KÜNYE
T.C. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/729 Esas
- Karar no
- 2025/135
- Dava
- Menfi Tespit (Alım Satım
- Dava tarihi
- 27/11/2024
Karar Metni
1.563 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine ... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyasından takip başlattığını, ancak müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını, davalının ... bölgesinde ... marka su bayisi olarak rakip pozisyonda damacana ve pet su satışı yaptığını, müvekkilinin ...'nin tamamında ..., ..., ... ve ... su dağıtımını yaptığını, davalının iş değişikliği yapma niyetinde olduğundan işyerini müvekkiline satmak istediğini, buna istinaden aralarında bayi alım sözleşmesi yapılarak,
işbu sözleşmeye istinaden müvekkiline fatura kesildiğini, kesilen faturaların toplam 185.245,00 TL olduğunu ancak müvekkilinin 220.000,00 TL ödeme yaptığını, fazla ödeme yapılmış olmasında rağmen davalının fatura bedelleri hiç ödenmemiş gibi takip başlatmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının ardaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin tüm faturalar için iade faturaları kestiğini, davalı ile yapılan fatura ödemelerinin iadesi konusunda anlaşmaya vardıklarını, iade faturalarına hiçbir itirazları olmadığını,
buna rağmen icra takibi başlatarak müvekkilinin malvarlığı üzerinde haciz tesis edilmesinin müvekkilinin ticari faaliyetini sekteye uğrattığını, öncelikle alacağın %15 teminat karşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını, davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, tedbir talebini kabulü ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmilini, talep ve dava ettmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili le davacı arasında bayi alım sözleşmesi imzalandığını, davalının yapmış olduğunu iddia ettiği ödemelerin davacının hesabından gönderilmediğini, üstelik dekont açıklamalarında yer alan bayi devrine ilişkin ödemeler olduğundan takibe konu faturalar ile ilgisinin olmadığını, nitekim daha sonrasında yapılan ödemelerin cari ödeme açıklaması ile müvekkiline gönderildiğini, davacının müvekkilinden talep etmiş olduğu siparişlere uygun fatura kestiklerini ancak malların teslim alınmasına rağmen ödemelerin yapılmadığını, takibe konu alacağın bu faturalardan kaynaklandığını,
öte yandan davacının kestiğini iddia ettiği iade faturalarına ilişkin huzurdaki dosyaya delil sunulamadığını, iade faturası kesilmesi halinde ve iade konusunda anlaşma sağlanmış olması ihtimalinde müvekkilinin borçlu konumda olacağını ve davacının 1 seneyi aşkın bir süre boyunca alacağının takibini yapmamasının ticari akışa aykırı olduğunu, davacının bu iddialarını reddettiklerini, davanın reddini, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasını, talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalının davacı aleyhine ... İcra Müd. ...esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takip sebebi ile davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin açmış olduğu menfi tespit davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı).
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Dosyada davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmış esnaf sanaatkarlar odasından gelen yazı cevabında davalının her hangi bir oda kaydının bulunmadığı ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevabında ise davalı ... Aydının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı gelen yazı cevaplarına göre davalının tacir olmaması dikkate alındığında görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmış ve mahkememizin görevsizlik sebebi ile davanın usulden reddine aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/729, K. 2025/135, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama