm unsurlarıyla bir bütün olarak karşılaştırıldığında davacıya ait eserin bütünündeki hususiyetin baskın unsur oluşturacak şekilde "..." isimli dizi filminde kullanılmadığının, hak ihlalinin bulunmadığının tespit edildiği, raporların denetime elverişli ve yeterli olduğu, mahkememizce hükme esas alındığı, raporlar doğrultusunda davacıya ait eser ile davaya konu dizi filmdeki benzerliklerin, belirli bir tarihi dönemi esas alan eserler ile polisiye türündeki eserlerde kullanılan unsurlar olduğu, bu nedenle bu benzerliklerin her iki eser yönünden de tek başına hususiyet katan nitelikte olmadığı,
davacıya ait eserin bütünündeki hususiyetin, davaya konu dizi filmde esinlenme serbestisini aşacak ve baskın unsur oluşturacak nitelikte kullanılmadığının, bulunmadığının ve davalı tarafça yapılmış hak ihlalinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacı vekilince sunulan son bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde son bilirkişi heyetinde bulunan bilirkişi ...'ün davalı ile çeşitli iş birlikleri, bağı ve menfaat ilişkisi bulunduğu,
bilirkişinin reddi sebeplerinin oluştuğu, bu bilirkişi tarafından düzenlenen raporun esas alınamayacağı beyan edilerek bilirkişinin reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde iddiaları yönünden belirtilen eserlerin ve yapımların rapor tarihinden önce olduğu, sunulan delillerden rapor tarihinde bilirkişinin davalıyla çalışmasının bulunmadığı, davacı tarafça reddi istenen bilirkişinin öz geçmişine ilişkin bilgilerin internet üzerinden edinildiği,
son bilirkişi heyeti oluşturulduğunda itirazlarının bulunması halinde verilen iki haftalık kesin süre içerisinde bildirilmesi hususunda ara karar oluşturularak bilirkişilerin isimlerinin taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı tarafça 6100 sayılı HMK'nun 272/3 maddesinde düzenlenen sürede ret talebinde bulunulmadığı bu nedenle davacı vekilinin süresinde de olmayan talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · e-imza Hakim · e-imza
İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/384, K. 2024/41, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama