KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/99
- Karar No
- 2024/255
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
Karar Metni
2.351 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/99 Esas
KARAR NO:2024/255
DAVA
Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/05/2023
KARAR TARİHİ: 17/10/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili adına -----tarihinden ----- markanın 10 yıl süreyle tescil edildiğini, davalının, müvekkilinin tescilli markası ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacı müvekkiline ait markanın davalı tarafından --------- markası kullanılarak ve müvekkiline ait ürün taklit edilerek satış yapıldığını, davalının, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanıldığını,
aleyhine tespit istenen davalının --------- ürünlerinde kullanmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, davalı şirketin, davacı müvekkilinin -------tescilli söz konusu markasının aynını veya belirgin bir şekilde benzerini üretmek ve bu tasarımı ve bu tasarımın uygulandığı ürünleri piyasaya sunmak, satmak, sözleşme akdi için icapta bulunmak, ticari amaçla kullanmak ve bu amaçla depolamak, elde bulundurmak sureti ile 554 sayılı KHK'nın ilgili hükümlerime açıkça aykırı hareket ettiğini,
davalının tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden bu fiillerinin müvekkiline büyük bir zarar verdiğini, davalının bu fiilleri nedeni ile müvekkilinin büyük bir zarara uğradığını ve halen de devam eden fiilleri nedeni ile daha çok zarara uğrama tehlikesi altında bulunduğunu, davacının tescilli markasının birebir aynısını taklit etmek suretiyle kullanan davalının, davacının emeğine, ürününe, müşterilerine ve kazancına haksız bir biçimde el attığını, bu nedenle,
davalının davacıya ait tescilli markayı taklit ederek açıkça tecavüz ve haksız rekabete neden olan fiilleri nedeniyle davalı hakkında iş bu davanın etkinliğini sağlamak amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkiline ait tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tespiti ile tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; bu meyanda sosyal medya hesabından taklit marka ilan ve reklamlarının kaldırılmasına , davalının taklit markalı ürünlerine ihtiyaten el konulmasına, dava sonunda ürünlerin davacıya teslimine, aksi halde imha edilmesine;
bu sebeplerle davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecekleri ticari faizleri ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı hakkında verilecek mahkeme kararının masrafları tecavüz eden davalı tarafından karşılanarak ilgililere tebliğ edilmesine ve ----çapında en yüksek tirajlı 3 gazetede ikişer hafta ara ile iki defa yayımlanmasına ve kamuya ilan yolu ile duyurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine,
karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkilinin Tescilli Markası bulunduğunu, ------ markası --- müvekkili adına ----- sayı ile kayıtlı olduğunu, ---- Sahibinin Müvekkili olduğunu, ----- markasını sektöre ilk tanıtanın da müvekkil olduğunu, davalının işbu davaya dayanak yaptığı ---- sayılı markanın başvuru tarihinin ------- olduğunu, anılan tescilin aleyhine her türlü dava açma hakkının saklı olduğunu, Davalının, markasını tescil ettirmiş olmakla birlikte hiçbir zaman kullanmadığını, Davacı markasının başvuru tarihinden çok daha önce -------- ibaresini sektöre tanıtan müvekkilinin davacı markasına tecavüz ettiği iddiasının,
kronolojik olarak imkansızlık içerdiğini, davalının, müvekkili tarafından sektöre tanıtılan markayı gördüğü, kötüniyetli olarak kendi adına tescil edip, akabinde de uzun süre bekleyerek işbu kötüniyetli davayı ikame ettiğini, Tecavüz ve Haksız Rekabet İddialarının Hiçbir Hukuki Dayanağı olmadığını, işbu davada gerek müvekkile gerekse davacıya ait marka tescilli olup, tecavüz iddiaları bakımından yalnızca SMK hükümlerine dayanılabileceğini, Davacı markası tescilli iken tecavüz iddialarını TTK haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak ileri sürmesinin olanaklı olmadığını, Dava konusu markanın müvekkili tarafından sektöre tanıtılmış olup,
marka üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, Müvekkilin faaliyetlerinin davacının haklarına tecavüz etmesi veya haksız rekabet teşkil etmesi olanaklı olmayıp, kötüniyetli fiillere maruz kalanın müvekkili olduğunu, Davacının, iddiasını ve zararını ispat külfeti altında olduğunu, Davacının tecavüz ve haksız rekabet iddiasının ispatına yarar hiçbir delil sunamadığı gibi, zarar iddiasına ilişkin de hiçbir delil sunamadığını, İddia edilen maddi vakıa bakımından müvekkilinin herhangi bir kusuru da olmayıp, davacının zarar iddiası ve tazminat taleplerine ilişkin koşulların oluşmadığını,
haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı adına tescilli -----tescil numaralı markaya davalının marka kullanımları dolayısıyla tecavüz oluşturulup oluşturulmadığı, maddi manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır. Davalının ----- numarasıyla kayıtlı görüldüğü, tescil tarihinin ---olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya----- kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı markasının----davalı adına tescili olduğu, --- tarihinde sicile tescil edildiği , ---- tescil numaralı markasının--- davalı adına tescili olduğu, ---- tarihinde sicile tescil edildiği, ---- tescil numaralı markasının--- davacı adına tescili olduğu,---- tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır.Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır.
------ tarihli Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre;
1.Davacı Taraf Adına Tescilli -----Tescil Numaralı ----
Sınıfta, davalı adına tescilli ----Sınıfta , -----markasının ------ Sınıflarda tescilli olduğu,
2.Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde belirtilen ---- hesabında; ----hesabında ise; ------ tarihli paylaşımlarında ve tarafımızca da tespit edilen kullanımlarda ------ markalarının kullanıldığı, sunulan görsellerde-------- ibaresinin bir hizmet adından ziyade makine ve teknolojinin adı olarak kullanıldığı,
3.---- markasının üzerinde kullanıldığı ürünün ---- sınıfta yer aldığı, bu sınıfta davalı tarafın tescilinin bulunmadığı, ------- markasının bir cihaz üzerinde kullanıldığının bizzat davalı tarafın ----paylaşımları ile sabit olduğu, Davalı tarafın ----- kapsamakta olduğundan bu markanın kapsamının ------- bir ürüne teşmil edilmesinin mümkün olamayacağı,
4. Davacı adına----- markasının birebir aynı şekilde davalı tarafça özellikle ---- hesaplarında kullanıldığı davalı tarafın tescilli markası olan------- cihazının tanıtıldığı,
5. Davalı tarafın ------ markası kullanımının ---- içerdiği, bu kullanımların davacıya ait ---- tescil numaralı ---- markası kapsamında kaldığı" yönünde görüş bildirilmiştir. 25/06/2024 Tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafından süresi içerisinde defterlerin sunulmadığı ve bulunduğu yerin bildirilmediği görülmüş, bu nedenle davalı firma defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı
Davacı Vekili tarafından aynı gün verilen beyan dilekçesinde tazimat hesabının “SMK 151 MADDE (1) - a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir” üzerinden hesaplama yapılması talep ettiği,Marka sahibinin tecavüz edilmeseydi elde edeceği muhtemel gelir hesaplanırken, mütecavizin fiilinin boyutu ile haksız olarak elde ettiği kazanç miktarlarına da bakmak gerekir. Nitekim SMK m. 151/4 uyarınca yoksun kalınan kazancın hesabında ihlalin nitelik ve boyutu da dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda yaşam tecrübesinden hareketle, tecavüze maruz kalanın yoksun kaldığı kazancın tespitinde tecavüz edenin kazancı çoğu zaman yol gösterici olacağı,
SMK m. 151/2-a’daki yoksun kalınan kazancı hesaplama için gerek davacının ve gerekse davalının dava konusu marka ile yapmış oldukları satışları ve elde etmiş oldukları gelirleri gösterir belgelerin dosyada yer almaması ve davacının SMK 151 m.151/2-a’ya göre kazancında azalma olup olmadığı yönünde tespit yapılması ve maddi tazminat hesaplaması için öncelikle her iki tarafın dava konusu ile ilgili gelirlerini gösterir belgelerini ibraz etmeleri gerektiği, Manevi tazminat miktarının belirlenmesinin mahkemenin takdirinde olduğu," yönünde görüş bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME
6769 sayılı SMK'nın 7/2, 29, 149,150 ve 151. Maddeleri ile TTK'nın 54 vd. Maddeleri.
GEREKÇE
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklı tecavüzün tespiti, tecavüzün giderilmesi ve maddi tazminat davasıdır.
Davacı taraf dava konusu somut olayda; davacı taraf ----- tescil numaralı ------markasının davalı tarafın internet adresinde kullandığı ürünlerde ve iş yerinde cihazın piyasaya takdimi sırasında tescilli marka ile aynı sınıf olan ------- Sınıflarda kullanılmak suretiyle marka hakkına tecavüzde bulunduğunu ve bu eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Sınai Mülkiyet Kanununun 29. Maddesinin yollamasıyla SMK'nun 7/2-b maddesinde tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır.
Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir.
Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir.
Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır.
Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanununun 54 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 55/4.maddesine göre başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemleri almak haksız rekabet olarak sayılmıştır. Haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Yine haksız rekabeti düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 57. maddesinin hükmünün temeli kişilik haklarına tecavüzü düzenleyen Türk Medeni Kanununun 24. maddesine dayanır.
Haksız rekabet hükümlerinin düzenlenme sebeplerinin başında, başkalarının emeğinden haksız bir şekilde yararlanmanın önüne geçmek yatar., Bir başkasının uzun uğraşlar sonucunda elde ettiği kazanımlardan ve değerlerden hiç bir emek ve çaba sarf edilmeden yararlanılması haksız rekabetin en önemli örneklerinden biridir.Dava konusu somut olayda; ----tescil numaralı markasının---- davalı adına tescili olduğu, --- tarihinde sicile tescil edildiği ,----numaralı markasının---davalı adına tescili olduğu, ---- tarihinde sicile tescil edildiği,---- davacı adına tescili olduğu, ----- tarihinde sicile tescil edildiği,
davacı markasının tescil tarihi itibariyle öncelikli tescil hakkına sahip olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, hak düşürücü süre içinde davanın ikame edildiği, davalı kullanımları incelendiğinde, davalının hesap adlarında ---- ibaresi yer almakta ise de ------- ibaresinin açık ve görünür şekilde ürün üzerinde ürün markası olarak kullanıldığı, davalı tarafça sunulan ve bilirkişilerce incelenen -------zamanlı çoklu kas aktivitesi ile pasif egzersiz yaptırarak kas gelişimi sağlayan-------cihazıdır.” Denilmek suretiyle -----ibaresinin bir cihazı tarif etmek için kullanıldığı, bu haliyle kullanımların markasal kullanımlar olduğu,
davalı tarafın ---- markası kullanımının ---- malları içerdiği, davacı adına tescilli -------markası kapsamında kaldığı, davalı kullanımlarının bu haliyle iltibas oluşturduğu kabul edilmiş ve davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar davalı taraf kullanımlarının ---- tescil numaralı-------- dayandığını beyan ve iddia etmiş ise de bu markanın ----Sınıfta tecilli olduğu, davalı kullanımlarının ------- Sınıfta ve davacının marka tescil sınıfında olduğu, yine öncelikli kullanım hakkının kendisine ait olduğunu beyan etmiş ise de incelenen sosyal medya hesapları ve internet adreslerinde bu yönde bir delilin olmadığı, ticaret sicil kaydının ------ tarihine ait ise de ticaret unvanının kullanılan markadan farklı olduğu,
bu sebeple de davacı tarafa markanın kullanımı yönünden öncelik tanımayacağı kabul edilerek davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu kabulden sonra Davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de incelenmiş, SMK'nın 149.
Maddesine göre hakları ihlal edilen marka hakkı sahibinin oluşan zararının tazminini talep hakkı bulunduğu, SMK'nın 151/2-a maddesine göre talepte bulunduğu, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafından davacının marka üzerindeki haklarının ihlal edildiğinin sabit olduğu, davacı tarafça SMK'nın 151/2-a maddesi gereği yoksun kalınan kazanç talebinde bulunduğu, bu talebin sağlıklı olarak bulunması için davacı ve davalı kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafça süresi içinde kayıtların ibraz edilmediği,
davacı kayıtları da --------- Haklar Hukuk Mahkemesinde bulunduğundan incelenememiş, bu sebeple TBK'nın 50. Maddesi gereği maddi tazminat talebi değerlendirilmiş, davalının kullanımlarının 3 yıldır devam ettiği, satılan ürünün değeri, iş hacmi ve günün koşulları değerlendirilerek oluşan zararın 100.000,00-TL olacağı kabul edilmiş ve davacı tarafın bu miktar yönünden davalı taraftan talep hakkı bulunduğu kabul edilmiş ve maddi tazminat talebinin bu miktar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalı tarafın marka hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, bu sübut karşısında davacı tarafın davalı taraftan SMK'nın 149.
Maddesine göre manevi tazminat talep hakkının bulunduğu, davacının markasının ticari iş hacmi, markanın itibarı, değeri, tarafların ticari ve ekonomik durumları, tecavüz eyleminin işleniş şekli ve somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 10.000,00-TL Manevi tazminatın uygun olduğu kanaati ile marka hakkına tecavüzden kaynaklı manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf dava konusu kararın yayınlanması talebinde bulunmuş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça davacının tasarım hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, bu haliyle davacı tarafın kararın yayınlanması yönünden menfaatinin bulunduğu kabul edilerek davacının kararın gazetede yayınlanması talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/99, K. 2024/255, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama