İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/592 K.2025/749

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2024/592Karar2025/749Tarih11 Kasım 2025Okuma11 dk · 2.152 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Esas No
2024/592
Karar No
2025/749
Karar tarihi
11 Kasım 2025
Esas no
2024/492 Esas
Karar no
2025/813 Karar
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
19/08/2024
Karar tarihi
05/12/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.152 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davacı şirketin uzun yıllardır taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, davalı şirket ile de bir süre ticari ilişki yürüttüğünü, ancak 2022 yılına ilişkin düzenlenen faturaların ödenmemesi sebebiyle davalı şirket ile ticari ilişkisinin son bulduğunu, davacı şirketin, davalı şirketten asıl alacak tutarında 24.000,00 TL muaccel alacağı bulunduğunu, taraf defterlerinin incelenmesi ile de bu hususun tespit edilebileceğini, davalı borçlu firmanın, davacı firmaya ödeme yapmaması üzerine ...

4. Asliye Ticaret Mahkemesi - ... D.iş ...K. 19/04/2024 T. Sayılı Kararı ile ihtiyati haciz alındığını, davalı yanca ihtiyati hacze ve yetkisine de itiraz edilmişse de Mahkemece itirazlarının reddedildiğini, İİK m.261'e uygun olarak kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden ihtiyati haczin infazı talep edildiğini ve ... 25. İcra Dairesi -...

E. Sayılı dosyası ile davalı firmaya ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı tarafça haksız olarak ödeme emrine itiraz edildiğini, dava şartı olarak arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve davalı tarafça yine itiraz edilmesi üzerine ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi -... E... K. 25.07.2024 T.

Kararı ile davalının yetki itirazının reddine kesin karar verilerek... - Ticari Dava Şartı Arabuluculuk Dosyasından taraflar anlaşamamış ve anlaşmama tutanağı tutulduğunun, bu sebeple işbu itirazın iptali davasının açıldığının, itiraz edilen icra takibi, borçluya kesilen faturalar ve cari hesaba dayanmakta olduğunun ve ödenmeyen faturalar neticesinde oluşan borcun sabit olduğunun, alacağın likit olması icra inkar tazminatının şartlarının gerçekleştirdiğinden davalı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve itirazın iptali ile takibin devamını,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Genel yetki kuralları gereğince ihtiyati haciz başvurularında yetkili mahkeme aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafın yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yerinin ... olduğu, dolayısıyla ... İcra Daireleri ile ...

Mahkemeleri yetkili olduğunu, icra dosyasından da görüleceği üzere, davacının da, fiili haciz için ...'a talimat yazdırdığını, itirazın iptali davasında, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerektiğini, huzurdaki davaya konu icra takibi uyarınca müvekkili şirkete tebliğ edilen ödeme emrine bakıldığında "Senet ve tarihi ve senet yoksa borcun sebebi" olarak "... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ...K.

19.04.2024 T." şeklinde açıklamada bulunulduğunu, ilgili mahkeme ilamına bakıldığında ihtiyati haciz kararı ile birlikte davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, davacının müvekkili şirketten talep ettiği asıl alacak adı altındaki toplamda 24.000-TL, davacı tarafından 3 farklı faturaya dayandığını, müvekkili şirketin icra takibine konu herhangi bir borcu olmadığını beyanla, itirazın haklılığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere uzun yıllardır taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu,

bu nedenle de müvekkili şirket tarafından ...'dan nakliyesi yapılacak malzemeler için davacı şirket ile 11.03.2022 tarihinde iletişime geçildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket personeli ... tarafından davacı şirket personeli ...adresine "..." konulu e-posta gönderilerek e-posta ekinde bulunan malzemeler için ... nakliyesi için fiyat teklifi talep edildiğini, müvekkili şirket personeli ...

Hanım tarafından gönderilen e-postanın ekinde bulunan malzeme listelerinde açıkça müvekkili şirketin... adresine nakliyesi talep edilen malzemelerin.

Alınacağı adresi, Teslim adresi, Adedi, Türü, Ağırlığı, Boyutuna ilişkin ölçüleri içeren bilgilerin davacı şirket ile paylaşıldığının görüldüğünü, davacı şirket tarafından da paylaşılan bu malzeme listelerine istinaden ... - Soma nakliyesi için müvekkili şirkete bir fiyat teklifinde bulunulduğunu, teklif edilen rakamın müvekkili şirket tarafından kabul edilmesine müteakip davacı şirket tarafından gerekli organizasyon yapılarak malzemelerin müvekkili şirketin Soma'daki adresine teslimi için tırlar ...'daki adresten yüklemeyi yaparak yola çıktığını,

müvekkili şirketin Soma'daki adresine gelindiğinde ise araçların mevcut yük ile rampayı çıkamadığı gerekçesi ile davacı şirket tarafından tırdaki malzemelerin vinç yardımı ile müvekkili şirkete ait adrese taşınması için tır başına 9.000-TL + KDV anlaşma yapıldığı belirtildiğini, toplamda 3 tır olarak nakliyesi yapılan malzemelerin taşınmasında tırların rampayı çıkamamasında müvekkili şirketin kusuru varmış gibi değerlendirilerek araç başına ödenen vinç bedellerinden bir miktar indirim yapılarak vinç bedellerinin taraflarına fatura edilmesi huzurdaki davaya konu uyuşmazlığı meydana getirdiğini,

dava dilekçesinde de belirtildiği üzere uzun yıllardır taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren davacının basiretli bir işi adamı gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacı tarafça sunulan mutabakat mektubu müvekkili şirket adına kaşe üzerine imza atmaya yetkili kişi tarafından düzenlenmediğini, müvekkili şirket açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, icra takibine konu alacak taleplerinin uyuşmazlık konusu olduğu ve yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu göz önünde bulundurularak icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini,

davacının huzurdaki davaya konu taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenizin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen davacının başlatmış olduğu icra takibindeki alacak taleplerinin likit olmaması ve yargılamayı gerektirir nitelikte olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, yukarıda arz ve izah olunan aynı zamanda re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davacının davasının reddini, müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklettirilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :

Dava, faturadan kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine başlatmış olduğu ... 25.İcra Müd. ... esas sayılı dosyasına itiraz ettiğini belirterek davalının davacıya cari hesap borcu olduğundan itirazın iptalini talep etmiştir.

... 25.İcra Müd.... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... AŞ. borçlunun dosyamız davalısı ... AŞ. olduğu alacak tutarının fatura alacakları, vekalet ücreti, yargılama gideri ve faiz olmak üzere 39.253,87 TL olduğu anlaşılmıştır.

Davalı taraf icra takibine yaptığı itirazda borca itirazın yanında icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ve yetkili icra dairelerinin ... icra daireleri olduğunu belirtmiştir.

Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.

Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı şirkete karşı hiçbir borcunun olmadığını, bu sebeple borca, asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize ,faiz oranına ,takibe konu edilen faturaya ve borcun tüm ferilere itiraz ettiğini bildirmiş. Bu sebeple davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ispatlamak durumundadır.

Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.

Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararı).

İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,

2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,

3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.

Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.

Ayrıca dosyadaki takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip olup bu takip yönünden de genel yetki kurallarına istinaden ek olarak ipoteğin bulunduğu yer icra dairesini de yetkilidir.

Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır.

Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve ...E., ... K. sayılı kararı).

Davacının adresi itibariyle BK 89 maddesi gereği İstanbul İcra Daireleri yetkili olduğundan davalı tarafın icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın reddi gerekmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.

Dosya davacının davalıdan icra takibine konu ettiği alacağının olup olmadığı hususunda bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi dosyaya sunduğu 27/01/2025 tarihli raporda ... 25. İcra dairesi...Esas davalının itiraz ettiği ve dava konusu olan alacak talebine konu davacı tarafça düzenlenmiş navlun farkı faturaları davacı kayıtlarında ve davalı kayıtlarında bulunmaktadır. Ancak davalı tarafça navlun faturalarına itiraz edildiği ve iade faturaları düzenlendiği, Davacı tarafça 3 adet 24.000 TL değerinde fatura düzenlendiği ve davalı tarafça da faturalara istinaden iade faturaları düzenlenerek itiraz edildiği davacı kayıtlarında 24.000 TL alacaklı göründüğü, davalı kayıtlarında da iade faturaları ile cari hesabın kapatıldığı,

Davacının davalıdan alacağının olup olmadığı alacağı var ise alacak miktarının ne kadar olduğu hususunda çözülmesi gereken uyuşmazlık konusunda davacının düzenlemiş olduğu navlun farkı faturalarında haklı olup olmadığının tespiti gerektiği,

Davacının navlun farkı faturalarını düzenlemekte haklı olduğu kanaati hasıl olması durumunda davalıdan alacaklı olduğu,

3 tır olarak nakliyesi yapılan malzemelerin taşınmasında tırların rampayı çıkamamasında davalının kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığının tespiti durumunda ise davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davalının düzenlemiş olduğu iade faturaları ile davacı tarafça cari hesabın kapatılması gerektiği yönünde rapor ibraz etmiştir.

Bilirkişi heyetine taşıma ve lojistik bilirkişi eklenerek alınan ek raporda ise Lojistik ve taşıma süreci bakımından “yola elverişli” taşıtla taşıma, taşıtları yol ve güzergaha göre planlama görevinin taşıyıcıya ait bir görev olduğu,

Yol şartlarında sözleşme akdi zamanı ile fiili taşıma sürecinde bir değişiklik olmadığı sürece, davacının sırf yol şartlarının gerekçe göstererek ek ücret talep edemeyeceği,

“Navlun farkı” adı altında üç (3) taşıt için birim 8.000 TGL hesabı ile 24.000 TL fatura ile alacaklanmanın somut olaya uymadığı şeklinde rapor ibraz edilmiştir.

Dosyaya sunulan bilirkişi ek raporu ile de anlaşıldığı üzere davalının taşıma işini yapan davacı taraf taşıması gereken yükü hangi vasıta ile hangi güzergahtan ve nasıl taşıyacağı konusunda plan yapmak ve buna göre taşıma faaliyetini gerçekleştirmek zorundadır. Davacının 9.000,00 TL vinç ödemesi yapmasında davalının bir kusuru veya taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılığı bulunmadığından davacı taraf bu tutarı davalıdan talep edemez. Bu sebeple davacının davasının reddine karar verilmiş, alacağın var olup olmadığı yargılama sonucunda netleşmiş olduğundan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın reddine

2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli olan 615,40-TL'nin, peşin alınan 474,09-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 141,31-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan 12,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davalı yararına AÜTT gereği tayin ve takdir olunan 39.253,87-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

8-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2025

Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/592, K. 2025/749, 11 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/592
Karar No
2025/749
Tarih
11 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/592 K.2025/840
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/592 K.2025/894
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/593 K.2025/853
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/594 K.2025/756
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/595 K.2025/1506
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/597 K.2025/1500

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.