KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Esas no
- 2022/189
- Karar no
- 2025/30
- Dava
- Marka (Maddi Tazminat İstemli
- Dava tarihi
- 17/12/2021
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... şirketi Şirketinin tam bölünmesi neticesinde, davalı ... A.Ş'ne devredilen ''...'' ve ''...'' ibareli markaların, davalı yanca kendi orjinal markası oluşturulup tescil ettirildikten sonra kullanılmamasının taahhüt edildiğini, bunun ek taahhütname ile hüküm altına alındığını, ancak bu taahhüte rağmen ''...'' ibareli markanın kullanıldığını, ayrıca davalının kullanmamayı taahhüt ettiği markalarla benzer markalar oluşturarak bunları tescil ettirdiğini, bu markaların taahhüt konusu markalarla iltibas oluşturduğunu beyan ederek, belirtilen markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisizlik, görevsizlik, dava şartı yokluğu (arabuluculuk), zamanaşımı ve husumet yokluğundan esasa girilmeden reddini talep ettiklerini, davacı tarafından tescil edilmeyen ve kullanımında olmayan ünvan ve markaların kullanımına yönelik talep edilen tedbir talebinin, yargılamaya muhtaç ve somut bilgi ve belgelere dayanmayan bir talep olduğundan , müvekkilleri ticari faaliyetlerinde ve itibarında zarara yol açacağından reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasını, talep etmiştir.
06.03.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; davanın tarafları arasında yapılmış olan sözleşmenin 2.2 maddesinde belirtilen varlık ve öz kaynaklar listesinde marka değerleri ayrıntısı ile görünmediğini, markaların kullanımına ilişkin olarak da bu sözleşmede bir düzenleme bulunmadığını, taraflar arasındaki Taahhütname’nin, şekli anlamda geçerli olup, imza eden taraflar bakımından bağlayıcı olduğunu, dava tarafları arasında birlikte kullanımın terk edilmesi şartının gerçekleştiği ve dolayısıyla da lisans süresinin dolduğu sonucuna varıldığını,
süresi dolan lisans hakkına rağmen markanın kullanımına devam edilmesinin markaya tecavüz teşkil edeceğini, dava konusu sözleşmede belirtili markalardan ‘...’ markası ve ‘...’ markası ile davalı adına kayıtlı tescilli markaların, fonetik ve işitsel benzerlik sağladığını, sınıfların ...
Sınıftan benzerlik gösterdiğini, ortalama tüketici nezdinde doğrudan iltibasa sebebiyet verebileceği kanaati ile, süresi Markaları Kullanmayı Bırakmasının gerektiği kanaati ile 6769 S.K. kapsamında marka tecavüzü teşkil ettiği, yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
11/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalı markalarının dava konusu markalarla aynı sınıfta kullanıldığını, ...sınıf esaslı markalarda ortalama tüketicinin ürün bazında belirlenmeyeceği ve davalının özel bir ürün gamında çalıştığına ya da özel tüketicileri olduğun dair bir delil de sunmadığını, tecavüzün varlığı konusundaki kök raporda değişiklik olmadığını, davacıya ait olan ticari defterlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu görülmüş, sahipleri lehine Yüce Mahkemenin takdirinde olmak üzere takdiri delil niteliğine haiz olduğunu,
Yüce Mahkemece davalının Helal ve Tayyib Sertifikasını ekim itibariyle kullanabiliyor olması göz önüne alınarak Bölünme Sözleşmesi ile kullanım hakkını devraldığı ve taahhütname ile (kendi adına marka tescil ettirilip diğer yasal işlemlerin tamamlanıp kullanılır hale gelene dek) kullanım hakkının sınırlandığı ‘’millen’’markalı satışlar üzerinden tazminat hesaplanması kanaati halinde talep edilebilecek tazminat miktarının 36.594,02-TL olabileceği davalının kendi adına tescil ettirdiği ‘’millzyme’’, ‘’millkat’’,
‘’millvit’’ markalarının davacı markasına iltibas oluşturması ve bu nedenle tazminat hesaplanması gerektiğini takdir etmesi hakinde talep edilebilecek tazminat miktarının 2020 yılı için 215.705,23-TL, 2021 yılı için 4.651.224,21, 2022 yılı için 5.839.162,00 olabileceğini, sair hususlarda kök rapordaki görüşün muhafaza edildiği, Sonuç ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
22/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının dava dilekçesi ile talep ettiği aşağıda belirtilmiş olan ‘...’ markalarının davalı adına tescilli olduğu ve markaların her biri açısından hükümsüzlük koşulları oluştuğunu,- 69.606,79- ‘...’ ana unsur olarak türevleri olan:‘...’ lehine yeni marka tescilleri sağladığını, tescil tarihlerinin aynı tarihte 21.08.2020 tarihinde yapıldığını, iş bu tarihte ... ve ... markalarından (tescil yılı 2017) haberdar olduğu görüldüğünü, ayrıca dava açılış tarihinin 2021 yılı sonu olduğu dikkate alındığında,
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesinin 6. fıkrasında hükümsüzlük talebinde bulunmak için hak düşürücü süre olan 5 yıllık süre dikkate alındığında, davanın açıldığı tarih itibarıyla da zamanaşımı açısından da süresinde açıldığı görüldüğünden, davalı adına tescilli her bir marka adına hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, haksız rekabet bakımından ileri sürülen iddialar incelendiğinde kök raporumuzdaki görüşlerimizde değişikliği gerektirecek bir hususun bulunmadığını ,Sayın Mahkemece davalının Helal ve Tayyib sertifika tarihi olan 04.10.2021 tarihinin baz alınması gerektiği kanaatinin oluşması halinde talep edilecek tazminat miktarının.
166.336,44 x %22 = 36.594,02 TL olabileceğini, Sayın Mahkemece davalının ... sertifika tarihi olan 01.12.2021 tarihinin baz alınması gerektiği kanaatinin oluşması halinde talep edilecek tazminat miktarının;69.606,79 x %22 = 15.313,49 TL olabileceği görüldüğünü, davalı adına tescilli markaların iltibas oluşturması nedeniyle talep edilecek tazminat miktarının hesabında 2020 yılının hesaplama dışı bırakılmasının takdir edilmesi halinde.
2021 yılı için 21.141.928,21 % 22 = 4.651.224,21 2022 yılı için 34.348.011,80 % 17 = 5.839.162,00 olabileceği Sonuç ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunduğu 03/02/2025 tarihli dilekçe ile açmış oldukları davadan feragat ettiklerinin, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 03/02/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğunun görüldüğü anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/189, K. 2025/30, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama