İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2025/45 K.2026/12

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2025/45Karar2026/12Tarih6 Şubat 2026Okuma19 dk · 3.722 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
6 Şubat 2026
Esas no
2025/45 Esas
Karar no
2026/12
Dava
Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
Dava tarihi
18/03/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.722 kelime·19 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesinde özetle: davacıların ... gibi televizyon, radyo ve internet haber yayını yapan şirketler topluluğu arasında olduğunu, davacı... Şti’nin ... sayı ile ... Sınıflarda tescilli "..." markasının ve davacı ...

A.Ş.’nin ise "..." alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davacılara ait radyo istasyonunun 1995 yılında “...” markası altında yayın hayatına başladığını, Türkiye’nin en köklü yayın istasyonlardan biri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllardan beri yoğun bir şekilde kullanılmakta olan “...” markasının maruf hale geldiğini, davalıların ise davacılar tarafından yoğun şekilde kullanılan "..." markasının belirli bir tanınmış seviyesine ulaştırılmasından sonra 2000 yılında kötü niyetli bir şekilde "..." internet sitesi alan adını tescil ettirdiğini ancak ciddi şekilde kullanımına rastlanmadığını,

davalılarca tescil edilen "..." alan adının dava konusu tescilli ve maruf hale gelmiş markası ile birebir aynı ibareli olduğunu, iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacıların dava konusu alan adı kullanımından yeni haberdar olunduğunu, öncelikle ... isimli platform üzerinden satışa çıkarılan internet sitesinin devri için talep edilen satış bedeli ödendiğini, davalıların son anda satıştan vazgeçtiğini, davacılarca iyi niyetli şekilde görüşmelere devam edilmesine rağmen davalılarca fiyatın 8 katına çıkarıldığını, fahiş bedeller talep edildiğini,

anlaşma ihtimalinin engellendiği ve kötü niyetli şekilde satışın gerçekleştirilmediğini, davalının yapılan görüşmelerdeki tutumunun, alan adı tescilinin sadece daha sonra satmak amacıyla gerçekleştirildiğini gösterdiğini, davalıların "..." alan adı kullanımının davacı adına tescilli "..." markası ve "..." alan adlı internet sitesi ile iltibas ve karıştırılma ihtimali yarattığını, davacıların izni olmadan, tescilli "..." markasının birebir aynısını kullanarak taklit eden ve bu suretle markasını ticaret alanına çıkartan,

ticari amaçla elde bulunduran "..." alan adlı internet sitesi kullanan davalılarca SMK 29/1/a-b-c bentleri uyarınca marka hakkına tecavüz sayılan fiillerin gerçekleştirilmiş olduğu ve gerçekleştirilmeye devam ettiğini, bu nedenlerle tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını ve önlenmesini "..." alan adlı internet sitesinin davacıya devri ile SMK m. 159/1 ile HMK 389/1 uyarınca "..." alan adlı internet sitesinin dava süresince tedbiren erişime kapatılmasını talep ve dava edilmiştir.

Cevap dilekçesinde özetle: davalılardan ...’nın dava konusu alan adının da sahibi olan davalı ... Ltd Sti’nin yetkilisi sıfatıyla hareket ettiğini, ...'nın şahsına dava açma herhangi hukuki sebep bulunmadığından ... yönünden "husumet yokluğu" nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, SMK m. 23 uyarınca tecilli markanın koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu, dava dilekçesinden marka tesciline ilişkin uzatma başvurusunda

Bulunulduğunu ve yenileme yapıldığı konusunda belge sunulmamış olduğunu, markanın yenilenmemiş olması halinde marka hakkına dayanılamayacağının gözetilmesi gerektiğini, davalıların alan adı tescilinin dava konusu marka tescilinden 11 ay önce gerçekleştirildiğini, bu nedenle kötü niyetli tescil ve davacının marka hakkının ihlalinden söz edilemeyeceğini, dava konusu internet sitesi üzerinden herhangi bir satış veya yayın yapılmadığını, marka ihlali oluşturabilecek herhangi bir eylemde bulunulmadığını,

davacıların marka tescil başvurusundan önce satın alınan ve yıllarca ücreti ödenen alan adının mülkiyetinin bulundurulması eyleminin sözleşme özgürlüğü kapsamında olduğu ve marka ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine 20 yıl kadar süre boyunca iddiaya konu alan adının davalının mülkiyetinde olmasına sessiz kalan ve herhangi bir istemde bulunmayan davacıların, davalılarca davacı markasına zarar verecek herhangi bir eylemde de bulunulmadığı halde işbu davanın açılmış olmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının yaklaşık yirmi yıl önce "..." adresini satın almış olmasına rağmen bu adres

üzerinden hiçbir yayın yapmadığı ve herhangi bir hak ihlali gerçekleştirmediğini, davacıların 24.12.2024 tarihinde davalılara ulaşarak ... alan adı için görüşmek istediklerini, davalı tarafça davaya konu alan adının davalı mülkiyetinde tutulduğu ve süre ve ödenen tescil ücreti gözetilerek davacıların teklifine konu ücretin üstünde bir ücret belirlemesinin mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğü kapsamında olduğu ve kötü niyet kapsamında değerlendirilemeyeceği ancak, davacıların pazarlık yolu ile alan adına sahip olamayınca,

dava yolu ile marka ihlali iddiası tehdidi altında müvekkili satışa zorlamasının son derece kötü niyetli ve hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacıların "..." alan adlı internet sitesinin devri şeklindeki haksız ve hukuka aykırı isteminin de kötü niyetini ispatladığı zira, SMK uyarınca ihlal fiilinin varlığı halinde "devir" isteminin, talebe konu olabilecek

haller arasında sayılmadığı, söz konusu internet sitesi üzerinden marka hakkına yönelik "ihlal" olarak değerlendirilebilecek herhangi bir yayın, satış, tanıtım ve benzeri fiiller gerçekleştirilmediğini, davalının ticari etki yaratacak herhangi bir eylemi olmadığı ve dolayısıyla marka ihlali koşullarının oluşmadığını, yine erişimin engellenmesi yönündeki tedbir talebinin de herhangi bir dayanağı bulunmadığını ve hukuki yararı olmadığını, bu nedenlerle öncelikle ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle ve her iki davalı yönünden marka ihlali olmadığını ve HMK m. 2 hükmüne aykırılık nedeniyle davanın ve tedbir talebinin reddini talep edilmiştir.

Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'a ait olan "..." alan adı kayıtlarında tescil ettiren (...) olarak sadece ...

Şirketi görüldüğünü, oysa "..." alan adlı internet sitesine ait kayıtlarda tescil ettiren (...) kısmında davalı ...'nın da adı yer aldığını, davalılara ait "..." alan adlı internet sitesinden henüz haberdar olduğunu, davalılarla yapılan görüşmelerin 24.12.2024 tarihi itibariyle başlamasından da açıkça anlaşıldığını, bu nedenle ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık süre içerisinde dava yoluna başvurulduğundan davanın süresinde açıldığını, ... sayılı "..." markasının yenilenmiş olduğu ve korumadan yararlanmaya devam ettiğini, davacı ...'a ait markanın davalıya ait alan adının satın alınmasından çok daha önce kullanılmaya başlandığını,

dosyaya sunulan eklerde "..." markasının 1999 yılından beri kullanıldığını gösterir belgeler bulunduğunu, yine davacı ...'a ait olan "..." alan adlı internet sitesinin 26.01.1999 tarihinde (davalıların alan adı tescilinden yaklaşık 1 yıl önce) tescil ettirildiğinin ... kayıtlarında görüldüğünü, cevap dilekçesinde, "..." alan adlı internet sitesinin hiçbir faaliyette bulunmadığını, internet sitesi üzerinden herhangi bir satış veya yayın yapılmadığının kabul edildiğini, bu durumun davalının alan adı tescilini sadece daha sonra fahiş fiyata satmak amacıyla yaptırdığını gösterdiği beyan etmiştir.

Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacıların, tescil başvurusundan önceki kullanımlarını gerekçe göstererek; davalının dava konusu alan adını satın almış olmasının marka ihlali teşkil ettiği yönündeki iddialarının haksız olduğunu, davalının alan adı üzerinden davacıların faaliyet gösterdiği alanda faaliyet göstermediğini, tüketicilerin veya sair üçüncü kişilerin karıştırmasına yol açacak eylemlerinin olmadığını, birçok kişi tarafından çeşitli alan adları ileride alan adı üzerinden bir proje gerçekleştirmek üzere farklı hedeflerle satın alındığını, davalının henüz projesine karar vermemiş olması,

zaman içerisinde karar değişikliği yaşaması, belki maddi veya fiili birtakım zorluklarla karşılaşması, projeye ayıracak vakit bulamamış olması gibi hayatın olağan akışına uygun haller karşısında işlem yapma özgürlüğü çerçevesindeki davranış biçiminin "kötü niyet" olarak addedilmesinin hak ve özgürlüklerin kullanımına yönelik olumsuz bir tutum olduğu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

12/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: bilişim yönünden dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen radyoviva.com.tr alan adı kontrol edildiğinde alan adının 26 Ocak 1999 tarihinde alındığı kayıt edildiğini, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...

Şirketi yazdığını, mevcut durumda web sitesinde şeklinde kullanım olduğunu, web archive kaydı kontrol edildiğinde 27 Kasım 1999 ile 13 Mayıs 2025 tarihleri/aralığında toplamda 1.297 kez kaydedildiğini, örnek olarak alınan web archive kayıtlarından 27 Kasım 1999 tarihli kayıtta ... ibaresinin olduğunu, 04 Aralık 2000 tarihli kayıtta şeklinde kullanım olduğunu, 07 Kasım 2005 tarihli kayıtta şeklinde kullanım olduğunu, 03 Kasım 2010 tarihli kayıtta şeklinde kullanım olduğunu, dosyada davacıya ait olduğu belirtilen ... hesabı kontrol edildiğinde hesabın Mayıs 2013 tarihinde oluşturulduğu,

mevcut durumda hesapta 586 gönderi – 32.8 Bin takipçi –74 takip olduğunu, hesapta bulunan en eski tarihli paylaşımın 19 Mayıs 2020 tarihli olduğu ve paylaşımda şeklinde kullanım olduğunu, davacı tarafça sunulan deliller arasında 20.12.2024 tarihli ... Şirketi tarafından ... Ticaret A.Ş. tarafına kesilen Mal/Hizmet

kısmında İkinci el alan adı (...) yazan fatura olduğunu, davacı tarafça sunulan deliller arasında bulunan maillerde; 24 Aralık 2024 tarihinde...mail adresinden “... Bey Merhaba .... numaralı telefonunuzdan size ulaşamadım, müsait olduğunuzda ... alan adı için geri dönüşünüzü rica ederim. Teşekkürler İyi Çalışmalar” içerikli mail olduğu, 24 Aralık 2024 tarihinde... mail adresinden...mail adresine Re:...alan adı konulu ve “... bey merhaba ... Alan adını 7500 $ olarak teklif etmekteyim .

İyi çalışmalar dilerim” içerikli mail olduğu, 08 Ocak 2025 tarihli ... mail adresinden ...mail adresine Re:... alan adı konulu ve “... bey merhaba Yönetim satın almış olduğumuz 1000 USD+KDV üzerindeki teklifleri kabul etmiyor Teşekkürler İyi

Çalışmalar” içerikli mail olduğunu, davalı yönüyle inceleme; dosyada davalılara ait olduğu belirtilen radyoviva.com alan adı kontrol edildiğinde alan adının 29.01.2000 tarihinde alındığı/kayıt edildiğini, alan adı kayıt şirketinin ... A.Ş. olduğunu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... A.Ş. firmasından talep edilerek ulaşılabileceğini, Name Servers bilgilerinde ...yazdığı, davacı tarafça dosyaya sunulan whois kaydında alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ...

ŞTİ. – ...bilgilerinin olduğu görülmüş, alan adı sahibi/yetkilisi (whois) bilgileri değiştirilebildiğinden/gizlenebildiğinden davacı tarafça sunulan ekran görütüsündeki bilgilerin kayıt şirketi olan ...A.Ş. firmasından talep edilerek ulaşılabileceğini, mevcut durumda web sitesine ulaşılamadığını, web archive kaydı kontrol edildiğinde 21 Ocak 2002 ile 22 Ocak 2018 tarihleri/aralığında toplamda 59 kez kaydedildiğini, örnek olarak alınan web archive kayıtlarından 21 Ocak 2002 – 24 Temmuz 2003 – 12 Temmuz 2004 tarihli web archive kayıtlarında şeklinde kullanım olduğunu,

03 Kasım 2005 tarihli web archive kaydında ... alan adının ...alan adına yönlendirildiğini, 06 Ocak 2007 tarihli web archive kaydında ... şeklinde kullanım olduğunu, 19 Haziran 2013 – 10 Ocak 2014 tarihli web archive kayıtlarında ... şeklinde kullanım olduğunu, davalı tarafça sunulan deliller arasında natro.com üzerinden müşteri paneli açık olduğunu, hesapta ... isminin göründüğünü, dava konusu ... alan adını 29 Ocak 2000 tarihinde alındığı görülmüş, bu bilgiye yukarıda tarafımızca yapılan whois sorgusunda da ulaşıldığını, marka yönünden.

SMK uyarınca sağlanan marka korumasının ancak tescil ile mümkün olduğunu, davalıya ait ... alan adının kayıt edildiği 29.01.2000 tarihinde davacılara ait tescilli bir markanın bulunmadığını, davalının ... alan adında ve 2002 – 2018 yılları arasında internet sitesi içeriğinde gerçekleşen kullanımlarının, davacı ...

A.Ş.’nin tescilsiz “....” markası ve ... alan adlı internet sitesi ile karışıklığa sebebiyet vereceğini, davalının ... internet sitesinde gerçekleşen kullanımlarının üzerinden uzun bir

süre geçtiği ve sitede son 7 yıldır aktif bir kullanımın bulunmadığını, davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunması ve davacının sitenin uzun süre aktif kullanılmayıp elde tutulması nedeniyle kötü niyet iddiasına ilişkin Mahkemeniz görevlendirme kararına bağlı kalınarak şu aşamada bir inceleme yapılmadığı, yönünde rapor sundukları görülmüştür.

23/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: kök raporda yapılan tespit ve değerlendirmeler, heyetimizce işbu ek raporda muhafaza edildiğini, ek olarak Sayın Mahkemenizce verilen görev kapsamında davalı itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda;

- ... sisteminde bir web sitesinin veya linkin web archive kaydının bulunmaması, kayıt bulunmayan tarihlerde web sitesinin veya linkin kesin olarak yayında olmadığı anlamına gelmeyeceğini, ancak davalı tarafça belirtilen archive kayıtlarının silinmesi konusundaki itirazına ilişkin web sitesi/alan adı sahibinin talebiyle (Alan adının kendisine ait olduğunu kanıtlarsa belirli URL’ler veya tüm site için kaldırma isteyebileceği), içerik telif ihlali içeriyorsa (hak sahibi veya yetkili vekil başvuruyorsa kaldırılabilir), geçerli ve bağlayıcı bir Mahkeme Kararı varsa gerekli incelemeler sonrası web sitesine ilişkin kayıtlar sistemden kaldırılabilir. özetle açık kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda

web sitesi/alan adı sahibi, telif hakkı sahibi, Mahkeme Kararı ile web sitesi arşivinin sildirilebileceğini, herhangi bir kişi tarafından silinme talebi doğrultusunda silinemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki mevcut durumda ilgili ... içeriği yeniden kontrol edildiğinde .... (Üzgünüm. Bu URL, ...'den çıkarılmıştır.) şeklinde uyarı çıktığı ve ilgili web sitesine ilişkin mevcut durumda herhangi bir kaydın olmadığı görülmüştür.

Ancak kök raporda bu kayıtlara ulaşılabildiği tespit edilmiş olup, mevcut durumda alınan hata/uyarı yorumlandığında ise ... (...) üzerinde daha önce erişilebilir olan ilgili URL’ye hâlihazırda erişilmeye çalışıldığında ‘...’ uyarısının alındığı görülmektedir. Bu uyarı, web.archive uygulamaları/politikaları gereği söz konusu içeriğin alan adı sahibi veya yetkili mercilerin talebiyle arşivden çıkarıldığını gösterdiği,

- Davalının, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı itirazı ile ilgili olarak; davalıya ait ... alan adlı internet sitesinin ilk 29.01.2000 tarihinde kayıt edildiğini, sitede 2002 – 2018 yılları arasında belirli dönemlerde ... markası ile radyo yayını yapıldığını, davacının davalıya ait .... alan adını ve bu sitede yürütülen radyo yayını faaliyetlerini bilebilecek durumda olduğunu, aksi durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bununla birlikte sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için markanın iyi niyetle kullanılmış olması gerektiğini,

davalının davacıya ait alan adı ve marka ile aynı olan bir alan adını meşru bir hakkı bulunmamasına rağmen adına tahsis ettirdiğini, sitenin 2002 – 2005 yılları arasında davacı internet sitesi ile birebir aynı görünüm ve içeriğe sahip olduğunu, sonrasında uzun yıllar aktif kullanılmadığı tespit edilmiş olup davalının alan adı tahsisi ve kullanımlarının iyi niyetle gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde rapor sundukları görülmüştür.

KANAAT VE GEREKÇE

Uyuşmazlık davacının tescilli ... markasının davalılarca haksız rekabete ve marka tecavüzüne sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı iddiası ile kullanımdan men edilmesi marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması buna bağlı olarak belirsiz alacak davası şekli ile maddi, manevi tazminat talebi ve ilgili web sitelerine erişimin engellemesi talebine ilişkindir.

Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.

Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).

SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;

Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”

İlgili Kanunun 7 inci maddesi. "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.

Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın,

tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.

Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi,

bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod,

anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.

Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün,

cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.

6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir.

Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,

e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.

TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555).

Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir.

Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.

Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir.

Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir.

Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545).

Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı ... ajansa ait ... tescil numarası ile "... tescil edildiği diğer davacı artı TV ise "... alan adının sahibidir. Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 26 Ocak 1999 tarihinde alındığı kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde ... Şirketi yazdığı, Davalı tarafça sunulan deliller arasında natro.com üzerinden müşteri paneli açık olduğu, hesapta ... isminin göründüğü, dava konusu ... alan adını 29 Ocak 2000 tarihinde alındığının görülmüş, bu bilginin bilirkişi raporuyla yapılan whdis sorgusuyla da teyit edildiği kanaatine varılmıştır,

Davacı tarafın tescil süresinin 10 yıl olması nedeniyle tescil süresinin dolması nedeniyle ilgili korumadan yararlanamayacağı rapor edilmiş olsa da gerek 14/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda gerekse de 24/12/2025 tarihli ek raporda kullanımların iltibas teşkil ettiğinin rapor edildiği gerçekten de davalı kullanımları ile davacı kullanımları arasında işitsel ve görsel karışıklığa neden olabilecek bir iltibasın varlığına kanaat edilmiştir.

Her ne kadar davacı tarafı tescil koruması sona erse dahi davacının alan adını kullanımının daha önceye vardığı ve davalının aynı alanda var olan bu alan adı ile neredeyse aynı şekilde bir alan adının kullanımının iyi niyetli sayılamayacağından sessiz kalmaya yönelik savunmaya itibar edilmemiş olup davacının alan adını önceye dayalı kullanımından dolayı öncelikli hakkı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-Davanın KABULÜ ile ,

Davalı eylemlerinin, davacının ... adlı internet sitesine marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine,

Davalıya ait ... internet adresinde davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımların kaldırılmasına, aksi halde kararın kesinleşmesine müteakip 2 hafta içerisinde kullanımın kaldırılmadığı takdirde internet adresine erişimin engellenmesine,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 732.00-TL karar harcından peşin yatırılan 615.40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka akkına tecavüz talepleri yönünden davacılar yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,

4-Davacılar tarafından yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 457,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 10.457,50-TL ve 1.230,80-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 11.688,30-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, HMK'nın 341 ve 345 maddeleri gereğince, davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı vekilinin e duruşma ile yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2026

Katip · ¸ Hakim · ¸

İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2025/45, K. 2026/12, 6 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Kanaat Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2025/45
Karar No
2026/12
Tarih
6 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/45 K.2026/160
  • Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/46 K.2026/101
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/46 K.2026/104
  • Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/46 K.2026/124
  • Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/47 K.2026/142
  • İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/47 K.2026/132

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.