KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/125
- Karar No
- 2025/86
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
Karar Metni
3.791 kelime·19 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/125
KARAR NO : 2025/86
DAVA
Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 04/10/2016
KARAR TARİHİ : 25/03/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2006 yılından beri "-----" markası altında inşaat proje ve mühendisliği alanında faaliyet gösteren ve özellikle ----- yakasında tanınan biri olduğunu, davalı şirketlerin birlikte kurmuş oldukları ----aracığılıyla "----" ibaresini, müvekkilinin "-----" markasının tescilli olduğu inşaat hizmetleri açısından kullanarak müvekkilinin markasını ihlal ettiğini, davalı şirketlerin, adi ortaklık aracılığıyla ----- markası altında inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, buna ilişkin tanıtım ve reklam yaptığını ve dolayısıyla müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiklerini öne sürerek,
davalılar tarafından "-----markalarının kullanımının müvekkilin tescilli " -----" markasına tecavüz ettiğinin tespitine, markaya tecavüzün önlenmesine ve bu tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, özellikle; davalılara ait------ alan adlarının silinmesine veya bu alan adları üzerindeki internet sitelerinde davalıların veya üçüncü kişilerin inşaat hizmetlerinin her türlü tanıtım ve reklamına son verilmesine, davalılar tarafından ------markalarının kullanıldığı her türlü tabelanın ve basılı, görsel, dijital ve benzeri ortamlardaki her türlü reklam, tanıtım, yayın ve haberin kaldırılmasına, yok edilmesine veya silinmesine,
şimdilik 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre 30.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalılar adına tescilli ---- numaralı " ------" markasının 37 nci ve 42 nci sınıflar açısından hükümsüzlüğüne, kararın tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tüzel kişilerin her birinin ana sözleşme ile tescilli alanlarda ayrı ayrı faaliyet gösteren ticari şirketler olup, bir araya gelerek ------ Ortaklığı ticari işletmesini kurduğunu, adi ortaklığın ticari faaliyetini işletme ünvanı ile yürüttüğünü, üretilen konutların proje adı olarak----- markası adı altında satış ve pazarlamasını yaptığını, -----adının, konut imalatlarının proje adı olup, ----gibi imalatın bulunduğu ilçelere göre proje adı olarak kullanıldığını,
"-----" markasının ise -----Ortaklığı ticari işletmesi tarafından TÜRKPATENT nezdinde----- tescil numarası ile tescilinin yapıldığını ve münhasıran adı ortaklığın ve ortaklığı oluşturan müvekkillerinin kullanımında olan markalar olduğunu, davacının markasına tecavüz bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER
Taraflara ait marka tescil kayıtları dosya içine getirtilmiş, incelendiğinde; davalıların ---- numaralı " ----" markasının 36, 37 ve 42. sınıflarda, ---- numaralı "----" markasının da 36. ve 37. sınıflarda tescilli oldukları, davacının --- numaralı -----+Şekil" markasının ise 19,37 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir.
Davanın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden dosya üzerine bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 12.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda; ---- tescil numaralı "------ + Şekil" markasının 19/37/42.sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu, ---- tescil numaralı "-----" markasının 36/37/42.sınıfta -------adına tescil edilmiş olduğu; taraf markalarının benzer olduğu tespit edilmekle, taraf markalarının ortak tescil sınıfları olan 37 ve 42. sınıflar yönünden MarKHK m.8/1/b maddesine dayalı hükümsüzlük şartının olduğu;
dava konusu markanın tescil edildiği 36.sınıftaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi" hizmetlerinin 37.sınıf ile benzer olduğu gözönüne alınarak belirtilen hizmetler yönünden de hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğunun kabul edilebileceği; dava konusu marka tescilli olduğu sürece markanın kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar nedeniyle yine dosyamız içerisine alınan 02.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda; "davalıların------markasal kullanımlarının davacı markası ile benzerlik teşkil ederek iltibas oluşturduğu;
davalıların------ markasal kullanımlarının, davalılar adına tescilli markanın koruma kapsamında kaldığı ve davacı markasına iltibas oluşturmadığı; davalılar adına ---- no ile tescilli "-----" markasının tescilli olduğu 36., 37. ve 42.sınıfların tümünde hükümsüzlük şartlarının oluştuğu" tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.
Davacının maddi tazminat talebiyle ilgili alınan 27/08/2018 tarihli bilirkişi raporunda;-----Ticari İşletmesi'ne ait ticari defterlerin ibraz edilmemesi nedeniyle 02.09.2016- 04.10.2016 dava tarihine kadar elde edilen gelirin hesaplanmasının mümkün olmadığı, Vergi Dairesinden adı geçen adi ortaklığına ait BA-BS formları ile mali tablolar talep edilmişse de, sadece BA formlar ile birlikte muhtasar beyannameler ile Katma Değer Vergisi beyannamelerinin yollandığı,
bu durumda adı geçen ortaklığa ait 2015 ve 2016 yıllarına ait, BS formları ile bilanço ve gelir tablolarının da sunulması halinde daha somut bir hesap ve değerlendime yapılabileceği" tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.Yine dosyamız içerisine alınan 13.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; "marka tecavüzlerindeki kâr oranının %15 şeklindeki mutad bildiriminin, 22.245,43 TL lik gelire göre hesaplanabileceği hususunun Mahkemece kabul edilmesi ve marka tecavüzünün de benimsenmesi halinde davacının, davalı taraftan talep edebileceği tazminat tutarının 3.336,81 TL olduğu "tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı sonrasında alınan ek raporda;
a-) Haksız fiilin, davacının da kabulünde olan 30.12.2015 tarihinde vuku bulduğu husus kabul edildiğinde, davalının, ----- inşaat hesaplarında ilk fiil tarihi olan 01.01.2016 tarih ve 2 yevmiye madde numarasıyla ----- inşaat hesap tarihi dikkate alınması gerektiği Yüce Mahkemenin takdirindedir.
01.01.2016- 04.10.2016 arası (278) gün olup, brüt 2016 yılı gelirine oranlandığında kabul edilebilecek brüt kar;
246.048 / 365 x 278 = 187.400,94 TL'dir. Genel kabul gören % 15 kar marjı dikkate alındığında, talep edilebilecek maddi tazminat;
(187.400,94 x 0,15) = 28.110,14 TL ile sınırlı olacaktır, (davacının tazminat talebi 30.000,00 TL)
b-) Sayın Mahkemece, ara kararlarında belirtilen 02.09.2016 - 04.10.2016 hesap dönemini kabul ettiği takdirde, bir önceki ek raporumuzda hesaplanan 3.336,81 TL tazminat tutarında bir değişiklik olmayacaktır." yönünde görüş bildirilmiştir.
GEREKÇE
Dava; markanın hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından "-----" ibaresinin kullanılması sebebiyle davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla açılan marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi- manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce Yargıtay -----.HD'nin ----- sayılı bozma kararı öncesinde yapılan----- numaralı "---" markasının 36, 37 ve 42 nci sınıflarda, --- numaralı "---şekil" markasının 36 ve 37 nci sınıflarda yalnızca "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetler, gümrük müşavirliği hizmetler, asansör tamiri ve bakımı hizmetleri" için tescil edildiği, davacının ---- numaralı ----+şekil" markasının ise 19, 37 ve 42 nci sınıflarda tescilli olduğu, taraf markalarının esas unsurlarının "-----" ibaresi olduğu, markalarda yer alan diğer sözcüklerin tali nitelikte bulunduğu,
37 ve 42 nci sınıflardaki mal ve hizmetler için "-----" markasının yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, her iki tarafın markalarının tescilli oldukları 37 nci sınıftaki inşaat hizmetleri vb. ile 42 nci sınıftaki mühendislik vb. mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, bu nedenle esas unsurları ve tescilli oldukları mal ve hizmetler aynı olan davalılara ait "---" markası ile davacıya ait-----şekil" markasının bu sınıflar için iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları, davalı tarafa ait markanın daha sonra tescil edildiği,
tescil tarihinden önce markayı kullandıklarına ve öncelik hakkı sahibi olduklarına dair bir delil bulunmadığı, dava dilekçesinin içeriğinde davacı tarafça yalnızca 37 ve 42 nci sınıflar için davalının markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, --- numaralı "----" markasının açıklanan nedenlerle 37 ve 42 sınıfta tescilli oldukları mal ve hizmetler için hükümsüzlüğünün gerektiği; her ne kadar davacı taraf davalıların yaptıkları inşaat projelerinde----- markalarının kullanımının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu iddia etmişse de;
dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK hükümlerine göre kötü niyetli kullanım hariç olmak üzere tescilli markanın kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı ve davalıların kötü niyetli olarak markalarını kullandıkları iddia ve ispat edilmediğinden davalıların 37 ve 42 nci sınıflarda tescilli ----- markasını inşaat hizmetlerinde ve mühendislik hizmetlerinde kullanmalarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği, bu nedenle -----şeklindeki kullanımların tescilli marka hakları kapsamında kaldığı;
davalı ortaklık adına tescilli --- numaralı -----şekil" markasının ise inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri için tescilli olmadığı gözetildiğinde davalıların "----" ibaresini tek başına kullandıkları----- kullanımlarının bu markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle ilgili olmadığından, davacının tescilli ----- şekil" markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davacının da bu kullanımların önlenmesini talep edebileceği; davalılara ait internet sitelerinde de inşaat hizmetlerine ilişkin faaliyetlere yer verildiği,
bu nedenle----- alan adlarının da davacının markasının esas unsuru olan "------" ibaresini içermesi nedeniyle marka haklarına tecavüz teşkil ettiği ve bu nedenle alan adlarının da iptaline karar vermek gerektiği; davacının ayrıca maddi ve manevi tazminat isteyebileceği ancak davalı taraf kesin süreye rağmen ticari defter ve belgelerini sunmadığından 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tecavüz teşkil eden markalar kullanmak suretiyle ne kadar gelir elde edildiğinin tam olarak tespit edilemediği,
bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca tazminat miktarına re'sen takdir edilmesi gerektiği, 10.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın markanın kullanım şekline, davalıların markaları kullandıkları süreye, davacının ve davalıların iş hacimlerine uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalılar tarafından----- markalarının kullanımının davacının tescilli -----şekil" markasını ihlal ettiğinin tespitine, markaya tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
davalılara ait ----- alan adlarının iptaline, davalılar tarafından-----" ibarelerinin kullanıldığı her türlü tabelanın ve basılı, görsel, dijital ve benzeri ortamlardaki her türlü reklam , tanıtım , yayın ve haberin kaldırılmasına, markaların silinmesi mümkün ise silinmesine, aksi takdirde karar kesinleştiğinde bu belge ve eşyaların imhasına, 10.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
davalılar adına tescilli -----numaralı "-----" markasının 37 ve 42 nci sınıflar açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde özetinin ilanına, fazlaya ilişkin talebin reddine" dair karar verilmiştir.
Mahkememiz kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk dairesinin ---- Esas, ----- Karar sayılı kararında.
"İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarının esaslı unsurunun "-----" ibaresi olduğu ve tescil kapsamları gözetildiğinde iltibas ihtimali bulunduğundan davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın yerinde olduğu, dava tarihi itibarı ile 556 sayılı KHK'ya göre yapılan değerlendirmeye göre; davalının, "-----" markasını tescilli olduğu 37 ve 42 sınıflardaki inşaat ve mühendislik hizmetlerinde kullanmasının markasal kullanım olup kötüniyetli olmadığı,
bu nedenle ----- şeklindeki kullanımlar yönünden davacının markasına tecavüzün oluştuğundan söz edilemeyeceği ve bu yöndeki kararın da yerinde olduğu; davalı------ibarelerini inşaat alanında markasal olarak kullanılmakta ise de; davalının inşaat veya mühendislik alanında tescilli markası olmadığı, davalı vekilinin de dilekçesinde markanın proje adı olarak kullanıldığını beyan ettiği, davaya konu ----- alan adlı internet sitesinin ise davadan sonra kapatıldığı, ancak iş bu sitenin arşiv incelemesinde ve ---- internet alan adının incelemesinde, "-----" ibaresinin inşaat hizmeti alanında markasal kullanıldığının tespit edildiği,
dosyadaki bilirkişi raporlarının yeterli ve denetime elverişli olduğu dikkate alındığında; davalının -----" şeklindeki markasal kullanımlarının davacının ------markasından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle alan adlarının iptali ve tecavüzün önlenmesine yönelik verilen kararın da yerinde olduğu; davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığı, Mahkemece celp edilen BA formları üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldığı, ancak raporda bilanço ve gelir tablosu olmadığından salt BA formlarının ----- Ticaret Odası uygulamasına göre değerlendirilerek bir hesaplama yapıldığı,
davacı vekili her ne kadar tazminat değerlendirmesi yapılırken başlangıç tarihinin davalının marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından reddedilerek kararın bildirildiği 30.01.2015 tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de.
Mahkemece yerinde olarak davalının ihtarnameye cevap tarihi olan 02.09.2016 tarihinin esas alındığı, mevcut delil durumu ve ihlal süresi dikkate alındığında takdir olunan maddi tazminat ve manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf istemine gelince; dava dilekçesinde birden fazla talep mevcut olup dava yığılması şeklinde açılan davalarda her bir talep yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedileceği" gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay -----. Hukuk dairesinin ---- esas --- karar sayılı ilamında. "Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalının hükümsüzlüğü istenen ---- sayılı ----" ibareli markasıyla davacının "------" ibareli markası arasında 37 ve 42 nci sınıflarda iltibas oluşacağı ve bu nedenle davalı markasının anılan sınıflarda hükümsüzlüğünün gerektiği, ancak tescilli bu markanın kullanımının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, öte yandan davalının ------ kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu,
davacı her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hesaplanacak yoksun kalınan kazancını talep etmişse de davalıların markayı kullanmak yoluyla elde ettikleri kazancın ticari defterlerini sunmamaları nedeniyle tam olarak tespit edilemediği, bu nedenle tazminatın 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre re'sen takdir edilmesi gerektiği, marka hakkına tecavüzün başlangıç tarihi olarak,
davacının ihlalin sonlandırılması için davalıya keşide ettiği ihtarnameye cevap tarihinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı markaya tecavüzün tespiti istemiyle birlikte, mahrum kaldığı kazancın 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hesaplanmasını ve bu bedelin ihlalin başlangıcından itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece tecavüzün, davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye davalının verdiği cevap tarihinde başladığı kabul edilerek hüküm verilmişse de, dosyada yer alan 04.02.2018 tarihli bilirkişi raporu vasıtasıyla tespit edildiği üzere davalının------alan adının arşiv kaydında en yakın tarihli arşiv görüntüsünün, davacının ihtarından dahi önceki 25.06.2016 tarihinde tutulduğu, bu görsellerin de tecavüz teşkil edecek mahiyette olduğu saptandığına göre, tecavüzün Mahkemenin kabulünden çok daha önce başladığının kabulü gerekir.
Şu halde Mahkemece, dosyaya ibraz edilen ve tecavüz teşkil eden davalı faaliyetlerine ilişkin görseller ile alan adları kullanımlarının tarihleri tespit edildikten sonra tecavüzün başladığı tarih saptanarak, tespit olunacak bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği halde de yazılı şekilde davalının cevabi ihtar tarihi esas alınarak faizin başlangıcına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Talep edilen tazminatın hesaplanmasına gelindiğinde ise, davacı mütecaviz davalıların elde ettikleri karı yoksun kaldığı kazanç olarak talep etmiştir. Eş anlatımla, davacı yoksun kaldığı kazancın davalının elde ettiği kara göre hesaplanmasını istemiştir.
Bu durumda davalıların 556 sayılı KHK'nın 65 nci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 219 ve devamı maddeleri gereği ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri gerekmekte olup, Mahkemece sonuçları da belirtilerek usulünce ihtar yapıldıktan sonra, davalıların ticari defterlerini sunmaları halinde 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin son hükmü de gözetilerek tazminatın belirlenmesi;
ihtara rağmen anılan defter ve belgelerin sunulmaması halinde ise 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin son fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi birlikte değerlendirilerek belirleme yapılıp bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, tüm bu hususlar dikkate alınmadan doğrudan 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile.
Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına," karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, bu karar sonrasında ----- ile dosya Mahkememizin yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.Yargıtay bozma ilamı öncesinde belirtildiği üzere.
Markaların karıştırılma ihtimali bulunması dava tarihine yürürlükte olan 556 sayılı KHK'de hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.
Karıştırılma (iltibas) tehlikesi 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesinde düzenlenmiş olup, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir.
Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.
Marka hakkına tecavüz konusu da, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerinde düzenlenmiştir.
556 sayılı KHK'nin 9/1-b. maddesinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve /veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda öncelikle davacı tarafın öncelikle hükümsüzlük talepleri değerlendirilmiş,
davalı adi ortaklık adına tescilli olan ---- numaralı " ----" markası ve ---numaralı "----" markaları ile davacı adına tescilli --- numaralı "-----Şekil" markalarının esas unsurlarının "-----" ibaresi olduğu, markalarda yer alan diğer sözcüklerin tali nitelikte olduğu, davalının --- numaralı -----" markasının 36. ve 37. sınıflarda yalnızca "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetler, gümrük müşavirliği hizmetler, asansör tamiri ve bakımı hizmetleri" için tescil edildiği,
----numaralı "-----" markası ile davacının markasının ise 37. ve 42. sınıflarda tescilli oldukları, bu sınıflardaki mal ve hizmetler için "-----" markasının yüksek ayırt ediciliği bulunduğu, her iki tarafın markalarının tescilli oldukları 37. sınıftaki inşaat hizmetleri vb. ile 42. sınıftaki mühendislik vb. mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, bu nedenle esas unsurları ve tescilli oldukları mal ve hizmetler aynı olan davalılara ait "---" markası ile davacıya ait ------ markasının bu sınıflar için iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları, davalı tarafa ait markanın daha sonra tescil edildiği,
tescil tarihinden önce markayı kullandıklarına ve öncelik hakkı sahibi olduklarına dair bir delil bulunmadığı, dava dilekçesinin içeriğinde davacı tarafça yalnızca 37. ve 42. sınıflar için davalının markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, sonuç kısmında ise sınıf ayrımı yapılmaksızın hükümsüzlük talep edilmişse de, mahkemece ön inceleme duruşmasında yapılan uyuşmazlık konusunun tespitinde de 37. ve 42. sınıflar için markanın hükümsüzlüğünün uyuşmazlık konusu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça bu uyuşmazlık konusuna itiraz edilmediği,
bu nedenle yalnızca davalı tarafın markasının 37. ve 42. sınıflar için hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiği, ---- numaralı " -----" markasının 37. ve 42. sınıfta tescilli oldukları mal ve hizmetler için hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu anlaşılmıştır.Bu tespit sonrasında davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri de değerlendirilmiş; davacının ------ numaralı -----+Şekil" markasının ise 19,37 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu ve halen koruma altında bulunduğu,
davalıların-----markasının 36, 37 ve 42. sınıflarda, ----- numaralı "-----" markasının da 36. ve 37. sınıflarda tescilli oldukları, davacı ve davalı markalarının tanınmış marka kapsamında olmadıkları, tarafların markalarının ana unsurunun "----" ibaresi olduğu, davalı tarafın --- ve ----- şeklindeki kullanımlar dikkate alındığında, markasal kullanımların davalı markasının tescilli olduğu 37 ve 42 sınıflardaki inşaat ve mühendislik hizmetlerin kapsamında olduğu,
yine bu kullanımların kötü niyetli kullanım da olmadığından-----şeklindeki kullanımlar yönünden davacının markasına tecavüzün oluştuğundan söz edilemeyeceği kabul edilmiş ve bu yöndeki marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın ----- şeklindeki markasal kullanımlarının tecavüz oluşturduğu yönündeki iddiaları da değerlendirilmiş, -----ibarelerini davalı tarafın inşaat alanında markasal olarak kullandığı, davalının inşaat veya mühendislik alanında tescilli markası olmadığı, davalı tarafın bu kullanımlarının marksal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği, davalı ortaklık adına tescilli --- numaralı "----" markasının ise inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri için tescilli olmadığı, davalıların "-----" ibaresinin tek başına kullanıldığı "----" ve " ------" markalarının kullanımının bu markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle ilgili olmadığı,
bu nedenle "------" ibaresinin davalılar tarafından inşaat hizmetlerinde ve mühendisilik hizmetlerinde tek başına kullanmalarının davacının tescilli ----- markasından kaynaklanan haklarını ihlal ettiği, davacının bu kullanımların önlenmesini talep edebileceği, davalılara ait internet sitelerinde de inşaat hizmetlerine ilişkin faaliyetlere yer verildiği,
bu nedenle -----alan adlarının da davacının markasının esas unsuru olan "-----" ibaresini içermesi nedeniyle marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, bu haliyle marka hakkına tecavüzün oluştuğu kabul edilerek marka hakkına tecavüzün tespitine, markaya tecavüzün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalılara ait ----- alan adlarının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi tazminat talepleri de değerlendirilmiş, Yargıtay Bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı mütecaviz davalıların elde ettikleri karı yoksun kaldığı kazanç olarak talep etmiş, bu haliyle davacı yoksun kaldığı kazancın davalının elde ettiği kara göre hesaplanmasını talep ve dava etmiştir.
Bu talep dikkate alınarak davalı tarafça sunulan defter ve kayıtlar dikkate alınarak alınan raporda hesaplandığı üzere 01.01.2016 - 04.10.2016 arası (278) günlük brüt karının 246.048 / 365 x 278 - 187.400,94 TL olduğu, Genel kabul gören yüzde 15 kar marjı dikkate alındığında, talep edilebilecek maddi tazminat miktarının 28.110,14 TL olacağı kabul edilmiş ve bu miktar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş,
yine belediye cevabi yazısında ----- projesi yönünden ruhsat tarihinin 01.01.2016 tarihi olduğu ve bu tarihten öncesine ilişkin bir ihlal tespit edilmediğinden ihlalin başlangıcı olarak bu tarih kabul edilmiş ve faizin başlangıcı olarak da bu tarih kabul edilerek tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, davalıların marka hakkına tecavüz eylemleri yönünden davacının markasının bilinirliği, tecavüz edilen markaların tescilli oldukları süre ve sayılarına, davalıya ait işletmenin ticaret hacmine, davalının kusur derecesine göre ve dava tarihindeki paranın alım gücüne göre 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu kabul edilerek bu miktar yönünden manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf dava konusu kararın yayınlanması talebinde bulunmuş, az yukarıda ifade edildiği üzere davalı tarafça davacının marka hakkına tecavüzde bulunduğunun sabit olduğu, bu haliyle davacı tarafın marka hakkına tecavüz talepleri yönünden kararın yayınlanması yönünden menfaatinin bulunduğu kabul edilerek marka hakkına tecavüz ve sonuçlarına ilişkin karar özetinin masrafı davalılardan alınmak sureti ile Türkiye' de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez kararın gazetede yayınlanması talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/125, K. 2025/86, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama