KÜNYE
T.C. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2026
- Esas no
- 2025/147
- Karar no
- 2026/94
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 24/02/2025
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 01.07.2024 tarihinde davacıdan alkollü içecek satın aldığını, satışa konu ürünlerin fatura edilerek imzalı irsaliyeli fatura ile aynı gün teslim edildiğini, fatura içeriğine süresinde itiraz edilmemesine ve yapılan tüm girişimlere rağmen bedelin ödenmediğini, bu nedenle ...
8. İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, dava şartı arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, ticari defterlere de yansıyan ve muaccel hale gelen alacağın halen ödenmediğini, davalının mal kaçırma eğiliminde olduğuna ilişkin emareler bulunduğunu, İİK’nın 257 ve 258. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, dosyaya sunulan imzalı irsaliyeli faturalar ve diğer belgelerle alacağın varlığı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispatlandığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 486.399,47 TL alacak üzerinden davalının menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine konu alacağın ve ferilerinin tamamına itiraz ettiklerini, alacağın varlığını, miktarını, dayanağını ve fatura konusu mal veya hizmetin ifa edilip edilmediğini ispat yükünün davacıya ait olduğunu, fatura düzenlenmiş olmasının tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, faturanın borç doğurabilmesi için taraflar arasında öncelikle geçerli bir hukuki ilişkinin ve bu ilişkiye dayalı bir ifanın bulunması gerektiğini,
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca faturaya süresinde itiraz edilmemesinin malın teslim edildiği veya borcun doğduğu anlamına gelmeyeceğini, somut olayda davacı ile davalı arasında yazılı ya da sözlü bir sözleşme bulunmadığını, fatura ve irsaliyede imzası bulunan kişinin davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, bu nedenle söz konusu belgelerin şirketi bağlamadığını, icra takibine konu alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini ve bu nedenle yapılan itirazın haklı olduğunu, şartları oluşmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın haksız ve kötüniyetli olarak açıldığını ileri sürerek davanın reddine,
davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Fatura alacağından kaynaklanan ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Mahkememizce 16/09/2025 tarihli ara karar ile dosyanın eksiklikler tamamlandığında tarafların ticari defterlerinin SMM aracılığı ile incelenerek, alacak ve dosya kapsamında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
01/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda.
Davacı ve davalı tarafların her ikisinin ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve usulünde olmak üzere e- defter esasında tutuldukları, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapılmış, onaylı oldukları, ticari defterlerin birbirini doğruladığı, Davacı Tarafın, davalı taraf adına düzenlediği 338.740,88 TL. tutarlı e-faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıt görmüş olduğu,
Tarafların incelenen muavin defteri bakiyelerinin dava konusu 338.740,88 TL.nin bakiyede davalı aleyhine olmak üzere mutabık oldukları, sayın mahkemenin tarafların mükellefi bulunduğu Vergi Daireleri Müdürlüklerinden celp ettirdiği, incelenen Karşılaştırmalı Alış-satış analizlerinde ( BA/BS ) KDV öncesi 282.284,07 TL beyanlarının örtüştüğü, doğrultusunda; nihai karar sayın mahkemenin takdirlerinde olmak üzere. Davacı... 'ın davalı ...
Şti.'den 338.740,00 TL tutarında alacağının bulunduğu, Taraflar tacir olduklarından. 3095/2 sayılı yasaya istinaden davacı tarafın 338.740,88 TL asıl alacağına 16.09.2024 takip tarihi itibariyle %51,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanmasının gerekeceği. Kanaatim hasıl olmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4)
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir.
Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir.
Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde. Davacı tarafça fatura alacağından kaynaklı takibe başlanıldığı yapılan itiraz üzerine süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça herhangi bir borcun bulunmadığını beyan edildiği, alacak hususunda defter ve kayıtların örtüştüğü, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da bu hususun sabit olduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile; davalının ...
8. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸ Hakim · ¸
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/147, K. 2026/94, 3 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama