KÜNYE
T.C. İstanbul 4.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2023
- Esas no
- 2021/73 Esas
- Karar no
- 2023/79
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 12/09/2018
Karar Metni
3.034 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın herkes tarafından sevilen ve beğenilen bir ses sanatçısı olduğunu, davalı şirketin ise tüketim piyasasında "..." markası ile tanınan gıda ürününün imalatçısı, satıcısı ve tek yetkilisi olduğunu, davalı şirketin ses, müzik ve bestesi müvekkil ses sanatçısı ...'a ait olan ve daha önce tüm telif hakları 2013 yılında çıkarmış olduğu ... albümünde yayınlanarak ...'da kayıtlı bulunan "..." isimli sanat eseri niteliğindeki müziğinin,
davalı tarafından müvekkilden izinsiz olarak ve ayrıca sözleri değiştirilmek suretiyle "... - ..." isimli reklam filminde sözlerinin kullanıldığını ve yayınlandığını işbu eser ayrıca kamuoyunda ... - ... ismi ile tanınmakta olduğunu, FSEK 11. maddesinde yazılı karine de eser sahibinin müvekkili olduğunu davalı şirketin sahibi olduğu “...” markasının reklam filminin, öncelikle sanal ortamda yayınlanmaya başladığını ve sonraki günlerde diğer tüm görsel/işitsel medya üzerinden izinsiz olarak umuma arz edildiğini, müvekkilin telif haklarına yönelik işbu ihlalin tespitine müteakiben,
dava konusu ihlallerin durdurulması ile tazminat haklarının saklı kaldığına dair ...
41. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini davalı şirkete tebliğ ettikleri halde davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı kullanıma devam edildiğini, hatta söz konusu reklam filminin davalı şirkete ait internet sitesinde yayınlanmaya dahi devam ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin bağlı bulunduğu ...'a müracaat ettiklerini, yapılan inceleme neticesinde müvekkiline ait ... isimli müzik eserinin müziğinin ... isimli reklam filminde kullanıldığını belirtmişler her iki eserin makamları farklı olmakla birlikte ezgilerinin birbirine benzetildiği...” tespit ve kararına vardıklarını belirttiklerini,
müvekkilden izinsiz olarak hazırlanmak suretiyle yayına sokulan reklam filmi ile müvekkilin FSEK. m, 14, vd. düzenlenen işleme, çoğaltma, yayma, temsil gibi mali hakları ile kamuya arz ve adın belirtilmesi gibi manevi hakları açıkça ihlal edildiğini, keza müvekkilin hak sahibi olduğu “...” isimli özgün nitelikteki sanat eserini değiştirmek, kopyalamak, küçültülmek, kırpmak vb, suretlerdeki uygulamalar ile izinsiz ve isimsiz olarak yayınlanması,
müvekkilin manevi huzurunu bozduğunu bu konuda büyük üzüntü duymasına ve ayrıca bu eser üzerindeki ticari anlaşmaların olumsuz yönde sonuçlarmasına neden olduğunu, dolayısıyla ekonomik kayıplarını da beraberinde getirdiğini, reklam filminin ramazan bayramından bir kaç gün önce ve yaz döneminde umuma arz edilmiş olmasıyla davalı şirketin fahiş tutarda ve haksız bir şekilde zenginleşmesine neden olduğunu, müvekkilin eser üzerindeki mali hakları davalı şirketin ağır kusur ve/veya kastı ile açıkça ihlal edildiğini,
davalı şirket tarafından işbu reklam filmi nedeniyle elde edilen karın şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68.maddesi uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin üç katı oranında tazminata karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 70.maddesi uyarınca şahsiyet manevi haklarına tecavüz edilen müvekkilinin uğradığı manevi zarara karşılık 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte
davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu reklam filmi için ... Ltd.
Şti unvanlı reklam ajansıyla anlaştıklarını, reklamda kullanılan müziğin, başka bir eser sahibinin telif haklarını ihlal edip etmediği hususunun müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, anlaşmaya göre reklamda kullanılan müzik ilk defa kullanılacak ... yeni bir müzik olacağını, müvekkilinin bu konuda herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, fakat işbu davanın aleyhe sonuçlanması halinde, reklamı yapan ajansa rücu haklarının bulunduğunu, söz komusu müziği içeren versiyonların, TV kanallarında ve dijital ortamda çok kısa bir süre ve çok az sayıda yayınlandığı ihtarnameden sonra ise herhangi bir hukuki ihtilafa neden olmamak adına,
sorumlu davranılarak, ilgili yayınlar durdurulduğunu ve yukarıda bahsi geçen söz konusu müziği içermeyen diğer 3 versiyon ile devam edildiğini, radyolarda yayınlanan “maraşım” single'ı ise, yeni bir müzik kullanılarak hazırlanan başka bir single olduğu,
ilgili eser ile reklam filminde kultanılan müzik aynı benzer olmadığını, davacının telif hakları ihlal edilmediğini tek taraflı olmakla birlikte dosyaya ibraz edilen ... raporunda dahi her iki eserin makamlarının farklı olduğunu, sadece birbirlerine benzetildiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, ayrıca ilgili reklamlarda söz konusu müziğin kullanılmasının şirketin karına herhangi bir katkısı olmadığını, öncelikle açılmış davanın ...
Limited Şirketine ihbar edilmesini, davacının tedbir de dahil tüm taleplerinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya müdahil olmak istemediklerini, ancak işbu dava tarafımıza ihbar edildiğini ve eser sahibi müvekkil şirket olması nedeniyle beyanda bulunduklarını, dava konusu eserin müvekkili olan ... Ltd.
Şti tarafından meydana getirilmiş olan orijinal bir müzik eseri olduğunu, müvekkil şirket bugüne kadar sayısız eser yarattığını, sektörde ileri gelen bir şirket olduğunu, dava konusu müvekkile ait eserin ne başkaca bir müzik eserinden ne de davacının iddia ettiği gibi davacıya ait olan dava konusu eserden işleme suretiyle meydana getirilmiş bir eser olmadığını, hatta davacının değiştirilme iddialarının aksine iki eser arasında esinlenme dahi bulunmadığını,
ancak hem müvekkil tarafından davalı şirket reklamları için meydana getirilen hem de davacıya ait eser yöresel motifler içeren bir türkü olduğu ve yöresel türkülerin birbirine benzemesinin normal olduğunu, bu tip müzik eserlerine “Yöresel” niteliğini kazandıran en önemli hususun türkünün o bölgenin, yörenin nesillerdir süre gelen, kulaktan kulağa geçen benzer ezgilerini barındırması olduğunu, ezgilerdeki, motiflerdeki,
kullanılan enstrümanlardaki benzerlik zaten eserleri ... haline getirdiğini gerek "..." eseri gerekse müvekkil şirketçe davalı şirket için oluşturulan single ... yöresine ait ezgi ve motifleri barındıran türküler olduğunu ve bu nedenle benzeşmeleri gayet normal olduğunu, bu bağlamda hukuka aykırı ve hiçbir yasal dayanağı bulunmayan işbu davanın reddini talep etmiştir.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 24/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... reklan müziği ... müziğine benzerliği dikkat çekmektedir. Davacı ... ın ... eseri 2013 de bir müzik şirketinden piyasaya çıkmış çeşitli müzik ve meslek kuruluşlarında ... a ait olduğunun kayıt altına alındığı görülmüştür. Davalı taraf Yöresel müziklerin benzerliği konusunda beyanda bulunmuş ancak ... müziğin benzerinin örneğini kanıt olarak sunmamıştır. ... eserin internet ortamında televizyon kanallarında ... -... isimli reklam müziğinden daha önceki tarihlerde yayınlandığından hareketle davacının davasında haklı olduğu, Davacı tarafın eser üzerindeki mali ve manevi haklarının ihlal edildiği görüş ve kanaatlerini bildirilmişlerdir.
Mahkememize sunulan 19/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Davalı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, raporur mali değerlendirmeler bölümünde görüleceği üzere, dava konusu ... ... reklam müziğinin, Davalı firmanın mali kayıtlarından reklamın kazanca etkisinin tespitinin yapılamadığı ve söz konusu reklamdan kaynaklanan, davacının muhtemel zararının tespitinin yapılamadığı, Teknik açıdan tekraren ele alınan dava dosyasında, kök raporumuzdaki görüşümüzü koruduğumuz görüş ve kanaatlerini bildirilmişlerdir.
Mahkememize sunulan 10/02/2021 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle ; Ek rapora konu inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava konusu ... ... reklam filmi için müzekkere yazılan Tv Gruplarından gelen CD içerisinde reklam filminin farklı saniyelerde hazırlanmış versiyonları bulunduğu reklam filminin hangi tv kanallarında, hangi tarihlerde, hangi programlarda ve hangi yayın kuşağında ne kadar süre yayınlandığını gösterir gerçekleşen yayın raporunun - bulunmadığı ve bundan dolayı reklam - yayınlarının - tespitinin yapılamadığı görüş ve kanaatini bildirmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İşbu dava Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini uyarınca açılmış davadır. Eser Vasfı Yönünden Yapılan Değerlendirme
Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün “eser” niteliği taşıyıp taşımadığı re’sen araştırılmalıdır. FSEK’in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün “sahibinin hususiyetini taşıması”, ikincisi ise “kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması”dır.
Doktrinde, bu unsurlardan ilkine “sübjektif unsur” veya “esasa ilişkin şart”, ikincisine ise “objektif unsur” veya “şekle ilişkin şart” denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin “hususiyetini” taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır.
Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer (HİRCSH, E. E. (1948). Fikrî ve Sinaî Haklar. Ankara Basımevı.
1948, s.130. ARSLANLI, H. (1954). Fikri Hukuk Dersleri II, s.13. ) Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK’te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK’te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir.
Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır. (ERDİL, E., (2009), Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Şerhi (3. bs.), İstanbul: Vedat Kitapçılık, s.21.) FSEK’te sayılan eser çeşitleri; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işlenme ve derlemelerdir.
Bilindiği üzere dil ve yazı ile ifade olunan eserler geniş bir fikir alanını kapsarlar. Bu eserler, hikaye, roman, şiir, skeç ve tiyatro oyunları gibi dramatik eserleri ile bilimsel konferansları, araştırmaları, monografileri, siyasi nutukları, eğlendirici sohbet tarzında konuşmaları, çocuk hikayelerini ve benzerlerini kapsar (1886 tarihli Bern Sözleşmesi Md. 2/I).
Bu tür fikir ve sanat ürünlerinin ilim ve edebiyat eseri sayılabilmesi için, onların mutlaka yazı ile tespit edilmiş olmaları gerekmez, başka bir ifade ile duygu ve düşünceleri ifade için kullanılan araç veya olanağın hiçbir önemi yoktur. Bu araç veya olanak yazı, çizgi, rakam, formül veya söz olabilir. Örneğin şifahen söylenmiş bir şiir, hikaye, masal da hususiyet taşıyorsa, kamuya sunulduğu andan itibaren eser olarak korunur.
Yine dil ve yazı ile ifade olunan eserlerde konunun mutlaka bilimsel veya edebi olması da şart değildir. Siyasal, sosyal ve dinsel düşünce ve fikirler de ilim ve edebiyat eseri sayılırlar. Yine kullanılan dilin yabancı veya ölü bir dil oluşu da önem taşımaz. Ayrıca bunların yapıldığı mekanın önemi de yoktur. Dil ve yazı ile ifade olunan eserlerin korunabilmesi için hususiyet taşımaları gerekir.
Davalı taraf ...
Lit.Şti davacının kendisine ait olduğunu belirtiği ... isimli eserin yöresel motifler içeren bir türkü olduğu ve yöresel türkülerin birbirine benzemesinin dağal olduğunu ... yöresinin motifleri olarak her iki eserin birbirine benzeşmelerinin normal olduğunu belirtmiş ise de, bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme de, halk müziğinde kültürel etkileşim nedeniyle yöresel motiflerin benzerlik gösterdiği ayrıca aynı ezginin farklı versiyonlarında ...'nun farklı bölgelerinde, benzer nitelikteki eserlerle bazen söz bakımından,
bazen ezgi olarak karşılaşmanın mümkün olabileceği ancak davalının yöresel müzik olarak belirttiği ... isimli eserinin anonim nitelikte bir eser olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı dolayısı ile davacı eseri incelendiğinde davacının hususiyetini taşıdığı görülmektedir.
Dava konusu olan davacı ...'ın ... eseri ve ...- ... isimli reklam müziği ve her iki eserin notası, ritmi ve ezgisinin incelenmesi, karşılaştırılması ve her iki eser arsındaki benzerlik ve farklılıkların teknik bilirkişilerce tespiti sonucunda; her iki eserde aynı notaların kullanılmış olduğu, birbirine benzediği, her iki eserin ritmik yapısının 4/4 olup her iki eserinde aynı ritimde olduğu, her iki eserinde donanımlarında aynı müzik işaretleri (si bemol ve mi bemol ) barındırdığı, yine her iki eserin karar sesinin ... notası olduğu, eserlerin donanımındaki müzik işaretleri ve karar sesi müziğin ana temasını belirlediği için her iki eserin müziklerinin birbirine benzer nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
Eser Hakkına Tecavüz iddiasının Değerlendirilmesi
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinin (a) bendinde yapılan tanıma göre eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ” ifade eder.
Buna göre bir fikir ve sanat eseri iki unsurdan oluşmaktadır: objektif unsur ve sübjektif unsur Objektif unsur, eserin FSEK'te belirtilen eser türlerinden birine dahil olması; sübjektif unsur ise meydana getirilen ürünün eser sahibinin hususiyetini taşımasıdır (ATEŞ, Mustafa, Fikri Hukukta Eser, Ankara, 2007, s. 28-9). Objektif unsur yönünden Kanunda 4 müstakil eser türü sayılmıştır.
Bunlar; ilim ve edebiyat eserleri (FSEK m.2), musiki eserleri (FSEK m.3), güzel sanat eserleri (FSEK m.4) ve sinema eserlerdir (FSEK m.5). Kanunda eser türleri açısından yapılar bu sayım sınırlı sayt ilkesine tabidir (ATEŞ, a.g.e., s. 120).
Yukarıdaki teknik inceleme ile davacı tarafın ... isimli eser üzerinde FSEK kapsamında eser hakkı olduğu, mali ve manevi haklarının korunması gerektiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede FSEK kapsamında mali haklar; işleme hakkı (FSEK m.21), çoğaltma hakkı (FSEK m. 22), yayma hakkı (FSEK m. 23), temsil hakkı (FSEK m. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkıdır (FSEK m. 25). Manevi haklar ise umuma arz hakkı (FSEK m. 14), eser sahibi olarak adın belirtilmesi hakkı (FSEKm. 15), eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı (FSEK m, 16), eserin orijinaline ulaşma hakkı (FSEK m. 17) olarak sıralanmaktadır.
FSEK mm.6'da “İşlenmeter ve Derlemeler” başlığı altında bir sayım yapılmıştır. İşlenme ve derlemeler ayrı bir eser türü oluşturmamaktadır; bunlar FSEK m.2-5'te düzenlenen eserlerin türevi niteliğindedir (ATEŞ, a.g.e., s. 121). İşlenme eser, diğer bir eserden istifade suretiyle meydana getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat eserlerini ifade eder (FSEK m.1/B-c).
İşlenme ve derlemeler, daha önce var olanı bir eserden istifade edilerek meydana getirilmektedir. Bunların yeni bir eser olarak kabul edilerek FSEK hükümleri kapsamında korunabilmesi için bir düşünce yaratıcılığı sonucu meydana getirilmiş olmaları gerekir. Başka bir deyişle onları işleyenin/derleyenin hususiyetini taşımaları getekir.
Dava konusu olan “...” adlı yapım yukarıdaki teknik değerlendirmeye bağlı kalarak davacı eserinin hususiyetini taşıdığı ve müstakil bir eser olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki görüş ile bağlı kalınarak, izin alınmadan gerçekleştirilen single davacının işleme hakkının ihlali nitetiğinde olduğu ve eylemin eser hakkına tecavüz oluşturduğu kanaati oluşmuştur.
Ayrıca davacı taraf FSEK 70 gereğince kamuya az ve adın belirtilmesi haklarının ihlal edildiğini iddia ederek tazminat talep etmiştir. Umuma arz sahibi tarafından veya onun onayı ile ülkenin tümünde veya sadece bir bölgesinde fçüncü kişiler çevresinde aleniyete kavuşturulması, herhangi bir şekilde tanıtılması ya da hakkında bilgi verilmesidir.
Umuma arz hakkının bir defa kamuya sunulmak ile tükenip tükenmediği yönünde tartışmalar olsa da, Yüksek Mahkeme kararları dikkate alındığında manevi hakların tükenme ilkesine tabii olmadığı, yine manevi hakların devredilmezliği ilkesine tabii olduğu şeklindedir.
Somut uyuşmazlık açısından davacı tarafa ait umuma arz hakkının ihlal edildiği kanaati oluşmuş olup, bu kapsamda davacı tarafın FSEK 70 ve FSEK 68 anlamında tazminat talep etme hakkı bulunmaktır.
Davacı ...'ın ... isimli eserinin 2013 de bir müzik şirketinden piyasaya çıkmış olduğu, çeşitli müzik ve meslek kuruluşlarında ...'a ait olduğunun kayıt altına alındığı, ... isimli eserin internet ortamında televizyon kanallarında ... - ... isimli reklam müziğinden daha önceki tarihlerde yayınlandığı ve birbirine benzer olan her iki eserlerde ilk kayıt tarihinin dikkate alınması gerektiği, davaya konu olan eserin bedeline ilişkin dosyada taraflar arasında yapılmış bir sözleşme bulunmadığı gibi davacıya ait eserin kullanımına ilişkin sözlü bir ifadeye ve izine de rastlanmadığı,
davaya konu eserin özelliği, sektörel piyasa rayiçleri ve eserin değer ölçüleri, kullanılan mecra, ticari amaçlı kullanım, eser sahibinin tanınmışlığı da dikkate alındığında davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının 1.000,00 TL ( Bin TL) olması gerektiği ve FSEK 68 çerçevesinde 3 katı tazminat hususunun dava konusu olayda gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında yayın kuruluşlarından gelen müzekkere cevaplarında yer alan dosyaya mübrez evrak ve cd üzerinde yapılan inceleme neticesinde davaya konu olan “...-...” isimli reklam filminin 11, 12, 21 ve 40 saniyelik versiyonlarının 08.06.2018-26.06.2018 tarihleri arasında ... televizyon kanalında öncelikli olarak 40 saniyelik onlarının daha sonra da sırasıyla ... saniyelik versiyonlarının yayınlandığı ancak davalı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, dava konusu ... ... reklam müziğinin,
davalı firmanın mali kayıtlarından reklamın kazanca etkisinin tespitinin yapılamadığı ve söz konusu reklamdan kaynaklanan, davacının muhtemel zararının tespitinin yapılamadığı, dolayısı ile yukarıda belirtildiği üzere davacının tazminat talebinin FSEK md. 68 kapsamında değerlendirilebileceği sonucuna varılmış, tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde davanın kısmen kabul kısmen reddi cihetine gidilerek,
davalının davacıya ait eseri izinsiz kullanımı nedeni ile mali ve manevi haklarına tecavüzün menine, FSEK madde 68 uyarınca tespit edilen 1.000,00 TL tutarın takdiren üç katı oranındaki 3.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, FSEK 70 gereğince kamuya az ve adın belirtilmesi haklarının ihlal edildiği gözetilerek 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan ref talepleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına, kar'a ilişkin 1.000,00 TL'lik tazminata ilişkin talebin reddine, davalı eylemi aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden, hüküm özetinin kararın kesinleşmesine müteakip Türkiye de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/73, K. 2023/79, 21 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama