KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2019
- Esas no
- 2017/511 Esas
- Karar no
- 2019/120
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/06/2017
Karar Metni
1.250 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili banka ile davalı asıl borçlu ... ŞİRKETİ arasında bağıtlanan 21/10/2013 tarihli 2.000.000,00 limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca adı geçen şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, diğer davalıların kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarından borçtan sorumlu tutulmaları gerektiğini, ihtarname tebliğine rağmen ödeme yapılmadığından davalı borçlular hakkında yasal takibe geçildiğini, davalıların haksız ve dayanaksız itirazları ile takibi durdurduklarını belirterek, itirazların iptali ile takibin devamına ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMA /
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili şirketyöünden borcun rehin ve ipotekle teminat altına alıdığını, istanbul ... icra müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden müvekkili hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, süresinde itiraz edilmekle, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...
Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve derdest olduğunun İİK 45 maddesi gereğince haciz takibinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacağın kesin belirli ve muaccel olmadığını, toplam 450.000,00 TL değerinde kambiyo evrakı çekin TBK nın 183 maddesi gereğince temlik cirosu ile davacıya devredildiğini, bu durumun TBK 586 maddesi gereğince alacak rehni niteliğinde olduğunu, bu çekler hakkında bilgi verilmeden,hakimden izin alınmadan veya TBK 133 maddesi gereğince çekler iade edilmeden asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında icra takibi yapılamayacağını,
temlik alınan çek tutarlarının borçtan düşülmesini gerektiğini belirterek davanın haksızlığını savunmuş ve reddine karar verilmesini istemiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava, İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalıların vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaları istemine ilişkindir.
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalılar hakkında toplam 1.165.079,57 -TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu ve fakat davalı tarafından yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, takip dosyası, kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesi örnekleri dosya içine alınmış, banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak rapor düzenlenmiştir.
24/12/2018 teslim tarihli bilirkişi raporunda; davalı asıl borçlu ve davacı banka arasında bağıtlanan kredi sözleşmesi uyarınca adı geçen şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını, kredinin teminatı olarak verilen çeklerle ilgili olarak bir kısım tahsilatın yapıldığını ve borçtan düşüldüğünü, tahsil edilmeyen 6 adet çekle ilgili olarak icra takibine geçildiğini, henüz bir tahsilatın sağlanamadığını, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla davalı asıl borçludan toplam 1.149.878,80 TL tutarında nakdi alacağının bulunduğunu, asıl alacak tutarı olan 962.211,93 Tl icin %50 oranında temerrüt faizi istenebileceğini,
karşılıksız işlemine tabi tutulan 2 adet çek yaprağından dolayı davalılardan 2.820,00 TL tutarında gayri nakdi alacağın deposu isteminde bulunulabileceğini, davadan sonra ipotekli taşınmazların satışından dolayı 270.000,00 TL tahsilat sağlandığından nihai infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Bilirkişi raporu gerekçesi ve heseplama yöntemi ile yerinde görülerek hükme dayanak alınmıştır.
İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında bağıtlanan 21/10/2013 tarihli 2.000.000,00 limitli genel kredi sözleşmesi uyarınca adı geçen şirkete kredi açıldığı ve kullandırıldığı, diğer davalıların bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarından keefalet limiti kapsamındaki borcun tamamından ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumlu tutulmaları gerektiği, asıl borçlu şirkete taksitli ticari kredi ve çek karnesi verilmek suretiyle gayri nakdi çek kredisi kullandırıldığı,
borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiği, davalıların 13/02/2017 tarihinde temerrüde düştükleri, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla asıl borçlu şirketten toplam .1.149.878,80 TL tutarında alacaklı bulunduğu,
davalıların takip dosyasındaki itirazlarının bu miktar üzerinden iptali ile asıl alacak tutarı olan 962.211,93 TL sına takip tarihinden itibaren %50 oranında temerrüt faizi yürütülerek takibin devamına karar verilmesi gerektiği, asıl borçlu şirkete verilen çek karnesi nedeniyle 2 adet çek yaprağının karşılıksız işlemine tabi tuttukları, bankacılık hizmetleri çerçeve sözleşmesinin 6 ve 6.3 maddeleri gereğince bu çeklerden dolayı davacı bankanın asıl borçludan depo isteminde bulunabileceği, kredi sözleşmesinin 14/2- d maddesi gereğince;
davalı kefillerinde depo isteminden müştereken sorumlu tutulabilecekleri, ve bu tutar üzerinden itirazlarının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kredinin teminatı olarak alınan 6 adet çekin karşılıksız çıkması nedeniyle davacı banka tarafından icra takibine geçildiği, garanti bedellerinin ilgili muhatap bankalardan tahsil edilip kredi borcuna mahsup edildiği, bakiye tutarlarını ise ödenmediği, bu konudaki davalı savunmasına itibar edilemeyeceği, kredinin kullandırıldığı sabit olmakla davalı asıl borçlu şirket vekilinin 01/11/2018 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü imza itirazının bu aşamada dinlemeyeceği ve sonuca etkili olmadığı, davacıya temlik cirosu ile devredilen çeklerle ilgili olarak ayrıca icra takibine geçildiği, tahsilatların dikkate alındığı anlaşılmakla bu konudaki davalı itirazlarının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
İİK 45 maddesi asıl borçlu açısıdan geçerli olup, diğer davalı kefiller yönünden haciz takibine engel bir durum bulunmamaktadır. Davacı bankanın asıl borçlu şirket yönünden 900.000,00 Tl tutarında ipotek tesis ettiği ve ipotekli taşınmazın satışından elde edilen 270.000,00 TL nin dava tarihinden sonra tahsil edilmekle nihai infaz aşamasında dikkate alınacağı, ipotekle borç sona ermediğinden ve kredinin teminatı olarak davacı bankaya ciro edilen çeklerle ilgili olarak yasal işlemler yapılmış olmakla, ödenen çek tutarları kredi borcundan düşüldüğünden davalı savunmalarının sonuca etkili olmadığı ve bilirkişi raporu ile belirlenen tutarlar üzerinden davalıların itirazlarının iptali gerektiği sonuç ve kanatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur.
Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren tespit edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaları gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HARÇ BEYANI /
78.592,62- TL. KARAR HARCI 14.080,99 TL. PEŞİN HARÇ 64.512,03 -TL. KALAN HARÇ
DAVACI GİDERİ /
36,00 TL BVH VE VSH. · 600,00 TL BİLİRKİŞİ ÜCRETİ · 310,60 TL TEBLİĞLER / · 946,60 TL TOPLAM
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/511, K. 2019/120, 5 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama