İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/121 K.2025/82

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2024/121Karar2025/82Tarih15 Nisan 2025Okuma25 dk · 4.977 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
15 Nisan 2025
Esas no
2024/121 Esas
Karar no
2025/82
Dava
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Dava tarihi
02/08/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.977 kelime·25 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin sahip oldukları, ... Tic. Ltd. Şti. üzerinden taraflarına ait ... Sınıfta tescilli ‘...’ adlı marka adıyla uzun yıllardır üretim, pazarlama yapmakta, sahibi olduğu işyerinde bu alanda çalışmakta olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...

Sınıfta tescilli olan ‘...’ unsurlu markanın ilk olarak müvekkillerinin miras bırakanı ... tarafından, 06.07.2018 tarihinde ... numarası ile ... sınıfta tescil edildiğini, ...’ın 2018 yılında vefatından sonra markanın miras yoluyla müvekkillerine kaldığını, davalı yana ait ‘...’ markasının haksız ve kötü niyetli olarak tescil için ... başvuru numarası ve 05.01.2023 tarihli Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuru konusu edildiğini, markanın tescil edildiğini, davalıya ait tescilli ‘...’ unsurlu markanın müvekkiline ait daha önceden koruma altına alınmış ‘...’ markasıyla iltibas yarattığını,

iki marka arasında ayırt edilemeyecek kadar aynı veya benzerlik oluştuğunu, ilgili markanın varlığının 6769 sayılı kanunun 5/1-ç maddesi ile 6/1-b maddesine açıkça aykırılık oluşturduğu, marka bakımından mutlak ret ve nispi ret sebeplerinin oluşmasına rağmen hukuka aykırı şekilde markanın sicile tescil edildiğini, somut durumda ortalama tüketicinin müvekkiline ait ‘...’ markası ile ‘...’ markası arasındaki ayrıntıyı fark etmesi ve hatırlamasının mümkün olmadığını,

bu markaların aynı kişiye/işletmeye ait olduklarını sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında idari ve ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içine alınmakta olduğunu, müvekkillerinin marka ile tescil edilen davalı yan markasının benzer/aynı olmasının yanı sıra, aynı sınıf ürün ve hizmetleri kapsamaları markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini arttırmakta olduğunu, davalının, müvekkillerinin eski çalışanının eşi olması hususunun davalının açık ve net şekilde kötü niyetli olduğunu gösterdiğini,

tüm bu sebepler doğrultusunda davalının... tarihli ... numaralı ‘...’ markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terki, davalının müvekkillerinin markayı haksız kullandığının tespitini, izinsiz kullanımın dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını talep ve dava beyan etmiştir.

Davalının cevap dilekçesinde özetle; “...” markasının TPMK nezdinde “...” Nice Sınıflarında kendi adına tescilli olduğunu, bu marka ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu durumun markanın yasal sahibinin kendisi olduğunu açıkça gösterdiğini, markaya ait alan adı ... ve sosyal medya hesapları Instagram adı: ..., ... satış sayfası adı: ... ve benzeri çeşitli kanallar üzerinden satmakta ve marka bilinirliğini artırmak için çeşitli tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü, davacının iddiasının aksine davacı markasını kullanmadığını kendisine ait marka üzerinden ticaret yürütüp, hizmetler sunduğunu,

tamamen yasal çerçevede ve marka hakları doğrultusunda hareket ettiğini, davacı tarafın, markasını kullanmasını engellemeye yönelik girişimlerinin hukuka aykırı ve işine zarar verdiğini, sonuç olarak, kendisine ait marka, alan adı ve sosyal medya hesaplarının korunmasını ve davacının hukuka aykırı eylemlerine son verilmesini beyan etmiştir

21/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ... adına tescilli ... numaralı, “...” ibareli, dava konusu markanın davacı yana ait ... kod numaralı ibareli marka ile karışıklığa yol açabileceğini, bu çerçevede dava konusu markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında tümden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceğini, dava konusu markanın SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, konu hakkında takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu, dosya içerisinde davalı yanın herhangi bir markasal kullanımı yer almaması nedeni ile davacı yanın tecavüz iddialarına ilişkin taraflarınca herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.

04/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamına sunulu iddia, savunma ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde. Takdiri tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, hükümsüzlük talepleri bakımından, taraf markalarının aynı emtialar (26.

Sınıfta ve tamamlayıcı 07. Sınıfta) bakımından tescilli olduğu dikkate alındığında, davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen markanın halk tarafından davacıya ait bir seri marka olarak anlaşılma izlenimini uyandırdığını, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi bu işletmeler arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğunu, bütünsel olarak değerlendirilme yapıldığında davalı markası ile davacılara ait marka arasında iltibasa yol açabilecek benzerlik bulunduğunu,

davalıya ait... tescil sayılı markanın SMK md. 25 atfıyla md.6/1 uyarınca hükümsüzlük koşulunun oluştuğunu, dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, davalının eşinin davacıların eski çalışanı olduğuna yönelik dosya içerisinde herhangi bir bilgi tespit edilemediğini, bu husus doğru olsa dahi tek başına kötüniyeti ortaya koymaya yeterli olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenin hukuki takdirinde olduğunu, tecavüz talepleri bakımından SMK md. 155 hükmü karşısında davalının sonraki tarihli markalarının bir savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceğini, taraf markalarının aynı emtialar (...

Sınıfta ve tamamlayıcı ...

Sınıfta ) bakımından kullanıldığını, davalıya ait markaların sonraki başvuru tarihli olduğunu, davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen markanın halk tarafından davacıya ait bir seri marka olarak anlaşılma izlenimini uyandırdığını, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi bu işletmeler arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğu, bütünsel olarak değerlendirilme yapıldığında davalı markası ile davacı markaları arasında iltibasa yol açabilecek benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığından,

davalı kullanımlarının SMK md. 29 ve md. 7 kapsamında davacıların ... tescil sayılı markasından doğan haklara tecavüz oluştuğu yönünde görüş ve kanaatleri sunulmuştur.

KANAAT VE GEREKÇE

Uyuşmazlık; Davalı tarafından kullanıma devam edildiği iddia edilen ve davacıya ait olduğu iddia edilen markayla aynı özellikleri taşıyan marka adının ve ambleminin ticari maksatla kullanımının önlenmesi talebi ile davalının davacıya ait markayı haksız kullandığının tespiti, Davalı adına TPE nezdinde tescilli, ... nolu , "..." markasının Hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkin taleplerden ibarettir. Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme

6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.

Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.

Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."

6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru,

marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine,

marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,

benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu,

önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.

SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme

SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.

Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;

a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,

b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,

c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.

Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.

a.Markalar arası karşılaştırma;

Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir.

İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .

İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.

Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.

Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .

İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.

Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir.

Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir.

Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler.

İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.

SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir.

Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.

Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.

Yargıtay 11. HD.... E., ... K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir.

Somut olaya dönüldüğünde, davalı yana ait ... kod numaralı, “...” ibareli marka ile davacı yana ait ... kod numaralı görselini haiz marka ile karşılaşacak ortalama tüketicinin, asli unsurları birebir olan ilgili markaların sahibi olan firmalar arasında işletmesel bağ kurabileceği, davalı yan tarafından davacı yandan farklı olarak yazı fontunun değiştirilmiş ve kelimelerin arasında boşluk bırakılmadan yazılmış olmasının davalı yan markasını ayırt edici kılmaya yeterli olmadığı, işbu sebeplerle taraflara ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin var olduğu anlaşılmıştır.

b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma

Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur.

Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.

Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;

a. Piyasanın anlayışı,

b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,

c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,

d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,

e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,

f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.

Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .

Somut olaya dönüldüğünde, ... numaralı, “...” ibareli, görseline haiz markanın, Mal Ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 26. Sınıfında “Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar.

Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler. Yapma çiçekler, yapma meyveler.

Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler.” emtialarında Davacılar adına tescilli olduğu; ... numaralı, “...” ibareli, görseline haiz markanın, Mal Ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 07. Sınıfında “Dikiş makinesi iğneleri.” emtialarında, ....

Sınıfında “Danteller ve nakışlar (aplikeler), güpürler, fistolar, dar dokumalar, şeritler ve kurdeleler, ekstraforlar, fitiller, giysiler için kumaştan yapılmış hazır harfler ve rakamlar, armalar, rütbe işaretleri, vatkalar. Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler. Yapma çiçekler, yapma meyveler.

Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler” emtialarında Davalı yan adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Taraf markaları .... Sınıf üzerinde örtüşmek ile birlikte, her ne kadar davacı yan markası .... Sınıfta tescilli olmasa da davalı yana ait marka .... Sınıfta “Dikiş makinesi iğneleri.” emtiasında tescilli olup her iki markanın da .... Sınıfta tescilli olduğu emtialar ile aynı sektöre ve yakın tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı yan markasının tescilli olduğu emtialar ile karşılaştırıldığında aynı sınıfta olmasalar da davalı yan markasının ....

Sınıfta tescilli olduğu emtialar ile benzerlik ihtiva ettiği nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, markaların .... Sınıfta müştereken tescilli oldukları, müşterek olmayan .... Sınıfta davalı yan tarafından tescil edilen emtiaların ...

Sınıfta yer alan emtialarla olan benzerliği hususu da göz önünde bulundurulduğunda dava konusu ... numaralı, ... ibareli, görselini haiz markanın SMK 6/1 hükmü çerçevesinde davacı yana ait...kod numaralı görselini haiz marka ile arasında karıştırılma ihtimalinin var olduğu anlaşılmıştır.

Bu haliyle davacının dayanak markası olan ... tescil sayılı marka hem de Davalının hükümsüzlüğü talep edilen... tescil sayılı markası 26. Sınıfta aynı emtialar bakımından tescilli olup, ayrıca hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilli olduğu .... Sınıftaki “Dikiş makinesi iğneleri” emtilarının .... Sınıftaki mallarla benzer/tamamlayıcı olduğu, bu sebeple sınıf/mal bakımından taraf markaları arasında ayniyet olduğu. Taraf markalarının aynı emtialar (....

Sınıfta ve tamamlayıcı ....

Sınıfta) bakımından tescilli olduğu dikkate alındığında, Davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen markanın halk tarafından Davacıya ait bir seri marka olarak anlaşılma izlenimini uyandırdığı, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi bu işletmeler arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğu, bütünsel olarak değerlendirilme yapıldığında Davalı markası ile Davacılara ait marka arasında iltibasa yol açabilecek benzerlik bulunduğu,

davalıya ait ... tescil sayılı markanın SMK md.25 atfıyla SMK md. 6/1 uyarınca hükümsüzlük koşulunun oluştuğu kanaatine varılmıştır.

SMK 6/9 Yönünden Değerlendirme

Bilindiği üzere, kötü niyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için yapılan başvurudur.

Yargıtay HGK... E. ve ...K. sayılı kararında kötü niyeti belirlemek için bilme ve bilmesi gerektiği unsurlarını vurgulamak amacıyla “…davalının tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği, kullanacağı işaretin bir başkasına ait olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğu..” şeklinde bir ilke ortaya koymuştur.

Kötüniyetli marka başvurusunda TTK nın 18/3 hükmü anlamında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı da göz önüne alınmalıdır. Doktrinde de isabetli olarak belirtildiği üzere; kötü niyetin geniş yorumlanması ve gerçekte kullanmayıp, yedekleme veya marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik markaların kötü niyetli marka başvuru olarak kabul edilmesi gerekir . Bu çerçevede tanınmış bir markanın TPMK’da tescil edilmemesini fırsat bilip Türkiye’de tescil ettirme, ticari ilişki içerisinde bulunulan şirketin ticaret unvanını bu şirketten habersiz biçimde marka olarak tescil ettirme , yabancı bir markanın ileride Türkiye’ye geleceğini düşünerek yabancı markayı Türkiye’de tescil ettirmek somut olaya göre kötüniyetli tescil sayılabilecektir.

Dosya kapsamında davalının davaya konu markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığından ispat yükü davacıya ait olacağı gerekçesi ile kötü niyet koşullarının somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.

Zira davalı yanın davacı yan eski personelinin eşi olduğu bilgisinin dosya içerisinden tespit edilememesi, bu durumun tespiti halinde davalı yanın sadece davacı yanlardan haberdar olmasının davalı yanın ihtilaf konusu marka tescil başvurusunu gerçekleştirir iken kötüniyetli olduğunu ortaya koymaya yeterli olmadığı, davalı yanın marka yedekleme, şantaj ya da marka ticareti gayesi ile başvuruyu gerçekleştirdiğinin dosya münderecatından anlaşılamadığı, bu eksende elde olan veriler ile davalı yana ait markanın SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.

Marka hakkına tecavüz yönünden yapılan inceleme;

Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.

Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).

SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;

Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”

İlgili Kanunun 7 inci maddesi. "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.

Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,

tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,

bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod,

anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.

Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün,

cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.

Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.

Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir.

Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir.

Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545).

Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, Davalının 14.10.2024 tarihli beyan dilekçesinde yer alan, kendisinin ... markası ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, www.....com web sitesi, ve sosyal medya hesapları Instagram adı: ..., ... satış sayfası adı: ... ve benzeri çeşitli kanallar üzerinden satış ve tanıtım faaliyetleri yürüttüğü, kendisine ait marka üzerinden ticaret yürütüp, hizmetler sunduğunu, tamamen yasal çerçevede ve marka hakları doğrultusunda hareket ettiği şeklindeki beyanları karşında Davalının ... markasal kullanımı ile ticari faaliyette bulunduğu,

Davalının 14.10.2024 tarihli beyan dilekçesinde “...” markasının TPMK nezdinde “...” Nice Sınıflarında kendi adına tescilli olduğunu, bu marka ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu durumun markanın yasal sahibinin kendisi olduğunu açıkça gösterdiğini,” ileri sürmesi tescilli marka kullanımı savunması SMK md. 155 hükmü ile 556 sayılı KHK uygulamasından ayrılarak sonraki tarihli Sınai hakların önceki rüçhan veya başvuru tarihli hak sahiplerinin açtığı tecavüz davalarında savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği hükmü getirildiği de dikkate alındığında,

Davalıya ait gerek hükümsüzlüğü talep edilen 05.01.2023 başvuru tarihli...tescil sayılı markanın, gerek Davalının 14.10.2024 tarihli beyan dilekçesinin eklerinde sunduğu, 05.10.2022 başvuru tarihli ... tescil sayılı, 28.03.2023 başvuru tarihli ... tescil sayılı ve de 06.03.2024 başvuru tarihli ... tescil sayılı markaların, daha önceki bir tarih olan 16.01.2018 başvuru tarihli Davacılara ait ...tescil sayılı markasına dayalı tecavüz iddiası karşısında savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği,

Taraf markalarının aynı emtialar (.... Sınıfta ve tamamlayıcı ....

Sınıfta) bakımından kullanıldığı, davalıya ait markaların sonraki başvuru tarihli olduğu, davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen markanın halk tarafından davacıya ait bir seri marka olarak anlaşılma izlenimini uyandırdığı, tüketicilerin satın alacakları mal ve hizmetlerin iki ayrı işletmeden geldiğini bilme ihtimallerinde dahi bu işletmeler arasında organik bir bağlantı olduğunu zannetmesi ihtimalinin mevcut olduğu, bütünsel olarak değerlendirilme yapıldığında davalı markası ile davacı markaları arasında iltibasa yol açabilecek benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığından,

davalı kullanımlarının SMK md. 29 ve md. 7 kapsamında davacıların ...tescil sayılı markasından doğan haklara tecavüz oluştuğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ İLE,

Davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,

Davalı kullanımlarının davacılara ait ... tescil numaralı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile kullanımların durdurulmasına,

Hüküm özetini karar kesinleştiğinde Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafları davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 615,40-TL karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden davacılar yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul marka hakkına tecavüz talebi yönünden davacılar yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,

5-Davacılar tarafından yapılan 15.500-TL bilirkişi ücreti, 745,0-TL posta gideri olmak üzere toplam 16.245-TL ve 855,20-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 17.100,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2025

Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸

İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/121, K. 2025/82, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Kanaat Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/121
Karar No
2025/82
Tarih
15 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/121 K.2025/318
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/121 K.2025/318
  • İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/121 K.2025/330
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/121 K.2025/281
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/122 K.2025/351
  • Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/123 K.2025/223

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.