KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/238 ESAS
- Karar no
- 2024/221
- Dava
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/12/2022
Karar Metni
2.681 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketlerden ..., 'in kurucusunun ve tek ortağının ve ...
Şirketi'nin kurucusunun ve büyük hisseli ortağının ... olduğunu, ... 'nun 1994 yılından itibaren ...'de pnömatik, manuel çelik, manuel plastik, dağıtıcı, çemberleme makine ve aletleri ile yedek parça üretiminde ticari faaliyete başladığını, 2015 yılında ...'de ...'dan ... firmasını kurduğunu, kısa sürede başarılı olduğunu, resmi bir ziyaret için ...'ye gelen Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı'nın ...'nu Türkiye'ye davet ettiğini, bunun üzerine müvekkili şahsın Türkiye'de yatırım yapmaya karar verdiğini, bu kapsamda ortağı olduğu diğer müvekkili şirket ...
Şirketi üzerinden ... organize bölgesinde fabrika kurduğunu, ...'deki üretim faaliyetlerinin önemli bir kısmını diğer müvekkili ... üzerinden yürütmeye başladığını, müvekkili şirketin her ikisinin de 2017 yılından itibaren "..." markalarını hem Türkiye'de hem ürünleri hem de pazarlama ve satış faaliyetlerinde markasal olarak kullandığını, hükümsüzlük davasına konu marka davalı şirket tarafından ... sınıflarda başvurusu yapılan 26/11/2018 başvuru ve 23/05/2019 tescil tarihli "... " ibareli ... başvuru nolu marka olduğunu,
davalı şirketin bu markayı dayanak göstererek WIPO nezdinde Madrid sistemiyle Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EM) ve Amerika Birleşik Devletlerinde uluslararası başvuruda bulunuğunu, müvekkili şirketlerin Türkiye'deki müşterilerinden birinin de davalı şirket olduğunu, müvekkili ...'in markasının uluslararası tanınmışlığından yararlanmak için müvekkili şirketin Türkiye'de marka başvurusunun bulunmamasından istifadeyle davaya konu marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket sahibine sormasının ardından davalı şirket sahibinin "başkası almasın diye, sizin için aldık, sana devredeceğiz,
siz de kullanın biz de kullanalım" şeklinde cevap verdiğini, davalı şirketin "... " alan adının da 20/09/2022 tarihinde başvurusunda bulunduğunu, niyetinin tam anlamıyla kötü olduğunu, müvekkilin ticaret unvanı ve tescilsiz ticari markasını "..." şeklinde tescil ettirmesi , taraflar arasında ticari ilişki olmasına rağmen tescil hususunu müvekkilden gizlemesi , markaya dayanarak ...'yi kapsayacak uluslararası başvuruda bulunması, davaya konu markayı 4 yılı aşkın süredir ticaret alanına çıkarmayıp sürelerinin dolmasını beklemesi,
davalı şirketin tescilinin iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığını, davalı şirketin com.tr alan adının belgesiz verilmeye başlanmasından 5 gün sonra "...." olan adının tahsisi için ... 'e başvurduğunu, müvekkili ...'in "..." ve "..." ibarelerini ...'de kullanmasının 90'lı yıllara dayandığını, e posta kayıtları ve diğer kayıtlarının incelenmesinden sonra anlaşılacağını, her iki müvekkili şirketin de " ..." ibaresini Türkiye'de markasal kullanımları dava şirketin marka tescilinden çok önce olduğunu, davaya konu markanın 07,10,22 ve 35 nolu mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiğini,
...'de yerleşik müvekkili şirketin ticaret unvanı " ..." olduğunu, davaya konu markanın müvekkilin ticaret unvanının içerdiğinden ve esaslı unsuru ile birebir aynı olduğunu, doğrudan davanın konusu teşkil etmesi nedeniyle TPMK'da "..." ibareli ... no ile tescilli markanın dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini , müvekkili şirketlerin her ikisinin de aynı Türk vatandaşına ait olması,
şirketlerden birinin ülke sınırları içerisinde olması karşısında MÖHUK 48 kapsamındaki teminattan muaf tutulması gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, TPMK nezdinde davalı şirket adına kayıtlı "..." ibareli ...no ile tescilli markanın müvekkilerinden ...'e devrinin sağlanmasını, bu talebin uygun görülmemesi halinde davalı şirket adına kayıtlı ... no ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini, devir veya hükümsüzlük masrafının davalı şirket tarafından karşılanmak üzere gazetede ilan yaptırılmasına, vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinin davalı şirket üzerine bırakılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının markayı ciddi bir biçimde kullanıldığı düşünülse bile davacının " ... " isimli markasınını tescili için 25/10/2022 tarihinde başvurusunu yaptığını, markasının henüz tescil edilmediğini, davacının tescilli bir marka sahibi olmadığından davayı açma hakkına sahip olmadığını, davacının müvekkile ait markanın hem devrini hem de markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini, davacının öncelikle talebini açıklaması gerektiğini, ... ibaresinin bir marka değil ürün adı olduğunu, müvekkilin ve diğer grup şirketlerinin davaya konu "..." dışında da "..." için kullandığı başka markalarının da var olduğunu,
bunların "...( marka 07/11/2017 tarihinde ... sınıflarda tescil edilmiştir) , ... ( Marka 28/05/2012 tarihinde ... sınıflarında tescil edilmiştir.) , ... ( Marka 01/11/2021 tarihinde... sınıflarında tescil edimiştir.) olduğunu, davaya konu ... markasının temellerinin 2017 yılında atıldığını, müvekkili şirketin ana faaliyet konusu ... olduğundan bu isimle bir marka oluşturmak istediğini, müvekkili markayı bu kapsamda 2017 yılında katalog ve tanıtımlarda kullandığını, ayrıca ... web sitesinde domaini de 20/07/2017'de tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... markasını davacı ile ticareti başlamadan çok önce kullanmaya başladığını,
müvekkilin markayı kötü niyetli bir biçimde kullanmasının söz konusu olmadığını, davacının ne Türkiye'de ne de Amerika'da tescilli bir markasının olmadığını, müvekkilin davacı ile olan ticaretinin 2019 yılında yedek parça ve bazı aparatların alımı ile sınırlı olduğunu, nitekim ne ürünlerin üzerinde , ne faturalarda "..." şeklinde bir marka ve logo olmadığını, ... araması yapıldığında farklı sektörlerden 514 farklı sayıda kayda ulaşıldığını, müvekkili şirketin amacının davacı şirketi taklit etmek olmadığını , böyle olsa idi öncelikle tüketici nezdinde ilk göze çarpan logo ve amblemi kopyalayabileceğini,
markaların görünüşlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı tarafın davaya konu markaya Türkiye'de ciddi bir şekilde kullandığını ispat edemediğini , davanın açıldığı tarihte ... ibareli bir marka tescilli olmadığını, müvekkili şirketin yaklaşık 20 yıldır çemberleme makinelerinin ticareti işiyle uğraştığını, ... kelimesi de çemberleme kelimesinin İngilizce karşılığı olduğundan ve bir markadan ziyade ürün grubunun ismi olduğunu, müvekkil davalı şirket ile ilk ticaretleri başlamadan önce ... uzantılı web sitesi 20/07/2017 yılında ...'a tescil ettirip markayı 2017 yılında katalog ve fuarlarda kullandığını,
davacı önceye dayalı hak sahipliğini ispatlayamadığını, 2018 yılında müvekkile gönderdiği fatura ve evraklarda hiçbir şeklide ... markasını kullanmadığını ve tüm ticaret ... firması ile yürütüldüğünü, davacı ticaret unvanının Türkiye'de tanınmış ve fiilen kullanılan bir unvan olduğunu ispat edemediğini, davanın reddini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle ;Kullanmama def'inin ancak beş yıldır tescilli markalara karşı ileri sürülebilecek bir defi olduğu ve işbu davada uygulanamayacağı, davalının SMK'nın 5/1-c hükmüne göre “...” Markasının “...” açısından ...
Sınıfta bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı yönünde değerlendirme yaptığı, davalının beyan ve kabulünün dikkate alınmasını, davacılardan .... adına ... sayı ile “ ...” şeklinde marka başvurusunda bulunulduğu, davalının 2017 yılında domain almış olmasının bir markanın kullanıldığını tek başına gösteren bir olgu olmadığı,
davalının işbu domaini ticarette ciddi bir şekilde kullandığını kanıtlamadıkça SMK 6/3 kapsamında ileri süremeyeceği, davalının dava açıldıktan sonra internet sitesine “...” sayfasını 21.02.2023 tarihinde eklediğini, ..., Inc'in “...” ibaresini markasal kullanımın en geç 03.02.2016 tarihinde başladığını, davacıların katıldıkları fuarlarda markasal kullanımlarının bulunduğunu,... e-posta adresinin 09.01.2016 tarihinde oluşturulduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle.
Davacının davalı internet sitesindeki ... markası altında satılan yalnızca bir ürünün (manuel çentikleme makinası) ekran görüntüsünü çekerek tüm marka yönünden algı yaratmaya çalıştığı, internet üzerinden yapılan satışlarda ürünlerin ve site ara yüzlerinin sürekli güncellendiği, davalının kimi zaman çentikleme makinesi satarken kimi zamanda şeritleme makinesi satabileceği, söz konusu marka ile her daim çentikleme makinası satmak zorunda olmadığı, davacı tarafın sunduğu faturaların düşük meblağlı olduğu, üç dört adet toplamda 1.000 USD'yi daha bulmayan faturalarla Türkiye'de tanınmış bir marka olduğunu ispat etmesi mümkün olmadığı,
Amerikan menşeili firma tarafından Türk firmaya kesilen faturalar sunulduğuna göre uluslararası yapılan bu ticaretin ithalat evrakları ve navlun sözleşmesi olması gerektiği, faturaların tek başına gerçek bir ithalat yapıldığını teşvik etmediği, bir an için faturaların gerçek olduğu düşünülse bile bu durum ... ibaresinin marka olarak değil; yalnızca şirket unvanı olarak kullanıldığını göstermekte olduğu ve ticaret unvanının Türkiye'de korunabilmesi için Türkiye'de kullanılması veya toplumda belirli bir oranda tanınıyor olması şartı gerektiği, 2021 yılına ait fuar görsellerinin davalı marka başvuru tarihinden sonra olduğu,
davacının "..." şeklindeki e-maili 2016 yılından beri kullanmasının marka kullanımını ispat etmediğini ileri sürmüştür.
Mahkememize sunulan 17/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Davacıların “..." ibaresi üzerinde SMK 6/3.maddesi kapsamında Türkiye'de önceye dayalı ciddi bir kullanımı bulunduğunun ispatlanamadığı ve ... sayılı marka açısından SMK m.6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği, Davacının, davalı marka başvurusunun yapıldığı 26.11.2018 tarihinden önce “...” ticaret unvanı ile Türkiye'de ticari kaynağa işaret eden faaliyetlerinin bulunduğunun ispatlanamadığı, işbu davada ...sayılı marka açısından SMK m.6/6 uyarınca ticaret unvanına dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
Çemberleme sektöründe uzun yılladır faaliyet gösteren ve pek çok yabancı markanın distribütörlüğünü yapan davalının aynı sektörde faaliyet gösteren davacı marka kullanımlarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının taraflar arasında gerçekleşen yazışma ve ticari iş ilişkisi nedeniyle marka başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği ya da en azından bilebilecek durumda olduğu, markanın davalı tarafından ciddi bir bir şekilde kullanıldığı ve markaya ciddi yatırım yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı,
“...” alan adının uzun süre önce kayıt edilmiş olmasına rağmen pasif bir şekilde elde tutulmuş olması nedeniyle... sayılı markanın davalı tarafından engelleme/spekülasyon amacıyla tescil edildiği yönünde kanaat hasıl olduğu, nihai takdir ve değerlendirme sayın mahkemeye ait olmak üzere, işbu davada ... sayılı markanın kötüniyetle başvurulduğunun ispatlandığı ve SMK m.6/9 uyarınca kötüniyete ilişkin hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
Mahkememize sunulan 18/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; davacıların “...” ibaresi üzerinde SMK 6/3.maddesi kapsamında Türkiye'de önceye dayalı ciddi bir kullanımı bulunduğunun ispatlanamadığı ve ... sayılı marka açısından SMK m.6/3 uyarınca önceye dayalı kullanım/gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmediği, davacının, davalı marka başvurusunun yapıldığı 26.11.2018 tarihinden önce “...” ticaret unvanı ile Türkiye'de ticari kaynağa işaret eden faaliyetlerinin bulunduğunun ispatlanamadığı,
işbu davada ... sayılı marka açısından SMK m.6/6 uyarınca ticaret unvanına dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, çemberleme sektöründe uzun yılladır faaliyet gösteren ve pek çok yabancı markanın distribütörlüğünü yapan davalının aynı sektörde faaliyet gösteren davacı marka kullanımlarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının taraflar arasında gerçekleşen yazışma ve ticari iş ilişkisi nedeniyle marka başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği ya da en azından bilebilecek durumda olduğu,
markanın davalı tarafından ciddi bir bir şekilde kullanıldığı ve markaya ciddi yatırım yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı, “...” alan adının uzun süre önce kayıt edilmiş olmasına rağmen pasif bir şekilde elde tutulmuş olması nedeniyle ...sayılı markanın davalı tarafından engelleme/spekülasyon amacıyla tescil edildiği yönünde kanaat hasıl olduğu, nihai takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, işbu davada ... sayılı markanın kötüniyetle başvurulduğunun ispatlandığı ve SMK m.6/9 uyarınca kötüniyete ilişkin hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın, davalı şirket adına kayıtlı ... numara ile tescilli marka yönünden hükümsüzlük şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu görülmüştür.
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru,
marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine,
marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,
benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu,
önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.
Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.
Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.
Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacıların "..." ve "..." ibareleri markaları davalı adına tescilli davaya konu ... numaralı markanın başvuru tarihinden çok önce Türkiye'de kullanmaya başladıklarının, davalı adına tescilli ... numaralı marka yönünden 6769 sayılı SMK'nun 6/3, 6/6 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde davaya konu davalı adına tescilli "... + şekil) ibaresinden oluşan markanın başvuru tarihinin 26/11/2018, tescil tarihinin 23/05/2019 tarihi olduğu,
davalı markasının başvuru ve tescil tarihinden önce davacıların başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş markalarının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nun 6/3 maddesi kapsamında değerlendirildiğinde davacılar vekilince davacıların "..." ve "..." ibareleri markaları davalı adına tescilli davaya konu ... numaralı markanın başvuru tarihinden çok önce kullanmaya başladıklarının beyan ve iddia edildiği, davacıların bu beyan ve iddiaları kapsamında 2016 yılına ait bir kısım faturalar, Türkiye'de davacıların katıldığı belirtilen fuarlara ilişkin görseller ve davalıyla yapıldığı belirtilen e posta yazışmalarının sunulduğu,
davacılar tarafından sunulan fuarlara ilişkin görseller ve e posta yazışmalarının raporlarda da tespit edildiği üzere 2018 yılına ait olduğu, yine raporlarda tespit edildiği üzere bu görsel ve yazışma tarihlerinden önce davalı tarafça markasında bulunan ibarenin kullanıldığı ... isimli alan adının 19/07/2017 tarihinde kayıt ve tescil edildiği, kullanım yönünden alan adının kayıt ve tescil tarihinin daha önce olduğu, davacılar tarafından sunulan 2016 yılına ait olduğu belirtilen faturalar yönünden ise faturaların tek taraflı olarak düzenlenen belgeler olduğu,
kullanımın ispatı için başka delillerle desteklenmesi gerektiği, davacılar tarafından davalı tarafça alan adının kayıt ve tescil edildiği tarihten önce Türkiye'de kullanımın bulunduğuna ilişkin başkaca somut ve yeterli delil sunulmadığı anlaşılmakla 6769 sayılı SMK'nun 6/3 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nun 6/6 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında davacılardan ...Şti 'nin ticaret ünvanında davalı markasında bulunan ibarelerin bulunmadığı, diğer davacı ...
Yönünden ise Türkiye'de tescilli unvanının bulunmadığı, yine yukarıda açıklandığı üzere davacılar tarafından davalıdan önce Türkiye'de kullanımın bulunduğunun somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla 6769 sayılı SMK'nun 6/6 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nun 6/9 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafça Türkiye'de davalıdan önce kullanımının bulunduğunun ispat edilemediği, dosya içerisindeki deliller ve raporlardaki tespitlerden davacı tarafça tanınmış markasının bulunduğunun da ispat edilemediği,
davalı marka başvurusunun ve tescilinin kötüniyetli olduğuna ilişkin marka başvurusundan önce davalı tarafça yapıldığı belirtilen e posta yazışmaları sunulmuş ise de bu e postaların 2018 yılına ait olduğu yukarıda belirtildiği üzere davalı tarafça marka ibaresinin bulunduğu alan adının 19/07/2017 yılında kayıt ve tescil edildiği anlaşılmakla bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafça marka başvurusunun ve tescilinin kötüniyetle yapıldığına ilişkin iddianın davacı tarafça somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/238, K. 2024/221, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama