KÜNYE
T.C. İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Esas no
- 2024/424 Esas
- Karar no
- 2025/686
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 17/07/2024
Karar Metni
1.526 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in müvekkili bankaya borçlu olduğunu, alacağın tahsili yolunda davalı aleyhinde icra takibi yapılmış, davalı icra takibine haksız olarak itiraz etmiş olduklarını, davalının, müvekkili bankaya borçlu olduğunu ve icra takibine konu alacağın Mahkememizce gerek görüldüğü takdirde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, talep edilen faiz oranının taraflar arasında imzalanan sözleşme ile bankaya tanınan tek taraflı yetkiye istinaden kararlaştırılmış olup sözleşme ve yasaya uygun olduğunu, kredi faizinin tespitine ilişkin yetkinin yasal olduğunu,
işbu dava dilekçelerde belirtilen talepleri için öncelikle 22.12.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı –borçlular itirazında haksız olduğundan iik.md.67/2 hükmü gereğince itiraz olunan alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere aleyhinde icra inkar tazminatına karar verilmesi talepleri olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili bankanın alacağının tahsilini teminen ...
23. İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyası ile yürütülen takibe davalı-borçluların itirazlarının iptalini, takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamını, itiraz olunan alacağın %20’sindan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, alacağın icra takibi tarihi itibarı ile %42 oranındaki faizi ile birlikte, takipten sonra temerrüt faiz oranı arttığı takdirde artan orandan hesaplanarak davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; tacir olmayan ve ticaret odasına kayıtlı bir işletmenin ortağı veya sahibi bulunmayan müvekkili ...'ın kullandığı krediye ilişkin olarak takip başlatılmış olup, dava konusu olay ticari sayılan davalar kapsamında olmadığını, bu sebeple davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, yine davalıların ikametgahı ... ve...olup, bu nedenle davada görevli ve yetkili mahkemenin, ...
Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, işbu davanın, 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup süresinde açılmamış olduğunu, işbu davanın, 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup süresinde açılmamış olduğunu, müvekkili ... tarafından 16.04.2024 tarihinde davacı Halkbank'tan hazine faiz destekli kredi kullanılmış olduğunu, fakat takip eden dönemde Covid pandemisi ve ekonomik kriz dolayısıyla, kredi taksitlerinin ödenmesinde sıkıntılar doğmuş olduğunu, bu zor dönemlerinde dahi müvekkili ödemelerini yapmaya devam etmiş olduğunu, müvekkilinin tüm iyi niyetine ve ödemeleri yapmasına rağmen davacı banka tarafından, müvekkili hakkında dava konusu ...
23. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, borcun büyük oranda ödenmiş olması ve müvekkilleri yönünden de sorumluluğun olmaması sebebiyle haksız ve hukuka aykırı iş bu icra takibine itiraz edilmiş olduğunu, borç büyük oranda ödenmiş olmasına rağmen yanlış hesaplama ve fahiş faiz oranıyla icra takibi yapılmış olduğunu, müvekkilinin Covid pandemisi ve ekonomik krize rağmen kredi taksitlerini ödemeye devam etmiş olduğunu, aksamalar olsa da kredi taksitleri büyük oranda ödenmiş olduğunu, fakat davacı bankanın, yapılan ödemeleri düşmeden, sözleşme ve genel esaslara aykırı olarak fahiş faiz oranıyla hesaplama yapmış,
dava konusu iş bu icra takibini başlatmış olduğunu, kredi sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere sözleşmede müvekkiller ... ve ... tarafından el yazısıyla müteselsil kefaleti kabul ettiklerine dair bir beyan olmadığı gibi, müteselsil kefil sıfatlıyla yükümlülük altına girdikleri hususuda el yazısıyla sözleşmede belirtilmemiş olduğunu, müvekkilleri ... ve ... ın kefil sıfatıyla imzaları bulunmayan sözleşmenin, kefalet yönünden zorunlu şekil şartlarını da sağlamadığından geçerli olmadığını, davanın haklılığını kabul ettikleri anlamına gelmemek üzere,
takibe konu alacak miktarlarının neye göre ve ne şekilde hesap edildiğinin açık ve anlaşılır olmadığını, müvekkillerine öncesinde ihbarnamede gönderilmediğini, faizde kanuna ve sözleşmeye aykırı bir şekilde fahiş olarak belirlenmiş olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi incelemesini gerektiğinin açıkça anlaşılmakta olduğunu, takip ve dava konusu alacak likit olmayıp, yargılamayı gerektirmekte olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; görev ve yetki itirazlarının kabulünü, dosyanın görevli ve yetkili ...
Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddini, tahkikata geçilmesine karar verilmesi halinde haksız ve mesnetsiz olan huzurdaki davanın esastan reddini, kötü niyetli olan davacının %20'den aşağı olamamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; İİK.nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır.
... 23. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine kredi sözleşmesine dayalı olarak toplam 34.987,93 TL alacak için ilamsız takip başlattığı, davalıların yasal 7 günlük süre içinde borca itirazda bulunması üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan 16.04.2020 tarihli kredi sözleşmesinin incelenmesinde; davalılardan ...'ın 60.000TL limit ile kredi sözleşmesini asıl borçlu olarak imzaladığı, diğer davalılar ..., ...'ın sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıkları görülmüştür.
Davalılar vekilince cevap dilekçesinde Mahkememizin görevine ve yetkisine itirazda bulunulmuş ise de davalıların sözleşmedeki imzalarına itiraz etmedikleri, sözleşme ile İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmekle yetki itirazının reddine , ... Vergi Dairesinin müzekkere yanıtına göre davalılardan asıl borçlu ...'ın "Bakkal ve marketlerde yapılan perakende ticaret" faaliyetiyle uğraştığı, sözleşmeyi "..." şeklinde imzaladığı, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinin değil Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğu görülmekle görev itirazının reddine Mahkememizin 04.02.2025 tarihli ara kararı ile karar verilmiştir.
Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bankacılık konusunda uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı banka ile davalı asıl borçlu ... arasında 16.04.2020 tarihli 60.000,00-TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığı, Davalı kefiller ... ve ... ’da iş bu sözleşmeyi 60.000.00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil olarak imzaladığı, ¸
Davacı banka KREDİ alacağı nedeniyle başlatılan takibe davalılar tarafından ... 23. İcra Müdürlüğü ... E sayılı takip dosyasına yapımış oldukları itiraz nedeniyle yapılan hesaplamalar neticesinde davacı bankanın davalılardan sayın mahkemenizce de kabul edilmesi halinde 13.10.2022 takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 27.008.99 TL asıl alacak 5.743.24 TL faiz 287.16 TL BSMV, olmak üzere toplam 33.039.39 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
27.008.99 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 42 oranında temerrüt faizi ve faizn %5 BSMV sinin davalılardan istenebileceği,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü.
Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 586. 1. fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." düzenlemesini içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ...esas...karar sayılı emsal içtihadında da; "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir." şeklindedir.
TBK'nın 584/1 maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalılardan asıl borçlu ...'ın bankacılık sözleşmesi kapsamında taksitli kredi kullandığı, taksitlerin ödeme günlerinin taraflarca belirlendiği, TBK'nın 117.
Maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse bugünün geçmesi ile temerrüdün gerçekleşmiş kabul edilmesi gerekeceği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile alacaklının takip tarihinde 27.008,99TL asıl alacak, 5.743,24TL işlemiş faiz, 287,16TL BSMV olmak üzere toplam 33.039,39TL alacak talep edebileceği, davalı kefiller ... ve...'ın kefil oldukları tarihte evli oldukları , davacı banka tarafından dosyaya eş muvafakatlerinin sunulmadığı,
TBK 586/1 uyarınca davacının asıl borçluya ihtar çekmeden müteselsil kefillere başvuramayacağı anlaşıldığından asıl borçlu ... yönünden davanın kısmen kabulü ile alacak likit ve belirlenebilir olduğu için icra inkar tazminatına hükmedilmesine ,davalı kefiller ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/424, K. 2025/686, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama