KÜNYE
T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/156 ESAS
- Karar no
- 2024/250
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 18/08/2023
Karar Metni
1.554 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; müvekkil ...' nun psikoloji mezunu olup klinik psikolji anında yüksek lisansını tamamladığını, halen ...Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görev aldığını, müvekkilin yıllarca almış olduğu eğitim ve sahip olmuş olduğu sertifikalar neticesinde evvelce kurduğu , bir süre sonra faaliyetine son verdiği... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketinde yaşam koçluğu, liderlik eğitimi ve kişisel gelişim alanında eğitimler verdiğini, müvekkili tarafından dava konusu eğitimler tamamen kendisinin hazırladığı materyaller dahilinde hazırlamış olduğu eğitim setleri halinde tüketicilerin hizmetine sunulduğunu ,
davalı yanın da bir dönem müvekkilin öğrencisi olduğunu, bu sebeple de müvekkilin hazırlamış olduğu eğitim setlerini temin edebildiğini, müvekkile instagram üzerinden bir öğrencisinin kendisine ulaşması ve https://... .com.tr adlı siteden müvekkil adına koçluk eğitim adı altında setlerin satıldığını söylemesi üzerine davalı yan tarafından müvekkilin materyallerini ve yine müvekkilin yer aldığı eğitim videoları kullanılmak üzere pazarlanıldığı ve bu durumdan haksız kazanç sağlandığını ,bunun üzerine yine müvekkil tarafından yapılan araştırmalar neticesinde aynı videoların davalı tarafça ....ve ... adlı sitenin motivasyon atölyesi adlı
kanalında yayınlandığının tespit edildiğini, belirtilen siteler üzerinden müvekkilin eserlerinin karşı tarafça pazarlanmaya ve iş bu husus üzerinden gelir elde edilmeye devam edildiğini, davalının müvekkilin uzun yıllardır piyasada bulunan ve tüketici nezdinde kabul görmüş ismi ve hizmetlerini müvekkilin izni dışında kullanmak üzere hizmet sağlamaya çalışarak haksız bir kazanç elde etiğini, davalının tümüyle kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkil açısından daha da büyük zararlar oluşmaması adına tecavüz eylemlerinin bir an önce durdurulması gerektiğini, dava konusu tecavüz eylemleri nedeniyle,
davacı müvekkilin eğitim camiasında oluşturmuş olduğu ismi ve bu kapsamda oluşturmuş olduğu güvenilirliği zedelendiğini, davalının aynı sektörde ve gayet de iyi tanıdığı müvekkilin eser ve hizmetlerini kopyalamak daha doğrusu aynısını kullanmak suretiyle yola çıkmış ve hiçbir bir çaba harcamadan ve ortalama tüketiciyi de açıkça yanıltarak kazanç sağlamaya çalıştığını, müvekkilin haksız kullanım sebebi ile uğramış olduğu fazlaya dair hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.000-TL zararın tahsilini de davalıdan talep ettiğini,
dava konusu eğitim setleri müvekkilin uzun yıllar vermiş olduğu emek ve birikimleri sonucunda oluşturulmuş olup müvekkil bin bir emekle ürettiği eğitim setlerin başkası tarafında pazarlandığını öğrenince hem öğrencileri açısından mahcubiyet yaşamış hem de bunca yılın emeği karşısında duçar kaldığını, müvekkilin maruz kaldığı bu durum karşısında 100.000,00- TL manevi tazminatın FSEK m.70/1 uyarınca davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep ettiğini, dava açılmadan önce davalılar hakkında savcılık nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu ve aynı zamanda tedbir talebinde bulunulduğunu ,
iş bu zamana kadar bir tedbir kararı verilmediği gibi hali hazırda davalılar tarafından satış işlemlerine devam edildiğini, müvekkil açısından daha büyük zararların oluşmaması adına haksız eylemlerin ivedilikle durdurulması gerektiğini, bu itibarla öncelikle haksız rekabet teşkil eden fillerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını dava ve talep ettiği görülmüştür.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle.
Davacının, davada aktif husumetinin bulunup bulunmadığının öncelikle ve re’sen incelenerek karara bağlanması gerektiğini, dava konusu ihtilafa dönüldüğünde; davacının davaya konu etmiş olduğu eğitimler üzerindeki hakları kendisi tarafından ... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketine devredildiğini, müvekkilde bahsi geçen eğitimleri ... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketinden ücreti mukabilinde satın aldığını, dolayısıyla dava konusu eğitimler ile ilgili bir hak iddia edilecekse, bu hakkın davacıya değil, ... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketine ait olduğunu,
dava konusu edilen eserler üzerinde davacının ileri sürebileceği bir hak bulunmayıp varsa bir hak, bu hakkın da dava dışı ... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketi tarafından ileri sürülebileceği gözetilerek davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği siteler üzerinden, müvekkilin davacı yana ait eserleri pazarlamaya ve iş bu husus üzerinden gelir elde ettiğine ilişkin iddiaları gerçeği yansıtmadığını,
daha öncesinde bahsedilen gibi müvekkilin dava konusu eğitimleri ... ünvanlı eğitim danışmanlık şirketinden ücreti mukabilinde satın aldığını ,ancak iş bu eğitimler müvekkil tarafından, davacının bahsettiği gibi setlerin kopyalanarak birebir pazarlama ve iş bu husus üzerinden gelir elde etme amacıyla kullanılmadığını, müvekkil ....tr adlı site üzerinden yaşam koçluğu, kişisel gelişim alanlarında eğitimler verdiğini, bununla birlikte ...ve ... adlı platform üzerinden ''...'' adlı kanalında aynı alanlarda içerik ürettiğini, müvekkil bahsi geçen platformlarda kendisi tarafından bizzat verilen eğitimleri paylaştığını,
müvekkili daha öncesinde eğitim aldığı ve bilgi, tecrübe ve deneyimlerine güvendiği hocası olan davacının birkaç videosunu kendi vermiş olduğu eğitimlerde örnek teşkil etmesi, katkı sağlaması, içeriği aydınlatması amacıyla kullandığını, eser sahibinin fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklarına bazı sınırlamaların getirildiğini, eser üzerinde hak sahibi olanlar dışındaki kişilere de, hak sahibinin izni alınmadan eserden yararlanma serbestileri tanındığını, bu sınırlama veya serbestilerin tanınmasının nedeni, eserin alenileşme ve yayımlama yolu ile kamunun bilgisi dâhiline getirildikten sonra,
eserin toplumun ortak bilim ve kültürünün bir parçası haline gelmesi olduğunu , müvekkil tarafından ...adlı site üzerinden ve ... ve ...adlı platform üzerinden ''...'' adlı kanalında yayınlanan eğitimlerde davacının birkaç videosu eğitimin münderecatını aydınlatmak maksadıyla kullanıldığını, müvekkilin iş bu iktibasının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 35. Maddesinde yer alan iktibas serbestisi kapsamında olduğu tartışmaya mahal vermediğini, müvekkilin davacının tüm eğitim setini kopyalayarak yayınlamadığını, müvekkilin bizzat kendisinin vermiş olduğu eğitimde,
daha önce eğitim almış olduğu kendisini etkileyen ve yol gösteren hocasının birkaç videosunu içeriği aydınlatması, daha iyi anlaşılmasına hizmet etmesi amacıyla kullandığını, davacı tarafın iddialarını hiçbir şekilde kabul etmemek kaydı ile,
müvekkil ile davacı taraf arasındaki uyuşmazlık gözetildiğinde talep edilen 100.000,00 TL’lik manevi tazminat talebinin açık şekilde fahiş oranda fazla olduğunu, söz konusu miktarın kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın menfaat elde etmek amacıyla hareket etmiş olup talep edilen manevi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, haksız davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, aksi kanaat hasıl olursa esastan reddi ile yargılama giderlerinin ve karşı vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle. Davalı tarafından husumet itirazında bulunulduğunu, bu iddianın kabul edilebilir olmadığını, davaya konu eserlerin müvekkilin kendi emeği, bilgi birikimi ile hazırlamış olduğu eğitim setleri olduğunu, iş bu setlerin müvekkilin yetkilisi olmuş olduğu ... ünvanlı firma üzerinden satışa sunulmuş bu eğitim setlerine ilişkin satış hakkı müvekkile ait olup bu sebeple davalı yanın husumet itirazların değerlendirilmeye alınmamasını ,
davalı tarafın cevap dilekçesinde müvekkilinin sosyal medya platformları üzerinden kişisel gelişim üzerine eğitimler verdiğini ve iş bu eğitimlerde müvekkilin birkaç videosunu kendi vermiş olduğu eğitimlerde örnek teşkil etmesi, katkı sağlaması, içeriği aydınlatması amacıyla kullandığını, iş bu kullanımın hukuka uygun olduğunu ve iktibas kuralları içerisinde olduğunu söylemekte ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere;
davalı tarafından müvekkilin eserlerinin müvekkilin adı kullanılarak satışa çıkartılmış, müvekkilin adı ve namı kullanılmak üzere müşteriler açısından yanılgı yaratmak sureti ile haksız kazanç elde edildiğini, davalı, yapılan bu pazarlama tekniğinde başarılı olmuş, hatta müvekkilin öğrencisi iş bu eğitimlerin müvekkil tarafından verildiğini düşünerek programa katılmış sonrasında müvekkile sosyal medya üzerinden iletişim kurarak var olan eğitimleri olağan bedelin altında bir rakam karşılığında temin ettiğini müvekkil bilgisini edindiğini, davalının haksız eyleminin öncesinde iş bu eğitimleri ücreti mukabilinde satın almış olması,
sonrasında bu eğitim setleri çoğaltmak ve sosyal medya üzerinde yayınlamak sureti ile kazanç elde ettiğini, davalı yanın savunmalarının ikrar niteliğinde olup karşı tarafça yayınlanan programlarda müvekkilin eğitimlerinin tamamen yayınlanması ve ara ara bazı kısımlarda başka bölümlere yer verilmesi bu alıntıları usulüne uygun olmadığını, dava konusu tecavüz eylemleri nedeniyle, davacı müvekkilin eğitim camiasında oluşturmuş olduğu ismi ve bu kapsamda oluşturmuş olduğu güvenilirliği zedelenmeye başladığını,
davalı yanın aynı sektörde ve gayet de iyi tanıdığı müvekkilin eser ve hizmetlerini kopyalamak daha doğrusu aynısını kullanmak suretiyle yola çıkmış ve hiçbir bir çaba harcamadan ve ortalama tüketiciyi de açıkça yanıltarak kazanç sağlamış olup bu kapsamda müvekkilin uğramış olduğu zararın davalıdan tahsili gerektiğini, davanın kabulünü , yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın, davacının FSEK kapsamında hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı , davalı tarafça tecavüz oluşturan bir eyleminin bulunup bulunmadığı davacının maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği , edebilecek ise miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunduğu 16/12/2024 tarihli dilekçe ile açmış oldukları davadan feragat ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin sunduğu vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin sunduğu 20/12/2024 tarihli dilekçe ile tarafların anlaşarak sulh olduklarının vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığının bildirdiği anlaşılmıştır.
HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 16/12/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmekle davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KATİP ... · ¸e-imzalıdır HAKİM ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/156, K. 2024/250, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama