KÜNYE
T.C. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2022
- Esas no
- 2021/9
- Karar no
- 2022/134
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 06/01/2021
Karar Metni
1.055 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...
Sigorta A.Ş.'nin ... plakalı aracı karayolları zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesi ile sigorta himayesine alındığını, 19/12/2018 günü sigortalı ... plakalı araç ile davalı ...'ın işleteni olduğu ... plakalı araç maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, yapılan ilk değerlendirmede müvekkili şirket tarafından sigortalanan ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğunu, ilk kusur tespiti üzerine davalının işleteni olduğu ... plakalı araç üzerindeki zarar müvekkili şirket tarafından karşılandığını, yapılan tüm nihai değerlendirmede davalı ...'ın işleteni olduğu aracın tam %100 kusurlu olduğunun anlaşıldığı,
nihai kusur durumuna göre davalı ...'ın haksız zenginleştiğinin anlaşılması üzerine kendisine haksız zenginleşmesinin tasfiyesi için yazı gönderildiği ancak ödeme yapmadığını, davalı tarafından aracın tamiri sebebi ile elde edilen 8.357,87 TL ve faizin iade edilmesini asıl alacağa ihtar tarihi olan 18/04/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini , yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, tarihsiz ve imzasız muhabere yoluyla dilekçenin cevap dilekçesi mahiyetinde olmadığı dikkate alındığında davalı tarafın HMK'nun 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır.
GEREKÇE
Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı fazla ödenen hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davanın ticari dava olup olmadığının tespiti için uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekmektedir. Davacı ... şirketince trafik kazası nedeniyle kendi sigortalısının kusurlu olduğu tespitine dayalı olarak ödenen bedelin trafik kazasında davacı ... şirketinin kendi sigortalısının kusurunun bulunmadığının sonradan anlaşılması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak tazminini talep etmektedir.
6098 sayılı TBK'da yer lana sebepsiz zenleşme hükümlerinin uygulanacağı iş bu dava TTK'nun 4/1. maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nisbi ticari dava yönünden yapılan incelemede ise, davalı uyap sistemi üzerinden alınan gelir idaresi sorgulaması sonuçlarına göre potansiyel vergi mükellefi olup tacir kaydı ve bu nedenle de ticari işletmesi bulunmamaktadır.
Davacı tarafın tacir olmaması ve bu kapsamda ticari işletmesinin de bulunmaması dikkate alındığında TTK'nun 4/1. Maddesi uyarınca iş bu davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı ve nisbi ticari dava mahiyetinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce belirlenen tüm bu hususlar dikkate alındığında davada genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2015/1700 E. 2015/6737 K. Ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2021/1238 E. 2022/76 K. Sayılı ilamları da bu doğrultudadır.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/9, K. 2022/134, 24 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama